World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Seçim haberleri : 2003 Kaliforniya seçimleri

Kaliforniya valilik seçimlerine katılan sosyalist aday John Christopher Burton, ABD'nin doğusunda yaşanan elektrik kesintisiyle ilgili olarak kapsamlı bir soruşturma yap& 305;lmasını talep etti

John Christopher Burton
16 Ağustos 2003

Aşağıdaki açıklama 7 Ekimde yapılması kararlaştırılan Kaliforniya geri çağırma seçimlerine bağımsız aday olarak katılan sivil haklar avukatı ve bir sosyalist olan John Christopher Burton tarafından 15 Ağustos Cuma günü yayınlandı. Burton şimdiki vali Gray Davis'in geri çağrılmasına "hayır" oyu kullanılması çağrısını yaparken, Kaliforniyalılardan Davis'i geri çağırmanın başarılı olması ve görevinden alınması durumunda, büyük sermayeye bağlı iki partinin adaylarına karşı sosyalist bir alternatif için kendisine oy vermelerini istiyor. Sosyalist Eşitlik Partisi Burton'un adaylığını destekliyor.

Kuzeydoğu ve Orta batıda yaşayan 50 milyon insanı enerjiden yoksun bir halde ve susuz bırakan elektrik sistemi arızasının her yönüyle, açıklık içinde ve kamuoyuna önünde soruşturulması gerekmektedir. Olaylar geçtiğimiz iki gün içerisinde can alıcı bir gerçeği ortaya koydu: Kaliforniya'da yaşanan ekonomik ve toplumsal kriz sadece Kaliforniya'nın bir sorunu değildir. Bundan çok, bu kriz kapsamı ulusal ve uluslararası olan bir krizin ifadesidir. Sıradan insanlar için yarattığı felaketli sonuçlarla birlikte toplumsal altyapının çöküşü mevcut ekonomik ve siyasi sistemin bir suçudur.

ABD'de enerji sisteminde yaşanan son çöküşümün ortaya çıkardığı hasarın boyutlarını -işini kaybedecek olanlar, sıkıntıya düşen küçük işletmeler, milyonlarca insanın sağlığı ve esenliği açısından- tam olarak belirleyebilmek için henüz vakit çok erken. Bununla birlikte çok sayıda insanın yaşamının berbat olacağı ve kimilerinin ise yaşamını kaybedeceğine şüphe yok.

Elektrik kesintisinin bugünkü nedeni ne olursa olsun, bu durum enerji sektörünün sistematik bir biçimde deregüle edilmesi [kuralsızlaştırılması] ve sektöre egemen olan devasa şirketlerin üzerindeki her türden ciddi kamu denetiminin kaldırılması ile ilişkilidir. Aynı koşullar, Enron ve diğer şirketlerin toplumsal açıdan yıkıcı ve suçla dolu yöntemler kullanarak, Kaliforniya'yı birbirini izleyen elektrik arızaları ve kesintilerin neden olduğu bir kabusa iterek ve eyaletin bütçesini tüketerek, kârlarını arttırmalarına olanak sağladı. Elektrik santrali ve ekipmanlar eskimeye ve çürümeye bırakıldı ve akılcı ve toplumsal olarak sorumlu örgütlenmenin her türlü şekli, piyasa anarşisinin işleyişine ve tekil firmaların ve büyük yatırımcıların bireysel servetlerini büyütmelerine kurban edildi.

Amerika'da bugüne kadar yaşanmış olan bu en büyük enerji fiyaskosu Kaliforniya ekonomisinin istikrarsızlığının üzerine, modern toplumun -bütün o muazzam ve karmaşık gereksinimleriyle- ihtiyaçlarını, özel servetin ve kurumsal kârın birikimine bağımlı hale getiren bir sistemin cinnetinin ibret dersi olarak eklenmelidir.

Doğu Sahilinde 1965 yılında ve New York'ta 1977 yılında yaşanan son büyük elektrik kesintilerinden bu yana, teknolojide ve nüfus yapısında günlük yaşamı güvenli ve emniyetli bir enerji kaynağına çok daha fazla bağımlı hale getiren devasa değişiklikler yaşandı. İnsanlar ve ülkeler arasındaki ilişkiler çok daha iç içe girdi, karmaşıklaştı ve yakınlaştı. Bunun için -25 yıl önce emekçilerin yaşamlarında hemen hemen hiç yeri olmayan- bilgisayarların, internetin ve uydu aracılığıyla iletişimin gündelik yaşam içinde oynadığı rolü göz önünde bulundurmak yeterli olacaktır.

Bu geçen dönem boyunca, enerjinin üretimi ve dağıtımı üzerindeki zaten çok sınırlı ve yetersiz bir düzeyde bulunan toplumsal denetim büsbütün ortadan kaldırıldı ve nüfusun büyük bir bölümü enerji piyasasında kendi dar çıkarları adına "oynayan" -yani onu manipüle eden- büyük sermayenin insafına terk edildi. Bu asalaklığın en açık biçimidir.

Kapitalist piyasanın anti-sosyal ve akıl dışı işleyişi suçla iç içe geçmiş durumda. Enron'dan Kenneth Lay'ın soygunculuğu Kaliforniya'da artık çok iyi biliniyor. Ancak bu hafta yaşanan elektrik kesintisine benzer uygulamalar yol açtı.

