World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Bilim

Avrupa yazılım patentleri savaşı

Kerem Kaya ve Mike Ingram
10 Ocak 2004

Avrupa’da bilgisayar programı patentleri konusunda uzun süredir devam etmekte olan mücadelede yeni bir aşamaya girildi. Bu konudaki bir Yönerge taslağına [1] eklenen ve üç ay kadar önce Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından onaylanan bir değişiklikle [2], yazılım patentlerine önemli sınırlamalar getiriliyor.Yönerge, yazılımı açıkça patentlenemez hale getirerek, yayınlama özgürlüğünü ve programların bir arada işleyebilmesini sağlayan düzenlemeler yapıyor. AP’nun yönergeleri Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nde onaylandıktan sonra yasalaşıyor. Onaylanan yönergeler daha sonra üye ülkelere bunları kendi yasama organlarında onaylamaları için gönderiliyor.

AP’nun bu hareketinden sonra kararın AB Konseyi’nde geri çevrilmesini sağlamak için yoğun bir kampanya başlatıldı. Yazılım patentlerinin savunucuları –en önde gelenleri arasında Ericsson, Nokia, Philips, Alcatel ve Siemens yer alıyor- Avrupa Patent Ofisi’nin (APO) mevcut uygulamasının yarattığı karmaşayı kullanıyorlar. Bunlar sırtlarını büyük ölçüde, 1998 yılında Avrupa Patent Konvansiyonu (APK) yasalarından ayrılarak, ulu orta yazılım patentleri vermeye başlayan APO’nin verdiği 20,000’den fazla patentin sahiplerine dayıyorlar. APO, APK tarafından kuruldu [3] ancak APK yasalarını [4] açıkça çiğneyerek, bu uygulamasını bugüne kadar sürdürdü.

Yine de, APO tarafından verilen yazılım patentleri, mahkemeye verilebileceği için, patent sahipleri için sorunsuz bir mekanizma yaratmıyor. Yönergede değişiklik yapılmasından vazgeçilmesini sağlamak için başlatılan kampanya, büyük şirketlerin bu durumu düzeltmek için gösterdikleri çabanın bir ürünü.

Geleneksel olarak hükümetler tarafından verilen patentler açık ve somut bir şekilde tanımlanabilen buluşların ya da tasarımların mülkiyetini korumanın bir yolu. İlk zamanlarda belirli bir buluşun çalınmasını önlemek için başlatılmış olsa da, bugün patent yasaları daha çok büyük kuruluşların gelir kaynaklarını korumanın bir yolu olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, bir patent, önemli bir süre için, sahibine buluşunun kullanımı yoluyla başkalarının elde ettiği gelirlere, nihai tüketiciye yansıyan ek bir bedel olarak, ortak olma ayrıcalığını vermektedir.

Bu model, 1980’lerde bilgisayar sektörünün devrimci boyutlara varan büyümesiyle birlikte zorluklarla karşılaşmaya başladı. Bilgisayar yazılımı – bilgisayara ne yapmasını anlatan komutlar zinciri – sektör için önemli bir gelir kaynağı olmaya başlayınca, Avrupa’da bilgisayar yazılımları için telif hakkı yasaları kabul edildi [5]. Ne var ki, telif hakkı sadece bilgisayar programlarını koruyor ve bu programın arkasındaki fikirleri korumuyor. Örneğin, bir metni yazıcıya gönderen bir program yazılıp satılırsa, satılan yazılım için telif hakkı alınabiliyor. Ancak, metni yazıcıya gönderme fikri için telif hakkı alınamıyor. Böyle bir yazılımı geliştirebilecek bilgiye sahip herhangi biri, bir metni yazıcıya gönderen yeni bir yazılım geliştirebiliyor ve bunu mahkemeye verilme korkusu olmadan satabiliyor.

