DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Seçim haberleri : Diğer seçimler
Yunanistanda sağ iktidara geldi
Lena Sokoll 18 Mart 2004
Yunanistanda geçitiğimiz Pazar günü yapılan parlamento seçimlerinde, sağcı Partei Nea Dimokratia (Yeni Demokrasi Partisi – YDP) iktidardaki Pan-Helenik Sosyalist Hareketine (PASOK) karşı açık bir zafer elde etti.
YDP, oyların yüzde 45.37sini aldı – PASOKtan 5 puan daha fazla – ve Yunanistan yasalarına göre Yunan parlamentosunda tam çoğunluğu elde etti (300 sandalyenin 165ini). İki büyük parti, YDP ve PASOKla birlikte, Yunan Komünist Partisi (KKE) yüzde 5,89 ve çeşitli solcu grupların birleşmesiyle oluşmuş olan Synaspismos yüzde 3,26 oranında oy alarak parlamentoda koltuk sahibi oldular. Nea Dimokrationun zaferi beklenmedik bir durum değildi ve yeni Yunanistan başbakanı ve YDP başkanı Konstantinos Karamanlis yeni hükümetinin listesini Salı günü sundu.
PASOK hükümetinin bilançosu
Seçim sonucu geniş bir şekilde, Yunanistan siyasetine 1980lerden bu yana hiçbir partinin olmadığı kadar egemen olmuş olan PASOKla ilgili yaşanan yaygın hayal kırıklığının bir sonucu olarak görülüyor. PASOK 1981-1989 ve 1993-2004 yıllarında iktidar partisiydi ve buna ek olarak ülkedeki sendikalar üzerinde hatırı sayılır bir baskı uyguladı.
Kurucusu, başkanı ve uzun süre boyunca Yunanistanın başbakanlığını yapmış olan Andreas Papandreounun yönetimi altında PASOK her şeyden önce anti-Amerikan ve anti-Avrupa retorikle ifade edilen milliyetçi tutumları savunurken, bir dizi toplumsal reformu uygulamaya koydu. Parti, 1990ların ortalarında "serbest piyasa" politikalarını gittikçe daha fazla benimsemeye başladı ve Avrupa Birliğinin (AB) ve uluslararası finans kuruluşlarının baskısı altında, Yunanistandaki refah devletini yok etmeyi amaçlayan bir programa yönelerek makas değiştirdi.
Kostantinos Simitis, 1996 yılında, rahatsız olan Papandreoadan başbakanlık görevini devraldı ve partiyi "Avrupa merkezli reformlar yoluna" soktu. Simitis, Maastricht kriterlerine (ABye girebilmek için) ulaşabilmek ve Avrupa Para Birliği üyeliğine hak kazanabilmek için, sosyal hakları kısıtlayan sıkı konsolidasyon ve kemer sıkma önlemlerini uygulamaya koydu.
Uygulamaya koyduğu, kitlesel işten çıkarmalara yol açan deregülasyon [kuralsızlaştırma – ç.n.] ve neo-liberalizm politikaları ve bununla birlikte NATOnun başını çektiği Yugoslavyaya karşı yürütülen savaşa verdiği destek sonucunda, hükümet sahip olduğu halk desteğinin muazzam bir bölümünü kaybetti. Bununla birlikte, PASOK 2000 yılının Nisan ayında yapılan seçimde YDPye karşı az bir oy farkıyla üstünlük sağlayabildi ve Yunanistanı mutlak bir meclis çoğunluğu ile bir dört yıl daha yönetme şansını elde etti. PASOKun 2000 yılı seçim zaferi, seçim kampanyası sırasında yaşam standartlarını yükseltme ve "serveti yeniden dağıtma" konusunda verdiği sözle yakından bağlantılıydı.
Servet yeniden dağıtıldı – ancak yukarıya doğru, toplumsal seçkinin lehine olacak bir şekilde. Yunanistan son dönemde Avrupada en yüksek ekonomik büyüme düzeylerine ulaşan ülke olduysa da, halkın geniş kesimlerinin yaşam standartlarında dramatik bir gerileme yaşandı.
Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Yunanistan yüksek düzeyde bir işsizlik oranına sahip – resmi olarak ölçülen oran yüzde 10 – ve İtalya ile birlikte Yunanistan AB çapında en yüksek uzun dönemli işsizlik oranına sahip olan ülke. Özellikle gençler ve kadınlar işsizlikten daha kötü bir şekilde etkileniyorlar ve bir işi olan Yunanlılar Avrupa ortalamasından daha uzun bir süreyle (haftada 42,3 saat) çalışıyorlar. Nüfusun beşte birinden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Simitis hükümeti, geçtiğimiz beş yıl boyunca çok sayıda özelleştirme ve kamuya ait çeşitli mülklerin satışını gerçekleştirdi: sadece son iki yılda bu satışlardan toplam 5,8 milyar euro elde etti. Bu yıl için, ilave "özelleştirilmeler" yapılması planlanıyor: Olympic Airways, Yunanistan Posta şirketi ve Postbank, gaz şirketi DEPAnın yanı sıra, turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli mülk ve tesisler. Bu satışların ilave 3 milyar euro getireceği sanılıyor. Bugüne kadar özelleştirmelere kitlesel işten çıkarmalar ve sosyal hizmetlerde yapılan kesintiler eşlik etti.
Halkın PASOK hükümetine yönelik duyduğu hoşnutsuzluk kendisini 2001 yılının baharında, Simitisin öne sürdüğü emeklilik reformu planlarına karşı yapılan protestolarda belirgin bir biçimde gösterdi. Taslak emeklilik aylıklarında kademeli bir indirimi ve emekliliği hak etmek için gerekli yaş sınırının artırılmasını öngörüyordu. Bu planlar somut olarak ifadesini iki genel grevde ve geniş çaplı gösterilerde bulan bir infial dalgasına yol açtı.
Sendikalar, kamuoyunun öfkesini kanalize etmeye çalışırken, aynı zamanda PASOKa destek sunmaya çalıştılar ancak 26 Nisan 2001 tarihinde yaptıkları bir günlük genel grev çağrısına Yunanlı işçiler yüzde 85 oranında katılım sağlayınca şaşırıp kaldılar. O gün Atina ve diğer şehirlerde yapılan gösteriler 1974te askeri diktatörlüğün sona ermesinden bu yana Yunanistanı sarsan en büyük gösteriler oldu.
Simitis, bu kitlesel protestoların ardından emeklilik reformu planlarını geri çekti ancak kendi temel hareket planından vazgeçmedi. Hükümet halkın muhalefetini dağıtmak ve bölmek için sözde reformlarını tekil grupları, belirli kuşakları vb.lerini hedefleyen paketlere bölmeyi kararlaştırdı. Yunanistandaki bir dizi sol grup kitlesel protestoların sonucunda PASOKun ve sendikaların "sol"a doğru itileceklerini öngördüler ancak bu öngörü gerçekleşmedi.
Simitis ve onun "reform planı" 2001 yılının sonbaharında yapılan özel bir PASOK konferansında büyük bir çoğunlukla onaylandı. Sendikaların kendi açılarından önerebilecekleri herhangi bir alternatifleri yoktu ve "refah devletinin yeniden örgütlenmesinin gerekli olduğunu" söylemekle yetindiler. Sendikaların artık halkın çıkarlarını savunmadığının yaygın olarak fark edilmesi kendisini üye sayısındaki hızlı erimede gösteriyor. 1981de Yunan sendikalarına üye olan işçi sayısı 782,500dü. Yirmi yıl sonra bu rakam neredeyse yarıya inerek 440,000ne geriledi.
Gerhard Schröderin Alman Sosyal Demokrat hükümetine ve Fransada Sosyalist Partinin başını çektiği Lionel Jospinin başında bulunduğu eksi koalisyona benzer biçimde, Simitis hükümeti de uyguladığı politikalarla PASOKu gözden düşürmeyi başardı – kamuoyu yoklamalarında PASOKa olan destek en düşük düzeye geriledi.
Simitis, 2004 yılının Ocağında parlamento seçimlerinin 7 Martta yapılacağını açıkladıktan sonra, parti başkanlığını, partinin önde gelen adayı Yunanistan Dış İşleri Bakanı Georgios Papandreou lehine bıraktı. Papandreou klanının (hem babası hem de dedesi Yunanistan başkanı olarak görev yaptı) en genç çocuğu "sol"da sahip olduğu adını ve ününü ödünç vermeyi ve iyi zamanların anılarına dayanarak PASOKta bir çöküş yaşanmasını önlemeyi düşündü.
Karamanlis sağcı politikalara devam ediyor
PASOK hükümeti, PASOKun uyguladığı politikaları devam ettirmeyi amaçlayan, ancak bunu yaparken halkın çıkarlarını ve ihtiyaçlarını bir bütün olarak tamamen gözardı etmeye hazırlanan Konstantinos Karamanlisin önderliğindeki YDPnin iktidara gelmesine giden yolu hazırladı. Karamanlis oy kapma mücadelesi verirken yoksullara yardımlara, eğitim ve sağlık sektörlerine kaynak ayırma sözü verdi; ancak aynı zamanda şirketlerin vergilerini azaltmaya ve küresel para piyasalarının onayını kazanmaya yönelik planlar ilan etti.
Karamanlis, seçimden sadece birkaç gün önce şu açıklamayı yaptı: "Dünya, Avrupada politikaları yabancı sermayeyi cezp etmeye yönelmiş ve kamu kuruluşlarını özelleştirmeye hazırlanan bir ülke görecek." Yunan borsaları sağın seçim zaferine son iki yılın en yüksek düzeyine çıkarak tepki verdi.
Yunanistanda toplumsal krizin yoğunlaştığı ve halkın büyük çoğunluğunun refah devletinin parça parça ortadan kaldırılmasına ve ekonomik deregülasyonu teşvik edilmesine yönelik neo-liberal politikalara karşı olduğunu açıkça belli ettiği koşullarda YDP, kendinden önceki PASOKa benzer bir biçimde, politikalarını Uluslararası Para Fonunun ve Avrupa Merkez Bankasının taleplerine uyacak şekilde yönlendirmeyi amaçlıyor. Bu kuruluşlar emeklilik maaşlarında daha fazla kesintiye gidilmesinin, ücretlerin düşürülmesinin, eğitim sektörünün ticarileştirilmesinin ve sağlık hizmetlerinde daha fazla özelleştirme ve reform yapılmasının yanında kamu hizmet sektöründe daha fazla işten çıkarma yapılmasını istiyorlar.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|