World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler

Hong Kong'ta yapılan protestolar Tung yönetimini yalıttı

John Chan
30 Temmuz 2003

Hong Kong'da, sert anti-terör yasası ile ilgili olarak çok kısa bir süre önce yaşanan siyasi kriz geçici olarak durulurken, temelde yatan sorunların hiçbiri çözülmeden duruyor. 1 Temmuzda yapılan 500.000 kişilik kitlesel gösterinin ardından, Hong Kong Yönetim Kurulu Başkanı Tung Chee-hwa yeni yasaların çıkarılmasından vazgeçti. Ancak Tung yasaların çok geçmeden çıkartılması konusunda ısrar eden Pekin tarafından baskı altında tutulurken, demokratik hakları korumayı hedefleyen protestocularla bir kez daha karşı karşıya gelmek için ortam hazırlıyor.

Yaşanan krizin ortasında, Tung'un kendi konumu da şüpheli hale gelmiş durumda. Tung'un kimi yakın müttefikleri de dahil olmak üzere, Hong Kong'un siyasi ve ticari düzeninin kimi kesimleri onu muhalefetin patlak vermesine yol açan politikalarla ilgili olarak günah keçisi yapmak istiyorlar. Pekin ise tasarıyı yasalaştırma konusunda ki başarısızlığı nedeniyle Tung'u eleştiriyor olsa da, onu yerinden etmeye niyetli değil.

19-20 Temmuz'da, hafta sonunda Tung Pekin'i ziyaret ettiğinde, Başkan Hu Jintao ve Başbakan Wen Jiabao kendisini desteklediklerinin işaretini verdiler ve anti-terör yasasının geçirilmesi için yeni bir girişimde bulunulmasını istediler. Resmi Xinhua haber ajansı Hu Jintao'nun şu sözlerini aktardı: "Elverişli ticari ortamın korunması ve Hong Kong'un uluslararası finans, ticaret ve ulaşım merkezi olma özelliğini sürdürmesi yalnızca Hong Kong'da toplumsal istikrarın sürmesi ile sağlanabilir." Wen ise televizyonda şu açıklamayı yaptı: "İnanıyorum ki Hong Kong Yönetim Kurulu Başkanı Tung Chee-hwa, Hong Kong'da yaşayanların karşı karşıya oldukları sorunları aşmalarını sağlayacaktır."

Bununla birlikte Tung'un yönetimi ciddi biçimde zayıfladı. İş çevrelerinden yana olan Liberal Parti'nin önderi James Tien 7 Temmuz'da, kendisini gözden düşmüş olan hükümetten ayırabilmek için, Yürütme Konseyi'nden çekildi. Tien'in istifası, Tung'u Hong Kong yasama meclisinden güvenlik yasasını ya da vergilerin artırılması türünden diğer önlemleri geçirmesini garanti altına alan çoğunluktan yoksun bıraktı.

Siyasi gerilimleri azaltabilmek için Tung'un kabinesinin en sevilmeyen iki figürü -Maliye Bakanı Anthony Leung ve Güvenlik Bakanı Regina Ip- 16 Temmuzda istifa etmeye zorlandılar. Leung, Mart ayında otomobil vergilerini yükseltmeden birkaç hafta önce, kendisine lüks bir otomobil almakla suçlanıyor. Ip ise, anti-terör yasaları konusunda sıradan işçilere danışmaya gerek olmadığını küstahça ilan ettikten sonra, muhalefetin hedefi haline geldi.

Bu istifaları iki büyük gösteri izledi. Başlangıçta Ulusal Güvenlik Yasası'nın 9 Temmuzda geçmesi gerekiyordu, fakat o gün Yasama Konseyi'nin önünde 50.000 protestocu toplandı ve yasanın bütünüyle iptalini ve genel oy hakkının tanınmasını talep etti. Göstericiler üzerlerine "İktidarı halka geri verin" yazan beyaz tişörtler giymiş olarak geldiler ve Tung'un istifasını isteyen sloganlar attılar. Yaptığı bir basın toplantısında Tung, yönetiminin "devasa zorluklarla" yüz yüze olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Gösteriye katılanların bir çoğu işçiler ve genç insanlardı. Ev hizmetlisi olarak çalışan Liu Yuk-lin, Washington Post'a şunları söyledi: "O [Tung] istifa etmeli! Ondan hoşlanmıyoruz!" Emekli elektrikçi Ho Chin, 1 Temmuz gösterisine katıldığını ve "oy verebilmek" istediğini söyledi. Bir memur olan Kitty Lam Associated Press'e şöyle dedi: "1 Temmuz yürüyüşü bize halkın gücünü öğretti. Bu demokrasinin başlangıcıdır."

13 Temmuzdaki bir başka protestoya 20.000 kişi katıldı. 1 Temmuz protestosunda olduğu gibi, daha sonra yapılan iki gösteriye de nispeten çok sayıda insanın katılmış olması, halkın geniş kesimleri içinde, demokratik haklara yapılan saldırılara yönelik derin bir hoşnutsuzluğun olduğuna işaret ediyor. Hong Kong'un Temel Yasaları içinde 23. Madde altında yasalaşacak olan tasarı, Çin'in polis devleti yöntemlerini eski Britanya sömürgesine etkin bir biçimde yayacak. Yasa, Falun Gong ve Çin Demokrasi Hareketi gibi Çin'de yasaklanmış olan, ancak hali hazırda Hong Kong'a sığınmış bulunan grupların kovuşturulmasına olanak sağlayacak.

Hong Kong'daki protestoların Çin'in başka yerlerinde siyasi çalkantıları tetikleyebileceğinin tamamıyla farkında olan Pekin gösterilere sadece bir "azınlığın" katıldığını öne sürerek, gösterilerin önemini hafifsedi. Örneğin Halkın Günlüğü 10 Temmuzda Demokrat Parti'yi ve Katolik Kilisesini gösterileri kışkırtmakla suçladı. Gazete şu açıklamayı yaptı: "Onların [Hong Kong'luların] büyük çoğunluğu kendi fikirlerini ifade edişlerinin hükümeti felç edecek ve krize sokacak bir siyasi fırtınaya dönüşmesini istemiyor."

Pekin, yerel ticari önderlerle ve önde gelen siyasi partilerle içinde bulunulan istikrarsız durumla ilgili istişarede bulunmak üzere 10 günlüğüne 15 ile 20 arasında değişen sayıda orta dereceli yetkiliyi Hong Kong'a gönderdi. Ekip içinde Hong Kong ve Macau ile İlişkiler Bürosu'dan, Devlet Güvenlik Bakanlığı'ndan ve çeşitli istihbarat örgütlerinden merkezi hükümet yetkilileri de yer alıyor.

Çinli yetkililer, kişisel olarak, muhalefetin boyutunu kabul ediyorlar. Demokrat Parti'den bir parlamenter iki yetkili ile yaptığı görüşmenin ardından, Güney Çin Sabah Postası'na şu açıklamayı yaptı: "Yürüyüşün dış güçlerce gerçekleştirildiği düşüncesinde olmadıkları izlenimini edindim. Hong Kong'un istikrarını etkileyecek olan mevcut siyasi krizin, kontrolden çıkmasından endişe ediyorlar."

Bu aşamada Pekin Tung'u desteklemekten başka fazla bir seçeneği olmadığını hissediyor. Pekin'deki Halkın Üniversitesi'nde akademisyen olan Shi Yinhong Washington Post'a şu yorumu yaptı: "Onların [Pekin önderliğinin] korkusu ikili bir etkinin ortaya çıkması. Eğer merkezi hükümet geri basarsa, Hong Kong yıkıcı faaliyetler için bir üs haline gelecek. Aynı zamanda Çin halkı Komünist Partisi'nin yanılmaz olmadığı ve halkın gücü olarak adlandırılan şeyin bir etkisi olabileceği sonucuna varacak."

Tung, 1997 ve 2002 yıllarında Pekin yanlısı iş adamları ve profesyonellerden oluşan 800 üyeli Seçim Komitesi tarafından "seçildi". Britanya'nın Hong Kong'u devrettiği sırada koyulan koşullar gereği, Çin, 2007'de bu anti-demokratik sistemi gözden geçirmek ve bir tür genel oy hakkını hayata geçirmek durumunda. Pekin, henüz Hong Kong'un parlamentosu üzerinde tam manasıyla denetime sahipken, anti-terör yasasının çıkması için bastırıyor.

Hong Kong'da kötüleşen ekonomik ve toplumsal koşullarla ilgili olarak artan bir hoşnutsuzluk var. Adanın ekonomisi 1997-98 Asya mali krizi ile ağır bir darbe aldı ve Şangay gibi kendisi için rakip haline gelen Çin'in önde gelen şehirleri tarafından by-pass edilmeye başlandı. Çin'in 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne girmesi Hong Kong'un anakaraya ekonomik giriş kapısı olma özelliğini gittikçe daha fazla ortadan kaldırıyor.

Tung'un göreve getirilmesinden altı yıl sonra, Hong Kong hükümeti 8 milyar dolarlık ya da diğer bir deyişle şehrin GSYİH'nın yüzde 6'sı oranında, çok büyük bir açık verdi. Bu açık, düşen hisse senedi fiyatlarının, deflasyonun ve kısa bir süre önce patlayan gayrimenkul balonun etkisiyle ortaya çıktı. SARS salgınının etkisini göstermesinin ardından açıklanan son resmi işsizlik oranı, Haziran ayında yüzde 8,6 oldu -bu Asya Pasifik bölgesindeki en yüksek ikinci oran. Buna karşılık hükümetin son uyguladığı "rahatlatma" politikası sadece, ayda 350-400 dolar gibi düşük düzeyde gelir sağlayan 8.000 iş yaratabildi.

Hong Kong'da yaşanan son olaylar, Hu Jintao ve Wen Jiabao'dan oluşan yeni Çin önderliğinin Çin'de daha açık, demokratik bir sisteme doğru adım atacaklarına dair iddiaların gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Bu önderliğin Hong Kong'daki protestolara karşı tutumu kendinden öncekiler ölçüsünde otokratik oldu. Çin önderliği, derin bir antipati duyulan Tung yönetimini destekledi ve ondan, ısrarla, gelecekte ortaya çıkacak olan muhalefete karşı polis devleti önlemlerini almasını sağlayacak yeni anti-terör yasası konusunda bastırmasını istedi.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır