World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Latin Amerika’nın toplumsal krizi

İşsizlikle birlikte çocuk emeğinin kullanımı da artıyor

Bill Van Auken
18 Mayıs 2005
İngilizce’den çeviri (11 Mayıs 2005)

Birleşmiş Milletlerce finanse edilen Latin Amerika ve Karayip Ekonomi Komisyonu (ya da İspanyolca kısaltması ile CEPAL) tarafından kısa bir süre önce yayınlanan rapora göre, Latin Amerika’da işsizlik, 1980’lerde borç krizi tarafından yaratılan, "kayıp on yıl" adı verilen dönemde ulaşmış olduğu düzeyin üzerine çıkıyor.

Bölgenin birçok kesiminde yetişkin işçiler arasında işsizlik oranları rekorlar kırarken, çocuk emeğinin kullanımı daha da hızlı artış gösteriyor.

"Latin Amerika’da 1990’lardan bu yana İşsizlik" başlığını taşıyan yeni CEPAL raporu, bölgenin tarihinde açık işsizliğin ilk kez, gizli işsizlik ve "kayıtdışı sektörde" istihdama kıyasla, Latin Amerika’nın ekonomik ve toplumsal krizinin tanımlayıcı bir özelliği haline gelmiş olduğunu ortaya koyuyor.

Rapor şu sonuca ulaşıyor: "Böylelikle büyümenin yeniden başlamasının istikrar kazanmasından on yıl sonra, işsizlik 1980’lerin başlarındaki borç krizini takip eden dönemin bitiş noktası olan 1990’da olduğundan daha yüksek."

Borç silme programları, sermaye yatırımın geri dönüşü, kontrol altında tutulan bir enflasyona geri dönüş ve sermaye kaçışındaki azalma, bunların hiçbiri işsizlerin saflarının sürekli olarak büyümesine engel olamadı. Ekonomik büyüme oranlarının ılımlı bir büyüme göstermiş olmasına karşın, işsizlik hız kesmeden artmaya devam ediyor.

Bölge çapında işsizlik oranı son on yılda en azından 10 puanın üzerinde artış gösterirken, kimi ülkelerde artış bundan çok daha hızlı oldu. Örneğin Arjantin’de 1990’da yüzde 8,8 olan işsizlik oranı 2002 yılında yüzde 19,7’ye yükselirken Uruguay’da aynı dönemde yüzde 8,5’ten yüzde 17’ye çıktı. Çalışmanın bulgularına göre bölge çapında işsizlik ortalaması yüzde 10,4 düzeyinde.

Şu anda Arjantin’de halkın yüzde 40’ından fazlası resmi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Uruguay’da ülkenin 3,4 milyon insanının yüzde 30’undan fazlası yoksul olarak sınıflandırılıyor.

İşsizliğin az çok aynı düzeyde kaldığı ya da hatta azaldığı ülkelerin çoğunda - esas olarak Orta Amerika’da - emek piyasasını büsbütün terk etmiş olan işçi sayısı çok büyük ve gittikçe de büyüyor. Örneğin Honduras’ta son on yılda resmi işsizlik oranında 1,7 puanlık bir düşme kaydedildi ancak tarım-dışı "kayıtdışı sektörde" çalışarak geçimini sağlamaya uğraşan insanların oranı şoke edici bir biçimde yüzde 5,8 tırmanarak yüzde 65,1’e yükseldi.

Bölgede işsizliğin artışı, 1980 ve 1990’larda dayatılan yapısal uyum programları altında kamuya ait kuruluşların toptan özelleştirilmiş olmasıyla bağlantılı. Rapor yeni iş yaratılması konusundaki başarısızlığı, Latin Amerika küresel kapitalist ekonomiyle gittikçe daha fazla bütünleştikçe "ticaret modellerinin ilksel mallara ve yoğun hammadde üretimine yönelerek" değişmesine bağlıyor.

Milyonlarca Latin Amerikalı işçi iş bulamazken ve kitleler yoksulluk tarafından öğütülürken, çocuk emeğinin kullanımı sosyal belası bütün bölgede salgın bir hastalığa dönüştü.

Tarihsel olarak Latin Amerika’nın en gelişmiş ekonomilerinden biri olmala övünen Arjantin’de şu anda 15 yaşın altındaki 1,5 milyon çocuğun çalıştığı tahmin ediliyor. Hayatta kalabilmek için çalışmak zorunda kalan çocukların sayısı, Arjantin ekonomisinin serbest düşüşe geçtiği 1998 yılından bu yana yüzde 600 oranında artış gösterdi. 1998 yılında çocuk işçilerin sayısının 250.000 civarında olduğu hesaplanıyordu.

UNICEF ve Arjantin Çocuk Emeğinin Kullanımına Son Verme Ulusal Komisyonu’nca (CONAETI) yayımlanan bir rapora göre sadece Buenos Aires sokaklarında 3.500 sokak çocuğu var. Bunların yaklaşık olarak yarısı dilenerek hayatta kalıyorlar. Bu çocuklar şehirde çalışırlarken, büyük çoğunluğu yoksullaşmış işçi sınıfı varoşlarından geliyor. Sonuç olarak sokakta yatıp kalkar hale geliyorlar.

Araştırma, dilenmeden sonra en sık görülen çocuk emeği kullanımının, sokak müzisyenliği (yüzde 14), cartoneros olarak çalışan, anne ve babalarına çöpleri karıştırarak yeniden dönüşümü sağlanacak maddeleri toplamakta yardım eden çocuklar (yüzde 11) ve barlarda, kitle ulaşım araçlarında ve sokaklarda satıcılık yapan çocuklar (yüzde 4) olduğunu gösteriyor.

Bu arada Kolombiya’da yapılan benzer bir araştırma beş ile 17 yaş arasındaki her beş çocuktan birinin çalışmaya zorlandığını belirledi. Araştırma, bunun da ötesinde, bu çocukların yarıya yakınına hiçbir ücret ödenmezken, geriye kalanının sadece Kolombiya’da 41 dolar olan asgari ücretin dörtte biri kadar ücret aldıklarını ortaya koyuyor.

Kolombiya Aile Refahı Enstitüsü’ne göre ülkenin çocuklarının 2,5 milyona yakını çalışmak zorunda bırakılıyor. Rakamlar Kolombiya altı yıl önce çocuk emeğinin en kötü biçimlerini yasaklamayı taahhüt eden bir Uluslararası Çalışma Örgütü anlaşmasını imzalamasından bu yana iki kat arttı.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(11 Mayıs 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır