DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Savaş haberleri : Afganistan
Afganistanda ABDnin zorla kabul ettirdiği "demokrasi"
Büyük Kabile Meclisi otokratik rejimin altına imzayı attı
Mike Head
24 Ocak 2004
Üç haftadan daha fazla bir süreyle tavlama, gizli pazarlık ve kabadayılık taktiklerinin kullanılmasının ardından, Afganistanda, Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir araya getirilmiş ve çoğunluğu seçilmemiş 502 delegeden oluşan Büyük Kabile Meclisi – loya jirga - Washington tarafından elle seçilmiş olan geçici başkan Hamid Karzayinin çökmekte olan konumunu güçlendirmek amacıyla hazırlanan bir anayasayı bu hafta içinde onayladı.
Hizip guruplarının, ABD Başkanı George Bushun Afganistan temsilcisi ve büyükelçisi Zalmay Halilzad ve BM özel elçisi Lahdar İbrahiminin yoğun bir biçimde uyguladıkları arakadan kol bükme yöntemlerinin ardından, meclis – savaş ağalarından, mollalardan ve ABDnin yardakçılığını yapanlardan oluşan koca bir çadır dolusu temsilciler topluluğu – anayasanın altına 4 Ocakta imzalarını attılar.
Medya, sonucu demokrasinin bir zaferi olarak sunmuş olsa da, toplantı baştan sona bir demokrasi karikatürü idi. Karzayi delegelerin 50 tanesini seçerken, ABDnin öncülüğünü yaptığı askeri işgal ile suç ortaklığı yapmış olan çeşitli milis kuvvetlerinden, dini ve etnik çevrelerden seçkinler diğer delegeleri seçtiler. Toplantı, kukla rejime karşı direnişin arttığı bir ortamda, silahlı gardiyanlar altına gerçekleşti. Ona rağmen, biri geçen hafta olmak üzere, bölgeye yapılan bir seri roket saldırısı toplantıyı tehdit etti.
Belki de en anlamlı an, kırsal Farah eyaletinden 26 yaşındaki Malalay Coya isimli bir kadın sosyal işler görevlisinin ayağa kalkarak jirganın komitesindeki başkanlarının çoğunun suçlu olduklarını belirterek kınamasıydı. Coya, bu insanların önemli mevkilere getirileceklerine, suçları nedeniyle hapse atılmaları gerektiğini belirtti. Coya, ilk önce toplantı salonundan atıldı, daha sonra geri dönmesine izin verildi ve şimdi aldığı ölüm tehditleri nedeniyle BMnin koruması altına bulunuyor.
Coyanın atıfta bulunduğu suçlar arasında, Taliban tarafından püskürtülmeden önce, 1992den 1996ya kadar geçen süre içinde kökten dinci İslamcı savaş ağalarının - mücahidin ya da kutsal savaşçılar – sivillere yönelik olarak yaygın bir biçimde gerçekleştirdikleri roket saldırıları, işkenceler, ırza geçmeler ve toplu katliamlar yer alıyor. ABD ve müttefikleri bugün Afganistanı yönetmeleri için aynı haydutlara bel bağlıyorlar. Delegeler arasında en çok göze çarpan isimlerden birisi, Kasım 2001de ABD işgali sırasında Mezar-ı-Şerife yakın bir çölde binlerce Taliban esirlerini katleden Kuzey İttifak kuvvetlerinin lideri General Abdül Raşit Dostum idi.
Bütün süreç o kadar anti-demokratikti ki, belgenin aldığı en son şekil oya bile sunulmadı. Bunun yerine, toplantıda bulunanların çoğunluğu, kurul başkanın zorlamasıyla onay verdiklerini belirtmek üzere kısa bir süre için ayağa kalktılar. Sadece üç gün önce, delegelerin yüzde 40ı toplantıdaki ilk ve tek oylamayı boykot edince, toplantı ortaya çıkan karmaşa nedeniyle askıya alınmıştı.
Eski başkan Burhaneddin Rabbaninin başını çektiği Tacik, Özbek ve Hararlı azınlıktaki etnik grupları içeren koalisyon, başkana verilen geniş yetkileri sınırlamak için bir başbakan atanmasını istedi. Bunlar ayrıca azınlık dillerinin resmi olarak tanınmasını ve bakanlara çifte vatandaşlık yasağı getirilmesini istediler. Bu ikinci hüküm Karzayi kampındaki ABD vatandaşlarını hedef alıyordu.
Halilzad ve İbrahimi yasayı yapmak için adım atar atmaz, Rabbani ve müttefikleri çarçabuk otokratik başkanlığı kabul ettiler. Devlet başkanı, ülkeyi bir başbakan olmadan yönetecek. Senatonun üçte birini atama yetkisi yanında, bakanları, üst düzey görevlileri, hakimleri ve askeri, polis ve istihbarat başkanlarını atayıp, görevden alabilecek. Devlet başkanı silahlı kuvvetlerin baş komutanı olacak ve ülkenin tamamında ya da bir kısmında olağan üstü hal ilan edebilecek.
Bunun karşılığında Karzayi ve onu destekleyenler küçük ödünler verdiler. Azınlık çıkarlarını temsil etmek üzere ikinci bir başkan yardımcılığı ihdas ettiler ve ulusal meclise başkanın yapacağı kimi atamaları onaylama hakkını verdiler. İki resmi dilin (etnik Peştularca konuşulan) Peştuca ve (Tacik) Dari yanı sıra, bir bölgede çoğunluk hangi dili konuşuyorsa o dil o bölge özelinde tanınacak. Görünüşe göre Karzayi Özbekçe öğrenmeyi kabul etti. Çifte vatandaşlık konusunda bir yasaklama getirilmiyor ancak ulusal meclis yabancı pasaport taşıyan görevlileri reddedebilecek.
Karzayi aynı zamanda katı kökten dinci İslâmcılarla da İslâma aykırı olacak herhangi bir yasaya yer verilmeyeceğine dair bir madde eklenmesi konusunda anlaşmaya varmış durumda. Bu, anayasanın, kadınlara eşit statü verilmesi de dahil olmak üzere demokratik haklara sahte bir bağlılık gösterirken, İslâmın gerici kurallarının galebe çalacağı anlamına geliyor. Karzayi, şimdiden Fazıl Hadi Şinvariyi baş hakim olarak atadı. Şinvari anayasada belirtilen yaş sınırını ihlal ediyor ve laik hukuk eğitimi olmayan, sadece dini hukuk eğitimi görmüş birisi.
Şinvari, Vahabi yandaşı, loya jirgada bir komitenin başkanı olan, Suudi destekli kökten dinci önder Üstad Abdül Resul Sayyafın bir müttefiki. Şinvari, Yüce Divanı Taliban türü cezaları isteyen, yandaşı mollalarla doldurdu ve Talibanın korku salan Ahlâk Bozukluğuna Son Verme ve Faziletin Yüceltilmesi Bakanlığını ismini Hac ve Din İşleri Bakanlığı olarak değiştirdiği halde geri getirdi. Bu bakanlık Afgan kadınlar arasında "gayri İslâmi" davranışları engellemek üzere polis gücü oluşturuyor.
Yeni anayasaya göre başkanlık seçiminin Haziran ayına kadar tamamlanması ve ardından ulusal meclis için seçimin yapılması gerekiyor. Ancak ülkede kötüleşen ekonomik durum ve güvenlik durumu nedeniyle bu planın uygulanması pek mümkün görünmüyor. BM elçisi İbrahimi, daha şimdiden New York Timesa Taliban isyancıları yüzünden ülkenin büyük bölümünün erişilemez durumda olması nedeniyle, seçimlerin yapılmasının "neredeyse imkansız" olduğunu belirtti.
Rabbani kendi adına yaptığı açıklamada loya jirgayı alt üst eden anlaşmazlıkların kesinlikle azalmadığını açıkça ifade etti. Rabbani, Kâbilde perde arkasından verilen direktiflerin sadece yönetimin güvenilirliğini zedelediğini belirtti ve güçlü bir başkanlık sisteminin "Afganistanı diktatörlüğün içine itebileceği" uyarısını yaptı.
Kâbildeki toplantı son derece gerici bir karaktere sahip olmasına rağmen, BM genel sekreteri Kofi Annan, tarihi bir başarı olduğunu söyleyerek sonucu methetti. Başkan Bush "demokratik bir Afganistanın bütün Afganlıların çıkarlarına ve adil isteklerine hizmet edeceğini" ilan ederek anayasayı selamladı.
İçlerinde bir zamanların liberal basınını da içeren, önde gelen medya kuruluşları bu söylenenleri itaatkar bir biçimde tekrarladı. New York Timesın başmakalesinde anayasaya "aydınlanmış" olarak adlandırıldı ve yazıda Bush yönetimi için "ortaya çıkan sonuç karşısında haklı olarak heyecanlanıyor" denildi. Yazı ABDnin ülkede sürmekte olan askeri denetimini "başkanlık ve parlamento seçimlerini olanaklı kılmak için askeri ve siyasi destek vermek için gerekiyor" diyerek onayladı.
Demokrasi yok
Bu koşullarda demokrasiden söz etmek bile gülünç. Washington, dünya üzerindeki en yoksul ve harap olmuş ülkelerden bir tanesini, yasadışı bir biçimde fethetti, devlet yönetimini alaşağı etti ve halkı ezip korkutmak için adı çıkmış canilerle işbirliğine girişti. Afganistanda, Taliban ve El-Kaide taraftarlarını yakalamak adına halkı terörize eden, ABDnin başını çektiği 12.000 muharip asker bulunuyor. Bunlara asıl işi başkentte Karzayi yönetimini desteklemek olan 5.700 kişilik NATO "barışgücü" eşlik ediyor.
Afganistandaki seçimlerin zamanlaması bile Bush yönetiminin acil iç siyasi mülahazaları tarafından belirlenmektedir. Bush yönetimi, Kasım ayında yapılacak olan ABD başkanlık seçimlerine doğru "terörle savaş" konusunda sembolik bir başarı gösterisine şiddetle ihtiyaç duyuyor. Bush yönetimi, kinizm ile miyopluğun bir karışımı olan karakteristik politikalarla yoluna devam ediyor. Afganistanda gerçek durum tam bir felaket olsa da, onlar için önemli olan bu ülkede bir halkla ilişkiler zaferi elde etmek.
Ülkenin bir çok bölümü müttefik kuvvetler için, - hoş BM görevlileri, yardım kuruluşlarının çalışanları ve sıradan insanlar için de - artık güvenli değil. Artan gerilla saldırıları uluslararası yardım kuruluşlarını Kâbilden çekilmeye zorladı ve en temel yardım çalışmaları bile durmak zorunda kaldı. Dünya Gıda Programı 18 Aralıkta yiyecek dağıtımı programının güvenlikteki çöküşten ciddi bir biçimde etkilendiğini itiraf etti.
6 Ocakta ülkenin güneydeki Kandahar şehrinde bir askeri üst yakınlarında patlayan bomba dolu bir kamyonun, çoğu okul öğrencisi, en az 16 kişiyi öldürüp 52 kişiyi yaralaması, durumun daha da kötüye gitmekte olduğunu gösterdi. İsyancıların uyguladıkları ayrım gözetmeyen teröre rağmen, öyle görünüyor ki, ABD tarafından uygulanan yöntemlerin kökten dinci Talibana olan desteğin sadece artmasına neden oluyor.
Özellikle güneyde ve doğudaki Peştu bölgelerinde, ABD güçlerinin uyguladıkları ağır baskılar, işgale karşı halkın muhalefetini ve direnişini arttırıyor. Geçen ay, hükümet karşıtı kuvvetleri yakalamak ve kabile meclisi seçimlerine doğru ortaya çıkan yaygın huzursuzluğu bastırmak için ABD ordusu Afganistanda Talibanın devrilmesinden bu yana en büyük operasyonlarını yaptı.
Karzayinin beyliği kendisinin ABD askerilerince 24 saat aralıksız olarak koruma altında tutulduğu Kâbil şehri ile sınırlanmış durumda. Ülkenin başka yerlerinde, kimileri uyuşturucu madde baronlarına ve diğerleri Karzayi hükümetinin üyelerine bağlı, toplam yarım milyon silahlı insandan oluşan özel ordular kol geziyor.
Afganistanda, bu cehennemî ve yarı-sömürgelik koşulları altında, dış görünüşü demokratik bir rejime benzeyen bir yapının oluşması umudu bile bulunmamaktadır. Orta Doğuda ve Orta Asyada demokrasi ancak işçi sınıfının başını çektiği gerçek bir halk devrimi ile mümkün olabilir. Sadece böyle bir hareket bölgeyi büyük güçlerin on yıllardır sürmekte olan egemenliğinden kurtarabilir ve bölgenin ekonomik geri kalmışlık, savaş ağalığı ve teokratik baskı mirasını ortadan kaldırabilir.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|