|
Bugün Yeni Olanlar
Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları
Arşiv
DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım
DİĞER DİLLER
İngilizce
Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce
ANA BAŞLIKLAR
Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi
Bush, Türkiyeye Irakta PKKya saldırması için yeşil ışık yaktı Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar
Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı
Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri
Livio Maitan (1923-2004): eleştirel bir değerlendirme
|
|
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Seçim haberleri : 2004 Sri Lanka seçimleri
Sosyalist Eşitlik Partisi Sri Lankada seçimlere katılıyor
Sosyalist Eşitlik Partisi 11 Mart 2004
Sri Lankadaki Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), 2 Nisanda yapılacak olan genel seçime, Kolombo bölgesinde, 23 kişilik bir aday listesiyle katılma kararı aldı. Kolombo, ülkenin en büyük bölgesi ve sanayi ve ticaret merkezi.
Aday listesinin başındaDünya Sosyalist Web Sitesinin uluslararası yazı kurulu üyesi, SEP Genel Sekreteri Wije Dias yer alacak. Diğer SEP adayları arasında, hem Tamil hem de Singala sanayi işçileri, öğretmenler, banka çalışanları, öğrenciler ve işsiz gençler yer alıyor.
SEP, seçimleri, işçi sınıfının karşı karşıya olduğu ciddi tehlikeler konusunda uyarılarda bulunmak ve bu tehlikelerle mücadele etmek için gerekli olan uluslararası sosyalist programı geniş toplum kesimlerinin tartışmasına açmak için bir fırsat olarak kullanacak.
İşçilerin karşı karşıya oldukları temel sorun, ülkenin, bugüne kadar 60.000 insanın yaşamına mal olan, felaketli iç savaş ortamına geri dönmesi tehlikesinin artıyor olmasıdır. Birleşik Ulusal Cephe (BUC) hükümetinin iktidara gelmesinin ve Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) ile ateşkes imzalamasının üzerinden iki yıl geçtikten sonra, sözde barış görüşmeleri tamamen durmuş durumda.
Büyük şirketler ve büyük güçler, adayı ucuz işçi platformuna dönüştürmek üzere, LTTE ile bir anlaşmaya varılması konusunda baskı yapmaktalar. Ancak "barış süreci", dikkatleri toplumsal gerilimlerden başka yerlere çekmek ve emekçileri etnik, dilsel ve dinsel olarak bölmek için, Tamil karşıtı şovenizmi bir siyasi araç olarak kullanan, Kolombodaki siyasi düzenin ve devletin içinde derin bölünmelerin yaşanmasına yol açtı.
"Barış süreci" daha en başından itibaren, LTTE ile yapılacak herhangi bir anlaşmayı ihanetle eş değer gören, devlet aygıtının çeşitli kesimlerinin, özellikle de ordunun ve Janatha Vimukthi Peramuna (JVP) gibi aşırı uç Singala gruplarının kesintisiz saldırılarına maruz kaldı.
Devlet başkanı Chandrika Kumaratunga, yüzünü bu kesimlere dönerek, Birleşik Ulusal Cephe (BUC) hükümetini, LTTE ile yaptığı görüşmelerde, kabul edilemez ödünler vermekle ve "ulusal güvenliği" tehlikeye atmakla suçladı. Kumaratunga, geçtiğimiz Kasım ayında, bu kesimlerin kışkırtmasıyla, keyfi bir biçimde, üç bakanlığı ele geçirdi ve bunun ardından eşi görülmemiş bir adım atarak, 7 Şubatta seçilmiş olan hükümeti azletti.
Kumaratunganın eylemleri sadece çeşitli aşırı uç Singala grupları cesaretlendirdi. Şu anda, devlet başkanının kendi partisi olan Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLÖP) ile resmen ittifak yapmakta olan JVP, bu fırsatı, sıradan emekçi halkın dikkatini içinde bulunduğu dehşetli kötü durumdan başka yerlere çekmek üzere, bölgeciliği kışkırtmak için kullanıyor. 200den fazla Budist rahip, LTTE ile herhangi bir görüşme yapılmasına açıkça karşı çıkmak ve ülkeyi bir Budist teokrasi haline getirerek "kurtarmak" için, yeni adı Hela Jathika Urumaya olan, aşırı sağcı Sihala Urumayanın bayrağı altında toplandı.
Kumaratunga ve siyasi müttefikleri, ateşkese saygı göstereceklerini ve LTTE ile görüşmeye hazır olduklarını öne sürüyorlar. Ancak bunların "barış süreci"ne yönelik yaptığı suçlamaların değiştirilmesi mümkün olmayan bir mantığı var: Singala şovenist demagojisiyle zehirlenmiş bir siyasi atmosfer içinde, seçimlerden çıkacak sonuç ne olursa olsun, silahlı çatışmaları yeniden başlatmak için gerekli bir ortamı hazırlamak.
SEP, devlet başkanının seçilmiş hükümeti kovma kararının, bir yandan parlamenter demokrasi gittikçe daha fazla bir kenara itilirken, yeni diktatörce yönetim biçimlerinin hazırlanmakta olduğuna delalet ettiği uyarısını yapıyor. Bütün bu olanlara, BUC de dahil olmak üzere, siyasi yapının herhangi bir kesiminden herhangi bir karşı çıkışın yapılmıyor olması, egemen çevreler içinde, temel demokratik hakların savunulması konusunda ciddi bir bağlılığın bulunmadığını ortaya koyuyor.
Devlet başkanının otokratik yöntemlere başvurmuş olması, her şeyden önce işçi sınıfını hedef almaktadır. Büyük partilerin hiç biri halkın çoğunluğunun temel ihtiyaçlarını ve özlemlerini karşılayamaz. JVP de dahil olmak üzere, bu partilerin tümü İMF ve Dünya Bankasının yaşam standartlarını aşağıya çeken ve toplumsal eşitsizliği dramatik bir biçimde hızlandıran ekonomik yeniden yapılanma programının dayatılmasını destekliyorlar. On binlerce insanın yaşama mal olan ve daha da fazla sayıda insanı sakat bırakan ve yüz binlerce insanı yoksulluk içindeki mülteciler konumuna düşüren savaşa geri dönülmesi, savaşın bedelini ödemek zorunda bırakılan emekçi insanlar için toplumsal bir felaket yaratacaktır.
Savaşa karşı çık! Kuzeydeki ve Doğudaki bütün askerler geri çekilsin!
SEP, 2 Nisan seçimlerinde, savaşa son vermek, demokratik hakları savunmak ve sıradan emekçi haklın karşı karşıya olduğu derinleşen toplumsal krizi çözmek için sosyalist bir program geliştiriyor. SEP (selefi Devrimci Komünist Liga gibi), savaşa, 1983 yılında patlak vermesinden itibaren uzlaşmaz bir biçimde karşı çıkan ve birbirini izleyen Kolombo hükümetlerine karşı, Singala ve Tamil kitlelerinin birliği için mücadele veren tek partidir.
Mevcut siyasi krizin gösterdiği gibi, egemen sınıf savaşı ilerici temellerde sona erdirmek konusunda bütünüyle aciz durumda olduğunu kanıtlamış durumda. Hem BUC hem de SLÖP, çatışmaların başlamasına neden olan Singala bölgeciliğine boğazlarına kadar batmış durumdadır ve çatışmaların acımasız bir biçimde devam etmesinden sorumludurlar. Eski "işçi" örgütleri - Lanka Sama Samaja Partisi ve Komunist Parti – on yıllardır kendilerini şovenist siyasete uyarlamış durumdalar ve şimdi JVP-SLÖP ittifakının bir parçasını oluşturuyorlar. Gerçek barışı sağlamanın ve bölgeci çatışmaları ve düşmanlığı sona erdirmenin önkoşulu, işçi sınıfının, bütün burjuva partilerinden, çeşitli özürcülerinden ve kapitalist devletten siyasi olarak bağımsızlığını sağlamasını gerektirmektedir.
İşçiler, sözde barış sürecine ya da Başbakan Ranil Wickremesinghe ve BUCun vaatlerine güvenemezler. Wickremesinghe, büyük şirketlerin ve büyük güçlerin baskısı altında, LTTE ile Singala, Tamil ve Müslüman seçkinleri arasında bir iktidar paylaşımı ile kendi işçi sınıflarını daha yoğun sömürebilmelerini hedefleyen, bir barış anlaşması yapmaya çabalıyor.
İktidarın bir bölümünü adanın Kuzeyine ve Doğusuna devretmeyi öngören çeşitli "barış" planları, şovenizmi ve ırkçılığı sona erdirmek şöyle dursun, aksine sadece bölgesel ayrımları kurumsallaştırmaya, gelecekte gerilimler ve çatışmalar yaşanmasının kaçınılmaz hale gelmesine yarayacaktır. Hem hükümet hem de LTTE, demokratik olmayan biçimde atanacak geçici yönetimleri ve bölgeciliğe dayanan partilerin iktidardaki gücünü pekiştirmeyi tartıştılar. Kolombodaki benzerleri gibi, LTTE de yabancı yatırım için rekabet etme ve adayı bir "Kaplan ekonomisine" dönüştürme kararlılığında.
İşçi sınıfı, silahlı çatışmaya dönülmesini engellemek için, savaş konusundaki kendi sınıf çözümünü geliştirmelidir. SEP, bütün Sri Lanka askeri güçlerinin adanın Kuzeyinden ve Doğusundan derhal ve koşulsuz olarak çekilmesini talep etmektedir. Üniter devletin zora dayalı olarak ayakta tutulmasına sadece Tamil azınlığın demokratik haklarının bastırılması eşlik etmedi; aynı zamanda adanın her yerinde, militarizmin egemen hale geldi ve temel demokratik haklara saldırılar yapıldı.
Sri Lanka ve Eelam Birleşik Sosyalist Devletleri için!
SEP, bütün işçileri bölgeciliğin ve şovenizmin bütün biçimlerini kararlı bir biçimde reddederek etnik yapısı, dili, dini ne olursa olsun herkesin demokratik haklarını savunmaya davet ediyor. 20 yıl süren iç savaşa bulunacak bir çözüm, bölgeciliği güçlendiren Sri Lanka anayasasının ve şu anda Kumaratunga tarafından sömürülen otokratik yetkilerin bütünüyle reddedilmesini gerektirmektedir. SEP, demokratik haklarla ilgili bütün önemli konularda karar vermek üzere, kapitalist siyasetçi klikleri yerine, sıradan emekçi insanların gerçek anlamda temsil edildiği bir Kurucu Meclisin oluşturulmasını savunmaktadır.
Demokratik hakların savunulması, ada halkının çoğunluğunun karşı karşıya olduğu korkunç toplumsal koşullara bir son verilmesiyle bütünüyle iç içe geçmiş durumdadır. JVP ve LTTE de dahil olmak üzere, tüm kapitalist partiler, toplumsal krizin İMF ve Dünya Bankasının serbest piyasa politikalarının kullanılarak çözülebileceği hayalini yayıyorlar. Bu politikalar, yaşam standartlarını yükseltmek bir yana, zenginle yoksul arasındaki uçurumun daha da büyümesine, sosyal hizmetlerin içinin boşaltılmasına ve tahrip edilmesine ve temel alt yapının daha da kötüleşmesine yol açtı.
SEP, bu acil toplumsal sorunların kâr sisteminin çatısı altında çözülemeyeceğini ısrarla belirtmektedir. İşçi sınıfı, demokratik hakları savunmaya yönelik bütün mücadeleleri birleştirerek ve yoksulluğu ve yoksunluğu sona erdirmek için kendi sosyalist çözümünü geliştirerek, kent yoksulları ve kırsal kesimdeki kitleler için güçlü bir çekim merkezi haline gelecek ve siyasi iktidarı eline geçirmek üzere bir temel oluşturacaktır. SEP, toplumu tepeden tırnağa, bir avuç zenginin kâr gereksinimleri yerine, emekçi halkın toplumsal ihtiyaçları doğrultusunda yeniden örgütlenmesini sağlayacak bir araç olarak, Sri Lanka ve Eelam Birleşik Sosyalist Devletlerinin kurulması için kavga veriyor.
Bu tür bir program, en talancı ifadesini ABD militarizminin patlamasında ve pervasızca dünyanın egemenliğini ele geçirme çabasında bulan, emperyalist hakimiyete karşı bir mücadele olmadan kavranamaz. Washingtonun, Sri Lankadaki "barış sürecine" verdiği destek – tıpkı Hint-Pakistan görüşmelerine verdiği destek, Afganistanın işgali ve Nepal monarşisine sağladığı silahlar gibi – ABD emperyalizminin mali ve stratejik çıkarları doğrultusunda, Güney Asyanın ekonomik ve siyasi ilişkilerini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan geniş bir stratejinin parçasıdır.
JVP ve LTTE de dahil olmak üzere, Sri Lankadaki tüm partiler, Afganistanın ve Irakın işgaline karşı çıkmak bir yana, kendilerini şu ya da bu şekilde Washingtonun gündemine uyarlamış durumdalar. SEP, ABDnin Afganistan ve Irak işgallerine çok açık bir biçimde karşı çıkmaktadır ve bu iki ülkedeki bütün yabancı askerlerin ve personelin derhal ve koşulsuz olarak çekilmesini talep etmektedir.
SEPin programının temel direği işçi sınıfının uluslararası birliğidir. Bizler, üretimin küreselleşmesiyle sayıları hızla artmış olan Hindistan yarıkıtasındaki ve Asyadaki yüz milyonlarca işçiyi, ABDdeki, Avrupadaki ve uluslararası düzeydeki bütün sınıf kardeşleriyle bir araya gelip, emperyalizme karşı birleşik bir taarruz gerçekleştirmeleri çağrısını yapıyoruz. Ortak bir uluslararası perspektif temelinde, eşzamanlı olarak seçim kampanyaları düzenleyen kardeş partilerimizle – ABD Sosyalist Eşitlik Partisi ve Alman Sosyalist Eşitlik Partisi – omuz omuza vermiş durumdayız.
SEP, önümüzdeki dönemde, programımızı ve politikalarımızı ortaya koyan bir seçim manifestosu yayınlayacak.Dünya Sosyalist Web Sitesinin bütün okurlarını – Sri Lankada, Asyada ve uluslararası düzeyde – kampanyamızı aktif bir biçimde desteklemeye ve kampanyamıza katılmaya çağrıyoruz. Singalacaya ve Tamilceye çevrilecek olan manifestomuzu dağıtmamıza yardımcı olun, halka açık toplantılarımıza katılın, iş yerinizde ya da yaşadığınız bölgede SEP konuşmacıları için toplantılar örgütleyin, seçim fonumuza katkıda bulunun ve hepsinin ötesinde, programımızı ve perspektifimizi ciddi olarak inceleyin ve SEPe katılmak için başvuruda bulunun.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|