|
Bugün Yeni Olanlar
Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları
Arşiv
DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım
DİĞER DİLLER
İngilizce
Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce
ANA BAŞLIKLAR
Bush, Türkiyeye Irakta PKKya saldırması için yeşil ışık yaktı Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar
Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı
Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri
Livio Maitan (1923-2004): eleştirel bir değerlendirme
|
|
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği
Almanya: Schröder parti başkanlığından çekiliyor
Peter Schwarz 24 Şubat 2004
Almanya başbakanı Gerhard Schröder,Bundestagda (parlamento) Sosyal Demokrat Parti (SPD) grubuna başkanlık eden Franz Muetefering lehine, SPDdeki başkanlık görevini bıraktı. Bu sürpriz açıklama, geçtiğimiz Cuma günü, alelacele gerçekleştirilen bir basın toplantısında yapıldı. Ertesi gün, parti yürütme kurulu, Muenteferingi yeni başkan olarak onayladı. Muetefering, bu göreve resmi olarak 21 Martta yapılacak özel bir parti kongresi ile seçilecek.
Schröderin, Oskar Lafontaineden devraldığından bu yana, beş yıldır işgal ettiği bir mevki olan SPD parti başkanlığından ayrılması, parti üye sayısındaki ve oy oranındaki büyük düşüşe verilmiş bir tepki. Geçtiğimiz bir yıl süresince, SPD, üyelerinin yaklaşık olarak yüzde 10nunu kaybetti – toplam 63,000 kişi. 1990da, Berlin Duvarının yıkıldığı yıl, partinin 950,000 üyesi vardı; bugün sadece 650,000 üyesi var. Kamuoyu yoklamaları, SPDnin oy oranının, yüzde 24 oy oranı ile, tarihsel olarak en düşük düzeyine gerilemiş olduğunu gösteriyor. Bir buçuk yıl önce yapılan son Bundestag seçimlerinde SPD yüzde 38.5 oranında oy almıştı.
Oskar Lafontaine, geçtiğimiz hafta, tamamı Ocak ayına ait, iki düzine civarında istifa mektubunu yayınladı. Bu mektuplar, parti üyeliğindeki düşüşün nedenlerine ilişkin kimi ipuçları sağlıyor: Schröderin – "Gündem 2010" olarak adlandırılan – sosyal harcamaları tırpanlamasına politikasına duyulan öfke ve kızgınlık.
Bir istifa mektubunda şöyle deniliyor: "33 yıl sonra, SPD parti üyeliğinden, bir zamanlar toplumda zayıfları temsil etmiş olan bu partiden ayrılıyorum." Bir diğerinde şunlar belirtiliyor: "Başbakah Schröder, Kohlden [Schröderin muhafazakar selefi] bile daha beter; geriye kalanlar, Brandt, Wehrer ve diğer saygın Sosyal Demokratların fikirlerini terk etmiş olan, iflah olmaz kariyeristler. SPD, artık, 21 Ocak 1977de partiye katılmamı sağlayan idealleri temsil etmiyor."
Bir başka eski üye şöyle yazıyor: "SPDye bir öğrenciyken katıldım ve şimdi, bir emekliyken ayrılıyorum. Partinin aldığı siyasi kararlar, daha fazla tahammül edemeyeceğim bir düzeye ulaşmış durumda." Ve bir diğeri şöyle yazıyor: "Bu partinin hedeflerini artık anlayamaz hale geldiğimden, işbu dilekçe ile Sosyal Demokrat Partiden istifa ettiğimi bildiririm. Yaptıkları reformlar bir skandal ve her işçinin ve vergi mükellefinin suratına atılmış bir tokat; bu Başbakanın ve partinin yaptığı işler tam bir felaket."
Mektuplar bütün bir sayfa boyunca bu şekilde devam ediyor.
Hızlandırılmış "reformlar"
Bununla birlikte, Schröderin istifası ne izlenmekte olan yolda bir değişiklik yapılacağı ne de hiç mi hiç beğenilmeyen "reformlar"la ilgili bir tartışmanın başlatılacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine – Muanteferingin parti önderliğine getirilmesi, herhangi bir siyasi tartışmanın boğulması anlamına geliyor.
Shröderin izlediği yoldan sapmaya hiç niyeti yok. Hatta, istifasını, hükümetin başı olarak, her şeyden önce reformlara bağlı olduğunu söyleyerek haklı gösterdi. Reformların uygulamaya konulması sırasında güçlükler yaşanacağından Schröder, Muenteferingle "işbölümü" yapma konusunda anlaşmaya vardı. "Reformların içeriği ve zorunluluğu" söz konusu olduğu sürece olduğu sürece, o ve Muentefering "hem fikirler".
Muentefering bunu şu sözleriyle onayladı: "Bizler geriye dönüş olmayacağı ve olmaması gerektiği konusunda azimli ve kararlıyız." Muentefering "reformlar için destek sağlama çalışmalarına katkıda" bulunmak istediğini söyledi ve parti içindeki tartışmalara bir son verilmesini istedi: "Birbirimize karşı ve birbirimizin aleyhine konuşmaya bir son vermeliyiz."
Muenteferingin parti başkanlığına atanması, üye sayısındaki ve oy oranındaki dramatik kayıp sonucunda gittikçe daha sinirli hale gelen parti görevlilerini yatıştırmaya hizmet ediyor. Bu yıl, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yanı sıra, eyalet seçimi ve sekiz yerel seçim yapılacak. Eğer son kamuoyu araştırmalarının sonuçları doğru çıkarsa, daha önce seçimlerde kazanılmış çok sayıda mevkinin ve bunlara eşlik eden ayrıcalıkların kaybedilmesiyle birlikte, SPDyi bir felaket bekliyor demektir. Son haftalarda partinin bölge yönetimlerinden, Schröderin izlediği yola ilişkin olarak dile getirilen şikayetler artış göstermekteydi.
Schröder, daha Ocak ayında Muenteferingle yapmış olduğu görüşmelerde, parti önderliğinde bir değişiklik yapılmasını gündeme getirmiş olduğunu belirtti. Parti başkanlığında yapılacak değişiklik, Şubat ayı ortasında, parti yönetiminin bir toplantısında duyurulacaktı. Ancak kamuoyu desteğinde yaşanan gerileme, olumsuz gazete başlıkları ve parti içinde gittikçe daha yüksek sesle dile getirilmekte olan eleştiriler, Schröderi daha erken harekete geçmeye zorladı. Schröder, geçen Cuma günü, alelacele düzenlenen basın toplantısından birkaç saat önce, Yeşiller Partisi yönetiminin en önemli üyelerini ve başbakan yardımcısı Joschka Fisheri yapılacak olan değişiklik konusunda bilgilendirdi.
Schröderin yaklaşımı, bütün bu girişimin demokratik olmayan karakterinin bir yansımasıydı. Schröderin partideki en önemli görevin el değiştirmesine yönelik planı hazırlanırken ne seçilmiş parti yönetimine ne de parti üyelerine danışılmadı. Bu insanların, sadece, olay gerçekleştikten sonra, Schröderin kararını onaylamalarına izin verildi. Bunun öncesinde yapılacak herhangi bir görüşme, kaçınılmaz bir biçimde, Schröderin her ne pahasına olursa olsun engellemek istediği şeyi, yani siyasi yönelişin bütünü üzerine yapılacak bir tartışmayı içerecekti.
Parti aygıtının ürettiği bir yaratık
64 yaşındaki Franz Muentefering, parti aygıtının ürettiği bir yaratıktır. Muentefering, parti görevlilerince, her zaman için dışarıdan gelmiş biri olarak gördükleri Schröderden daha fazla güven beslenen bir isim. Çoğunluğu partinin kıdemli figürlerinden oluşan delegeler, 2003 yılının Kasım ayında yapılan son parti Kongresinde birkaç kabine üyesini düşük oyla cezalandırırken, Bundestag grubunun önderini onurlandırmışlardı.
Muentefering, SPDdeki "kışla sosyalizmi" türünden alaycı ifadeler kullanan akımı temsil ediyor. Muenteferingin siyasi yükselişi, partinin Kuzey Ren-Vestfalyadaki (KRV) yerel örgütlerinde gerçekleşti. 19952de SPDnin federal işler yöneticisi olduğunda, Muentefering partinin bölgesel önderi konumundaydı. KRV bölgesi madencilik ve çelik sektöründeki sendika bürokrasileriyle sıkı bağlara sahiptir.
Almanyanın savaş sonrasında yeniden inşasının bir parçası olarak, fabrika ve şirket düzeyinde oluşturulan "çalışanların temsili" sistemi (Mitbestimmung), sendika başkanı ve fabrika konseyinde yer alan kodamanların, bir yandan fabrikalarda feodal hükümdarlar gibi davranırken, diğer yandan da işgücü için görece elverişli koşulları sağlayabilmesi anlamına geliyordu.Ruhrdaki madenlerde ve çelik fabrikalarında çalışan işçilerin yüzde 100e yakını sendikalara üyeydi ve bu durum, bölgedeki işçi sınıfının göreli homojen karakteri ile birleşince, SPDye, herhangi bir demokratik etkenle ilgili endişe duymaksızın, kimi bölgelerde yüzde 90lara ulaşan, garantili sağlam bir çoğunluk sağlıyordu.
Ortaya çıkan - sıradan işçilere karşı kibirli olmayı ve demokratik süreçleri horgörmeyi, düzen ve disiplin tutkusuyla birleştiren – Sosyal Demokrat görevli tipi, derinden anti-komünist olmasına karşın, bir çok bakımdan Doğu Alman Stalinist bürokratın eşdeğeriydi.
Muentefering, tepeden tırnağa bu okula ait bir Sosyal Demokrat Parti askeridir. Muentefering, kriz ortamlarında ayrı ayrı parti başkanlarının arkasını kollayabilmek için ardı ardına kritik parti görevlerini üstlendi – federal yürütme organı başkanlığı, genel sekreterlik, parlamento grubunun başkanlığı ve kısa bir süre için ulaştırma bakanlığı. Onu tanımlamak için en sık kullanılan sıfatlar, "disiplinli" ve "sadık"tır.
Mueteferingin son yıllardaki asıl görevi, Alman silahlı kuvvetlerinin üstlendiği uluslar arası görevlere ve sosyal harcamaların azaltılması programına karşı çıkan dönek milletvekillerini, baskı ve tehditle – bu her zaman başarılı sonuç vermedi – hizaya getirmekti. Şimdi parti başkanı olarak, bu rolü sadece Bundestag grubu çerçevesinde değil, bütün partiye yönelik olarak oynayacak. Onun görevi – siyasi görüşlerine bağlı olarak kimilerinin korktuğu ya da umduğu gibi – partinin siyasi yönelişinde değişiklik yapmak ya da üye sayısında yaşanan gerilemeyi durdurmak değil; onun amacı sözde reformların gerçekleştirilmesini hızlandırabilmek için parti aygıtını bir arada tutmak.
Kendi düsturu "siyaset örgütlenmedir ve örgütlenme siyasettir" olan Mueteferingden daha az öngörülü birini hayal etmek zordur. Muenteferingin başkan olarak atanmış olması, bir parti olarak 140 yıldır varlığını sürdüren SPD için, daha ileri derecede bir gerileme anlamına geliyor.
İkinci Dünya Savaşını izleyen ilk 40 yıl boyunca parti sadece üç tane başkan gördü: Kurt Schumacher (1946-1952), Erich Ollenhauer (1952-1963) ve Willy Brandt (1964-1987). SPD bu yıllarda burjuva düzeninin savunulmasıyla, gerçek toplumsal reformların savunulmasını kaynaştırmayı başardı.
1974 yılında, Brandt başbakanlıktan istifa ettikten sonra, halefi Helmut Schmidt sosyal politikalarda keskin bir sağa dönüş başlattığında, Brandt, parti başkanı olarak görevini sürdürdü. İkisi arasındaki ilişkilerin her zaman için gergin olmasına karşın, Brandt otoritesini, partiyi bir arada tutmak ve Schmidtin arkasını kollamak için kullandı. Bu durum, SPDde, orta menzilli nükleer füzelerin Alman topraklarına konuşlandırılması konusunda ortaya çıkan derin görüş ayrılığının, Schmidtin düşmesine yol açmasına kadar, sekiz yıl süreyle devam etti.
Brandtın istifasının ardından parti 17 yılda beş başkan gördü - Hans-Jochen Vogel, Bjoern Engholm, Rudolf Scharping, Oskar Lafontaine ve Gerhard Schröder. Bunşardan hiçbiri SPD ve halk arasındaki gittikçe artan yabancılaşmayı durdurmayı ya da tersine çevirmeyi başaramadı. Lafontaine, 1970ler tarzındaki reformist politikalara yönelik yeni illüzyonlar yaratmaya çalıştıysa da, bunu şimdiki SPD-Yeşiller Partisi hükümetinin kurulmasının hemen sonrasında başkanlık görevinden ayrılıp, meydanı mücadele etmeksizin Schrödere bırakmasına dek sürdürebildi.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|