www.wsws.org/tr/2005/feb2005/opel-f05.shtml
"Bütün iş komitelerinin en önemli amacı olan şeyi, hiçbir işten çıkarmanın yapılmamasını güvence altına almayı başardık."Klaus Franz, Opel birleşik iş komitesi başkanı.
"Zorunlu işten çıkarmalar ve fabrikaların kapatılması söz konusu olmayacak-çalışanlara verilebilecek en önemli haber budur."Berthold Huber, IG Metall başkan yardımcısı.
Opel birleşik iş komitesi ile IG Metall sendikası geçtiğimiz Aralık ayında, verdiği bu sözlerle birlikte, Almanya çapında, Opel fabrikalarında çalışan 32.000 işçiden 10.000inin işten çıkartılması konusunda anlaşmaya vardı. Üzerinden dört hafta geçmeden bu sözlerin yalan olduğu ortaya çıktı. Hem doğrudan işten çıkarmalar hem de kimi fabrikaların kapatılması -Bochum ve Kaiserslautern hedeflenmiş durumda- hâlâ gündemde.
İş komiteleri ve IG Metall, Aralık ayında Opel yönetimi ile 10.000 işçiden en az 6.500 tanesinin - 2.900ü Bochumdan ve 3.500ü Kaiserslauternden olmak üzere- tazminatları ödenerek ve iş-yaratma şirketleri denen şirketlere transfer edilerek işten çıkarılmaları konusunda anlaşmaya vardı. Bununla birlikte şu ana kadar göreli olarak az sayıda işçi bu şirketlere transfer edilmeye gönüllü olduğunu açıkladı. Aynı zamanda, şirket şu ana kadar kıdemli işçilere daha yüksek tutarda tazminat ödemeyi reddetti.
Bu nedenle iş komitesi ve sendika Şubat ayında bir uzlaştırma komitesi kurarak hangi işçilerin şirketi gayrı iradi olarak ayrılması gerektiğini -diğer bir deyişle kovulacağını- kararlaştırmak konusunda anlaştı. Hessen eyaleti iş mahkemesi hakimi Dr. Günther Roâmanithin başkanlık edeceği uzlaştırma komitesi, iş komitesi ve sendikanın belirleyeceği dört ve Opelin belirleyeceği dört temsilciden oluşacak.
Dünya Sosyalist Web Sitesi 23 Aralıkta, uzlaştırma komitesinin kurulacağı ilan edilir edilmez komitenin oynayacağı rol konusunda şu uyarıyı yapmıştı: "Bu komisyonda hangi işçilerin gönderileceğine şirket temsilcilerinden çok iş komiteleri karar verecek. Bunun nedeni, onların ve sendikadaki sırdaşlarının işgücünün yapısını baştan aşağı biliyor olmasıdır. Bunlar, listeye tembel baş belalarını, kaytarıcıları, işten kaçanları ve hepsinden önce de başkaldıran asileri koyacaklar."
Financial Times Deutschland, 10 Ocak tarihi itibariyle Bochumda iş-yaratma şirketlerine transfer edilmek için başvuru yapan işçi sayısının 100den az olduğunu bildirdi. İş komitesine göre, o zamandan bu yana, bu rakam ikiye katlandı. Yine de bu sayı gitmesi kararlaştırılan 2.900 işçinin yüzde 10undan daha az. Rüsselshiem fabrikasında da işlerinden ayrılmayı isteyenlerin sayısı da ancak bu düzeyde.
Transfer edilmeye gönüllü olan işçi sayısının bu kadar az olması, her şeyden önce işçilerin durumu gerçekçi bir biçimde değerlendirerek iş yaratma şirketlerine transfer edilmeleri durumunda yeni bir olanağı bulmalarının çok zor olduğunu görmelerinden kaynaklanıyor. Çelik sanayinde faaliyet gösteren benzer şirketlerde daha önce yaşanan deneyimler iş-yaratma şirketlerinin işsizliğe giden yolun ortasında bir bekleme salonu rolü üstlendiğini ortaya koydu.
Bochumda iş-yaratma şirketi BAQ, işsiz kalan Opel işçilerini kabul etmeye hazır. Rüsselshiem ve Kaiserslauterndeki iş-yaratma şirketi Mypegasus. Her ikisi de IG Metall ile yakın ilişki içersindeler. Mypegasusun ortaklarından Peter Hunnekuhl, IG Metallin hukuk müşavirliğini yapıyor. Bu şekilde sendika, üyelerinin satışından doğrudan çıkar elde ediyor.
Gönüllü işçi sayısının az oluşunun bir başka nedeni ise Opel yönetiminin başvurduğu oyalama taktikleri. Şirket yönetimi Aralık ayında yapılan işten çıkarma anlaşmasında yer alan, tazminatla ayrılma başvurularından uygun bulmadıklarını reddetme hakkını kullanıyor.
İş komitesinde yer alan insan kaynakları bölüm başkanı Lothar Marquardtın bildirdiğine göre "Uzun süreli hizmeti ve buna bağlı olarak birikmiş yüksek miktarda tazminatı bulunup, gönüllü olarak ayrılmayı düşünenlerin talepleri Bochumdaki insan kaynakları bölümünden geri döndürülüyor." Gönüllü olarak ayrılmak isteyen başka işçilerin başvuruları da şirketin onlara ihtiyacı olduğu bahanesi öne sürülerek reddedildi.
Birleşik iş komitesi ve IG Metall Aralık ayında, Opeldeki işten çıkarmalar konusunda anlaştıklarında, ısrarla işçilerin eşi görülmemiş tutarlarda tazminatlar alacaklarını söylediler. İş komitesinin yaptığı hesaplamalara göre bir kaç yıl hizmeti bulunan işçiler 200.000 eurodan fazla bir para alacaklardı. Şimdi bunun tam bir göz boyama - ve bir yalan - olduğu açığa çıkmış durumda.
Bochum iş komitesinin başkanı Rainer Einenkelin söylediğine göre şirket yönetimi sadece işine bu yıl son verilecek işçilere tazminat ödemek istiyor. [Opelle yapılan anlaşmaya göre tazminatını alarak işten çıkartılmaya gönüllü olan işçiler şirket yönetimine, işten çıkarılmak istedikleri tarihi de bildiriyorlar. Yukarıda belirtildiği gibi şirket yönetimi bu başvuruyu kabul edip etmemek konusunda serbest -ç.n.] Einenkel, suçu işçilere atmaya çalışarak şöyle dedi: "Yönetimin söylediğine göre çok sayıda işçi en erken 2006 ve 2007 yıllarında gitmek istediğini söylemiş. Oysa zaman geçtikçe koşullar değişebiliyor ve Opel birdenbire eski sözlerinin gereklerini yerine getiremeyecek duruma düşebiliyor."
Einenkel, birleşik iş komitesinin bir üyesi ve bu nedenle alınmış olan bütün kararlara da katılmış durumda. Şimdi şaşırmış numarası yapıyorsa, bunun tek nedeni, eğer 31 Ocak tarihine kadar 6.500 "gönüllü" bulamazlarsa, kendisinin kimin kovulacağına karar verecek olan uzlaştırma komitesinin de bir üyesi olması.
Aralık ayında iş komitesinde üst düzeyde yapılan değişikliğin sebebi de buydu. Önceki başkan Dietmar Hahn uzlaştırma komitesi içinde oynayacağı cellat rolünden kurtarabilmek için sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrıldı. Fabrikalardan kimlerin gönderileceğine dair kararın alınacağı gün hızla yaklaşıyor ve iş komitelerinde sinirler geriliyor.
Buna ek olarak, fabrikaların kapatılması olasılığı tamamen ortadan kalkmış değil. Süddeutschen Zeitung gazetesi 11 Ocakta, General Motorun Baş İcra Sorumlusu Rick Wagonerin başka türlü yorumlanmaya elverişli olmayan şu sözlerini aktardı: "Dünya üzerinde fabrika kapatma olasılığının bulunmadığını söyleyebileceğim hiç bir ülke yok." Rekabet zorlu ve acımasız, kapasite fazlası inanılmaz boyutlarda. "Avrupada başarılı olamazsak o zaman fabrikaları kapatacağız."
Aksi yönde dedikodular kulaktan kulağa yayılsa da, GMnin gelecekte Avrupada yeni modeller geliştirip üreteceğine yönelik kararları henüz sonuçlanmış değil.
Bununla bağlantılı olarak, Opelin başkanı Hans Demant, şirketin en önemli modeli olan küçük-boyut Astra modelinin geliştirilmesi sözleşmesinin ille de Rüsselsheima verilmesi gerekmiyor dedi. Bu sözleşmeyi bir başka GM geliştirme merkezine, örneğin Detroitteki genel merkeze ya da GM yan şirketleri olan Suzuki ya da Daewooya da verebilirmiş. Hatta halihazırda Bochumda geliştirilmekte olan yeni Astranın bile nerede üretileceği hâlâ kararlaştırılmış değil. Yeni orta-boy modelin nerede üretileceğine dair karar da henüz verilmemiş durumda - hali hazırda bu konuda Rüsselsheimdaki fabrika ile İsveçin Trollhättan şehrindeki tesisler arasında bir rekabet savaşı sürüyor.
Opel iş komiteleri kendi yöntemleriyle "rekabette öne geçmeye" çalışıyorlar. Opel birleşik iş komiteleri başkanı Franz "Çok sıkı çalışıyoruz ve bir kaç hafta içinde bir anlaşmaya varmayı umuyoruz" şeklinde bir açıklama yaptı. Opelin başkanı Demant şöyle dedi: "Herhangi bir dehşet senaryosu söz konusu değil; sadece fabrikaların gelecekte formda olmalarını sağlayabilmek için birkaç gevşek bağın sıkılması gerekiyor."
Opelin başkanı "birkaç gevşek bağ" ile özellikli işler için verilen, hali hazırda standart ücretlerin yüzde 20 üzerinde olan ek ücretleri kastediyor. İş komitesi şirketin isteklerini kabullenmeye ve ücretlerin önemli ölçüde düşürülmesine ve çalışma koşullarının ağırlaştırılmasına istekli olduğunun işaretini çoktan verdi bile.
Basında yer alan haberlere göre Opel şimdi, GMin Avrupa başkan yardımcısı Carl-Peter Forsterın aslen 2002 yılında 3.000 işçisiyle birlikte satmak istediği Kaiserslautern fabrikası için yıl sonuna kadar "bir çözüm" bulmak istiyor. Açıkçası bu, iş komitelerinin şu anda şirket yönetimiyle fabrikanın kapatılması ya da satılması konusunda görüşmeler yaptığı anlamına geliyor.