DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Savaş haberleri : Irak
Savaş karşıtı protesto eylemine katılan Mısırlılar isyana teşvik suçuyla yargılanıyor
Bill Vann 29 Ağustos 2003
Bu ayın başlarında,
Mısır'daki Hüsnü Mübarek rejimi geçtiğimiz Mart ayında
ABD'nin Irak'a karşı başlattığı savaşa
karşı yapılan kitlesel protestolara katılmış olan
beş eylemciye yönelik resmi suçlamada bulundu. Bu beş
kişi-Eşref İbrahim, Nasır Faruk el-Bihiri, Yahya Fikri Amin
Zahra, Mustafa Muhammed el-Basiuni ve Remon Edward Gindi Morgan-Olağanüstü
Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde suçlandılar.
35 yaşında bir mühendis olan
Eşref İbrahim, geçtiğimiz Nisan ayında güvenlik güçleri
tarafından tutuklanmıştı. İbrahim, resmi olarak
suçlanmadan önce 111 gün gözaltında kaldı ve bu sürenin son 10
gününde açlık grevi yaptı. Diğer dört kişi ise henüz
tutuklanabilmiş değil ve bildirildiğine göre bu kişiler
teslim olup olmamak ve yargılanıp yargılanmamak konusunda hukuki
tavsiye arayışı içersindeler.
Bu beş kişinin tamamı, gizli
olarak "mevcut kurulu düzeni yıkmayı amaçlayan ve yeraltında
faaliyet gösteren komünist bir örgüt" kurmakla suçlanıyorlar. İddia
edilen bu örgütün lideri olarak görülen İbrahim, bunun
dışında, uluslararası insan hakları
kuruluşlarına gördüğü eziyetle ilgili açıklama yaparak "Mısır'ın
konumuna ve prestijine zarar vermekle" de suçlanıyor. Suçlamalar
Mısır yasalarının "ulusal bütünlüğü ve toplumsal
barışı bozma"yı yasaklayan hükümlerine
dayandırılıyor.
Mısır'da Devlet Başkanı
Enver Sedat'ın 1981'de suikasta kurban gitmesinden bu yana uygulanmakta
olan zalimane olağanüstü durum yasaları uyarınca, suçlanan
beş kişinin tamamı 15 yıl hapse mahkum edilebilir.
Mısır'da devlet güvenlik mahkemesi yargıçları devlet
başkanı tarafından atanıyor ve askeri yetkilileri de
içerebiliyor. Bu mahkemenin kararları temyiz edilemiyor.
Mısır'daki insan hakları grupları - görünüşte
teröristlere uygulanmak için ayrılmış bu yasaları - siyasi
muhalifleri bastırmada tekrar tekrar kullanılmasını
protesto ettiler.
Basında yer alan haberlere göre
Mısırlı devlet savcıları İbrahim'e ve
avukatlarına, İbrahim'in Mısır'ın siyasi polisi olan
Devlet Güvenlik Soruşturması (DGS) üyeleri tarafından yoğun
bir biçimde soruşturulmakta olduğunu söylediler. Mısır
polisi İbrahim'in evini bastı ve bilgisayarına el koydu.
İbrahim'in internetten sosyalist literatüre ait belgeleri, El Cezire
televizyonundan çeşitli bilgileri ve insan hakları örgütlerine ait
çeşitli belgeleri indirdiğini keşfettiler. Aynı zamanda
Kahire'de 20 ve 21 Martta on binlerce insanı sokaklara döken savaş
karşıtı gösterileri kaydetmek için kullanmış
olduğu bir video kameraya da el koydular.
ABD'nin Irak'a karşı
saldırganlığına duyulan yaygın nefretin
Mısır'da kendi egemenliğini tehdit etmesinden korkan Mübarek
rejimi, tazyikli su, köpekler ve elektrikli coplarla göstericilere
saldırarak, savaş karşıtı protestoları acımasızca
bastırmaya yöneldi. Protesto eylemlerinin sonrasında en az 800
kişi gözaltına alındı ve bu insanların bir çoğu
dayağa ve işkenceye maruz kaldılar.
Mısırlı yetkililer
İbrahim'in şiddet içeren bir eyleme ya da böyle bir eylemin
planlanmasına katıldığına yönelik herhangi bir
kanıt sunmadılar. Bunun yerine İbrahim'in bilgisayarındaki,
içinde Marx, Lenin ve Trotskiy'e ait kimi yazıların da bulunduğu
bazı dosyalar bulduklarını açıkladılar.
Kaldığı apartman dairesinde yapılan aramada da
Britanyalı haftalık dergi The Economist'te Mısır
hükümetinin üst düzey yöneticilerinin yolsuzluklara
bulaştığını anlatan bir makaleyi ele geçirdiler.
Mübarek rejimi bu derginin dağıtımını
yasaklamıştı.
İbrahim'in Savaşa karşı
Mısırlılar ismindeki bir grupta ve Filistin Halkı ile
Dayanışma komitesinde aktif olarak çalıştığı
ve savaş karşıtı gösterilerin düzenlenmesinde rol
oynadığı biliniyor.
Herhangi bir suçlama yapılmadan, uzun
süre gözaltında bekletilmesi, belli ki İbrahim'i Mart ayında
yapılan protestolara katılan diğer insanların kim
olduklarını ifşa etmeye zorlamayı amaçlıyordu.
İbrahim'in eşi Warda, Mısır gazetesi El Ahram'a
güvenlik görevlilerinin kendisini defalarca sorgulamak üzere
çağırdıklarını ve sayıları 20 ile 30
arasında değişen diğer eylemciler aleyhinde
tanıklık yapmasını istediklerini anlattı. Warda
eşiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Konuşmayı reddetti ve
hâlâ hapiste olmasının nedeninin bu olduğunu düşünüyorum."
21 Temmuzda Turah Hapishanesinden gizlice
çıkartılan bir mektupta İbrahim açlık grevine
başladığını duyuruyor ve şunları
yazıyordu: "Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak ve
kızımın en temel haklarından biri olan istikrarlı bir
aile yaşamına sahip olmayı, babasını görme
hakkını savunmak için, ölmeye hazırım. Kızım
geçtiğimiz 100 gün boyunca 'yurtdışında' olduğumu
zannediyor."
Mısırlı yetkililer açlık
grevine İbrahim'i yetersiz bir şekilde havalandırılan ve
sıçanlarla dolu bir cezalandırma hücresine atarak
karşılık verdiler. Kendisine yönelik resmi suçlamalar yapıldıktan
sonra İbrahim grevi sona erdirdi, fakat insan hakları grupları
onun sağlık durumu ile ilgili devam eden endişelerini dile
getirdiler.
Bu dava ile Mısır hükümeti 20
yıldan bu yana ilk kez sanıkların komünist
kışkırtıcılıkla suçlandıkları bir kamu
davası düzenliyor. Belliki Mübarek rejimi geçen Mart ayında
yapılan savaş karşıtı protestoların boyutu ve
yoğunluğu karşısında şoke olmuş durumda.
Hepsinin ötesinde rejim, harekete 1990'larda acımasızca bastırdığı
İslamcı grupların değil, fakat daha çok rejime muhalif
solcu unsurların önderlik etmesi karşısında
endişelenmiş durumda.
İbrahim'e ve diğer dört
davalıya yöneltilen suçlamalar Mısır'da öfkeli
protestoların ortaya çıkmasına yol açtı. 21
Mısırlı siyasi örgüt ve insan hakları örgütlerinden
oluşan bir koalisyon davayı "Mısır'daki siyasi eylemcileri
ve grupları ve özellikle ABD'nin Irak'a karşı yürüttüğü
savaşa ve işgale karşı çıkanları
terörize" etmeyi
amaçlayan siyasi bir baskı olmakla suçladılar.
Açıklamada şöyle deniyordu: "Bu
kızışma hükümetin Mısır'da toplumsal etkinlileri bastırmak
için gösterdiği çabanın bir parçasıdır ve hükümetin
Olağanüstü Hal Yasasını siyasi ve temel hakların
savunuculuğunu yapan eylemcileri terörize etme amacında olduğunu
göstermektedir."
El-Ahram gazetesinin verdiği bilgiye göre 300'den fazla insan savcılardan
"İbrahim'in gözaltına alınmasına yol açan nedenlerin
aynından dolayı" kendilerinin de tutuklanmasını talep eden
bir dilekçeye imza attılar. İnsan hakları grupları 2
Ağustos'ta baş savcının Kahire'deki bürosunun önünde bir
protesto gösterisi düzenlediler.
Beş sanığa yöneltilen bütün
suçlamaların düşürülmesini ve Eşref İbrahim'in derhal
serbest bırakılmasını talep eden
mesajlarınızı Mısır Devlet Başkanı Hüsnü
Mübarek'in şu adresine gönderilebilirsiniz: webmaster@presidency.gov.eg.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|