Cuma günü kapitalist piyasa ekonomisinin bir muhalifi olarak sayılamayacak olan Wall Street Journal, şu habere yer verdi: "Bu yılın başında 1965 kesintisinden sonra oluşturulan Kuzey Amerika Elektrik Güvenilirliği Konseyi, Kongreyi 'elektrik üreticileri üzerindeki ekonomik ve siyasi baskılar artarken' ve elektrik şirketleri kendi fonksiyonlarından koparken 'KAEGK kural ihlallerinin sayısında ve ciddiyetinde bir artış görmektedir.'"

Kaliforniya halkı, ABD ve giderek artan bir biçimde bütün dünya büyük sermaye üzerinde daha önceleri varolan kamu gözetiminin ve düzenlemelerin parçalanmasının bedelin ödüyor. Kapitalist sistemin 1930'lardaki çöküşü Amerikan sermayesinin daha uzak görüşlü temsilcilerini, kâr sistemini kendi yıkıcı etkilerinden ve artan toplumsal devrim tehdidinden korumak için bile olsa sanayi tekellerinin ve bankaların işlemleri üzerinde belli bir dereceye kadar denetimin olması gerektiğine ikna etmişti. Bu nedenle demiryollarını, hava ulaşımını, kamyonculuğu, bankacılığı, hisse senedi piyasasını ve radyo dalgalarını düzenleyen devlet daireleri kuruldu.

Bununla birlikte geçtiğimiz çeyrek yüzyıl boyunca temel sektörlerdeki uzayan kârlılık krizine bağlı olarak Amerikan egemenlerinin en güçlü kesimleri geçmişin derslerini bir kenara attı ve ısrarla büyük sermaye üzerindeki bu türden bütün gözetimlerin kaldırılmasını istemeye başladı. Her iki ana parti de -Demokratlar ve Cumhuriyetçiler- bu gündemin gereklerini yerine getirdiler. Büyük sermayenin elinde ve denetiminde olan ABD medyası, daha önceki kuşakların kapitalist pazarın var olduğu kabul edilen "sihri" konusunda edindikleri travmatik derslerin, kitlelerin hafızasından silinmesi sağlamak için elinden geleni yaparak kamuoyunun kafasını karıştırdı ve onu manipüle etti.

Bush yönetimi, daha şimdiden bu hafta yaşanan elektrik kesintisinin üzerini örtmeye çalışıyor. Kenneth Lay'i ve Enron'u korumuş, 11 Eylül ve şarbon saldırılarına yönelik her türlü ciddi soruşturmayı engellemiş, bütün politikalarını -ülke içinde uyguladığı baskıdan yurtdışında giriştiği savaşlara kadar- yalanlara dayandırmış bir hükümetten gerçek bir soruşturma yapması beklenemez. Ne de bu hükümete biat etmekte ve suç ortaklığını sürdürmekte olan Demokratların herhangi bir şey yapması beklenebilir.

Kaliforniya geri çağırma seçimlerine sosyalist bir aday olarak katılıyorum çünkü, sadece Kaliforniya'yı değil, fakat bütün ülkeyi etkisi altına alan krize ancak mevcut ekonomik ve toplumsal sistemin temelinde yatan öncülleri -bireysel servetin ve şirket kârlarının insan ihtiyaçları üzerindeki egemenliğini- reddeden bir program ilerici ve demokratik bir çözüm önerebilir.

Elektrik arızası ile ilgili olarak eksiksiz ve halka açık bir soruşturma yapılması çağrısı yapıyorum. Bu felakete yol açan koşullardan hangi şirketler sorumlu? Bunlar hangi mali kuruluşlara bağlı? Bunların Bush yönetimi ve Cumhuriyetçi ve Demokrat parti ile olan siyasi bağları nelerdir? Enerji sektörünün deregüle edilmesi ve bütünlüğünün bozulması altyapının çöküşünde ne tür bir rol oynadı?

Bunun ötesinde büyük sermayeyi deregüle etmeye yönelik bütün önlemlerin tamamının kaldırılması çağrısını yapıyorum. Piyasanın insanlar üzerindeki zorbalığına son verilmelidir.

Uygun fiyatla, verimli ve istikrarlı enerji sağlanmasını güvence altına alabilmek için büyük enerji şirketlerinin kamu kuruluşları haline getirilmesini ve emekçilerin demokratik denetimine tabi olmalarını savunuyorum. Ancak bu temelde elektrik enerjisinin üretimi ve dağıtımı akılcı ve toplumsal çıkarlar temelinde örgütlenebilir.

Büyük sermayeye bağlı olan partilerin ve siyasetçilerin hiçbiri böyle bir politikayı ya da emekçilerin karşı karşıya oldukları sorunları -işsizlik, yetersiz sağlık hizmeti, dökülen okullar, konut sorunu, yoksulluk- ciddi olarak halletmeye yönelik bir başka önlemi onaylamayacaktır. Emekçiler kendi çıkarları için mücadele etmek üzere kendi bağımsız partilerini kurmalıdırlar. Bu parti politikalarını desteklediğim Sosyalist Eşitlik Partisi'dir. Sadece bu parti programının merkezine demokratik hakların savunulmasını ve toplumsal eşitlik için mücadeleyi koymaktadır.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır