World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Seçim haberleri : Diğer seçimler

Yunanistan’da sağ iktidara geldi

Lena Sokoll
18 Mart 2004

Yunanistan’da geçitiğimiz Pazar günü yapılan parlamento seçimlerinde, sağcı Partei Nea Dimokratia (Yeni Demokrasi Partisi – YDP) iktidardaki Pan-Helenik Sosyalist Hareketi’ne (PASOK) karşı açık bir zafer elde etti.

YDP, oyların yüzde 45.37’sini aldı – PASOK’tan 5 puan daha fazla – ve Yunanistan yasalarına göre Yunan parlamentosunda tam çoğunluğu elde etti (300 sandalyenin 165’ini). İki büyük parti, YDP ve PASOK’la birlikte, Yunan Komünist Partisi (KKE) yüzde 5,89 ve çeşitli solcu grupların birleşmesiyle oluşmuş olan Synaspismos yüzde 3,26 oranında oy alarak parlamentoda koltuk sahibi oldular. Nea Dimokratio’nun zaferi beklenmedik bir durum değildi ve yeni Yunanistan başbakanı ve YDP başkanı Konstantinos Karamanlis yeni hükümetinin listesini Salı günü sundu.

PASOK hükümetinin bilançosu

Seçim sonucu geniş bir şekilde, Yunanistan siyasetine 1980’lerden bu yana hiçbir partinin olmadığı kadar egemen olmuş olan PASOK’la ilgili yaşanan yaygın hayal kırıklığının bir sonucu olarak görülüyor. PASOK 1981-1989 ve 1993-2004 yıllarında iktidar partisiydi ve buna ek olarak ülkedeki sendikalar üzerinde hatırı sayılır bir baskı uyguladı.

Kurucusu, başkanı ve uzun süre boyunca Yunanistan’ın başbakanlığını yapmış olan Andreas Papandreou’nun yönetimi altında PASOK her şeyden önce anti-Amerikan ve anti-Avrupa retorikle ifade edilen milliyetçi tutumları savunurken, bir dizi toplumsal reformu uygulamaya koydu. Parti, 1990’ların ortalarında "serbest piyasa" politikalarını gittikçe daha fazla benimsemeye başladı ve Avrupa Birliği’nin (AB) ve uluslararası finans kuruluşlarının baskısı altında, Yunanistan’daki refah devletini yok etmeyi amaçlayan bir programa yönelerek makas değiştirdi.

Kostantinos Simitis, 1996 yılında, rahatsız olan Papandreoa’dan başbakanlık görevini devraldı ve partiyi "Avrupa merkezli reformlar yoluna" soktu. Simitis, Maastricht kriterlerine (AB’ye girebilmek için) ulaşabilmek ve Avrupa Para Birliği üyeliğine hak kazanabilmek için, sosyal hakları kısıtlayan sıkı konsolidasyon ve kemer sıkma önlemlerini uygulamaya koydu.

Uygulamaya koyduğu, kitlesel işten çıkarmalara yol açan deregülasyon [kuralsızlaştırma – ç.n.] ve neo-liberalizm politikaları ve bununla birlikte NATO’nun başını çektiği Yugoslavya’ya karşı yürütülen savaşa verdiği destek sonucunda, hükümet sahip olduğu halk desteğinin muazzam bir bölümünü kaybetti. Bununla birlikte, PASOK 2000 yılının Nisan ayında yapılan seçimde YDP’ye karşı az bir oy farkıyla üstünlük sağlayabildi ve Yunanistan’ı mutlak bir meclis çoğunluğu ile bir dört yıl daha yönetme şansını elde etti. PASOK’un 2000 yılı seçim zaferi, seçim kampanyası sırasında yaşam standartlarını yükseltme ve "serveti yeniden dağıtma" konusunda verdiği sözle yakından bağlantılıydı.

Servet yeniden dağıtıldı – ancak yukarıya doğru, toplumsal seçkinin lehine olacak bir şekilde. Yunanistan son dönemde Avrupa’da en yüksek ekonomik büyüme düzeylerine ulaşan ülke olduysa da, halkın geniş kesimlerinin yaşam standartlarında dramatik bir gerileme yaşandı.

Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Yunanistan yüksek düzeyde bir işsizlik oranına sahip – resmi olarak ölçülen oran yüzde 10 – ve İtalya ile birlikte Yunanistan AB çapında en yüksek uzun dönemli işsizlik oranına sahip olan ülke. Özellikle gençler ve kadınlar işsizlikten daha kötü bir şekilde etkileniyorlar ve bir işi olan Yunanlılar Avrupa ortalamasından daha uzun bir süreyle (haftada 42,3 saat) çalışıyorlar. Nüfusun beşte birinden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Simitis hükümeti, geçtiğimiz beş yıl boyunca çok sayıda özelleştirme ve kamuya ait çeşitli mülklerin satışını gerçekleştirdi: sadece son iki yılda bu satışlardan toplam 5,8 milyar euro elde etti. Bu yıl için, ilave "özelleştirilmeler" yapılması planlanıyor: Olympic Airways, Yunanistan Posta şirketi ve Postbank, gaz şirketi DEPA’nın yanı sıra, turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli mülk ve tesisler. Bu satışların ilave 3 milyar euro getireceği sanılıyor. Bugüne kadar özelleştirmelere kitlesel işten çıkarmalar ve sosyal hizmetlerde yapılan kesintiler eşlik etti.

Halkın PASOK hükümetine yönelik duyduğu hoşnutsuzluk kendisini 2001 yılının baharında, Simitis’in öne sürdüğü emeklilik reformu planlarına karşı yapılan protestolarda belirgin bir biçimde gösterdi. Taslak emeklilik aylıklarında kademeli bir indirimi ve emekliliği hak etmek için gerekli yaş sınırının artırılmasını öngörüyordu. Bu planlar somut olarak ifadesini iki genel grevde ve geniş çaplı gösterilerde bulan bir infial dalgasına yol açtı.

Sendikalar, kamuoyunun öfkesini kanalize etmeye çalışırken, aynı zamanda PASOK’a destek sunmaya çalıştılar ancak 26 Nisan 2001 tarihinde yaptıkları bir günlük genel grev çağrısına Yunanlı işçiler yüzde 85 oranında katılım sağlayınca şaşırıp kaldılar. O gün Atina ve diğer şehirlerde yapılan gösteriler 1974’te askeri diktatörlüğün sona ermesinden bu yana Yunanistan’ı sarsan en büyük gösteriler oldu.

Simitis, bu kitlesel protestoların ardından emeklilik reformu planlarını geri çekti ancak kendi temel hareket planından vazgeçmedi. Hükümet halkın muhalefetini dağıtmak ve bölmek için sözde reformlarını tekil grupları, belirli kuşakları vb.’lerini hedefleyen paketlere bölmeyi kararlaştırdı. Yunanistan’daki bir dizi sol grup kitlesel protestoların sonucunda PASOK’un ve sendikaların "sol"a doğru itileceklerini öngördüler ancak bu öngörü gerçekleşmedi.

Simitis ve onun "reform planı" 2001 yılının sonbaharında yapılan özel bir PASOK konferansında büyük bir çoğunlukla onaylandı. Sendikaların kendi açılarından önerebilecekleri herhangi bir alternatifleri yoktu ve "refah devletinin yeniden örgütlenmesinin gerekli olduğunu" söylemekle yetindiler. Sendikaların artık halkın çıkarlarını savunmadığının yaygın olarak fark edilmesi kendisini üye sayısındaki hızlı erimede gösteriyor. 1981’de Yunan sendikalarına üye olan işçi sayısı 782,500’dü. Yirmi yıl sonra bu rakam neredeyse yarıya inerek 440,000’ne geriledi.

Gerhard Schröder’in Alman Sosyal Demokrat hükümetine ve Fransa’da Sosyalist Parti’nin başını çektiği Lionel Jospin’in başında bulunduğu eksi koalisyona benzer biçimde, Simitis hükümeti de uyguladığı politikalarla PASOK’u gözden düşürmeyi başardı – kamuoyu yoklamalarında PASOK’a olan destek en düşük düzeye geriledi.

Simitis, 2004 yılının Ocağında parlamento seçimlerinin 7 Martta yapılacağını açıkladıktan sonra, parti başkanlığını, partinin önde gelen adayı Yunanistan Dış İşleri Bakanı Georgios Papandreou lehine bıraktı. Papandreou klanının (hem babası hem de dedesi Yunanistan başkanı olarak görev yaptı) en genç çocuğu "sol"da sahip olduğu adını ve ününü ödünç vermeyi ve iyi zamanların anılarına dayanarak PASOK’ta bir çöküş yaşanmasını önlemeyi düşündü.

Karamanlis sağcı politikalara devam ediyor

PASOK hükümeti, PASOK’un uyguladığı politikaları devam ettirmeyi amaçlayan, ancak bunu yaparken halkın çıkarlarını ve ihtiyaçlarını bir bütün olarak tamamen gözardı etmeye hazırlanan Konstantinos Karamanlis’in önderliğindeki YDP’nin iktidara gelmesine giden yolu hazırladı. Karamanlis oy kapma mücadelesi verirken yoksullara yardımlara, eğitim ve sağlık sektörlerine kaynak ayırma sözü verdi; ancak aynı zamanda şirketlerin vergilerini azaltmaya ve küresel para piyasalarının onayını kazanmaya yönelik planlar ilan etti.

Karamanlis, seçimden sadece birkaç gün önce şu açıklamayı yaptı: "Dünya, Avrupa’da politikaları yabancı sermayeyi cezp etmeye yönelmiş ve kamu kuruluşlarını özelleştirmeye hazırlanan bir ülke görecek." Yunan borsaları sağın seçim zaferine son iki yılın en yüksek düzeyine çıkarak tepki verdi.

Yunanistan’da toplumsal krizin yoğunlaştığı ve halkın büyük çoğunluğunun refah devletinin parça parça ortadan kaldırılmasına ve ekonomik deregülasyonu teşvik edilmesine yönelik neo-liberal politikalara karşı olduğunu açıkça belli ettiği koşullarda YDP, kendinden önceki PASOK’a benzer bir biçimde, politikalarını Uluslararası Para Fonu’nun ve Avrupa Merkez Bankası’nın taleplerine uyacak şekilde yönlendirmeyi amaçlıyor. Bu kuruluşlar emeklilik maaşlarında daha fazla kesintiye gidilmesinin, ücretlerin düşürülmesinin, eğitim sektörünün ticarileştirilmesinin ve sağlık hizmetlerinde daha fazla özelleştirme ve reform yapılmasının yanında kamu hizmet sektöründe daha fazla işten çıkarma yapılmasını istiyorlar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır