World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Bilim

Microsoft’un Windows 98 ve NT işletim sistemlerini piyasadan çekme tehdidi

Kerem Kaya ve Mike Ingram
11 Mart 2004

Microsoft’un önceki nesil Windows İşletim Sistemleri Windows 98 ve NT’yi desteklemeyi durdurma kararı piyasada tepkilere neden olmasının ardından kararın uzun dönemli olarak ertelenmesi ile sonuçlandı.

Bir bilgisayarın işletim sistemi, basit anlamıyla, kelime işlemciler, e-mail programları, oyunlar vs. gibi kullanıcı uygulamalarını herhangi bir bilgisayar donanımı üzerinde işleten kısmıdır. İşletim sistemi donanımın kendisi kadar önemlidir. Sıradan bir kullanıcı, işletim sistemini bilgisayar üzerinde çalıştırdığı uygulamalar sayesinde fark eder. Microsoft sahip olduğu Windows İşletim Sistemleri ailesi aracılığıyla masaüstü yazılımları piyasasında önemli bir tekel kurmuş bulunuyor ve bu tekeli Microsoft Office gibi ticari uygulamalarda pazarda baskın bir konum elde etmek için kullanıyor.

Microsoft’un uzun süredir rakibi olan Sun Microsystems, kısa bir süre önce, halka açık popüler GNU-Linux işletim sistemi üzerine çalışan yeni Java Desktop [Masaüstü -ç.n.] yazılımını piyasaya çıkarttı. Sun’ın bu yeni ürünü, İnternet uygulamaları için tercih edilen bir yazılım geliştirme ortamı haline gelen ve her bilgisayar donanımında çalışabilen programlama dili Java’nın markasını kullanarak para kazanmayı umuyor. Microsoft’un – kendi tekeline yönelik bir tehdit olarak gördüğü – bu Java dilini çökertme girişimi, önceki Clinton yönetiminin 2000 yılında Microsoft’a karşı başlattığı anti-tröst davasının esasını oluşturuyordu.

Microsoft, Nisan 2003’te yaptığı bir açıklamada "15 Aralık’tan itibaren", başka birçok Microsoft ürünü ile birlikte Windows 98 ve NT işletim sistemlerini "müşterilerine bundan böyle kendi dağıtım kanalları üzerinden ulaştıramayacağını" bildirdi. Microsoft, bu kararı almasına gerekçe olarak, "Ocak 2001’de verilen bir mahkeme kararını" gösterdi. Bu açıklama, Microsoft ile Sun Microsystems arasındaki Sun’ın Java teknolojisi üzerine mahkemede varılan uzlaşmaya yapılan bir gönderme idi. Mahkeme kararı Microsoft’un - Java’nın her bilgisayar donanımında çalışmasını sağlayan – kendi Java Virtual Machine yazılımının dağıtımını yapmasını engelliyordu [bu yazılım olmadan Java’nın İnternet üzerinde çalışma özelliği büyük ölçüde engelleniyor -ç.n.]

Sun, buna,17 Aralık’ta Yazılım Grubu idari başkan yardımcısının "Jonathan Schwartz’dan Açık Mektup"u ile yanıt verdi. Sun, "bu konu, varılan anlaşmanın bir parçasıydı ve Sun süreyi bir sonraki yılın [2004] Eylül ayına kadar uzatmıştı" açıklamasını yaptı ve Microsoft "ürünlerini tek taraflı olarak piyasadan çekiyor, ardından da suçu Sun’a atıyor" dedi. Bunun ardından, Schwartz, Microsoft’a saldırarak, bu durumun "efsanevi bir pazar payına sahip olan bir şirketin, nasıl olup da müşterilerinin önceliklerini gözden kaçırarak, zaten virüs ve güvenlik problemleri ile felç olmuş müşteri tabanını, gereksiz bir değişime zorlayabileceği konusunda bir ders niteliğinde" olduğunu söyledi.

Schwartz sözlerine şunları ekledi: "Sun, Java teknolojisi için lisans anlaşması yapmayı teklif etmiştir ve etmeye devam edecektir". Bu soruna müşteri açısından bakıldığında, Microsoft’ın Java’yı her zaman kullanabilecek durumda olduğu ve bir değişikliğe gitmesi için gerçek bir neden olmadığı anlamına geliyordu - eğer Microsoft anahtar bir teknoloji için Sun’a bağımlı kalmayı kabul ederse tabii ki. Schwartz, bir başka açıklamasında, Microsoft’u hedef alan, masaüstü yazılımını Microsoft’un verdiği herhangi bir fiyatın yüzde 50 elli altında satacaklarını belirterek saldırgan bir pazarlama politikasının uygulamaya konulacağını ilan etti.

Microsoft’un buna verdiği yanıt karışık bir yanıttı. İlk önce, yazılım geliştirme bölümü müdürü Tony Goodhew "Sun ile vardığımız anlaşma nedeniyle artık dağıtımını yapamayacağımız Microsoft’un ‘virtual machine’ yazılımını içeren ve 2 Ocak 2004 tarihinden sonra dağıtmamız mümkün olmayan bir seri ürün" bulunduğunu iddia etti.

Daha sonra Microsoft bu ürünlerin "emekliye" ayrılması için öngörülen tarihi önce 23 Aralık 2003’e ve sonra 16 Ocak 2004’e erteledi. Şu anda ise bu süre 2006’nın Haziranına uzatılmış durumda.

Süre Haziran 2006’ya kadar uzatıldıktan sonra, Microsoft’un Avustralya’daki Windows masaüstü yazılımları kıdemli pazarlama müdürü Danny Beck, "Microsoft bu kararı bütün dünyadaki müşterilerine" özellikle de "küçük ve gelişmekte olan piyasalarda faaliyet gösterenlerine, yardım etmek için almıştır" açıklamasını yaptı. Burada, gelişmekte olan piyasalara yapılan gönderme özellikle ilgi çekiciydi, çünkü Microsoft’un bu pazarları Linux işletim sistemine kaptırma kaygısını taşıdığını ortaya koyuyordu.

Eski sistemlerin "emekli" edilmesi mevcut kullanıcılar üzerinde ciddi sonuçlar doğuracaktı. Emeklilik sadece ürünlerin piyasadan çekilmesi anlamına gelmiyor, aynı zamanda bu ürünlere destek verilmeyeceği anlamına da geliyor. Mevcut kullanıcılar hemen hemen her gün ortaya çıkan yeni güvenlik problemlerine karşı kendilerini koruyabilmek konusunda çaresiz kalacaklardı. Microsoft’un hesaplarına göre kullanıcılar XP işletim sistemine [Microsoft’un yeni işletim sistemi-ç.n.] geçmekten başka bir çare bulamayacaklardı ve bu da şirketin gelirlerinin artmasıyla sonuçlanacaktı.

Windows XP’nin yavaş yayılımı

Sonuç olarak bu ürünlere son verildiği açıklaması, genellikle "bir üst programa geçirmeye zorlama" stratejisi olarak görüldü. İşyerleri ve evlerdeki kullanıcılar aynı şekilde düşünerek daha fazla bilgisayar donanımı gerektiren bir sisteme geçmekte isteksiz davrandılar. Merkezi Ottawa’da bulunan ve bilgisayar şirketlerinin malvarlıklarının analizini yapanAssetMetrix, ABD’de çeşitli boyutlardaki 670 şirketten 370.000 PC’ye dayanarak, Windows 95/98/NT işletim sistemlerinin kullanıcılarının, tüm Windows işletim sistemleri arasında, yüzde 40’dan fazla bir paya sahip olduğunu tespit etti. Ocak 2001’de piyasaya sürülen Windows XP sadece yüzde 6,6 bir paya sahipken şirketlerin sadece yüzde 19,8’i Windows 95 ya da 98 sistemlerini kullanmıyordu. Diğer araştırmalar da eski sistemlerin yaygın kullanılmakta olduğu tespitini destekliyor. IT Week şirketlerin yaklaşık olarak yüzde 35’inin hâlâ bazı masaüstü bilgisayarlarında Windows 95, 98 ya da ME (Millenium-Binyıl serisi) işletim sistemlerinin yüklü olduğunu yazdı.

Ev kullanıcıları için de durum pek farklı değil. İnternet tarama sitesi Google’a göre, Eylül 2003’de internet taramalarının yüzde 29’u Windows 98 kullanan bilgisayarlardan yapıldı. Analyst IDC dünyada Windows 98 kullanan 39 milyon insan olduğunu ortaya çıkarttı.

Kişisel bilgiyasayar (PC) sektöründeki yaygın olan varsayıma göre, bir Windows işletim sisteminin ortalama ömrü yaklaşık olarak üç yıl. Bu anlayışa göre Windows 98 ve NT’nin ömrünün çoktan bitmiş olması gerekiyordu. Windows 98 piyasaya ilk olarak 1998 yılında çıkarken arkasından 1999’da "98 SE" (Second Edition-İkinci Model) piyasaya sürüldü. NT piyasaya 1996 yılında çıkmıştı. Büyük ölçüde reklam yapılmasına ve toptan alım yapanlara çok uygun üst modellere geçme olanakları sağlanmasına rağmen, yeni sistemin yayılma hızı düşük oldu. Bunun bir kaç nedeni var. İlki yeni sistemin önemli ölçüde daha fazla donanım gerektiriyor olması. Hem Microsoft’tan lisans masrafı hem de yeni donanım harcamaları nedeniyle şirketler ve ev kullanıcıları bir üst modele geçmenin faydalarına ikna olmadılar. Eski yazılımları yeni işletim sistemi üzerinde çalıştırma konusunda belirli bazı zorluklar ve özellikle diz üstü bilgisayarlarda ortaya çıkan uyumsuzluk problemleri de mevcuttu.

Ayrıca XP’nin piyasaya çıkışı yazılım endüstrisindeki mali balonun patlamasının ardından gerçekleşti. Şirketler ve sıradan müşteriler, kısa bir süre sonra, aynı şekilde akıl yürüterek, sorunsuz çalışmakta olan bilgisayarlarını üst modele geçirmek yerine, paralarını başka yerlere harcayabileceklerini fark ettiler. 2001’de ABD’de PC satışları bir önceki yıla göre yüzde 12 oranında geriledi.

Microsoft’un bu nesnel ekonomik gerçekleri görmezden gelerek, kullanıcılarını bir üst modele geçme konusunda zorlayabileceğini düşündüğü anlaşılıyor. Microsoft’un bu konuda geri adım atması, XP’nin işyerleri ve ev kullanıcılarının önündeki tek seçenek olmadığını fark etmesinden kaynaklanıyordu. Şüphesiz ki IBM de dahil olmak üzere, bir dizi önemli şirket tarafından Linux’e ticari olarak arka çıkılması ve Sun’ın Linux üzerinde çalışan yeni Java Desktop yazılımı için yaptığı saldırgan pazarlama anlayışı bu farkına varmanın gerçekleşmesinde bir rol oynadı.

Bilgisayar yazılımı ve toplum

Şu anda iki yıllığına ertelenmiş olmasına karşın, yapılmış olan ilk açıklama, Microsoft’un gündelik talancı yöntemlerle şirket işletme şeklini müşteri tabanına uygulama konusunda hiç bir rahatsızlık duymayacağını ortaya koydu. Microsoft’u eleştirmeye hazır insanlar bulmak, özellikle de Sun Microsystems gibi rakipleri arasında, hiç de zor değil. Diğer yandan, durum tersine dönse ve Sun tekel konumuna geçse, ortada bu şirketin Microsoft’tan farklı bir şekilde davranacağını gösteren herhangi bir işaret yok.

Sun, IBM ve diğerleri ücretsiz Linux işletim sistemini Microsoft’a karşı ticari bir silah olarak görürken, artan sayıda sıradan kullanıcı Linux’u sadece Microsoft’tan değil lisanslı bütün sistemlerden kurtulmanın yolu olarak görülüyor. İnternet’in 1990’ların ortalarında fikir alışverişi ve kitle haberleşmesi için yaygın bir biçimde kullanılan bir ortam olarak ortaya çıkmasından bu yana dünyanın her köşesindeki milyonlarca insanın günlük yaşamının hayati bir parçası haline gelmiş olan bu teknolojinin, kamu tarafından denetlenmesi ve lisanssız standart bir ortam oluşturulması konusunda artmakta olan bir bilinç var.

Microsoft’un tekel olması – ki bunun kendisi yirmi yıldır piyasada verdiği mücadelenin bir sonucudur – bilgisayar teknolojisinin toplumsal karakterinin içini boşaltma çabalarının kendi kullanıcılarına da zarar vereceğine dair bir uyarıdır.

Anti-tröst davasının gözler önüne serdiği gibi, tekelci kapitalizminin en berbat aşırılıklarının önünü kesmek ve şirketler için biraz olsun eşit rekabet ortamı yaratmak için konulan en cılız önlemler bile, gözü kendi çıkarlarından başka bir şey görmeyen, sadece bugün için yaşayan ve modasının geçtiğini düşündüğü toplumsal gelişme düşüncesi tarafından önünün kesilmesini reddeden egemen seçkinlerin temsilcileri tarafından bir köşeye atılmaktadır.

Bilgisayar teknolojisinin ortaya çıkmasıyla oluşan muazzam potansiyelin gerçekleşmesini sağlayabilmek için, kâr sistemine karşı siyasi bir mücadele vererek, bu teknolojiyi tüm insanlığın demokratik denetimi altına sokmak gerekiyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır