|
Tarih Sanat Eleştirisi Polemikler Bilim Bildiriler Röportajlar Okur Mektupları DSWS Hakkında DİĞER DİLLER ANA BAŞLIKLAR Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri |
DSWS : DSWS/TR : Tarih : Morenoculuk
Moreno Arjantin işçi sınıfına nasıl ihanet etti11 Mart 2004Bu yazı o tarihte Dördüncü Enternasyonalin Uluslararası Komitesinin yayın organı olan Fourth Internationalın Haziran 1987 tarihli sayısında yer alan "Stalinizme ve Halk Cephesine Hayır! Dördüncü Enternasyonali İnşa Et!" başlıklı yazıdan alınmış bir pasajdır (sayfa 18-19). Aynı yazıdan bir başka pasajı 10 Ocak 2004 tarihinde yayınlamıştık: http://www.wsws.org/tr/2004/jan2004/more-j10.shtml Moreno, 1970lerin başlarında, bilinçli bir biçimde, Juan Coralın yarı ölü haldeki Sosyalist Partisi ile merkezci bir parti yaratmaya ve PSTyi oluşturmaya girişti. Moreno, kendi yaptıklarını akıl almaz bir biçimde mahkum etmek anlamına gelen şu satırları yazdı: "Şu anda esas siyasi örgütsel hedefimiz, yasal solda merkezci bir parti oluşturmak… [Bu] Örgütün, proleter Bolşevik örgütün tam zıddı olduğunun bilincindeyiz… Bu, bizim, devrimci Marksizmi reddetmiş olan döneklerle bir arada bulunduğumuzu ortaya koyan bir itiraftır." Morenizm için can alıcı sınav, 1973 yılında, harap olmuş ve açık bir iç savaş olasılığı ile yüz yüze olan Arjantin burjuvazisinin, General Peronu iktidara geri çağırmasıyla başladı. Bunu izleyen aylarda, Moreno, kendisini ve örgütünü, Perona olan siyasi bağımlılığından kurtarmak ve yüzünü kararlı bir biçimde işçi sınıfına döndürmek konusunda bütünüyle aciz olduğunu kanıtladı. PST, devrimci Marksist bir parti gibi davranıp, kitlelerle Peronizm arasındaki bütün bağları paramparça etme mücadelesi vermek yerine, Peronist hareketin çeperinde, "solun" tam yetkili elçisi gibi davrandı. Morenocular, zaman zaman devrimci retoriğe başvururlar – bir zamanlar Trotskiyin söylemiş olduğu gibi, merkezci "tumturaklı cümleler kullanmak konusunda cimrice davranmaz." Nitekim, Morenoculuk, işçi sınıfının siyasi bağımsızlığının sağlanması gerektiğinden söz eder ve hatta Peronu, emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmekle suçlayacak kadar ileri gider. Ancak PST, en militan pozlarını takındığında ve rejimin politikalarını eleştirdiğinde bile, son tahlilde, rejimin soldaki sadık muhalifi olarak kaldı. Her kritik noktada, Peronist rejimin her çökme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anda, PST kendisini hükümetin emri altına soktu. PST, amacını berrak bir biçimde, her zaman için Arjantin kapitalizmini devirmek ve onun devletini parçalamak olarak tanımlayan, devrimci uzlaşmazlığın partisi olarak değil, daima Peronizmin "toplumsal vicdanı" ve demokrasinin savunucusu olarak faaliyet gösterdi. Arjantinde PSTnin oynadığı rol, belirli sınırlar içinde, İspanyada POUMun oynamış olduğu rolle kıyaslanabilir – bununla beraber, PSTnin oynadığı rolün çok daha kötü bir rol olduğunu da belirtmek gerekir. Moreno ile Nin ve POUMun tek ortak yanları, Nin ve POUMun yaptıkları en kötü hataların, Morenonun siyasi yaşamına adeta modellik etmiş olmasıdır. Ancak Moreno bu hataları o derece vülger biçimlerde yeniden üretmiştir ki, eğer tanık olabilmiş olsaydı, Ninin bu hataları bizzat yüksek sesle kınayacağından kuşku duymamak gerekir. Bütün benzetmeler sınırlıdır ve biz bu satırları yazarken bile, Morenoyu Ninle aynı kefeye koymak konusunda pek istekli değiliz. En azından – POUMu hoş görmek için değil ama, onu anlamak adına – Ninin trajedisinin, Stalinizmin korkunç ihanetlerinin damgasını vurduğu bir dönemin, genel olarak trajik olan koşullarını yansıttığı söylenebilir. Bu, yaptıkları en ciddi hatanın – halk cephesi hükümetinden kopmayı reddetmelerinin – bedelini yaşamları ile ödemelerinin ardından bile, Nin ve onun izleyicilerine yönelik olarak yaptığı açık suçlamaya, duygusallığın en ufak gölgesinin bile düşmesine izin vermemiş olmasına karşın, Trotskiyin kendisi tarafından da ifade edilmişti. Ninin içinde bulunduğu tarihsel koşullardan bütünüyle farklı ve proletarya açısından kıyas kabul etmeyecek ölçüde çok daha elverişli koşullarda, PST, devrimci Marksizmi temsil ettiğini iddia ederken, halk cephesi anlayışının çok daha çürümüş bir versiyonundan kopmayı reddetti. PST, Peron rejiminin dermansız Bonapartizminin kuyruğuna umutsuzca yapışarak, "sol" eleştirilerini sadece kitleleri yanlış yönlendirmek ve onları devrimci mücadele yolundan saptırmak için kullandı. 1974 yılının Mart ayında, sınıf güçlerinin kutuplaşmasının bir iç savaşın patlak vermesi tehlikesini yaratması karşısında, Peron sekiz siyasi partiyi – bunlardan biri de PST idi – görüşmeye çağırdı. Çağrılan diğer partiler şunlardı: Union Civica Radikal (Radikal Sivil Birlik, burjuva liberal muhalefet partisi), Partido Revolucionario Cristiano (Devrimci Hıristiyan Parti), Partido Socialista Popular (Halkın Sosyalist Partisi), Partido Intrasigente, UDELPA (Union del Pueblo Adelante, Halkın İlerleme İçin Birliği), Komünist Partisi ve İlerici Demokrat Parti. Katılımcılar, toplantının bitiminde hem bütün burjuva gazetelerinde, hem de PSTnin yayın organıAvaizada Socialistada yayınlanan ortak bir açıklama yaptılar. Bildiride şöyle deniliyordu: "Katılımcılar, ülkemizde, demokratik sistem bağlamında ve bir arada varolma pratiği ve yapıcı diyalog yoluyla, kurumsallaşma sürecini sağlamak ve pekiştirmek [anayasal burjuva demokrasisinin konsolidasyonu] konusunda her türlü çabayı göstereceklerine dair asli taahhütlerini teyit ettiler… Cumhuriyet, uzun süredir baskılarına maruz kaldığı güçlerle karşı karşıya gelmiş olması nedeniyle zor anlar yaşamaktadır. Ancak bu sorunlar, halkın çoğunluğunun özlemlerine ve seçimlerle belirlenen özgürlük yanlısı geniş katmana saygı duyan bir dayanışma eylemi ile kolayca aşılabilecektir, ki bu özgürlük kendilerini gelecekte de ifade edebilmelerini güvence altına alacak bir özgürlüktür, bu şekilde bu özgürlüğü pratikte kendilerini emperyalist egemenliğin boyunduruğundan kurtarabilecek ve işçilerin kendi emekleri ile yaratılan servetten faydalanmalarını garantileyebilecek bir şekilde kullanabilirler... "Anayasal sistemin başarısızlığa uğramasını isteyenler ya da koşulların yeni bir gerici maceraya izin vermesini bekleyenler, rejimin çeşitli kesimlerini gelecekteki seçeneklere önyargılı hale getirmek için kullanmaya çalışanlar ve ideolojik olarak faşistçe taleplere ve sınırlarımızda sürekli baskı uygulayan çok uluslu şirketlerin çıkarlarına uygun düşen totaliter ya da korporatist uygulamaları benimseyenler; bütün bu insanlar şunun farkına varmalıdır ki, bu ülke temel bir anlayış çerçevesinde birleşmiştir ve onların eylemlerine karşılık verecektir." (Education for Socialists içinde "What Course for Argentina Trotskyism", Sosyalist İşçi Partisi, Ulusal Eğitim Bölümü, Haziran 1975, s. 5). Avaizada Socialistanın 28 Mart 1974 tarihli sayısına göre PST bu bildirinin altına imza atmıştı. Bunu da ötesinde gazetede bu toplantıya katılmayı, faşist güçlerin oluşturduğu tehdide işaret ederek haklı çıkartmaya çalışan bir başyazı yer alıyordu. Başyazı, "Cumhuriyetin devlet başkanı ile diyaloga" girmenin, "Cordobazodan bu yana gelişen, işçilerin ve halkın seferber olduğu kahramanca mücadelelerde kazanılan demokratik hakların savunulmasına yönelik somut bir adım" olduğunu öne sürüyordu. Bu bildirinin yayınlanması, Birleşik Sekreteryanın, haklı bir biçimde, PSTnin konferansa katılmasının ve ortak anlaşmayı imzalamasının, demokrasiyi savunma örtüsü altında, burjuva devletini savunma sorumluluğunu üstlenmek olduğundan, bunun Marksizmden köklü bir kopuş anlamına geldiğini bildiren bir mektup göndermesine yol açtı. Bunu izleyen birkaç ay boyunca, Moreno ile Mandel arasında sert bir mektup alışverişi yaşandı; Moreno, PSTnin bildiriyi imzalamış olduğunu inkar etti. Moreno, burjuva basınında PSTnin bildiriyi kabul ettiğine dair iddianın yanlış olduğunu veAvaizada Socialistanın da PSTnin bildiriyi imzaladığı haberini, yanlışlıkla yayınladığını iddia etti. Buna rağmen, Moreno, kızgın bir ifade ileAvaizada Socialistanın 26 Haziran 1974 tarihli sayısında kamuoyuna hitaben bir düzeltme yayınladığını belirtti. Mandel cevabında, burjuva basınında ve PSTnin kendisine aitAvaizada Socialistada yer almış olan yanlış bilgiyi kamuoyu önünde düzeltmesinin PSTnin neden iki ayını aldığını merak ettiğini yazdı. Küçük teknik sorunlar bir kenara bırakıldığında, PSTnin Peronla birlikte konferansa katılmış olmasının oportünist karakteri inkar edilemez. Morenonun kendisi bile bunu kabul etmek zorunda kaldı: "Peronla yapılan görüşmeye katılmış olmamızın, kimi sadık militanlarımız tarafından yanlış anlaşılabileceğini ve kimi karşıtlarımızın bunu kötü niyetli bir şekilde yorumlanabileceğini kabul ediyoruz." (ibid., s. 8) Moreno, "kurumsallaşma"nın savunulmasının "yanlışlıkla" burjuva demokrasinin savunulması olarak yorumlanabileceğini de kabul etti: "Kullandığımız kimi formülasyonların bu izlenime yol açabileceğini kabul ediyoruz. Arjantinin içinde bulunduğu ortamda, verili burjuva yapısı ile demokratik hakların savunulmasını birbirinden dikkatli bir biçimde ayırt edememe hatasını bile yapmış olabiliriz." (ibid., s. 10) Devrimci siyasette genel olarak, fakat özellikle devrimci durum söz konusu olduğunda, belirsizlik ve kafa karışıklığı, merkezci ihanetin karakteristik biçimleridir. Eğer Morenonun Birleşik Sekreteryadaki yoldaşları bile onun gazetesinin şifresini tam olarak çözememişlerse, bunun Arjantin işçileri üzerinde nasıl bir etkisi olmuştur? Eğer bir örgütün önderliğinin burjuvazi ile anlaşmaya vardığına dair oluşmuş olan "yanlış izlenimi" – bütün ülke çapında burjuva medyasında yayınlanmış ve kendi yayınında "yanlışlıkla" onaylanmış – kamuoyu önünde düzeltilmesi iki ayı alıyorsa, o zaman bu örgüt siyasi sahtekarlıkla meşgul demektir.
Telif Hakkı 1998-2008 Dünya Sosyalist Web Sitesi Bütün hakları saklıdır |