DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Savaş haberleri : Irak
ABD Irak'la savaşa doğru
Patrick Martin
23 Temmuz 2002
ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in geçen haftaki Türkiye gezisi Irak'a karşı geniş bir Amerikan askeri harekatına doğru yeni bir adıma işarettir. Wolfowitz petrol zengini bu ülke ile savaş konusunda yapılan planların önde gelen bürokratlarındandır. Gezisinin amacı böyle bir saldırı için iş birliği en gerekli olan yönetim ile üst düzey görüşmeler yapmaktır.
ABD'nin Irak'a saldırması, Amerikan Emperyalizmi'nin tarihinde sadece Kore ve Viyetnam'daki kanlı savaşlar ile karşılaştırılabilecek en büyük suçlarından biri olacaktır. Pentagon içerisinde yapılan araştırmalar bir ABD istilası durumunda onbinlerce sivilin yaşamını kaybedecegini göstermektedir. Eğer çatışma Bağdat caddelerine taşarsa ya da Bush yönetimi geçtiğimiz aylarda sinyallerini verdiği gibi taktiksel yada stratejik atom bombası kullanımına giderse ölü sayısı tahmin edilemeyen seviyelerde artacaktır.
Irak'a karşı bir savaşın amacının Saddam Hüseyin'i iktidardan indirip Irak'ta demokrasiyi kurmak olduğu iddia edilse de, kendisi 2000 seçimlerindeki demokrasi karşıtı bir darbenin ürünü olan Bush yönetiminin Bağdat'ta halk tarafından desteklenen bir yönetim kurmaya niyeti yoktur. Hedef, Irak'ın geniş petrol yataklarını ele geçirmek ve dünyanın en önemli petrol bölgeleri, Arap Yarımadası ve Orta Asya'da, rakipsiz bir hakimiyet kurmaktır.
Washington'un bölgedeki gerçek amacı Times of London gazetesinin 11 Temmuz tarihli yazısında şu başlıkla dile getirildi: "Dev petrol yatakları Batı'nın gözünü kamaştırıyor."
"Saddam Hüseyin'in iktidardan uzaklaştırılması Irak'ın zengin petrol yataklarını Batılı yatırımcılara açacak ve Sudi petrolüne bağımlılığın azalmasına imkan sağlayacaktır...Başka hiçbir ülke böyle bol petrol yatakları vaadetmiyor..."
Irak'ın kanıtlanmış 112 milyar varillik kaynakları Sudi Arabistan'ın 256 milyar varillik üretiminin ardından ikinci sıradadır. Dahası, özellikle Irak'ın güneyindeki Mecnun, Batı Kurna ve Nahr Umar' bölgelerinde herbiri Kuveyt'in petrol kaynakları kadar potansiyeli olan muazzam petrol yataklarıyla gerçek rakamın 220 milyar varile varabilecegi tahmin edilmektedir. Bir ilgili uzmanın İngiliz gazetesine söylediği gibi: "Dünyada bunun bir benzeri yok. Büyük ikramiye budur."
ABD'nin Irak'a karşı savaşa girmesinde aynı derecede önemli ikinci bir neden daha var. Savaş gün geçtikçe ülkeyi yönetenler tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nde derinleşen ekonomik ve sosyal krizden çıkabilmenin tek yolu olarak görülmektedir. Amerikan medyasındaki haber bültenleri savaşın zamanlaması hakkında rehavet yayarken, ki bu durum önümüzdeki kış yada 2003'ün başlarına kadar herhangi bir harekaat olmayacağı izlenimini bırakıyor, Bush yönetiminin üzerinde oturduğu politikalara desteğin azalması, Kasım seçimlerinden önce bir askeri saldırıya neden olabilir.
Borsadaki erime ile iş dünyasındaki suçlar hakkında süregelen raporların bulunduğu bir ortamda, ki bunların bazılarının Bush ve Cheney'le beraber kabinedeki bazı üyelerle kişisel olarak bağlantıdır, Beyaz Saray Cumhuriyetçi Parti'yi kurtarmanın tek yolunun muazzam bir askeri macera olduğuna karar verebilir. Bu macera Irak'ı ağır bir şekilde bombalamaktan, Bağdat'a Saddam Hüseyin'i öldürmek amaçlı kuvvet çıkartmaya, yada toptan işgale kadar değişebilir.
İsrail gazetesi Ha'aretz, Fransız hükümetinden yüksek bir yetkiliyi kaynak göstererek, Irak'a bir atağın Ağustos gibi erken bir zamanda gerçekleşebileceğini öne sürdü. Gazetenin yazdığına göre ABD basınında çıkan Amerikan birliklerinin yerleştirilmesindeki gecikme ve bölgedeki hükümetlerden destek almadaki problemler ile ilgili haberler "taktik gereği zamanlama, yer ve saldırı yöntemi ile ilgili yanlış bilgilendirme" amacıyla tasarlanmıştır. "Darbe Ağustos ortasında, Bush Texas'taki çiftliğinde tatil yapar görünürken, CIA destekli özel kuvvet baskını ve hedefe hava saldırıları şeklinde gelişirse Paris hükümetine sürpriz olmayacaktır."
ABD'nin savaş planları
Amerikan basınına sızdırılan Pentagon raporlarına göre, askeri kademeler Irak'a karşı bir savaşın, Sudi Arabistan'da 1990-1991 Körfez Savaşı sırasında inşa edilen askeri üstleri kullanmadan da, Türkiye ile küçük körfez ülkeleri Küveyt, Katar ve Bahreyn'den başarıyla yönlendirilebileceği sonucuna varmıştır.
Üç küçük körfez şeyhliği Amerika'nın bölgedeki askeri alt yapısının bir parçası olmaktan öte pek gitmemişlerdir. Geçen ay Savunma Bakanı Donald Rumsfeld bu üç ülkeyi ziyaret edip de Sudi Arabistan'a uğramaması, bölgedeki rejimlerin dikkatinden kaçmadı.
Kuveyt, Irak sınırından sadece 60 kilometre uzakta bir Amerikan üssü olan Doha kampına ev sahipliği yapmaktadır. Burası ABD Merkezi Komuta hücum karargahlarının olduğu bir bölgedir. Abrams tankları, Bradley savaş araçları ve Patriot hava-savunma füzeleri ile donanmış olan kamp 2000 kadar askeri personele sahiptir. Bu hem rakam hem savaş gücü olarak Küveyt Emiri'nin ordusunu gölgede bırakacak 8000 kişilik kara, hava ve deniz kuvvetlerinin bir parçasıdır.
Katar hali hazırda F-16 savaş uçakları, JSTAR keşif uçakları, KC-10 ve KC-135 hava tankerleri kullanan Amerikan havacılarına ev sahipliği yapan ve muazzam tesislerden oluşan Al Udeid hava üssünün bulunduğu yerdir. Al Udeid bölgedeki ABD hava operasyonları için ana komuta ve kontrol merkezi olarak hazırlanmaktadır. 1991 savaşında bu görevi üstlenen ancak şu anda Sudi monarşisinin koyduğu kısıtlamalarla kullanılmaz hale gelen Sudi Arabistandaki Prens Sultan hava üssünün yerini alacaktır.
Bir ada şeyhliği olan Bahreyn 4225 denizcisi ile ABD'nin körfezdeki en önemli deniz üssüdür. Geçen Aralık ayında Talaban'ın devrilmesini içeren Afganistandaki askeri harekatın ilk bölümünün tamamlanmasından sonra ABD Denizcilik Merkezi Komuta karargahları buraya kaydırılmıştı.
New York Times gazetesine sızdırılan ve 5 Temmuz tarihinde yayınlanan dökümanlarda dile getirilen ABD-Irak savaşındaki olası bir askeri senaryo güneyde körfezden, batıda Ürdün'den ve kuzeyde Türkiye'den olmak üzere aynı anda üçlü bir saldırı şeklinde olacaktır.
Ürdün'ün rolü 1991'e göre keskin bir dönüş göstermektedir. Ürdün'de Pentagon acilen daha büyük uçakların barınabilmesi amacıyla iki hava üssünde pistlerin uzatılmasını da içeren birkaç inşaat projesi yürütmektedir. Geçen ay CentCom'un komutanı General Tommy Franks Ürdün'ü ziyaret ederek Kral Abdullah ve üst düzey askeri personel ile görüşmelerde bulundu.
Türkiye'ye rüşvet
Wolfowitz'in Türkiye turu Irak'a saldırı için en önemli konumda bulunan bu ülkenin desteğini sağlamlaştırmak amacını güdüyordu. İncirlik'deki ABD hava üssü ülkenin kuzey yarısındaki hava harekatları için anahtar konumundadır ve Türkiye'deki limanlar ve kara yolları petrolün zengin olduğu Kerkük civarındaki yer harekatlarında gerekli olacaktır.
Başbakan Bülent Ecevit dahil olmak üzere Türkiye'deki yetkililer Amerikanın Irak'a tek yanlı saldırısına karşı olduklarını tekrar etmelerine rağmen, gerçek amaçları Washington'dan hem ekonomik olarak hem de Amerikanın beklendiği şekilde Bagdat'ı işgal etmesi durumunda savaş sonrası koşullar konusunda mümkün olan en iyi bedeli elde etmekti.
Türk yönetiminin en büyük endişesi Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devletinin ortaya çıkması ve Türkiye'nin güney doğusunda acımasızca bastırılan geniş nüfuslu Kürt azınlığın umudu haline gelmesidir. Wolfowitz İstanbul'a ayak bastıktan bir kaç saat sonra yaptığı bir konuşmada hemen bu duruma değinerek Amerikanın herhangi bağımsız bir Kürt devletine karşı olduğunu bildirdi.
Bir rapora göre, Türk yetkililer ABD-Irak savaşı sonrasında kuzey Irak'taki iki ana petrol üretim merkezi Kerkük ve Musul'un Kürt'lerin kontrolüne bırakılmayacağına dair Wolfowitz'den beyaanat talep etmişlerdir. Bu petrol alanlarının kontrolü, bir Kürt devleti için güçlü bir ekonomik alt yapı, Türkiye içinse savaşa verdiği destek veya fiilen katılıma karşılık önemli miktarda para getirecek bir ödül demektir.
Ankara'da daha basit hesapların da varolduğu biliniyor. New York Times gazetesinin 18 Temmuzdaki Wolfowitz'in ziyaretiyle ilgili yazısında "Türkiye Amerika Birleşik Devletlerinin 4 milyar dolardan fazla bir borcu silmesini istiyor ancak hükümet yetkilileri bugün Irak'ın Başkanı Saddam Hüseyin'i iktidardan indirecek askeri harekata destekleri için herhangi bir bedel belirtmediklerini söylediler." denilmiştir.
Türkiye dışında Bush yönetimi bölgede kendi gölgesi gibi hareket eden şeyh ve krallara danışıyormuş gibi dahi görünmüyor. Times gazetesi, son Pentagon senaryosu hakkında, "Raporda olası kullanım alanı olarak belirtilen ülkelerden hiçbirisinin böyle bir rolü oynama konusunda görüşleri alınmamıştır..." diye yazmaktadır.
Times gazetesi bunun "planlamanın daha ilk aşamasında" olduğunu gösterdiğini iddia ediyor. Daha doğru bir yaklaşım ise Bush yönetiminin bölgedeki insanların ulusal egemenlik haklarına saygı duymadığını söylemek olacaktır.
ABD'nin savaş planları sadece tek bir müttefik için önemli bir rol öngörüyor: körfezin bir önceki emperyalist hakimi İngiltere. Londra'daki 19 Temmuz tarihli haber kaynakları Başbakan Tony Blair'in yedek güçleri askeri göreve çağırma hazılıkları yaptığını ve gerektiğinde bölgeye gönderilebilmesi için tank birliklerini tatbikatlardan çektiğini bildirdiler. İngiliz gemileri ve savaş uçakları Umman, Bahreyn ve Türkiye'deki üstlerden işletiliyor.
ABD yetkilileri Irak'lıların göstermelik bile olsa Afganistan'daki Kuzey Birlikleri gibi aracılık yapmasının hayal edilemeyeceği sonucuna vardılar. Irak'taki burjuva muhalefeti içersindeki kesimler ne halk desteğine ne de askeri güce sahiptirler. Wolfowitz Türkiye ziyaretinden önce ana muhalefet gurubu olan Irak Ulusal Meclisi'nin temsilcileriyle bir araya geldi ve "Irak'taki dağınık muhalefet kuvvetlerinin durumu" hakkındaki "iç karartıcı rapor" olarak tarif edilenleri dinledi (New York Times, 5 Temmuz).
Bush yönetimi savaş için sadece uygun bir bahane arıyor. Bu ABD'nin silah müfettişlerinin tekrar Irak'a girmeleri ile ilgili pazarlıklardaki her hangi bir pürüz, veya kuzey ve güney Irak'ta ABD tarafından belirlenen "uçuş-yasaklı" bölgeleri denetleyen Amerikan ve İngiliz uçakları ile ilgili kasıtlı bir olay olabilir. Irak uçaksavarlarına karşılık verme iddasıyla gerçekleştirilen bombalama saldırılarında bir artış oldu. 2002'nin ilk beş ayında, 28 Şubat ve 19 Nisan'da, sadece iki büyük ölçekli saldırı gerçekleştirilirken, Haziran'ın ortasından itibaren altı kere bombalama gerçekleşti.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|