|
Tarih Sanat Eleştirisi Polemikler Bilim Bildiriler Röportajlar Okur Mektupları DSWS Hakkında DİĞER DİLLER ANA BAŞLIKLAR Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri |
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Diğer haberler ve analizler
Dünya ekonomisi büyüyor ancak dengesizlikler de artıyorNick Beams 16 Ekim 2003Uluslararası Para Fonu, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3,2 ve 2004 yılında yüzde 4,1 oranında büyüyeceğine dair Nisan ayında yapmış olduğu öngörüsünü korudu. Bu tahmin hesapları, İMF/Dünya Bankasının Dubaide yapılan yıllık toplantılarının tamamlanmasından sonra, geçen hafta yayınlanan Dünya Ekonomik Durumunda yer alıyor. Raporun tanıtımını yapan baş ekonomist Kenneth Rogoff, İMFnin "uzun bir süreden bu yana ilk defa küresel ekonomide büyümenin normale döneceği ya da daha iyiye gideceği konusunda makul bir iyimserlik içinde olduğunu" söyledi. Ancak raporun kendisi ve basın toplantısında Rogoffun yaptığı yorumlar, dünya ekonomisinin "normal"e dönmekten uzak olduğuna ve belirgin dengesizliklerin dünya ekonomisine şekil verdiğine işaret ediyor. Rogoff, önceden hazırlamış olduğu konuşmasında büyümenin "dengeli" olmayacağını vurguladı. ABDde ve "yükselen Asyada" sorun çıkışın ne kadar süreyle devam ettirilebileceğiyken, "Avrupa hâlâ virajı almaya çalışıyor." Japonyanın durumu iyileşme gösteriyorsa da, "durum hâlâ parçalı bulutlu." Rogoff, Japonyanın büyümesinde son zamanlarda bir artış yaşanıyor olsa da "vakit henüz...Japonyanın sıkıntılarını geride bıraktığını söylemek için çok erken" dedi. Çin ve "yükselen Asya" ile yapılan ticaret büyümeye yardımcı oluyorsa da, şirketlerin ve bankaların bilançolarının temelinde yatan sorunlar, artan devlet borçlanması ve güçlü deflasyonist beklentiler hâlâ sürdürülebilir bir büyümenin önündeki en önemli engeller olarak duruyor." Avrupa söz konusu olduğunda iyi haberler sadece başka ülkelerden gelen haberler olacak ve "ekonomik toparlanma görmek isteyen Avrupalıların çoğu bunu televizyonlardan izlemek zorunda kalacak." Yılın ilk yarısında Almanya, İtalya ve Hollanda resesyondaydılar ve yılın ikinci yarısında euro alanında gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH) düşerken, "tüketici güveninin zayıf oluşu ve kırılgan şirket bilançoları önde gelen sorunlar". Raporun tamamında Avrupa ekonomisinin sorunlarının altı çiziliyor. Raporda şöyle deniliyor: "birbirini izleyen üç yıl boyunca Alman ekonomisi zayıf bir konumda kalarak bütün euro bölgesine, bölgenin ortalama performansının altında katkı yaptı ve bir toparlanma yaşanması olasılığını tehlikeye soktu." Rogoff, küresel ekonomiye yönelik riskler arasında "Amerika Birleşik Devletlerinin dünya tasarruflarının büyük bir bölümünü emdiğine ve dünya tasarrufunun çoğunu Asyanın sağladığı bir ortamda, düzelmeye başlamadan önce daha da kötüleşeceğe benzeyen küresel cari işlemler dengesizliklerinin dağılım şekline" dikkat çekti. Hali hazırda 500 milyar dolar düzeyinde seyreden ve gayrı safi yurtiçi hasılanın yaklaşık olarak yüzde 5ine tekabül eden ödemeler dengesi açığı nedeniyle ABD bu tutarın dünyanın geri kalan kısmından kendisine akmasına ihtiyaç duyuyor. 1990ların sonundaki son mali balonda bu akışı sağlayan baş etmen Amerikan piyasasının göreli olarak daha yüksek kazanç sağlama olanağı sunuyor olmasıydı. Ancak şimdilerde Amerikan hisse senetlerindeki yabancı yatırımlar büyük ölçüde kurumuş durumda ve akışın büyük bir bölümü dolar karşısında kendi paralarının revalüe olmasını engellemek ve bu şekilde dünya pazarında rekabet marjını korumak isteyen Asya merkez bankalarının satın aldıkları ABD Hazine Bonoları ve diğer devlet garantili borçlar sağlıyor. The Economistte göre şu anda Asyalı kuruluşlar, çoğu dolar cinsi varlıklara yatırılmış olan, yaklaşık 1.66 trilyon dolar tutarında yabancı para rezervine sahipler. Çinin ABDnin kamu borçlarının yaklaşık olarak 290 milyon dolarlık kısmını elinde tuttuğu tahmin ediliyor ve Japon para otoriteleri bu yıl Ocak ile Ağustos ayları arasında, yenin değerinin artmasını engelleyebilmek için 78 milyar dolar harcadılar. Mali dengesizliklerin küresel ekonominin toparlanma olasılığı üzerinde ne tür etkileri olabileceği sorulduğunda, Rogoff, bunların gelecek iki ile dört yıl arasında değişen bir sürede etki yapabileceğini söyledi. "Bu küresel ekonominin tepesinde sallanmakta olan ciddi bir tehdit. Dengesiz toparlanma ile birlikte durum muhtemelen daha da kötüye gidiyor." İMFnin en azından 2008 yılına kadar GSYİHnın yüzde 4ünün altına düşmeyeceğini düşündüğü ABDnin cari işlemler açığı belirli bir noktada "çözülmek" zorunda ve "bu olduğunda dolarda keskin bir düşüş yaşanacak." Ekonomik düzelme sırasında mali balonun ortaya çıkıp çıkmayacağına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, Rogoff, küresel dengesizlikler sorununa dönerek, İMFnin borçluluğun artışını "küresel ekonomideki merkezi risklerden biri" olarak gördüğünü belirtti. Rogoff, ABDnin cari işlemler açığının artışıyla ilgili olarak duyulan endişelerden birinin, ABDnin dünyanın geri kalanından sağladığı "büyük boyutlu borçlanmanın" artık gelecekte daha hızlı bir büyümeyi sağlayacak olan büyük boyutlu yatırımları finanse etmek için kullanılmaması olduğunu söyledi. Hisse senedi balonunun patlamasının ardından, hükümetin ve özel sektörün dünyanın geri kalanından ağır bir biçimde borçlanmasıyla birlikte, cari işlemler açığı, eksi tasarrufu temsil eder hale geldi. Bu sorunlardan bazılarına Kolombiya Üniversitesi ekonomi profesörlerinden Joseph Stiglitzin 17 Eylülde Guardianda yayınlanan yazısında da değiniliyor. Stiglitz, ABD ekonomisinde artan dengesizliğin – hem ödemeler dengesi açığının, hem de Bush yönetimi tarafından daha da artırılan bütçe açıklarının – dünyanın geri kalanı için endişe kaynağı olması gerektiğine işaret ediyor. Eğer Amerika dünyanın tasarruf birikimini devasa miktarlarda emmeye devam ederse, bu en sonunda fon kıtlığı nedeniyle faiz oranlarının artmasına ve yatırımların ve büyümenin gerilemesine yol açacak. ABDnin ticaret açığının aynı zamanda yatırımcıların portföy bileşimlerini değiştirmeleri ve ABD varlıklarından uzaklaşmaları durumunda küresel bir istikrarsızlığa yol açması tehlikesi de var. Stiglitz, aynı zamanda Bush yönetiminin serbest piyasanın faziletlerini övüyor olsa da, suçu başkalarına yıkma arayışı içinde korumacılığa dönebileceğini söylüyor. "Amerikanın görmüş olduğu yol hem Amerika, hem de dünyanın geri kalanı için aynı derecede kaygı vericidir: olabildiğince büyük açık vermek. Uzun vadede bu politika ABD ve dolayısıyla bütün dünya için kötü şeylerin olacağına delalet etmektedir."
Telif Hakkı 1998-2008 Dünya Sosyalist Web Sitesi Bütün hakları saklıdır |