Bilgisayar sektörü artık öyle bir boyuta ulaştı ki, yazılım ürünleri için telif hakkı almak sektörün güçlü kesimlerini tatmin etmeye yetmiyor. Bunların arzuları artık bir ürüne sahip olmanın ötesine geçiyor. Ürünün çalışma şekline, görüntüsüne, yaptığı işlere, vs. unsurlarına da sahip olmak istiyorlar. Bunun için yazılımı bir buluşmuş gibi göstermeye ve patent kapsamına almaya çalışıyorlar.

Gerçekte ise yazılımı patent çerçevesinde tanımlamak bile mümkün değil. Yazılımı geliştirmek özel gereksinimlerinin – yani somut ihtiyaçlarının – diğer teknolojilere kıyasla çok daha detaylı bir biçimde çözümlenmesi gerektirmektedir. Bu karmaşık süreçte, ürün hiç bir zaman tamamlanmaz ve sürekli olarak, hatta satışı gerçekleştikten sonra bile, gelişim gösterir. Bir çok kişinin fikirlerinin sürekli olarak yazılımın içine akıyor olması, yazılımı bir toplumsal bir sanat haline getirmektedir. Bu durum kendisini en açık bir biçimde, insanların değiştirebileceği yazılım metninin dağıtılarak, herkese açık ve gerekli bilgiye sahip herkesin katkıda bulunabileceği bir ortamı teşvik eden "Açık Yazılım"ın [Open Software] yükselişinde göstermektedir.

Öte yandan, yazılım patentlerinin tartışmalı doğası, yasa yapıcılarının hızla yol almalarına engel olmadı. Yazılımın "teknoloji" kısmının "sanat" kısmından ayrılabileceğini iddia ederek, ortaya, neyin buluş olup neyin olmadığını açığa çıkaracağını iddia ettikleri "bilgisayar-gerçekleştirimli buluşlar" diye bir terim attılar. Yönerge’nin ilk halinde "buluşun" bir patent için uygun olabilmesi için, teknik alandaki sanatsal konuma teknik bir katkı yapması gerektiğini belirtiyordu [6].

Yönerge ayrıca, bazen "bilgi patenti" olarak da adlandırılan ve bir teknolojinin kendisi yerine tanımının patentlenmesine izin vermek anlamına gelen, sözde "yazılım hakkı" terimine de yer veriyor. Buna göre, yazılımcılar ya da internet servis sağlayıcıları, üzerinde hak iddia edilen özellikleri olan herhangi bir yazılımı internette yayınlar yayınlamaz AB’nin her bölgesinde, doğrudan patent ihlâli suçlanabilecekler.

Yazılım patentlerinin piyasada kritik hale gelmeye başladığı bir diğer alan da "ticaret yöntemlerinin" patentlenmesi. Normal olarak bu tür patentler sektörde çok yaygın [7]. Ancak ticaret yöntemlerine yazılım karışınca işler daha da karmaşıklaşıyor. Eğer yazılım patentlenemezse, ticaret yönteminin kendisi patent için incelenemiyor. ABD’de bu durum, mahkemelerin ve ABD Patent Bürosu’nun ticaret yöntemi buluşlarına patent için izin vermesinin ardından değişti [8].

Yazılımın patentlenmesi son derece kapsamlı sonuçları olan bir konu. 21. yüzyılda bilgisayarlar toplumsal yaşamın her alanını etkiliyor. Eğer yazılım patentleri kabul görürse, insan yaratıcılığının en gelişmiş şekillerinden biri yargıya tabi olacak. Dava edilme korkusu, yaratıcı bireylerin kullanışlı yazılım yazma ya da var olan yazılımlara katkı yapma konusundaki heveslerini kıracak ve yabancılaşmalarına neden olacak. Hatta - küçük ya da büyük – şirketler dahi patent ihlali korkusuyla yeni yazılım yazmak konusunda tereddüt edebilecekler.

Bu durum, dev boyutlu Microsoft şirketinin kurucusu Bill Gates’in 1991’de kendi personeline gönderdiği bir notta, özlü bir biçimde açıklanıyordu: "Eğer insanlar bugünkü fikirlerin çoğu bulunurken patentlerin nasıl elde edileceğini anlamış olsalar ve onları elde etselerdi, bugün sektör durma noktasına gelirdi." Bill Gates, patentin sonuçları hakkındaki düşüncesini personeliyle paylaştıktan sonra, bundan talancı fakat manidar bir sonuç çıkarıyor: "[Bizim için] çözüm mümkün olduğunca çok patent almaktır. Gelecekte yeni başlayan ve patent sahibi olmayan bir şirket, büyük şirketlerin keyfî olarak koyduğu fiyatı ödemek zorunda kalacaktır. Bu fiyat yüksek olabilir. Yerleşiklik kazanmış şirketlerin gelecekteki rakiplerini saf dışı etmekte çıkarları vardır."

Pratikte ise, yazılım patentleri, aynı zamanda, bir yazılımın kopyasında, taranması çok zor olan yüzlerce, hatta binlerce, patent bulunabileceği için, telif hakkını da anlamsız kılacaktır.

Patentler, telif hakkında olduğu gibi, belli bir süre sonra sona erecek olsalar da, bunun fazlaca bir faydası olmayacaktır. Düşünce tarihi bize düşüncelerin belli bir ortamda, genellikle aşağı yukarı aynı zamanda, yeşerdiğini gösteriyor. Thomas Edison, taş devrinde yaşamış olsaydı, pratik elektrik ampulü için diğerlerinin işlerini tamamlamak durumunda olmayacaktı. Bir düşünce daha sonra kendisine katılan diğer fikirler ve yaslandığı teknolojilerin verdiği destekle bilim ve teknolojiye dönüşebilir. Eğer bir kişi ya da şirket, elinde bu düşünceye ait patent tutması nedeniyle bu sürecin önünü keserse, düşüncenin yeşermesi için gerekli olan ivme nadir durumlarda ihtiyaç duyulan seviyelere ulaşabilir. Sonuçta, başlangıçta buluş yapmayı özendirmek için tasarlanan patentler, bugün tam tersi etki yaparak onları bastırmaktadır.

Yazılım patentlerinin savunucuları, patentin araştırma ve geliştirmeyi (ARGE) teşvik edeceğini iddia ediyorlar, ancak 1990 yılında BM’nin Ticaret ve Geliştirme Konferansında, Sekreteryanın hazırlamış olduğu raporda bunun tersi söylenmektedir: "Yenilikçi çalışmaları teşvik etmenin bir aracı olarak patentler küçük şirketler için pek etkili görünmemektedir. Patent koruma süresinin azaltılması ya da çoğaltılmasının ARGE davranışı üzerinde önemli bir değişikliğe neden olmadığı anlaşılmıştır. Büyük şirketler için de ARGE davranışının patent koruması ile pek bir ıilgisi yok gibidir. Araştırma göstermiştir ki, patent süresinin arttırılması ARGE davranışı üzerinde, en iyi ihtimalle, mütevazi bir canlanmaya neden olmaktadır. Kimyasal alanda faaliyet gösteren şirketler ve özellikle de eczacılık şirketleri, bu tür değişikliklere daha duyarlı görünmektedir."

Kapitalist sistemde her türlü sanatsal, bilimsel ve teknolojik çalışma özel mülkiyetin bir biçimi olarak görülmektedir. Patentler, telif hakkı ve ticari markalarla birlikte, buluş ve yaratımların kullanımına, lisanslanmasına ve yeniden üretilmesine yönelik karmaşık kurallar eşliğinde, zihinsel mülkiyet olarak sınıflandırılmaktadır.

Burjuva mülkiyetinin bütün şekillerinde olduğu gibi, zihinsel mülkiyetin üreticileri de kendi emeklerinin ürünlerine yabancılaşmaktadır. Örneğin, çalışanlar çalışma süresi içersinde gerçekleştirdikleri buluşlar ya da sanatsal yaratımlar üzerinde hiç bir hak ya da denetime sahip değildir. Ya sözleşme ile ya da genel bir yasa ile bunlar çalıştıkları şirketin malı olmaktadır.

Bilgisayarlaşma ve diğer bilimsel, tıbbi ve teknolojik gelişmelerdeki muazzam ilerlemeler insanların dünya çapında toplumsal işbirliğine girmelerini hem gerekli hem de mümkün kılıyor. Toplumsal ihtiyaçlar gittikçe karmaşıklaşıyor ve dayandıkları teknolojiler gittikçe toplumsallaşıyor. Marx, makinelerin ve emeğin toplumsallaşmasından bahsederken, şimdi bizler bilimin ve teknolojinin toplumsallaşmasına şahit oluyoruz. Bugünün dünyasında bilim ve teknolojide dünyanın farklı yerlerindekilerle işbirliği yapmadan sonuç elde etmek olanaksızdır.

Yazılım patentlerinin talep edilişi, patentleri özel kâr birikimlerinde sadece bir ek silah olarak gören büyük şirketlerin çıkarları ile dünyanın dört bir yanındaki sıradan emekçi insanların oluşturduğu geniş kitlelerin çıkarları arasındaki temel çatışmayı vurgulamaktadır. Düşünsel ilerlemeyi savunmak için sadece patent yasalarının genişletilmesine değil, bütün bunlara neden olan toplumsal sisteme de karşı çıkmak gerekmektedir.

Piyasanın baskısı altında, kendi oluşturduğu yasayı çiğneyen APO örneğinin gösterdiği gibi, bu tür bir savunma, ister ulusal, ister Avrupa, isterse de dünya düzeyinde olsun, kâr sistemi içersinde kurulmuş olan kuruluşlara bırakılamaz.

Notlar:

1. "Bilgisayar-Gerçekleştirimli Buluşların Patentleştirilmesi" ("Patentability of Computer-Implemented Inventions"), Yönerge no. COM(2002) 92 - C5-0082/2002 —2002/0047(COD).

2. Avrupa Halk Partisi (Hıristiyan Demokratlar) ve Avrupalı Demokratlar (PPE-DE) adına Joachim Wuermeling’in verdiği A5-0238/84 nolu değişiklik önergesi.

3. Bkz. APK’nin 4 nolu kuruluş maddesi.

4. APK’nun 52, 2c maddesi açıkça "şemalar, kurallar ve zihinsel aktivite, oyun ya da ticaret yapma yöntemleri ve bilgisayar programları" buluş olarak geçerli değildir demektedir.

5. Yönerge 91/250/EEC, 14 Mayıs 1991.

6. Yönerge’nin ilk halinde 2. madde "Bilgisayar-gerçekleştirimli buluşu", "bir bilgisayar ya da benzer aparat üzerinde bir bilgisayar yazılımının yardımı ile uygulanan herhangi bir buluş" olarak tanımlıyor. Madde şu şekilde devam ediyor: "Bu tanımın bir sonucu olarak Yönerge’nin kapsamında bulunan bir buluşun ‘orijinallik derecesinin’ teknik bir özellik taşıması gerekmiyor." Aynı maddede "teknik katkının", "teknik alandaki sanatsal duruma bu sanat alanındaki bir kimse için çok bariz olmayan teknik bir katkı" olduğunu da belirtiyor.

7. APK’nun 52. maddesinin "ticaret yapma yöntemlerini" buluş olarak açıkça kabul etmemesine rağmen durum böyle.

8. Meşhur bir örnek Amazon.com’un 28 Eylül 1999’da rakibi Barnesandnoble.com’a karşı aldığı 1-tık patentidir. Bu internette alış veriş yaparken siparişi işleme koyma yöntemidir. Bu "yöntemi" patentleyerek Amazon.com başkalarının bu fikri inşa etmesine engel oldu.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır