DSWS : DSWS/TR : Röportajlar
David King ile Komiser Gözden Kayboluyor başlıklı sergisinin açılışında yapılan
söyleşi
"Devrimi
Stalin ve onun rejimi mahvetti"
Stefan Steinberg 29 Aralık 1998
Aşağıda David King'in 1998
yılının sonlarında Berlin'de düzenlenen "Komiser Gözden
Kayboluyor" adlı sergisi sırasında Stefan Steinberg'in, King'le
yapmış olduğu kısa söyleşiyi sitemizin Türkçe
bölümünün okurlarına David King'i tanıtabilmek amacıyla
yayınlıyoruz.
İlk olarak David King'e serginin arka
planını sordum.
Bu tür bir sergiyi gerçekleştirmek için gerekli
olan parayı bulmanın kolay bir şey
olmadığının bilinmesi gerekir. Başlangıçta biraz
zaman aldı. Burası serginin üçüncü durağı. İlki
Viyana'da, ikincisi Milano'da yapıldı. Amaç bu işe biraz daha ivme
kazandırmak. Sergi burada, Berlin'de, iyi gidiyor ve bir bütün olarak değerlendirdiğimde
durumdan memnunum.
Serginin iyi yanı, burada,
basılmış kopyaların yanı sıra, orijinal malzemeyi
görme şansınız var. Örneğin vitrinli kabinlerin içinde yer
alan her şey orijinal ve bunların nereden -bir gazeteden mi, dergiden
mi ya da bir belgeden mi- alındığını görebilirsiniz.
Sergi bütün binanın 10 odasına yayılmış durumda ve
şu ana kadar medya sergiye çok ilgi gösterdi.
Sergi ne tür tepkilerin ortaya
çıkmasına yol açtı?
Aslında, düşmanca bir tepki pek
olmadı. Topladığım malzemeyi kimse tartışma
konusu yapamaz. Burada sergilenenler üzerinden hiç kimse Stalin'i ya da
Stalinizmi savunamaz. Bununla birlikte Milano'da eğlendirici bir deneyim
yaşadım. Sergiyi gezen dört ziyaretçi bana yaklaştılar ve
beni yaptığım rötuşlardan dolayı övdüler.
[Gülüşmeler] Bunun bir tür sanat gösterisi olduğunu
düşünmüşlerdi -bana çok komik geldi. Fakat daha
şaşırtıcı olanı bazen benzer bir tepkiyi
Moskova'da insanların zihinlerine çizilmiş olan resimlerden
dolayı -örneğin Lenin ve Gorkiy'i bir arada gösteren resimde
olduğu gibi- alabiliyor olmanız. Lenin ve Gorkiy'i birlikte gösteren
çok ilginç, çok uzun, dar, herkesin gördüğü ve bildiği bir resim
vardır -ancak bu şekle sahip herhangi bir negatif yoktur.
Aslında bu resim Komünist Enternasyonal'in İkinci Dünya Kongresine
katılan delegelerin çekilmiş bir grup fotoğrafının
kesilmiş ve rötuşlanmış halidir. Moskova'da, resmin 25
insanı gösteren orijinal baskısını görenlerin
şaşkın bakışlarıyla
karşılaştım: kendi kendilerine soruyorlardı
-"Gerçekten böyle bir şey olabilir mi?"
Çalışmana nasıl ve ne zaman
başladın?
Malzeme toplamaya ilk olarak 1970'te
başladım. Rusya'ya gittim ve Trotskiy ile ilgi malzeme aradım ve
hiçbir şey bulamadım. Trotskiy'le neden ilgilendiğimi sordular.
Devrim için önemli olan Stalin'dir, Trotskiy değil dediler. Londra'ya geri
döndüğümde görsel bir tarih çalışması yapmaya
kararlıydım -Sovyetler Birliği'nde neler olduğunu
olabildiğince gerçeğe bağlı bir şekilde anlatan bir
görsel tarih olacaktı bu. O zamandan bu yana toplamaya devam ediyorum ve
bunu apaçık sosyalist bir perspektifle yapıyorum; Richard Pipes ve
Robert Conquest ve benzerlerinin yaptığı gibi değil
[Soğuk Savaşın/anti-komünist tarihçileri]. Ve bir şey daha
-altmışların sonlarında siyaset üzerine, Trotskiy'in
düşüncelerini de içeren, çok sayıda şey yazıldı ancak
insanlar bunları alıp okumuyorlardı. Ancak çalışma
arkadaşım Francis [Wyndham] ve ben 1972'de Trotskiy'in ilk resimli
biyografisini hazırladığımızda bu kitap 25.000 adet
sattı. Metroda trende bu kitabın Britanya'nın en önde gelen
yayınevlerinden biri olan Penguin yayınlarından
çıkmış karton kapaklı kopyasını okuyan
insanları görebiliyordunuz. Düşüncemiz insanları Trotskiy'in
düşüncesiyle ilişkiye geçirmek ve böylelikle insanları onunla
ilgili ve onun eserlerini okumaya cesaretlendirmekti.
King'e Komünizmin Kara Kitabı'nın
yayınlanmasına eşlik ederek Lenin'i ve Rus Devrimi'nin
kazanımlarını Stalin'le ve Stalinizmle eşitleyen mevcut
kampanyanın ışığında kendi çalışmasının
geçerliliği konusunda ne düşündüğünü sordum.
Evet, elbette böyle bir teze
katılmıyorum. Bu dönemde benim yaptığım işi
yapmak gerçekten de çok zor ancak, elbette ki Lenin ve Stalin arasında
hiçbir siyasi süreklilik yoktur. Devrimi Stalin ve onun rejimi mahvetti, o komünizme
dair umutları mahvetti. Serginin 3 numaralı odada yer alan
resimlerine bakmanız yeterli olacaktır. Orada
ağırlıkla NKVD'nin Stalin'in gorilleri tarafından
alınıp götürülen sıradan, bütünüyle masum insanların gizli
polisteki fotoğrafları var -erkek, kadın ve çocuk; evlerinden
zorla alınıp götürülen ve vurulan insanlar bunlar. Onlar gulaga bile
gidemediler.
Başka yerlerde de sergi açma
planın var mı; mesela sergiyi Moskova'ya götürmek gibi?
Şu an için değil. Sergiyi Moskova'ya
götürmenin önünde çok büyük zorluklar olduğunu biliyorum. KGB
aygıtının gücünü sembolize eden Felix Dzerzhinskiy heykelini
restore etmek istediklerini biliyor musun? Daha önceleri Moskova'da Lubyanka
hapishanesinin önünde dururdu. Züganov'un Komünist Partisi'nin milletvekillerin
çoğu heykelin restorasyonu için lehte oy kullandılar. Bu gerçekten
korkutucu çünkü Sovyetler Birliği'ndeki kaos ortamında bu adamlar
[KGB] arka planda durmaktaydılar. Şimdi şöyle söylüyorlar:
"Bizim ellerimiz temiz, işleri denetim altına alma konusunda bize bir
şans verin." Bu belki de benim sergimin sadece kuru bir tarihsel egzersiz
olmadığını gösteriyor. Sergim bugün için de önemli olan
soruları gündeme getiriyor ve onlara açıklık kazandırmaya
çalışıyor.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|