World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Diğer haberler ve analizler

Dünya ekonomisi büyüyor ancak dengesizlikler de artıyor

Nick Beams
16 Ekim 2003

Uluslararası Para Fonu, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3,2 ve 2004 yılında yüzde 4,1 oranında büyüyeceğine dair Nisan ayında yapmış olduğu öngörüsünü korudu. Bu tahmin hesapları, İMF/Dünya Bankası’nın Dubai’de yapılan yıllık toplantılarının tamamlanmasından sonra, geçen hafta yayınlanan Dünya Ekonomik Durumu’nda yer alıyor.

Raporun tanıtımını yapan baş ekonomist Kenneth Rogoff, İMF’nin "uzun bir süreden bu yana ilk defa küresel ekonomide büyümenin normale döneceği ya da daha iyiye gideceği konusunda makul bir iyimserlik içinde olduğunu" söyledi. Ancak raporun kendisi ve basın toplantısında Rogoff’un yaptığı yorumlar, dünya ekonomisinin "normal"e dönmekten uzak olduğuna ve belirgin dengesizliklerin dünya ekonomisine şekil verdiğine işaret ediyor.

Rogoff, önceden hazırlamış olduğu konuşmasında büyümenin "dengeli" olmayacağını vurguladı. ABD’de ve "yükselen Asya’da" sorun çıkışın ne kadar süreyle devam ettirilebileceğiyken, "Avrupa hâlâ virajı almaya çalışıyor." Japonya’nın durumu iyileşme gösteriyorsa da, "durum hâlâ parçalı bulutlu."

Rogoff, Japonya’nın büyümesinde son zamanlarda bir artış yaşanıyor olsa da "vakit henüz...Japonya’nın sıkıntılarını geride bıraktığını söylemek için çok erken" dedi. Çin ve "yükselen Asya" ile yapılan ticaret büyümeye yardımcı oluyorsa da, şirketlerin ve bankaların bilançolarının temelinde yatan sorunlar, artan devlet borçlanması ve güçlü deflasyonist beklentiler hâlâ ‘sürdürülebilir bir büyümenin’ önündeki en önemli engeller olarak duruyor."

Avrupa söz konusu olduğunda iyi haberler sadece başka ülkelerden gelen haberler olacak ve "ekonomik toparlanma görmek isteyen Avrupalıların çoğu bunu televizyonlardan izlemek zorunda kalacak." Yılın ilk yarısında Almanya, İtalya ve Hollanda resesyondaydılar ve yılın ikinci yarısında euro alanında gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH) düşerken, "tüketici güveninin zayıf oluşu ve kırılgan şirket bilançoları önde gelen sorunlar".

Raporun tamamında Avrupa ekonomisinin sorunlarının altı çiziliyor. Raporda şöyle deniliyor: "birbirini izleyen üç yıl boyunca Alman ekonomisi zayıf bir konumda kalarak bütün euro bölgesine, bölgenin ortalama performansının altında katkı yaptı ve bir toparlanma yaşanması olasılığını tehlikeye soktu."

Rogoff, küresel ekonomiye yönelik riskler arasında "Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya tasarruflarının büyük bir bölümünü emdiğine ve dünya tasarrufunun çoğunu Asya’nın sağladığı bir ortamda, düzelmeye başlamadan önce daha da kötüleşeceğe benzeyen küresel cari işlemler dengesizliklerinin dağılım şekline" dikkat çekti.

Hali hazırda 500 milyar dolar düzeyinde seyreden ve gayrı safi yurtiçi hasılanın yaklaşık olarak yüzde 5’ine tekabül eden ödemeler dengesi açığı nedeniyle ABD bu tutarın dünyanın geri kalan kısmından kendisine akmasına ihtiyaç duyuyor. 1990’ların sonundaki son mali balonda bu akışı sağlayan baş etmen Amerikan piyasasının göreli olarak daha yüksek kazanç sağlama olanağı sunuyor olmasıydı. Ancak şimdilerde Amerikan hisse senetlerindeki yabancı yatırımlar büyük ölçüde kurumuş durumda ve akışın büyük bir bölümü dolar karşısında kendi paralarının revalüe olmasını engellemek ve bu şekilde dünya pazarında rekabet marjını korumak isteyen Asya merkez bankalarının satın aldıkları ABD Hazine Bonoları ve diğer devlet garantili borçlar sağlıyor.

The Economist’te göre şu anda Asyalı kuruluşlar, çoğu dolar cinsi varlıklara yatırılmış olan, yaklaşık 1.66 trilyon dolar tutarında yabancı para rezervine sahipler. Çin’in ABD’nin kamu borçlarının yaklaşık olarak 290 milyon dolarlık kısmını elinde tuttuğu tahmin ediliyor ve Japon para otoriteleri bu yıl Ocak ile Ağustos ayları arasında, yenin değerinin artmasını engelleyebilmek için 78 milyar dolar harcadılar.

Mali dengesizliklerin küresel ekonominin toparlanma olasılığı üzerinde ne tür etkileri olabileceği sorulduğunda, Rogoff, bunların gelecek iki ile dört yıl arasında değişen bir sürede etki yapabileceğini söyledi.

"Bu küresel ekonominin tepesinde sallanmakta olan ciddi bir tehdit. Dengesiz toparlanma ile birlikte durum muhtemelen daha da kötüye gidiyor." İMF’nin en azından 2008 yılına kadar GSYİH’nın yüzde 4’ünün altına düşmeyeceğini düşündüğü ABD’nin cari işlemler açığı belirli bir noktada "çözülmek" zorunda ve "bu olduğunda dolarda keskin bir düşüş yaşanacak."

Ekonomik düzelme sırasında mali balonun ortaya çıkıp çıkmayacağına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, Rogoff, küresel dengesizlikler sorununa dönerek, İMF’nin borçluluğun artışını "küresel ekonomideki merkezi risklerden biri" olarak gördüğünü belirtti.

Rogoff, ABD’nin cari işlemler açığının artışıyla ilgili olarak duyulan endişelerden birinin, ABD’nin dünyanın geri kalanından sağladığı "büyük boyutlu borçlanmanın" artık gelecekte daha hızlı bir büyümeyi sağlayacak olan büyük boyutlu yatırımları finanse etmek için kullanılmaması olduğunu söyledi. Hisse senedi balonunun patlamasının ardından, hükümetin ve özel sektörün dünyanın geri kalanından ağır bir biçimde borçlanmasıyla birlikte, cari işlemler açığı, eksi tasarrufu temsil eder hale geldi.

Bu sorunlardan bazılarına Kolombiya Üniversitesi ekonomi profesörlerinden Joseph Stiglitz’in 17 Eylül’de Guardian’da yayınlanan yazısında da değiniliyor. Stiglitz, ABD ekonomisinde artan dengesizliğin – hem ödemeler dengesi açığının, hem de Bush yönetimi tarafından daha da artırılan bütçe açıklarının – dünyanın geri kalanı için endişe kaynağı olması gerektiğine işaret ediyor.

Eğer Amerika dünyanın tasarruf birikimini devasa miktarlarda emmeye devam ederse, bu en sonunda fon kıtlığı nedeniyle faiz oranlarının artmasına ve yatırımların ve büyümenin gerilemesine yol açacak. ABD’nin ticaret açığının aynı zamanda yatırımcıların portföy bileşimlerini değiştirmeleri ve ABD varlıklarından uzaklaşmaları durumunda küresel bir istikrarsızlığa yol açması tehlikesi de var.

Stiglitz, aynı zamanda Bush yönetiminin serbest piyasanın faziletlerini övüyor olsa da, suçu başkalarına yıkma arayışı içinde korumacılığa dönebileceğini söylüyor.

"Amerika’nın görmüş olduğu yol hem Amerika, hem de dünyanın geri kalanı için aynı derecede kaygı vericidir: olabildiğince büyük açık vermek. Uzun vadede bu politika ABD ve dolayısıyla bütün dünya için kötü şeylerin olacağına delalet etmektedir."

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır