DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri : Opel ve GM
Alman Opel işçilerinin grevinin ardından: GM fabrikaları arasında rekabet kızışıyor
Helmut Arens ve Dietmar Henning 6 Aralık 2004
Her ikisi de General Motorsa ait olan Almanyadaki Opel ve İsveçteki Saab otomobil fabrikalarını temsil eden sendika yetkilileri, işçilerin ücretlerinde ve çalışma koşullarında ödün verme yarışına girmiş durumdalar. Bir ülkedeki ücretleri düşürme ve çalışma saatlerini artırmaya yönelik bir teklif diğer ülkede de benzer bir tepkiye yol açıyor. Bu bürokratların her iki ülkedeki şirket yönetimlerinin emirleri karşısında boyunları kıldan ince.
General Motors Ekim ortasında 12.000 kişiyi işten çıkartma ve maliyetleri 500 milyon euro azaltma niyetini açıkladığından bu yana sendikalar bu kesintileri uygulama işini üstlendiler.
Bir ay önce GM orta büyüklükteki Opel Vectra ve Saab 9-3 üretimini aynı fabrikada birleştirme niyetini açıkladı. Şu anda bu modeller sırasıyla Almanyada Rüsselsheimda ve İsveçte Trollhättanda üretiliyor. Bu açıklamanın her iki fabrikadaki işçileri karşı karşıya getirmek üzere tasarlandığı açıktı. Şimdi sendikalar çalışanlara şantaj yapma rolünü üstlenmiş durumdalar.
GM bu açıklamayı yapıp, fabrikalardan birinin üzerine bir soru işareti yerleştirir yerleştirmez, İsveç metal işçileri sendikası, Saab yönetimiyle birlikte işgücü maliyetlerini Rüsselsheimdaki Opel işçilerinden daha düşük bir düzeye çeken bir teklif hazırladılar. Bu teklif haftalık çalışma süresini 35ten 38e ve bir gece vardiyasının eklenmesiyle fabrikanın günlük çalışma süresini 16dan 22ye çıkartma önerisini içeriyordu. Bu önlemler şirket için maliyetleri yaklaşık olarak yüzde 20 oranında aşağıya çekiyordu.
Bundan kısa bir süre sonra Opel yönetimi bu anlaşmanın bilgisine sahip olmanın avantajıyla Rüsselsheimda, Klaus Franzın başkanlığını yaptığı bütün Opel iş komiteleriyle bir toplantı düzenledi. Beklendiği şekilde bu toplantıdan daha ileriye giden ödünler çıktı. İş komitesi çalışma saatlerini daha da esnek hale getirmeyi ve haftalık çalışma süresini 32-38,75ten 30-40a çıkarmayı önerdi. Sendika bu anlaşmanın aynı zamanda Almanyadaki diğer Opel fabrikalarında da uygulanabileceğini ilan etti.
İş konseyi aynı zamanda, birkaç yıl boyunca, belirli işler için ikramiyelerin iptal edilebileceği ve ücret artışlarının daha sonraki bir tarihte telafi edilebileceği bir ücretleri dondurma önerisi yaptı.
Detroitteki GM genel merkezi, Alman iş komitesinin teklifinin hedeflenen tasarruf düzeyine yaklaşamadığını belirtti. GM, 2002 yılında on yılın ortasında kârını hisse başına on dolara yükseltmek istediğini açıklamıştı. 2003 yılında bu rakam hisse başına 5,03 dolar oldu. Dünyanın en büyük otomobil üreticisi, Avrupadaki fabrikalarında ücret indirimini dayatarak ortaklarına verdiği daha yüksek kâr elde etme sözünü tutmaya kesinlikle kendisini adamış durumda.
Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca, iş komitesi ve Alman metal işçilerinin sendikası ve ülkenin en büyük işçi sendikası olan IG Metall tasarruf hedeflerini tutturabilmek için daha fazla ödünler verilebileceğine işaret etti. Sendika üyelerini ve Opel işçilerini görüşmelerin geldiği son aşama hakkında bilgilendirmezken, basında bir dizi ilave indirimin yapılacağına dair haberler yer aldı.
23 Kasımda Alman ekonomi gazetesi Handelsblattta GMin 6.000 kadroyu taşerona devretmek istediği haberi yer aldı. Haberde planlanan taşeronlaştırmanın Kaiserslautern yakınlarındaki montaj hattında çalışan 3.000 kişi ile birlikte Rüsselsheim ve Bochumdaki diğer bir 3.000 kadroyu içerdiği belirtiliyor. Daha sonra bir GM basın sözcüsü taşeronlaştırmanın şirket tarafından göz önünde bulundurulan bir seçenek olduğunu açıkça teyit etti.
Üretimin başka yere taşınması kuşkusuz büyük boyutlu ücret indirimleri anlamına gelecektir. Opeldeki ücret hadleri –ki böyle bir nakille değersiz ve hükümsüz hale gelecektir- benzer bir iş için ödenen standart ücretten yüzde yirmi daha yüksek.
Ruhr bölgesindeki sosyal demokrat gazeteWestdeutsche Allgemeine Zeitung, 10 Kasımda Opelin Bochumdaki 600 işçi çalıştıran yedek parça ve aksesuar fabrikasını satmak istediği haberini verdi. Bu fabrika bütün ülke çapındaki yedek parça satıcıları ve otomobil tamirhaneleri için parçalar üretiyor. Favori alıcı olarak ABD makine üreticisi ve dünya çapındaki lojistik devi Caterpillar gösterildi. İkinci en şanslı görülen alıcı ulusal demiryolu şirketi Deutsche Bahnın sahip olduğu Stinnes Grubu.
12 Kasımda IG Metall başkanı Ludger HinseTageszeitunga şu açıklamayı yaptı: "Her çalışanın bir Opel futbol süveteri giymesi gerekmiyor. [Opel, Bochum futbol kulübünün ana sponsoru.] Önemli olan giyilecek süveter bulup bulamamak." Hinse aynı zamanda planlanan 4.000 kişilik işten çıkartmanın uygulamaya konmayacağını da söyledi. "Sayı daha az, en çok üç haneli bir rakam olacak."
Sadece iki gün sonra Mainzde yayınlananAllgemeine Zeitung, birleşik iş komitesi başkanı Klaus Franza dayandırdığı haberinde, Rüsselsheimdaki fabrikada kısmi emeklilik yoluyla 2.500 kişinin işini kaybedeceğini bildirdi.
16 Kasımda Die Welt iş komitesinin maliyetlerde yarım milyar dolarlık tasarrufu sağlamak için "kısmi ve erken emekliliği" içeren alternatif bir plan hazırladığı haberini verdi. 25 Kasımda Frankfurter Rundschau"geçiş aşamasında" olan şirketin görevinin "işten çıkarılacak işçilere yeni işler bulma konusunda yardımcı olmak" olacağını söyledi.
GM genel merkezi tarafından hem ABDde hem de Avrupada ücretlere ve istihdama yapılan baskının sonu gelecekmiş gibi görünmüyor. Almanyada Opel iş komitesi ile IG Metall ve İsveçte metal işçileri sendikası ise bu sonu olmayan girdaba katkıda bulunmaya çok hevesliler.
Başlangıçtan itibaren her iki tarafta da sendikalar kendi hükümetleri tarafından hararetle desteklendiler.
Tasarruf planının açıklanmasından kısa bir süre sonra İsveç hükümeti Ekim ayı ortasında Trollhättanda Saab fabrikasının alım-satım altyapısını geliştirmek ve fabrikanın işçilerine ek eğitim ve yetiştirim desteği sağlamak üzere 221 milyon euro sağlama teklifinde bulundu. İsveç Başbakanı Göran Persson (Sosyal Demokrat Parti – SDP) şahsen GM yönetimiyle görüşmek üzere Eylül ayında Detroite seyahat etti. Bundan kısa bir süre sonra da GM Avrupa başkanı Frederick Hendersonla görüşmek için Züriche gitti.
Alman hükümeti de ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller tarafından birlikte yönetilen Kuzey Ren Westphalia eyalet hükümeti de şu ana kadar bu işe herhangi bir şekilde "karışmayı" reddedeceklerini açıkladılar. Özellikle Kuzey Ren Westphalia eyaleti istihdam ve refah bakanı ve daha önce IG Metallin eyalet başkanlığını yapmış olan ve bu sıfatla Opel Bochum fabrikasındaki sendikadan da sorumlu olan Harald Schartau (SPD), Opel ve GM için herhangi bir devlet desteği verilmesini kategorik olarak reddetti.
Hessen eyaleti ekonomi bakanı Alois Rhiel (Hıristiyan Demokratik Birlik – CDU) Alman ekonomi bakanı Wolfgang Clemente (SPD) yazdığı bir mektupta İsveçin de aynı tutumu almaya çağrılmasını talep etti. Mektup, Clementin "hiçbir koşulda Rüsselsheimın rekabet gücünü engelleyecek hiçbir öneriye izin vermemesi" gerektiğini belirtiyor. Rhiel, İsveç hükümeti tarafından "fabrikaların bulunduğu yerler arasında yasal olarak kabul edilemez bir biçimde yapılan gayrı adil rekabetten" söz ediyor.
Clement bir dizi yavan, basmakalıp sözle cevap verdi. "Rüsselsheimdaki Opel fabrikasına rekabetçi enerji maliyetleri" teklif etmeye hazır olduğunu açıkladı. İşveçten Perssonun GMnin Avrupa başkanı ile görüşmesi ile, Clement de Risselsheim için kampanya yapmak üzere GM Avrupanın başkan yardımcısı Claus-Peter Forsterla bir araya geldi. Ve Persson gibi, Clement de Opel çalışanlarını desteklemek üzere eğitim sağlama sözü verdi.
Her iki politikacının da amacı ücretleri korumak değil, fakat bunun yerine işçilerin çalışma koşullarına yönelik saldırının uygulamaya konmasını güvence altına almaktır. Hessen eyaletinin sağcı başkanı Roland Koch (CDU) bunu açıkça ifade etti. Koch, Rüsselsheimda ücretlerin ve çalışma koşullarının onları Avrupada rekabetçi düzeye getirecek düzeye kadar aşağıya çekilmesinden söz etti.
Opelde Aralık ya da Ocak aylarında uygulamaya konulacak olan kesintiler gelecekte yapılacak olan yeni saldırıların sadece başlangıcı olacaktır. General Motors ücretleri indiren, çalışma saatlerini arttıran ve çalışma koşullarına saldıran tek otomobil şirketi değil. DaimlerChrysler, Ford ve daha kısa bir süre önce Volkswagen gibi diğer otomobil üreticileri be diğer üretici şirketler çoktan en sert kesintileri uygulamaya koydular bile.
Sendikalar tarafından on yıllarca az çok başarılı bir biçimde uygulanmış olan, görüşmeler ve ödünlemelerle yürüyen eski sosyal-ortaklık modelinin işe yaramadığı ve "Ben kendi kapımın önünü temizliyorum ve sen de kendininkini temizle" diyen gerici, milliyetçi stratejiye yol açtığı kanıtlanmış durumda.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|