World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Savaş haberleri : Irak

Savaş karşıtı protesto eylemine katılan Mısırlılar isyana teşvik suçuyla yargılanıyor

Bill Vann
29 Ağustos 2003

Bu ayın başlarında, Mısır'daki Hüsnü Mübarek rejimi geçtiğimiz Mart ayında ABD'nin Irak'a karşı başlattığı savaşa karşı yapılan kitlesel protestolara katılmış olan beş eylemciye yönelik resmi suçlamada bulundu. Bu beş kişi-Eşref İbrahim, Nasır Faruk el-Bihiri, Yahya Fikri Amin Zahra, Mustafa Muhammed el-Basiuni ve Remon Edward Gindi Morgan-Olağanüstü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde suçlandılar.

35 yaşında bir mühendis olan Eşref İbrahim, geçtiğimiz Nisan ayında güvenlik güçleri tarafından tutuklanmıştı. İbrahim, resmi olarak suçlanmadan önce 111 gün gözaltında kaldı ve bu sürenin son 10 gününde açlık grevi yaptı. Diğer dört kişi ise henüz tutuklanabilmiş değil ve bildirildiğine göre bu kişiler teslim olup olmamak ve yargılanıp yargılanmamak konusunda hukuki tavsiye arayışı içersindeler.

Bu beş kişinin tamamı, gizli olarak "mevcut kurulu düzeni yıkmayı amaçlayan ve yeraltında faaliyet gösteren komünist bir örgüt" kurmakla suçlanıyorlar. İddia edilen bu örgütün lideri olarak görülen İbrahim, bunun dışında, uluslararası insan hakları kuruluşlarına gördüğü eziyetle ilgili açıklama yaparak "Mısır'ın konumuna ve prestijine zarar vermekle" de suçlanıyor. Suçlamalar Mısır yasalarının "ulusal bütünlüğü ve toplumsal barışı bozma"yı yasaklayan hükümlerine dayandırılıyor.

Mısır'da Devlet Başkanı Enver Sedat'ın 1981'de suikasta kurban gitmesinden bu yana uygulanmakta olan zalimane olağanüstü durum yasaları uyarınca, suçlanan beş kişinin tamamı 15 yıl hapse mahkum edilebilir. Mısır'da devlet güvenlik mahkemesi yargıçları devlet başkanı tarafından atanıyor ve askeri yetkilileri de içerebiliyor. Bu mahkemenin kararları temyiz edilemiyor. Mısır'daki insan hakları grupları - görünüşte teröristlere uygulanmak için ayrılmış bu yasaları - siyasi muhalifleri bastırmada tekrar tekrar kullanılmasını protesto ettiler.

Basında yer alan haberlere göre Mısırlı devlet savcıları İbrahim'e ve avukatlarına, İbrahim'in Mısır'ın siyasi polisi olan Devlet Güvenlik Soruşturması (DGS) üyeleri tarafından yoğun bir biçimde soruşturulmakta olduğunu söylediler. Mısır polisi İbrahim'in evini bastı ve bilgisayarına el koydu. İbrahim'in internetten sosyalist literatüre ait belgeleri, El Cezire televizyonundan çeşitli bilgileri ve insan hakları örgütlerine ait çeşitli belgeleri indirdiğini keşfettiler. Aynı zamanda Kahire'de 20 ve 21 Martta on binlerce insanı sokaklara döken savaş karşıtı gösterileri kaydetmek için kullanmış olduğu bir video kameraya da el koydular.

ABD'nin Irak'a karşı saldırganlığına duyulan yaygın nefretin Mısır'da kendi egemenliğini tehdit etmesinden korkan Mübarek rejimi, tazyikli su, köpekler ve elektrikli coplarla göstericilere saldırarak, savaş karşıtı protestoları acımasızca bastırmaya yöneldi. Protesto eylemlerinin sonrasında en az 800 kişi gözaltına alındı ve bu insanların bir çoğu dayağa ve işkenceye maruz kaldılar.

Mısırlı yetkililer İbrahim'in şiddet içeren bir eyleme ya da böyle bir eylemin planlanmasına katıldığına yönelik herhangi bir kanıt sunmadılar. Bunun yerine İbrahim'in bilgisayarındaki, içinde Marx, Lenin ve Trotskiy'e ait kimi yazıların da bulunduğu bazı dosyalar bulduklarını açıkladılar. Kaldığı apartman dairesinde yapılan aramada da Britanyalı haftalık dergi The Economist'te Mısır hükümetinin üst düzey yöneticilerinin yolsuzluklara bulaştığını anlatan bir makaleyi ele geçirdiler. Mübarek rejimi bu derginin dağıtımını yasaklamıştı.

İbrahim'in Savaşa karşı Mısırlılar ismindeki bir grupta ve Filistin Halkı ile Dayanışma komitesinde aktif olarak çalıştığı ve savaş karşıtı gösterilerin düzenlenmesinde rol oynadığı biliniyor.

Herhangi bir suçlama yapılmadan, uzun süre gözaltında bekletilmesi, belli ki İbrahim'i Mart ayında yapılan protestolara katılan diğer insanların kim olduklarını ifşa etmeye zorlamayı amaçlıyordu. İbrahim'in eşi Warda, Mısır gazetesi El Ahram'a güvenlik görevlilerinin kendisini defalarca sorgulamak üzere çağırdıklarını ve sayıları 20 ile 30 arasında değişen diğer eylemciler aleyhinde tanıklık yapmasını istediklerini anlattı. Warda eşiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Konuşmayı reddetti ve hâlâ hapiste olmasının nedeninin bu olduğunu düşünüyorum."

21 Temmuzda Turah Hapishanesinden gizlice çıkartılan bir mektupta İbrahim açlık grevine başladığını duyuruyor ve şunları yazıyordu: "Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak ve kızımın en temel haklarından biri olan istikrarlı bir aile yaşamına sahip olmayı, babasını görme hakkını savunmak için, ölmeye hazırım. Kızım geçtiğimiz 100 gün boyunca 'yurtdışında' olduğumu zannediyor."

Mısırlı yetkililer açlık grevine İbrahim'i yetersiz bir şekilde havalandırılan ve sıçanlarla dolu bir cezalandırma hücresine atarak karşılık verdiler. Kendisine yönelik resmi suçlamalar yapıldıktan sonra İbrahim grevi sona erdirdi, fakat insan hakları grupları onun sağlık durumu ile ilgili devam eden endişelerini dile getirdiler.

Bu dava ile Mısır hükümeti 20 yıldan bu yana ilk kez sanıkların komünist kışkırtıcılıkla suçlandıkları bir kamu davası düzenliyor. Belliki Mübarek rejimi geçen Mart ayında yapılan savaş karşıtı protestoların boyutu ve yoğunluğu karşısında şoke olmuş durumda. Hepsinin ötesinde rejim, harekete 1990'larda acımasızca bastırdığı İslamcı grupların değil, fakat daha çok rejime muhalif solcu unsurların önderlik etmesi karşısında endişelenmiş durumda.

İbrahim'e ve diğer dört davalıya yöneltilen suçlamalar Mısır'da öfkeli protestoların ortaya çıkmasına yol açtı. 21 Mısırlı siyasi örgüt ve insan hakları örgütlerinden oluşan bir koalisyon davayı "Mısır'daki siyasi eylemcileri ve grupları ve özellikle ABD'nin Irak'a karşı yürüttüğü savaşa ve işgale karşı çıkanları…terörize" etmeyi amaçlayan siyasi bir baskı olmakla suçladılar.

Açıklamada şöyle deniyordu: "Bu kızışma hükümetin Mısır'da toplumsal etkinlileri bastırmak için gösterdiği çabanın bir parçasıdır ve hükümetin Olağanüstü Hal Yasasını siyasi ve temel hakların savunuculuğunu yapan eylemcileri terörize etme amacında olduğunu göstermektedir."

El-Ahram gazetesinin verdiği bilgiye göre 300'den fazla insan savcılardan "İbrahim'in gözaltına alınmasına yol açan nedenlerin aynından dolayı" kendilerinin de tutuklanmasını talep eden bir dilekçeye imza attılar. İnsan hakları grupları 2 Ağustos'ta baş savcının Kahire'deki bürosunun önünde bir protesto gösterisi düzenlediler.

Beş sanığa yöneltilen bütün suçlamaların düşürülmesini ve Eşref İbrahim'in derhal serbest bırakılmasını talep eden mesajlarınızı Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in şu adresine gönderilebilirsiniz: webmaster@presidency.gov.eg.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır