|
Tarih Sanat Eleştirisi Polemikler Bilim Bildiriler Röportajlar Okur Mektupları DSWS Hakkında DİĞER DİLLER ANA BAŞLIKLAR Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri |
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Seçim haberleri : 2004 AB seçimleri
Almanyadaki Sosyalist Eşitlik Partisi Avrupa seçimlerine katılıyorSosyalist Eşitlik Partisinin (Almanya) bildirisi18 Şubat 2004Almanyadaki Sosyalist Eşitlik Partisi (Partei für Soziale GleichheitPSG) geçen ay yaptığı bir toplantıda 11 – 13 Haziranda yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerine ulusal düzeyde bir liste çıkartarak katılmayı kararlaştırdı. Avrupa Parlamentosu seçimi Almanyada 13 Haziran tarihinde yapılacak. PSG adayları içinde birinci sırada PSGnin başkanı ve Dünya Sosyalist Web Sitesi yazı kurulu üyesi Ulrich Ripperte (52) yer veriyor. PSGnin diğer adayları şunlar: Helmut Arens (54), Frankfurt-Mainde bir kimya işçisi; Dietmar Gaisenkersting (37), Duisburgda öğretmen; Elisabeth Zimmermann (47), Duisburgda büro işçisi; Celia Sokolowsky (30), Bielefeldde dil öğretmeni; ve Christoph Vandreier (23), Berlinde psikoloji öğrencisi. PSG, Avrupa seçimlerinden, milyonların yüz yüze olduğu acil sorunlara – savaş tehdidi, artan yoksulluk, işsizlik ve sosyal güvensizlik ve bunlara ek olarak demokratik hakların tırpanlanması – cevap vermeye çalışan geniş çaplı bir siyasi program tartışmasının yapılmasını teşvik etmek üzere faydalanacak. PSG, Almanyada aday gösterecek olmakla birlikte, yürüttüğü seçim kampanyası ile bütün Avrupayı kucaklayacak. Dördüncü Enternasyonalin Uluslararası Komitesinin Alman seksiyonu olarak PSG, kardeş örgütü olan Britanyadaki Sosyalist Eşitlik Partisi ile sıkı bir işbirliği içinde hareket ediyor. PSGnin seçim kampanyasında merkezi unsurlardan biri, bu yılki başkanlık seçimine kendi adayları ile katılan, ABDnin Sosyalist Eşitlik Partisi ile yakın işbirliği yapmak olacak. PSGnin programının esasını işçi sınıfının uluslararası birliği oluşturuyor. PSG, Avrupa Birliğini, kurumlarını ve oluşturulmakta olan anayasasını ve bunlara ek olarak ABnin Doğu Avrupaya doğru büyüme planlarını kesin olarak reddediyor. Biz, aynı zamanda milliyetçiliğin ve şovenizmin bütün biçimlerini de reddediyoruz. Ulusal egemenlikte ısrarcı olmak ve Doğu Avrupayı ve Türkiyeyi kapatmaya çalışmak, AB yönelişine bir alternatif oluşturmadığı gibi yalnızca onu tamamlayan bir işlev görüyor. Bu tür politikalar insanları ulusal, etnik ve dini ayrılıklarla böler ve onları baskı altında tutulmalarına yardımcı olur. PSG, bankaların ve büyük şirketlerin Avrupasına karşı, birleşik, sosyalist bir Avrupa öneriyor. Washingtonun şiddete dayanarak bütün dünyayı kendi hakimiyetine sokma çabası sadece Üçüncü Dünya olarak adlandırılan ülkeleri etkilemiyor; bu, bir kez daha, büyük güçler arasında bir silahlı çatışma yaşanma tehlikesini yaratıyor. Geçen yıl, 15 Şubatta, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan, tarihteki en büyük savaş karşıtı seferberliği gerçekleştirerek, son derece doğru bir biçimde, kendilerine yönelik doğrudan bir tehdit olarak gördükleri Irak savaşını protesto ettiler. Bununla birlikte Avrupadaki hükümetler Amerikan emperyalizmine karşı çıkmak konusunda acizlik içindeler. Avrupadaki bir dizi hükümet – Britanya, İtalya, İspanya ve Polonya – Washingtona koşulsuz destek verirken, Paris ve Berlinin işin başında savaşa karşı yaptıkları çıkışlar hiçbir şekilde ciddi değildi. Örneğin her iki hükümet de topraklarındaki Amerikan üslerini kapatmayı düşünmedi – ki bu savaş hazırlıklarına ciddi engeller çıkaracak bir önlem olurdu. O zamandan bu yana her iki ülke de bu ezilen ülkeyi işgale tam destek verdiler. Bu Fransız Savunma Bakanı Michèle Alliot-Marienin kısa bir süre önce dile getirdiği formülasyonda açıkça ifade edildi: "ABDnin Irakta başarısız olmasında kimsenin çıkarı bulunmamaktadır. Bu, bütün dünya için bir yenilgi olacaktır." Irak savaşının, ilk başlarda, Alman ve Fransız hükümetleri tarafından reddedilmesi, bütünüyle bu ülkelerin kendi emperyalist güdüleriyle bağlantılıydı. Her iki hükümet de, bizzat kendilerinin hatırı sayılır ekonomik ve stratejik çıkarlarının bulunduğu bir bölgeyi, denetim altına almak üzere ABD tarafından yürütülen tek taraflı harekata korku ve güvensizlikle baktılar. Savaşı durdurma girişimlerinin başarısız olmasının ardından, şimdi Avrupanın militarizasyonu için bastırıyorlar ve Afrikada, Asyada ve dünyanın diğer yerlerinde kendi müdahalelerini yapmak üzere hazırlık yapıyorlar. Hatta bizzat Iraka asker konuşlandırmayı düşünüyorlar. Savaşa karşı mücadele edebilmek için, savaşın köklerini anlamak gerekir. Son tahlilde, savaş tehdidi, kapitalizmin dünya ölçeğinde yaşadığı derin krizden kaynaklanmaktadır. ABD hükümeti güçlü olduğu için değil, zayıf konumda olduğu için harekete geçmiş durumda. Amerikan kapitalizminin karşı karşıya olduğu iç çelişkileri aşabilmek için, kendisini dünya çapında pazarlar, kâr ve ucuz emek için sert bir mücadelenin içine girmek zorunda hissediyor. ABDde, SEPin başkanlık seçimi bildirgesine göre, ABD Irakın işgaliyle "dünyanın ikinci en büyük petrol rezervlerine erişmeyi; Amerikan askeri güçlerini Ortadoğunun merkezine yerleştirmeyi, bu yolla bütün potansiyel rakiplerine karşı emsalsiz bir jeo-stratejik avantaj sağlamayı; ve ülke içinde artan toplumsal huzursuzluğa karşı, dikkatleri başka yere çekecek denizaşırı bir tema bulmayı" hedefliyor. PSG, emperyalizme ve savaşa karşı mücadelesini sosyalist bir programa dayandırıyor. PSG, Amerikan işçileri de dahil olmak üzere, uluslararası işçi sınıfını, yani yaşamları emek güçlerini satmalarına bağlı olan ve yaşam koşulları, önceliği kârın gerçekleşmesine veren bir sistemle uyumlu olmayan bütün ücretlileri – kol gücüyle çalışan işçileri ve büro işçilerini ve aydınları – harekete geçirmeye çalışıyor. PSG, devlet silahlanma programları ve toplumsal kazanımların tahrip edilmesi nedeniyle tehdit altında bulunan demokratik ve toplumsal hakları enerjik bir biçimde savunuyor. PSG, ekonomik yaşamın sosyalist ilkeler temelinde - bankaları ve büyük şirketleri toplumsal denetim altına alarak ve üretimi varlıklı azınlığın kâr güdüsü yerine toplumsal ihtiyaçlara göre düzenleyerek - yeniden örgütlenmesi için mücadele ediyor. Sosyal Demokrasi, kendi kapitalizm savunusunu her zaman için sistemin toplumsal olarak sorumlu bir anlayışla örgütlenebileceği ve işçilerin çıkarına olacak biçimde reforme edilebileceği argümanına dayandırdı. Bugün, bu türden bir anlayıştan geriye hiçbir şey kalmamış durumdadır. Alman SPDsi ve bütün Avrupadaki diğer sosyal demokrat partiler itibarlarını yitirdiler. Bu partiler, toplumsal kazanımlara ve demokratik haklara yapılan saldırıya öncülük ediyorlar ve muhafazakar rakiplerinden ayırt edilemiyorlar. Tony Blairin İşçi Partisi, Margaret Thatcherın katı-muhafazakar programını devraldı; Gerhard Schröderin "Gündem 2010"u, muhafazakar selefi Helmult Kohlün refah devletine karşı yürüttüğü saldırıları fersah fersah geride bıraktı. Aynı şeyler, İtalyanın ve Fransanın Stalinist Komünist Partileri için de geçerlidir. Almanyada Demokratik Sosyalizm Partisinin (PDS) sosyalizm konusunda söylediği sözler, bu parti kimi siyasi sorumluluklar üstlenir üstlenmez bir kenara bırakılıverdi. Berlinde SPD-PDS koalisyonu, Almanyada kamu hizmet işçilerinin sosyal haklarına, işlerine ve ücretlerine yapılan saldırılarda öncü bir rol oynadı. PSGnin amacı, bu partileri "reform"a uğratmak ya da onları "ilerici" saflara kazanmak için onların üzerinde baskı kurmak değildir. Böyle bir perspektif hem olanaksızdır hem de gericidir. Bu sadece bu tür örgütlere sol bir örtü sağlayacaktır. PSG, işçileri bu tür partilerin etkisinden kurtarmayı ve uluslararası sosyalist bir program temelinde, bağımsız bir siyasi hareket geliştirmeyi amaçlıyor. Biz kendimizi yirminci yüzyılın derslerine dayandırıyoruz. Dördüncü Enternasyonalin Almanya seksiyonu olarak, Stalinist bürokrasiye karşı, Sovyetler Birliğinin sosyalist temellerini savunmuş olan Lev Trotskiy tarafından kurulan Sol Muhalefet geleneğinin içinde yer alıyoruz. Dördüncü Enternasyonal, bürokratik bir kastın despotik diktatörlüğünün sosyalizmle eşit sayılabileceğini öngören bakış açısına sürekli olarak karşı çıktı. Sosyalizm ancak emekçi halkın en geniş demokratik katılımı temelinde inşa edilebilir. Önümüzdeki haftalarda PSG, yukarıda ana hatlarıyla aktarılan perspektifi daha detaylı bir şekilde açıklayacak olan kendi seçim manifestosunu yayınlayacak. Dünya Sosyalist Web Sitesinin bütün okurlarını PSGnin seçim kampanyasını aktif olarak desteklemeye çağırıyoruz. Kampanyanın ilk aşaması, partinin seçime katılmasını sağlayabilmek için 4.000 adet destek veren geçerli imzanın toplanmasından oluşuyor. İkinci aşama, farklı dillere çevrilecek olan seçim manifestomuzun yaygın olarak dağıtımından ve aynı zamanda programımızı tartışmak için toplantılar düzenlemekten oluşuyor. Kampanyamızla ilgili detay bilgiler, seçim destek formları ve diğer seçim malzemeleri seçim kampanyamız için özel olarak hazırlanan bir web sitesinde yayınlanacak.
Telif Hakkı 1998-2008 Dünya Sosyalist Web Sitesi Bütün hakları saklıdır |