World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Sanat eleştirisi

Yazıcıya hazırla

Washington’un sadizm ve cinsel taciz politikası: Seymour Hersh’inEmir Komuta Zinciri’nden alıntılar

Barry Gerry
2 Mart 2005
İngilizce’den çeviri (1 Ekim 2004)

Araştırmacı gazeteci Seymour Hersh bu ay başlarında yayınlanan (HarperCollins Yayınevi) değerli kitabı,Emir Komuta Zinciri’nde, Bağdat’taki Abu Ghraib hapishanesinde ortaya çıkan ABD zulmünün hapishanede görev yapan Amerikan askeri polisi içindeki bir avuç "çürük elmanın" işi olduğuna dair resmi masalı çürütüyor. [Hersh’in kitabı Türkiye’de kısa bir süre önce Agora Kitaplığı tarafından yayınlandı:Emir Komuta Zinciri, çev.: Mehmet Harmancı. www.agorakitaplıgı.com/index.php?kitap=58] Hersh, gözaltında tutulan Iraklılara uygulanan işkence ve cinsel aşağılamanın Amerikan ordusunun ve sivil yönetiminin en üst düzeylerinde kararlaştırılan politikaların bir sonucu olduğunu reddedilemez bir biçimde ortaya koyuyor.

Hersh -Afganistan’daki ABD hapishanelerinde ve Guantanamo toplama kampında olduğu kadar - Abu Ghraib’te işlenen savaş suçlarının izlerini takip ederek Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’e ve Beyaz Saray’a ulaşıyor. "Terör şüphelileri"ne - ki binlercesi gelişigüzel bir biçimde yakalanıp götürülmüş insanlardan oluşuyor - uygulanan sadistçe ve kanlı muameleyle ilgili örnekler sunuyor ve bir bütün olarak Bush yönetimi ve ABD egemen seçkini içinde insanlığa karşı bu suçların işlenmesine yol açan kimi siyasi ve ideolojik düşünceleri inceliyor.

Kitap, Irak halkının neredeyse bütün kesimlerinin -hem Şiilerin hem de Sünnilerin - Amerikan işgaline karşı hale gelmelerine yol açan politikaların ve yöntemlerin iç yüzünü gösteriyor.

Örneğin kitabın 35. sayfasında [bu makalede belirtilen sayfa numaraları kitabın İngilizce orijinaline gönderme yapmaktadır -ç.n.] Hersh, CBS News Abu Ghraib’teki işkence öyküsünü vermeden kısa bir süre önce eline geçmiş olan, bu hapishanede çekilmiş fotoğrafları tarif ediyor:

"Bir başka resimde bu adam, Iraklı bir mahkum, çıplak halde görülüyor. Bir iki adım ötesinde köpekler havlarken, elleri ensesinden kelepçelenmiş ve hücrenin kapısına dayanırken korkudan iki büklüm olmuş. Diğer fotoğraflar köpeklerin tasmalarını zorlayarak tutuklulara hırladıklarını gösteriyor. Birkaç dakika sonra çekilmiş olan bir başka fotoğrafta belden aşağısı çıplak olan Iraklı tutuklu yerde, acı içinde kıvranarak yatmaktayken, arkasında oturan bir asker diziyle sırtına abanıyor. Mahkumun bacağından kan fışkırıyor. Bir başka fotoğrafta yine belden aşağısı çıplak, yerde yatan bir mahkumun yakından çekilmiş görüntüsü yer alıyor. Mahkumun sağ baldırında derin bir ısırık izi var. Sağ bacağında ısırık izi ya da derin bir çizik gibi bir şey var. Sol bacağında kanla kaplı daha büyük bir yara var."

Kitabın 42. ve 43. sayfalarında Hersh şöyle yazıyor:

"Özel Operasyonlar ekibiyle yakın bağları olan bir askeri danışman, 2004 yılının yazında bana Irak’ta görev yapan kimi subayların, fotoğraflar açığa çıkmadan önce, cezaevindeki ihlaller konusunda yazılı şikayette bulunduklarını öğrendiğini anlatmıştı. Bu subaylara dilekçelerinin General Sanchez’e [o sırada Irak’taki en üst rütbeli ABD komutanı] iletileceği söylendi. Askeri danışman, savaş suçları işlendiğini ve buna engel olmak için hiçbir şey yapılmadığını öfke içinde dile getirdi. ‘İnsanlar öldüresiye dövüldüler. İşkence görmüşlerse ve öleceklerse ve askerler bunu biliyorsa, fakat yaralarını iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyorlarsa buna ne ad verirsin?’ Kendi sorusunu kendisi yanıtladı: ‘İdam.’"

Bu canavarlıkların tasarlanmış oluşuyla ilgili ve bunların Pentagon’daki ve Beyaz Saray’daki politikaları belirleyen üst düzey yöneticilerin ırkçı ve sömürgeci düşünceleri ile olan bağlantıları konusunda Hersh kitabın 38. ve 39. sayfalarında şöyle yazıyor:

"Cinsel aşağılamanın Arapların özellikle en zayıf noktaları olduğu düşüncesi, Irak’ın 2003 yılının Mart ayında işgal edilmesinden önceki aylarda savaş yanlısı Washington muhafazakarları arasında etraflıca konuşulmuştu. Sık sık bir kitaptan, bir kültür antropolojisti, Columbia ve Princeton başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde ders vermiş ve 1996 yılında ölmüş olan Raphael Patai tarafından kaleme alınmış, ilk baskısı 1973 yılında yapılmış, Arap kültürü ve psikolojisini inceleyenThe Arab Mind’dan söz ediliyordu. Kitapta Araplar ve seks konusunu işleyen yirmi beş sayfalık bölümde, seksin utanç ve baskı ile karşılanan bir tabu olduğu anlatılıyordu…

"Bir akademisyen bana Patai’nin kitabının ‘yeni-muhafazakarların Arapların davranış tarzı konusundaki incilleri’ haline geldiğini söyledi. Söylediğine göre yeni-muhafazakarların tartışmaları sırasında iki tema öne çıkmıştı -‘bir Araplar sadece güçten anlarlar ve iki Arapların en büyük zayıflığı utanç ve aşağılanmadır.’"

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır