|
Tarih Sanat Eleştirisi Polemikler Bilim Bildiriler Röportajlar Okur Mektupları DSWS Hakkında DİĞER DİLLER ANA BAŞLIKLAR Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri |
DSWS : DSWS/TR : Tarih
11 Eylül –Şilideki ABD destekli darbenin üzerinden 30 yıl geçti11 Eylül, General Augusto Pinochetnin faşist-askeri diktatörlüğünü iktidara taşıyan ABD destekli kanlı darbenin 30. yıl dönümüne işaret ediyor. Şilide ağır bir yenilgiyle sonuçlanan bu mücadele uluslararası işçi sınıfının en önemli stratejik deneyimlerinden birini oluşturuyor. Darbenin kendisi, dünyanın bugün olduğu haliyle şekillenmesinde küçümsenemeyecek bir rol oynadı. Darbenin yıldönümü nedeniyle yapılan uluslararası yorumların çoğunluğu, ordunun Santiagodaki La Moneda başkanlık sarayını bombardımana tabii tutarken yaşamına son veren Şilinin Sosyalist Partili Başbakanı Salvador Allendenin trajik kaderi üzerinde odaklanıyordu. Büyük bir devrimci mücadelenin içine girmiş olan Şili işçi sınıfının sosyal demokrat parti ve Stalinist Şili Komünist Partisinin egemenliğindeki bir koalisyon olan Allendenin Halk Cephesi hükümeti tarafından korkunç bir biçimde ihanete uğratılmış olduğu ise, daha az hatırlandı. Binlerce işçi ve genç toplanarak, işkence görüp idam edilecekleri Santiago futbol stadyumuna ve diğer geçici toplama kamplarına kondular. Bunun da ötesinde, Şilideki darbe, Latin Amerikanın güneyinde on binlerce sendikacının, öğrencinin, köylünün ve sosyalist aydının yaşamına kastedecek olan siyasi toplu kıyımın yoğunlaşacağının habercisiydi. Nixonın idaresindeki Washington, ABDnin bütün ekonomik gücünü Şiliyi boğazlamak için kullanırken, CIA ordunun iktidarı ele geçirmesini nihai olarak sağlamadan önce ekonomik kaosu ve siyasi terörü kışkırtıyordu. Yine de Şilide yenilgi kaçınılmaz değildi. Allendenin Halk Cephesi hükümetinin 1970te iktidara gelişinden 1973te yapılan darbeye kadar geçen süre boyunca Şilide işçiler patronların lokavtlarına ve provokasyonlarına, fabrikaları, ulaşımı ve mal ve hizmet tedarikini ele geçiren ve işleten sanayi kordonları ya da işçi konseyleri örgütleyerek cevap veren, olağanüstü bir devrimci mayalanma içindeydiler. Sosyalist-Komünist parti hükümeti ABD destekli karşı devrime, işçi sınıfını bastırıp taviz vererek sağı yatıştırmayı deneyen, "İç savaşa hayır" sloganı ile karşılık verdi. Hükümet 1973te fabrikaları zorla geri alarak, Pinochet ve diğer generalleri kabineye sokarak ve en militan işçileri bastırarak, gelmekte olan darbenin hazırlanmasına nesnel olarak yardımcı oldu. Şili olayları, hem Fransada Mayıs- Haziran 1968 genel grevine, 1969da İtalya ve Almanyada yaşanan grev dalgasına, hem de Amerika Birleşik Devletlerinde özellikle 1974de Nixon yönetiminin düşüşüne yol açan şehir isyanlarına ve militan endüstriyel mücadelelere tanıklık eden, 1960ların sonlarında ve 1970lerin başlarında dünya çapında yaşanan işçi sınıfı kabarışının bir parçası olarak ortaya çıktı. Nixon yönetiminin düştüğü yılda Portekiz ve Yunanistandaki faşist-askeri rejimler ayaklanmalarla yıkılırken, Britanyada madencilerin grevi Heath hükümetini alaşağı ediyordu. Bu dönemde kapitalizmin uluslararası düzlemde ayakta kalabilmesi –uluslararası olarak Şilide yaptığı gibi- işçi sınıfını sosyalist devrim yolundan ayıran Stalinist, sosyal demokrat ve sendika bürokrasilerinin ihanetleri sayesinde mümkün olacaktı. Özel olarak Şilide bu ihanete, Dördüncü Enternasyonalin programını Fidel Castro ve Che Guevaranın gerillacı teorilerini öne sürmek üzere terk etmiş olan ve bu yolla işçi sınıfı içinde alternatif bir devrimci önderliğin ortaya çıkmasını önlemeye destek olan Michel Pablo ve Ernest Mandelin önderliğindeki revizyonist eğilim tarafından yardımcı olundu. 1973 yılının mevcut koşulları altında Şilide başarılı bir devrimin dünyanın durumunu dönüştürme potansiyeli vardı. Şili devriminin yenilgisi ve Şilili işçilerin aldıkları korkunç darbeler, bütün Latin Amerikada ve daha başka yerlerde, gelirlerde, toplumsal koşullarda ve işçilerin temel haklarında yıkıcı kayıpların yaşanmasına yol açan daha büyük boyutlu bir kapitalist taarruzun uygulamaya konulmasına hizmet etti. O zamandan bu yana ABD hükümet yetkilileri, büyük patronlar ve sağcı iktisatçılar kitle kıyımı ve işkence üzerine kurulu Şili ekonomik modelinin çığırtkanlığını yapıyorlar.
Telif Hakkı 1998-2008 Dünya Sosyalist Web Sitesi Bütün hakları saklıdır |