www.wsws.org/tr/2005/apr2005/indi-a28.shtml
Hindistan Komünist Partisi (Marksist)nin 18. ulusal kongresinin Çarşamba günü yapılan açılış toplantısında KPMnin iki ağır topu, partinin 11 aydır yönetimde olan Birleşik İlerici İttifaka (Bİİ) vermekte olduğu desteği savunmayı ve meşrulaştırmayı amaçlayan konuşmalar yaptılar.
KPM önderliği aynı zamanda, kongrenin temel karar önergesinde yer alan ifadeyi kullanırsak, Bİİnin kendisinden önceki hükümet gibi "aynı liberalleştirme ve özelleştirme politikalarını izlediğini" itiraf ediyor. Önerge şu şekilde devam ediyor: "Hükümet izlenen yolu değiştirmeye istekli değil ve aslında" Hindu egemenliği yanlısı Bharatiya Janata Partisinin (BJP) başını çektiği Ulusal Demokratik İttifak hükümetiyle "aynı politikaları izliyor."
KPM Politbüro üyesi ve eski Batı Bengal Eyalet Başkanı Jyoti Basu, Hindistan burjuvazisinin geleneksel yönetici partisi ve Bİİnin ana koalisyon ortağı Kongrenin "kendi durumunu gözden geçirmesi gerektiği"ni söyledi. "[Kongre Partisi] aynı ayrımsız liberalleştirme ve özelleştirme ekonomi politikalarını izlemeye devam edebilir mi? Bu partinin politikaları ile BJPninkiler arasında bir farklılık olacak mı?"
Gerçek şu ki, iktidarda bulunduğu 1991 ile 1996 yılları arasında, Hindistan burjuvazisinin stratejisini ulusal ekonomik kalkınmaya odaklanmak yerine, yabancı sermayeyi çekmeye ve ihracata dayalı büyümeye dönüştüren Kongre Partisiydi. O zamandan bu yana Hindistanda hem ülke genelindeki hem de KPMnin yönetimindeki Batı Bengal de dahil olmak üzere eyalet düzeyinde bütün hükümetler, ulusal-kurallı ekonominin parça parça ortadan kaldırılmasına katkıda bulundular ve kamuya ait kuruluşların satılmasına, kamu hizmetlerinin ve fiyat desteklerinin tırpanlanmasına ve işçilerin şirket yönetimlerinin taleplerine daha itaatkar hale getirilmesine ortak oldular.
Sağlık durumunun bozuk olması nedeniyle konuşması bir başka parti önderi tarafından okunan KPM Genel Sekreteri Harkişan Singh Surjeet, KPMnin Bİİ hükümetine verdiği desteğin "mevcut durumun acil gerekliliklerini karşılamaya" yönelik olduğunu, KPMnin nihai olarak Kongre Partisine ve BJPye karşı "üçüncü bir alternatifin" yaratılmasından yana olduğunu ve KPMnin "temel gündemimizden vazgeçmediğini" söyledi.
Diğer bir deyişle KPM, iktidardaki Kongre Partisinin ana ortağı olduğu Bİİ koalisyonunu desteklemeye devam edecek.
KPM 1964 yılında Stalinist Sovyet bürokrasisinin dış politika gereksinimlerine uygun bir biçimde Kongre Partisine kölelik eden Hindistan Komünist Partisinden (HKP) ayrılanlar tarafından kuruldu.
KPM, Karl Marxın ve V. İ. Leninin uluslararası devrimci sosyalist geleneğinin sürdürücüsü olduğunu iddia ediyor. Bu iddianın doğru olmadığının göstergelerinden biri, KPMnin iktidarı Sovyet işçi sınıfından gasbetmiş olan ayrıcalıklı bürokrasinin siyasi sözcüsü olan, SSCBde sosyalistlere karşı gerçek bir soykırım uygulayan Joseph Staline övgüler yağdırmaya devam ediyor olması.
Bir diğer gösterge ise KPMnin, hızla büyüyen Çin işçi sınıfını, uluslararası sermaye ile işbirliği içinde, erken Viktorya dönemi koşullarında yaşamaya mahkum eden Çin Komünist Partisini övüyor olması. KPMnin 18. kongre önergesi şunları söylüyor: "Çinin ulaştığı hızlı ekonomik büyüme ve her alanda sağladığı ilerleme, bu ülkenin uluslararası arenada büyük bir güç haline gelmesini sağladı. (...) Çin hükümeti ve Komünist Parti, Çinin hızlı büyümesinin ve küresel kapitalist sistemle ilişkilerinin bir sonucu olan işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve rüşvetin yaygınlaşması sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyor."
Daha az önemli olmakla birlikte, bu durumu açığa vuran bir üçüncü gösterge KPMnin Sri Lankadaki Janatha Vimukthi Peramunanın (JVP) önderlerini kongreye kardeş delegeler olarak davet etmiş olması. Sri Lankadaki Birleşmiş Halkların Özgürlük İttifakı koalisyon hükümetinin ortaklarından biri olan JVP, cafcaflı popülist cümleler kullanan ve Maoya ve Kastroya övgüler düzen, fakat aynı zamanda aşırı Tamil karşıtı şovenizmi savunan bir parti.
Mevcut toplumsal düzenin bir payandası
Kendisini açıkça yurtsever olarak adlandıran KPM Hindistandaki burjuva düzeninin sol kanadını oluşturuyor.
Hindistan burjuvazisinin Hindistanı dünya kapitalizmi için düşük ücretli emek gücüyle üretim, büro işlemleri ve araştırma-geliştirme yapan bir ülke haline getirme yönelişinin yarattığı toplumsal kriz KPMye iktidar koridorlarında eşi görülmemiş bir etki gücü sağladı.
Bİİ hükümeti geçtiğimiz Mayıs ayında iktidara geldi ve bu konumunu meclisteki, diğerlerinin yanı sıra HKPnin de içinde yer aldığı, fakat KPMnin egemen olduğu çok partili bir koalisyon olan Sol Cephenin sağladığı destek sayesinde koruyabiliyor.
Bİİ hükümeti kurulduğu sırada Kongre Partisi Sol Cepheden kabine de görev üstlenmesini istedi. Ancak KPMnin ısrarıyla Sol Cephe bu öneriyi geri çevirdi. Sol Cephenin neden böyle bir karar aldığına dair öne sürdüğü temel gerekçelerden biri, BJPnin Bİİye karşı muhalefet üzerinde tekel oluşturabileceğinden korkuyor olmalarıydı. Bu açıklama, KPM önderliğinin daha yeni bir hükümetin doğuşuna yardım ederken, popüler olmayan politikalar izleyecek bir hükümetin kurulduğunu kabul ettiğinin altını çiziyor.
Sonrasında KPM, Kongre Partisi önderliğinin ricalarına yanıt olarak kamuoyuna Bİİ hükümetini beş yıl boyunca iktidarda tutacağını açıkladı ve bir parti yöneticisinin, Lok Sabhanın, Hindistan parlamentosunun alt meclisinin, sözcülüğü görevine getirilmesini kabul etti.
KPM ve Sol Cephe ayrıca Bİİ seçmenlerinin oluşturduğu ve KPM ile Sol Cephenin kaleme alınmasına yardım ettikleri Ortak Asgari Programın yürürlüğe konmasına göz kulak olmak için kurulan komite aracılığıyla da hükümete bağlanmış durumda.
Kongre Partisinin, Sol Cepheyi hükümete bağlamaya bu kadar hevesli olması sadece parlamento aritmetiğinin yol açtığı bir durum değil. Kongre Partisi, BJPnin izlediği neo-liberal politikalara karşı yaygın muhalefet dalgasının üzerinde kendisini hiç beklemediği bir biçimde yeniden iktidarda buldu. Parti süratle kendisini KPMnin başını çektiği Sol Cephe ile bağlantılı hale getirmenin, işçi çıkarmayı ve fabrikaların kapatılmasını sınırlandıran kuralların tırpanlanmasını da içeren, yeni bir neo-liberal reform dalgasına karşı oluşacak yaygın muhalefetin üstesinden gelebilmenin en iyi yolu olacağı sonucuna ulaştı.
Büyük sermayenin bu görüşü paylaştığı, büyük şirketlerin elindeki medyanın BJPnin yeni hükümeti bölmeye ve istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimlerine kayda değer hiçbir destek vermemesi ile kendisini gösterdi.
Ancak -askeri harcamaların yüzde 25 oranında artırılmasını, ekonominin yeni sektörlerinin yabancı yatırıma açılmasını ve her yoksul ve düşük gelirli ailenin en azından bir üyesine 100 günlük ücret karşılığı çalışma olanağı sağlama sözünün içinin boşaltılmasını da içeren- Bİİ hükümetinin yaptıkları, KPM yöneticilerinin hükümete karşı oluşacak yaygın tepkinin kendilerini vurmasından korkmaya başlamalarına yol açtı.
Bİİ, Sol Cepheden gelen baskı nedeniyle, Şubat ayı bütçesinde sosyal harcamalarda az miktarda bir artış yapacağını duyurdu ancak aynı zamanda maliye bakanı da hükümetin bir mali kriz riski yaratmadan verebileceğinin üst sınırına ulaştığını söyledi.
Gerçek şu ki Hindistan büyük toplumsal çalkantıların eşiğine gelmiş durumda. On dört yıldır uygulanmakta olan neo-liberal reformlar sürekli olarak artan ekonomik güvencesizliğe, derinleşen yoksulluğa ve büyüyen toplumsal eşitsizliğe yol açtı. Hindistanın kırsal bölgelerinde tarımın on yıllardan bu yana hiç bu kadar kötü durumda olmadığı belirtiliyor. İşsizlik hem kırsal kesimde hem de büyük kentsel merkezlerde yavaş yavaş artıyor.
Diğer yanda burjuvazi BJPnin başarılı sonuç vermeyen seçim kampanyası sloganının kullanılması gerektiğine inanıyor: "Hindistan parlıyor." Burjuvazi, yabancı sermayenin akmasıyla ve Hindistanın sahip olduğu askeri güç sayesinde dünya sahnesinde önemli güçlerden bir haline gelmek üzere olduğuna inanıyor ya da en azından inanmak istiyor.
Ancak burjuvazi arzularını ve amaçlarını -en keskin ifadesini ABDde çok büyük cari işlemler, dış ticaret ve bütçe açıkları ile bulan - patlayıcı dengesizliklerle ve çelişkilerle dolu bir dünya ekonomisi üzerinde temellendiriyor. Ve dünya sahnesine büyük güçlerin jeo-politik rekabetinin sürekli olarak yoğunlaştığı bir zamanda çıkıyor. Dünya ekonomisinde yaşanacak bir bunalım ya da yabancı yatırımlarda bir düşüş yaşanması, 1997 güneydoğu Asya türünde bir çöküşe yol açabilir.
KPM ve Sol Cephe, işçi sınıfını ve ezilen kitleleri, işte bu koşullar altında Kongre Partisinin büyük ortağı olduğu Bİİ koalisyonuna zincirlemeye çalışıyorlar.
Bunu yaparken iki iddiayı öne sürüyorlar. Birincisi, Ortak Asgari Program yoluyla neo-liberal politikalar yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir -bu, savunmakta gittikçe daha büyük zorluk çektikleri bir iddia. İkincisi, Hindu egemenliği yanlısı BJPyi iktidardan uzak tutabilmenin tek yolu Bİİyi desteklemek.
BJP kesinlikle çok tehlikeli bir gerici güç. Fakat bu partiye karşı ancak gericiliğin sömürdüğü ve ezilen kitleleri arkasına taktığı toplumsal krize karşı kendi çözümünü geliştirmiş bir işçi sınıfı mücadele verebilir ve yenilgiye uğratabilir.
Hindu milliyetçi sağı on yıllar boyunca Hindistan politikasında marjinal bir güç oldu. Eğer iktidar adayı haline gelebildiyse ve Hindistan burjuvazisi enkaz halindeki bağımsızlık sonrası ulusal projesini işçi sınıfına ve ezilen kitlelere karşı yeni bir saldırıya dönüştürebildiyse, bu Hintli Stalinist partilerin sınıf uzlaşmacı ve milliyetçi politikaları sayesinde olabildi. KPM ve kardeşi Stalinist parti HKP işçi sınıfını, on yıllar boyunca, emperyalizme ve feodal gericiliğe karşı mücadele etmek adına bir o bir öteki burjuva partisinin kuyruğuna taktı ve işçi sınıfını militan sendika mücadeleleri ile sınırlandırdı.
Hindistandaki işçilerin, sosyalist kafa yapısına sahip emekçiler ve aydınların yüzyüze oldukları ertelenemez görev, işçi sınıfının uluslararası işçi sınıfıyla birlikte kendisini emperyalizme ve ulusal burjuvaziye karşı mücadele etmeye adamış yeni kitlesel sosyalist partisini inşa etmesidir.