World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Tarih

11 Eylül –Şili’deki ABD destekli darbenin üzerinden 30 yıl geçti

11 Eylül, General Augusto Pinochet’nin faşist-askeri diktatörlüğünü iktidara taşıyan ABD destekli kanlı darbenin 30. yıl dönümüne işaret ediyor. Şili’de ağır bir yenilgiyle sonuçlanan bu mücadele uluslararası işçi sınıfının en önemli stratejik deneyimlerinden birini oluşturuyor. Darbenin kendisi, dünyanın bugün olduğu haliyle şekillenmesinde küçümsenemeyecek bir rol oynadı.

Darbenin yıldönümü nedeniyle yapılan uluslararası yorumların çoğunluğu, ordunun Santiago’daki La Moneda başkanlık sarayını bombardımana tabii tutarken yaşamına son veren Şili’nin Sosyalist Partili Başbakanı Salvador Allende’nin trajik kaderi üzerinde odaklanıyordu.

Büyük bir devrimci mücadelenin içine girmiş olan Şili işçi sınıfının sosyal demokrat parti ve Stalinist Şili Komünist Partisi’nin egemenliğindeki bir koalisyon olan Allende’nin Halk Cephesi hükümeti tarafından korkunç bir biçimde ihanete uğratılmış olduğu ise, daha az hatırlandı.

Binlerce işçi ve genç toplanarak, işkence görüp idam edilecekleri Santiago futbol stadyumuna ve diğer geçici toplama kamplarına kondular. Bunun da ötesinde, Şili’deki darbe, Latin Amerika’nın güneyinde on binlerce sendikacının, öğrencinin, köylünün ve sosyalist aydının yaşamına kastedecek olan siyasi toplu kıyımın yoğunlaşacağının habercisiydi.

Nixon’ın idaresindeki Washington, ABD’nin bütün ekonomik gücünü Şili’yi boğazlamak için kullanırken, CIA ordunun iktidarı ele geçirmesini nihai olarak sağlamadan önce ekonomik kaosu ve siyasi terörü kışkırtıyordu.

Yine de Şili’de yenilgi kaçınılmaz değildi. Allende’nin Halk Cephesi hükümetinin 1970’te iktidara gelişinden 1973’te yapılan darbeye kadar geçen süre boyunca Şili’de işçiler patronların lokavtlarına ve provokasyonlarına, fabrikaları, ulaşımı ve mal ve hizmet tedarikini ele geçiren ve işleten sanayi kordonları ya da işçi konseyleri örgütleyerek cevap veren, olağanüstü bir devrimci mayalanma içindeydiler.

Sosyalist-Komünist parti hükümeti ABD destekli karşı devrime, işçi sınıfını bastırıp taviz vererek sağı yatıştırmayı deneyen, "İç savaşa hayır" sloganı ile karşılık verdi. Hükümet 1973’te fabrikaları zorla geri alarak, Pinochet ve diğer generalleri kabineye sokarak ve en militan işçileri bastırarak, gelmekte olan darbenin hazırlanmasına nesnel olarak yardımcı oldu.

Şili olayları, hem Fransa’da Mayıs- Haziran 1968 genel grevine, 1969’da İtalya ve Almanya’da yaşanan grev dalgasına, hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde özellikle 1974’de Nixon yönetiminin düşüşüne yol açan şehir isyanlarına ve militan endüstriyel mücadelelere tanıklık eden, 1960’ların sonlarında ve 1970’lerin başlarında dünya çapında yaşanan işçi sınıfı kabarışının bir parçası olarak ortaya çıktı. Nixon yönetiminin düştüğü yılda Portekiz ve Yunanistan’daki faşist-askeri rejimler ayaklanmalarla yıkılırken, Britanya’da madencilerin grevi Heath hükümetini alaşağı ediyordu.

Bu dönemde kapitalizmin uluslararası düzlemde ayakta kalabilmesi –uluslararası olarak Şili’de yaptığı gibi- işçi sınıfını sosyalist devrim yolundan ayıran Stalinist, sosyal demokrat ve sendika bürokrasilerinin ihanetleri sayesinde mümkün olacaktı.

Özel olarak Şili’de bu ihanete, Dördüncü Enternasyonal’in programını Fidel Castro ve Che Guevara’nın gerillacı teorilerini öne sürmek üzere terk etmiş olan ve bu yolla işçi sınıfı içinde alternatif bir devrimci önderliğin ortaya çıkmasını önlemeye destek olan Michel Pablo ve Ernest Mandel’in önderliğindeki revizyonist eğilim tarafından yardımcı olundu.

1973 yılının mevcut koşulları altında Şili’de başarılı bir devrimin dünyanın durumunu dönüştürme potansiyeli vardı. Şili devriminin yenilgisi ve Şilili işçilerin aldıkları korkunç darbeler, bütün Latin Amerika’da ve daha başka yerlerde, gelirlerde, toplumsal koşullarda ve işçilerin temel haklarında yıkıcı kayıpların yaşanmasına yol açan daha büyük boyutlu bir kapitalist taarruzun uygulamaya konulmasına hizmet etti. O zamandan bu yana ABD hükümet yetkilileri, büyük patronlar ve sağcı iktisatçılar kitle kıyımı ve işkence üzerine kurulu Şili ekonomik modelinin çığırtkanlığını yapıyorlar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır