World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Diğer haberler ve analizler

ABD doları nereye?

3 Aralık 2003
Nick Beams

ABD dolarındaki değer kaybı yavaş yavaş mı devam edecek ya da Amerikan mali piyasalarından ani bir fon çıkışıyla birlikte bir mali kriz mi patlak verecek? ABD’nin borçluluğu yeni doruklara ulaşırken, bu soru dünya mali piyasalarında daha sık sorulmaya başlandı.

Geçen hafta, ABD’ye yatırım akışının Eylül ayında beş yıla yakın bir süredir en düşük düzeyine gerilediği haberinin duyulmasının ardından, ABD doları euro karşısında yaklaşık olarak 1.20 $’a gerileyerek rekor düzeydeki en düşük değerine ulaştı.

Bu tedirginliğin nedeni ABD’nin cari işlemler açığı ve dış borç rakamlarına bakıldığında görülebilir. Bu yıl, cari işlemler açığı, Federal Reserve Board’un [ABD’deki merkezi para otoritesi –ç.n.] ABD ekonomisi için potansiyel sorunları simgelediğini söylediği, gayrı safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5’ini aştı. ABD, yıllık 500 milyar doların üzerinde seyretmekte olan ödemeler dengesi açığını finanse edebilmek için, her işgününde 2 milyar dolardan fazla bir sermaye akışına ihtiyaç duyuyor ve gelecek yıl için bu rakamın 3 milyar dolara yükseleceği tahmin ediliyor.

İşte bu nedenle, Ağustos ayında 50 milyar dolar olan net yabancı fon akışının Eylül ayında 4 milyar dolara gerilemiş olması –bu, 1998 Ekim’inde Uzun Dönemli Sermaye Yönetim hedge fonunun [hisse senedi veya bonoların borç olarak alıp verilmesine izin vererek yüksek kazanç sağlayabilen ‘imtiyazlı’ fonlar –ç.n.] çöküşünün yol açtığı krizden bu yana görülen en düşük düzey- mali piyasalarda bir sarsıntının yaşanmasına yol açtı. Borsalar düştü ve mali belirsizlik zamanlarında yükselme eğilimi gösteren altının fiyatı, son yedi yılın en yüksek noktasına, ons başına 400 dolara ulaştı.

Financial Times’ın Asya haberleri editörü Daniel Bogler, Pazartesi günü yayınlanan köşe yazısında mali akıştaki gerilemeyi "ayın en korkutucu istatistiği" olarak adlandırdı. Bogler, bu gerilemenin, Asya’nın merkez bankalarının fonlarını ABD dolarından başka yerlere kaydırmalarının başlangıcı olabileceği uyarısını yaptı. "Son yıllarda Asya ülkeleri kendi para birimlerinin değerini düşük tutmak için dolar alıp, sonra bu dolarları ABD varlıklarına, büyük ölçüde de Hazine bonolarına yatırıyorlardı. Eğer Asya bu parayı başka yerlere yönledirirse, bunun dolar, ABD bonolarının getirileri ve reel ekonomi üzerinde ciddi bir etkisi olacaktır."

El değiştirecek para miktarı çok büyük. Son verilere göre, geçen ay Asya merkez bankalarının yabancı para rezervleri 1.8 trilyon dolardı ve bunun büyük bölümü ABD’de tutuluyordu. Eğer bu para başka bir yere doğru hareket etmeye başlarsa, o zaman ABD mali piyasaları bundan ciddi biçimde etkilenecektir. Şu anda yabancı yatırımların ABD hükümetinin alınıp satılabilen borcunun yüzde 40’ına, ABD şirket bonolarının yüzde 26’sına ve ABD hisse senetlerinin yüzde 13’üne sahip oldukları tahmin ediliyor.

Öyle görünüyor ki, yatırım akışındaki gerilemenin yanı sıra, mali piyasadaki tedirginliğin bir başka nedeni de, Bush yönetiminin Çin’den yapılan tekstil ve giyim eşyası ithalatına kota koyma kararı oldu.

Bu karar Financial Times’ın geçtiğimiz Cumartesi günü yayınlanan başyazısında iğneli sözlerle eleştirildi. Yazı, doların geçtiğimiz yıllarda, özellikle euroya karşı ulaştığı "stratosferik yükseklikten" aşağıya düşmesini memnunlukla karşılarken şuna dikkat çekiyordu: "sorun, aşağıya doğru kayış, küresel talebi yeniden dengelemeye yardımcı olacak şekilde, yavaş yavaş ve kontrollü mü olacak, yoksa yatırımcılar arasında korku salacak şekilde hızlı ve ani mi olacak. Ve şu ana kadar ki kaymalar büyük ölçüde yumuşak başlı iken, Bush yönetimi piyasaların yıkıma ne derece dirençli olduklarını test etmeye yönelmişe benziyor."

Yazı, Çin’in tekstil ihracatına küçük oranda bir kota koymanın, uluslararası ticaret üzerinde az bir etki yapacağını belirttikten sonra, piyasaların "güneydoğu Asya’ya darbe indirmenin, gelecek Kasım ayında Kovboy ülkesinde işe yarayacağı prensibinden hareketle uluslararası ekonomi politikası uyguluyor görünen ABD yönetiminin beceriksiz politikalarının yeni bir kanıtı olması durumunda" paniğe kapılacağını söyleyerek devam ediyor.

Bush yönetiminin korumacı önlemleri, aynı zamanda Federal Reserve Board başkanı Alan Greenspan’in alışılmadık eleştirel yorumlarına neden oldu. Geçen hafta, Cato Enstitüsün’deki mali konferansta ABD cari hesap açığı konusunda konuşurken, ABD’nin dış açığının 2001 resesyonunda gerilemişken, bu yıl GSYİH’nın yüzde 5’ine ulaşarak rekor düzeye çıktığına işaret etti. Bu "artan bir endişe" kaynağı, çünkü bu tutar, finanse edilmesi gittikçe güçleşebilecek olan devasa bir borç stoğunun üzerine ekleniyor.

Buna karşılık, kısa bir süre önce Morgen Stanley’nin baş ekonomisti Stephen Roach’un belirttiği gibi "mali dengesizlikleri rasyonalize etme konusunda özel bir yaratıcılık ustası olan" Greenspan, konuşmasının devamında, eğer küreselleşme sürecinin ilerlemesine ve bu sürecin daha esnek bir uluslararası mali sistem yaratmasına izin verilmesi durumunda, "tarihin, mevcut dengesizliklerin, küçük sıkıntılarla zararsız hale getirilebildiğini" gösterdiğini söyledi.

Yine de Greenspan, sözlerine "önemli bir uyarı" ile son verdi. Bush yönetiminin aldığı önlemlere doğrudan gönderme yapmadan, "artan sayıdaki korumacılık bulutunun günümüzün ufkunda gittikçe daha fazla görülmeye başladığını" belirtti.

Greenspan şöyle devam etti: "Mevcut büyük boyutlu dengesizlikler bağlamında bu türden yeni korumacı girişimler küresel ekonominin esnekliğinin belirgin bir biçimde azalmasına neden olabilir. Dolayısıyla ufak ufak sokulmakta olan korumacılığın önünün kesilmesi ve tersine çevrilmesi zorunludur."

Greenspan, ABD’nin mali istikrarının deyim yerindeyse "yabancıların kibarlığına" her zamankinden daha fazla bağımlı olduğu koşullarda, Bush yönetiminin önce çelik üzerinde ve şimdi de Çin tekstiline karşı korumacı önlemleri uygulamaya koymasının, hem Avrupa’nın hem de Asya’nın kimi misillemelere başvurmasından ve bu şekilde mali piyasaları istikrarsızlaştırmasından ve ciddi bir krizin yaşanmasından açıkça endişe duyuyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır