World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler

Yazıcıya hazırla

OECD küresel dengesizlikleri düzeltmek için "zamanın tükenmekte olduğu" uyarısını yaptı

Nick Beams
9 Haziran 2005
İngilizce’den çeviri (26 Mayıs 2005)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD’nin artan ödemeler bilançosu açığının ve dünyanın geri kalanındaki yavaş büyümenin küresel ekonomide yarattığı artan dengesizlikler konusunda uyarıda bulunan son örgüt oldu.

Uyarı bu hafta başında yayınlanan altı-aylık ekonomik görünüm raporunda yer aldı. OECD küresel dengesizliğin en önemli göstergesine işaret ederek, ABD’nin ödemeler bilançosu açığının 2006 yılında yaklaşık olarak 900 milyar dolara ya da ABD’nin gayrı safi yurtiçi hasılasının yüzde 6,7’sine ulaşacağını belirtti. Bu, her gün dünyanın geri kalanından günde 2,5 milyar dolardan fazla bir akışı gerektiren bir borç tutarı.

Raporun bir özetini sunan OECD’nin baş ekonomisti Jean-Philippe Cotis Avrupa’da devam eden yetersiz büyümenin artan endişe kaynağı olduğunu açıkladı. "Toparlanmanın bütün OECD’ye daha dengeli bir biçimde yayıldığı yumuşak senaryo gerçekleşmedi. Bu senaryonun Amerika Birleşik Devletleri’nde görece başarılı bir ‘yumuşak iniş’ yaşanması ve Japonya’da ekonomik faaliyetin artışı gibi unsurları gerçekleşebilecek bile olsa, euro bölgesinde sürdürülebilir bir momentumun sağlanamaması çok büyük bir sorun."

Cortis, Avrupa’da yaşanan büyüme eksikliğini açıklamak için kullanılan, hem Irak savaşı, petrol ve hammadde fiyat şokları, hem de para birimlerinin değerlerinde görülen dalgalanmalar gibi "çevresel etkenlere dayalı tezlerin, Avrupa’da yarıda kesilmiş bir dizi ekonomik toparlanmayı açıklamak için yeterli" olmadığını söyledi.

2004’ün ilk yarısında "cesaret verici" bir artış yaşandı ancak yılın ikinci yarısında büyüme, azalan tüketici ve iş dünyası güveni nedeniyle zayıfladı. En büyük endişe konusu olan iki ülke Almanya ve İtalya. Almanya’da "sorun, ihracat çok güçlü bir uyarıcı etken konumunda olmasına karşın iç talepte sürekli gerileme yaşanmasıyken, İtalyan ekonomisinde ticari mallar sektörü geçen yıllar boyunca maliyet enflasyonu tarafından baltalandıktan sonra, pazar payını kaybediyor, bu şekilde mevcut resesyonu [ekonomik durgunluk - ç.n.] yaratan ortamı hazırlıyor.

Cortis sözlerine, "Bir yandan Avrupa’da ve kimi Asya ülkelerinde, diğer yandan ABD’de sürmekte olan iç talep çalkalanmaları görmezlikten gelinemez," diyerek sözlerini sürdürdü. ABD’nin sürdürülemez cari işlemler açığı göz önüne alındığında, dengesizlikleri düzeltme yönündeki baskı artacak, karşımıza muhtemelen "bir bütün olarak OECD bölgesi için olumsuz etkiler yaratacak olan doların değerindeki ani bir düşüş" olarak çıkacaktır.

Cortis,Financial Times’a (FT) şu açıklamayı yaptı: "Yarın sabah kıyametin kopacağını söylemiyoruz … ancak (küresel dengesizlikleri gidermeye yönelik olarak) yapılan uyarlamaların görece yavaş ilerlemesi nedeniyle, bir kaza yaşanması olasılığını taşıyoruz. Geldiğimiz nokta burası. Zaman kaybediyoruz - rakamlar büyüdükçe büyüyor."

OECD raporu, dünya ekonomisini dengeli bir büyüme patikasına geri döndüreceği varsayılan olağan önlemler listesini öne sürüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin tasarruflarını artırması ve ödemeler açığını azaltması gerekiyor, Avrupa’nın büyümeyi desteklemesi gerekiyor ve Asya para birimlerinin ABD doları karşısında değer kazanması gerekiyor. Ancak her zaman olduğu gibi raporda bu amaçların nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğine dair bir öneri yok.

Aslında alışılageldik reçetelerin başarısızlığı, ekonomik politikadan sorumlu olanların bir cevap üretemediklerinin kabul edilmesine yol açmış durumda. Birkaç yıl boyunca en rağbette olan slogan, büyümeyi desteklemek için Avrupa’nın "yapısal reformlar" yapması - "serbest piyasa" önlemlerini benimsemesi, sosyal harcamaları azaltması ve daha "esnek" bir işgücü oluşturması - gerekir şekildeydi. Ancak Avrupa Merkez Bankası (AMB) üyelerinden birine göre bu önlemler işe yaramamışa benziyor.

Finlandiya Merkez Bankası başkanı Erki LiikanenFinancial Times’a bu hafta, rekabeti artırmak için yapılan reformların kötü ekonomik performansın üstesinden gelemediğini söyledi. Konu AMB’de tartışıldı ancak "verebileceğimiz bir cevabımız yok. Belki reformlar önce belirsizliği artırıyordur." Liikanen euro bölgesinin bu yıl toparlanıp toparlanamayacağından emin olmadığını söyledi.

İç talepteki durgunluğun bir nedeni OECD tarafından euro bölgesi için hazırlanan reel ücretleri gösteren rakamlarında görülebilir. Bu rakamlar bölge çapında reel saatlik ücretlerin yüzde 1 oranında düşmekte olduğunu, en büyük düşüşlerin İtalya’da ve Almanya’da yaşandığını gösteriyor. Düşen ücretlerin tüketici talebini azaltması karşısında OECD, düşük seyreden enflasyon ve zayıf toplam talep koşullarında, para politikasını gevşetmenin "oldukça zorunlu" göründüğünü söyleyerek, AMB’ye faiz oranlarında büyük çaplı indirimler yapma çağrısında bulundu.

Ekonomik durgunluk önemli siyasi sonuçlar yaratıyor. Bu haftaFinancial Times’ta yayınlanan bir makalenin sözleriyle aktarırsak: "Zayıf bir ekonomi ve siyasi hoşnutsuzluk Avrupa Birliği’ni uçurumun kenarına doğru itiyor. Gelecek hafta bu sıralarda, Fransız ve Hollandalı seçmenler öfkelerini AB anayasasını öldürerek, Birliği krize ve önderlerini utanca sürükleyerek çıkartabilirler"

Ekonomideki gerileme yansımasını önde gelen siyasi önderlerin kamuoyu desteği oranlarındaki düşüşte buldu. İşsizliğin yüzde 12 oranında olduğu ve yıllık ekonomik büyümenin yüzde 1’e zorlukla ulaştığı Almanya’da, Gerhard Schröder’in Sosyal Demokrat Partisi, seçimlerin bu yılın sonunda yapılması durumunda en büyük yenilgisini yaşayacak. Fransa’da, işsizlik oranı yüzde 10 oranının üzerine çıkarken, Devlet Başkanı Chirac’ın desteklenme oranı yüzde 40’ın altına düştü; İtalya’da ekonomi resesyona girerken ve bütçe açıkları artarken, Silvio Berlusconi’nin hükümeti parçalanıyor.

FT, üst kademelerde yaşanan siyasi krize işaret eden eski bir üst düzey Fransız yetkilinin şu sözlerini aktarıyor: "Avrupa’da, kıtayı şu anda içinde bulunduğu kırgınlıktan çıkartmak için gerekli olan vizyona ya da iradeye ya da siyasi karizmaya sahip önderler artık yok."

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(26 Mayıs 2005)
Dünya ekonomisi üzerinde karabulutlar birikiyor
( 17 Mayıs 2005)
ABD’nin büyüme oranı küresel yavaşlamaya işaret ediyor
( 2 Mayıs 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır