World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Tarih : Morenoculuk

Morenoculuk nedir?

10 Ocak 2004

Bu yazı o tarihte Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin yayın organı olan Fourth International’ın Haziran 1987 tarihli sayısında yer alan "Stalinizme ve Halk Cephesine Hayır! Dördüncü Enternasyonal’i İnşa Et!" başlıklı yazıdan alınmış bir pasajdır (sayfa 16-18).

Moreno, Arjantin Trotskist hareketine 1940’da, genç yaşta katıldı ve işçi hareketi içinde, Arjantin tekstil işçileri sendikasının önderi olarak yer aldı. Dördüncü Enternasyonal’in Arjantin seksiyonu, Pablo ve Mandel’in önderliği altındaki Uluslararası Sekreterya’nın yaşadığı yozlaşmadan doğrudan etkilenmişti. Pablo ve Mandel, Arjantin seksiyonundan, ısrarla General Juan Peron’a yönelmesini istiyor ve seksiyonu, Peronistleri "faşist" oldukları gerekçesiyle dışladığı için suçluyorlardı.

O günlerde Moreno, Pablo’nun çizgisine karşı çıkıyordu, ancak bu tutumu ilkelerden çok, Posadas’la olan hizipsel farklılıklarının yarattığı zorlamadan kaynaklanıyor gibiydi. Moreno, 1953’te Uluslararası Komite’den yana tavır aldıysa da, kısa bir süre sonra Peronizme doğru kaymaya başladı –bu şekilde, Morenoculuğun temel karakteristiği haline gelecek olan burjuva milliyetçiliğine uyarlanma sürecini başlatmış oldu.

Moreno ve taraftarları, 1956’da Peronist harekete girdiler ve başlığında "General Peron’un ve Peronist Yüksek Konsey’in disiplini altında" faaliyet gösterdiğini ilan eden bir gazete yayınlamaya başladılar. Bu gazete işi, Peron’un anti-komünist yergilerini, hiçbir eleştiri yapmadan yayınlamaya kadar götürdü.

Bu kabul edilemez oportünizm Peronizmin saflarından kimi insanların kazanılmasını sağladıysa da, bu taktik, 1958’de Moreno’nun, Peron’un sürgünden verdiği talimata sadık kalarak, seçimde sağcı aday Frondizi’yi desteklemesiyle birlikte bir fiyaskoya dönüştü. Peronist "sol" bile bu talimatı kabul etmedi ve yapılan tahminlere göre seçimde Peronist seçmenlerin üçte biri boş oy kullandı.

Moreno’nun Arjantin’de izlemekte olduğu siyasi çizgiye Uluslararası Komite’nin karşı çıkmamış olması, hızla Pablocularla yeniden birleşmeye yönelmiş olan Sosyalist İşçi Partisi’nin yaşadığı siyasi yozlaşmayla doğrudan bağıntılıydı.

Moreno’nun evrimi 1960’ların başında, Fidel Kastro’nun Küba devrimiyle ilişkili olarak keskin bir dönüş sergiledi. Moreno, akıl almaz bir biçimde Kastro’yu bir goril olmakla suçladı ve Kastrocuların 1958 yılında yaptıkları ilk genel grev çağrısının başarısız olmasını sevinçle karşıladı; çünkü Moreno ve taraftarları Batista’yı "Küba’nın Peron’u" olarak gören Peronist hareketin içine gömülmüş durumdaydılar.

Ancak, Moreno 1960’ların başlarında tutumunu bir kez daha 180 derece değiştirerek, Kastro’nun önderliğini, bütün Latin Amerika için bir devrim modeli olarak, eleştirel olmayan bir biçimde desteklemeye başladı ve SWP’nin Küba’yı bir "işçi devleti" olarak tanımlayan yaklaşımını benimsedi. Moreno’nun geçmişte yaptıkları ile aniden Kastroculuğa kayması arasında içsel bir bağ bulunuyordu. Trotskyist olduğunu iddia eden pek çok Latin Amerikalı küçük burjuva radikali gibi, Moreno da, bağımsız bir sınıf hattı oluşturma ve bu hat doğrultusunda mücadele etmeye organik olarak muktedir değildi. Hansen, Kastro’ya karşı çıkmanın mümkün olmadığını, çünkü bunun intihar etmek anlamına geleceğini söylediğinde, kuşkusuz ki Moreno’nun korkularına sesleniyordu –eğer bu korkulara kendisi eklemlenmiyorduysa.

Moreno, Kastroculuğa dönüşüm gösterdikten sonra da, hâlâ Peronizmden kopmuş değildi. O, bunun yerine, Kastroculukla, Peronizmi birleştirmeye girişti. Moreno’nun partisi bu dönemde "Peronismo Obrera Revolucionario" adını taşıyordu ve gazetesi başlığında "Juan Peron’un disiplini altında" faaliyet gösterdiğini ilan etmeyi sürdürürken, Peron ve Kastro’nun resimlerine de yan yana yer veriyordu.

Moreno, Kastro tarafından kurulan, kısa ömürlü OLAS hareketine tamamen bağlı olduğunu ilan etti ve Kastrocuları "kıta ölçeğinde iç savaşın karşı çıkılamaz önderliği" olarak tanımladı –aslında bu Moreno için karşı çıkılamayacak bir durumdu. Moreno, aynı zamanda, bu politikasını "Demokratik görevleri yerine getirebilecek tek sınıfın işçi sınıfı olduğu dogması yanlıştır" deyip, Trotskiy’in sürekli devrim teorisine açıkça sırtını dönerek haklı çıkartmaya çalıştı. 1960’lar boyunca almış olduğu bu farklı tutumlar, Morenoculuğun kendisini, Marksizmle ilişkisi içi boş cümleleri haykırmaktan öteye gitmeyen, tipik bir küçük burjuva eğilimi olarak tanımladığını kanıtlıyor.

Moreno, 1964 yılında Peronist harekete doğrudan antrizm yapmayı bıraktı ve kuzey Arjantin’deki Mario Santucho’nun önderliğini yaptığı Halkçı Indo-Amerikan Devrimci Cephesi adını taşıyan bir grupla birleşerek, Partido Revolucionario de Los Trabajadores’i (PRT ya da İşçilerin Devrimci Partisi) kurdu.

Aradan fazla bir zaman geçmeden PRT bölündü ve çoğunluk Santucho’yu izleyerek, onun gerillacılığı yüceltişini kendi mantıki sonuçlarına taşıdı. PRT’den ayrılanlar bir dizi büyük çaplı silahlı saldırı ve adam kaçırma eylemi yapacak olan ERP’yi (Halkın Devrimci Ordusu) kurdular. Moreno, bu maceracılığa karşı çıkarken, kendisinin Peronist işçi bürokrasisine yönelik kronik uyarlanmacılığını, Leninist ortodoksluğun savunusu olarak gösterme fırsatını yakaladı.

Arjantin’de Santucho ve Moreno arasında yaşanan bu bölünme, 1969’dan itibaren, Birleşik Sekreterya’da yaşanan siyasi çekişmenin merkezinde yer aldı. Sosyalist İşçi Partisi, daha önce izlemiş olduğu Kastrocu çizgi ile Trotskist kadroların Santucho tarzı maceracılığın içinde likide olmasına giden yolu hazırlamış olmasına karşın, partinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki acil ihtiyaçları ile bağlantılı olan nedenlerden dolayı -bu ülkede, gerillacılıkla ilişkili olmak, Vietnam savaşına karşı protesto gösterilerinin yapıldığı sıralarda emperyalist Demokrat Parti’nin liberal kanadı ile kurulmuş olan bağları tehlikeye atmak olurdu- Moreno’dan yana tavır aldı.

Moreno’nun, ERP’ye, Trotskizm için ilkeli bir mücadele yürütmeyi önüne koymaktan uzak olan karşı çıkışı, Peronizmin ve burjuva devletinin önünde büsbütün secde etmeye dönüştü ve bu Moreno’nun hareketini, Arjantin işçi sınıfına karşı yapılan tarihsel bir ihanetin içine itti. Merkezciliğin ölümcül rolünü anlamak isteyen her sınıf bilinçli işçi için Moreno’nun politikalarını incelemek bir zorunluluktur.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır