www.wsws.org/tr/2005/mar2005/hers-m02.shtml
Araştırmacı gazeteci Seymour Hersh bu ay başlarında yayınlanan (HarperCollins Yayınevi) değerli kitabı,Emir Komuta Zincirinde, Bağdattaki Abu Ghraib hapishanesinde ortaya çıkan ABD zulmünün hapishanede görev yapan Amerikan askeri polisi içindeki bir avuç "çürük elmanın" işi olduğuna dair resmi masalı çürütüyor. [Hershin kitabı Türkiyede kısa bir süre önce Agora Kitaplığı tarafından yayınlandı:Emir Komuta Zinciri, çev.: Mehmet Harmancı. www.agorakitaplıgı.com/index.php?kitap=58] Hersh, gözaltında tutulan Iraklılara uygulanan işkence ve cinsel aşağılamanın Amerikan ordusunun ve sivil yönetiminin en üst düzeylerinde kararlaştırılan politikaların bir sonucu olduğunu reddedilemez bir biçimde ortaya koyuyor.
Hersh -Afganistandaki ABD hapishanelerinde ve Guantanamo toplama kampında olduğu kadar - Abu Ghraibte işlenen savaş suçlarının izlerini takip ederek Savunma Bakanı Donald Rumsfelde ve Beyaz Saraya ulaşıyor. "Terör şüphelileri"ne - ki binlercesi gelişigüzel bir biçimde yakalanıp götürülmüş insanlardan oluşuyor - uygulanan sadistçe ve kanlı muameleyle ilgili örnekler sunuyor ve bir bütün olarak Bush yönetimi ve ABD egemen seçkini içinde insanlığa karşı bu suçların işlenmesine yol açan kimi siyasi ve ideolojik düşünceleri inceliyor.
Kitap, Irak halkının neredeyse bütün kesimlerinin -hem Şiilerin hem de Sünnilerin - Amerikan işgaline karşı hale gelmelerine yol açan politikaların ve yöntemlerin iç yüzünü gösteriyor.
Örneğin kitabın 35. sayfasında [bu makalede belirtilen sayfa numaraları kitabın İngilizce orijinaline gönderme yapmaktadır -ç.n.] Hersh, CBS News Abu Ghraibteki işkence öyküsünü vermeden kısa bir süre önce eline geçmiş olan, bu hapishanede çekilmiş fotoğrafları tarif ediyor:
"Bir başka resimde bu adam, Iraklı bir mahkum, çıplak halde görülüyor. Bir iki adım ötesinde köpekler havlarken, elleri ensesinden kelepçelenmiş ve hücrenin kapısına dayanırken korkudan iki büklüm olmuş. Diğer fotoğraflar köpeklerin tasmalarını zorlayarak tutuklulara hırladıklarını gösteriyor. Birkaç dakika sonra çekilmiş olan bir başka fotoğrafta belden aşağısı çıplak olan Iraklı tutuklu yerde, acı içinde kıvranarak yatmaktayken, arkasında oturan bir asker diziyle sırtına abanıyor. Mahkumun bacağından kan fışkırıyor. Bir başka fotoğrafta yine belden aşağısı çıplak, yerde yatan bir mahkumun yakından çekilmiş görüntüsü yer alıyor. Mahkumun sağ baldırında derin bir ısırık izi var. Sağ bacağında ısırık izi ya da derin bir çizik gibi bir şey var. Sol bacağında kanla kaplı daha büyük bir yara var."
Kitabın 42. ve 43. sayfalarında Hersh şöyle yazıyor:
"Özel Operasyonlar ekibiyle yakın bağları olan bir askeri danışman, 2004 yılının yazında bana Irakta görev yapan kimi subayların, fotoğraflar açığa çıkmadan önce, cezaevindeki ihlaller konusunda yazılı şikayette bulunduklarını öğrendiğini anlatmıştı. Bu subaylara dilekçelerinin General Sancheze [o sırada Iraktaki en üst rütbeli ABD komutanı] iletileceği söylendi. Askeri danışman, savaş suçları işlendiğini ve buna engel olmak için hiçbir şey yapılmadığını öfke içinde dile getirdi. İnsanlar öldüresiye dövüldüler. İşkence görmüşlerse ve öleceklerse ve askerler bunu biliyorsa, fakat yaralarını iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyorlarsa buna ne ad verirsin? Kendi sorusunu kendisi yanıtladı: İdam."
Bu canavarlıkların tasarlanmış oluşuyla ilgili ve bunların Pentagondaki ve Beyaz Saraydaki politikaları belirleyen üst düzey yöneticilerin ırkçı ve sömürgeci düşünceleri ile olan bağlantıları konusunda Hersh kitabın 38. ve 39. sayfalarında şöyle yazıyor:
"Cinsel aşağılamanın Arapların özellikle en zayıf noktaları olduğu düşüncesi, Irakın 2003 yılının Mart ayında işgal edilmesinden önceki aylarda savaş yanlısı Washington muhafazakarları arasında etraflıca konuşulmuştu. Sık sık bir kitaptan, bir kültür antropolojisti, Columbia ve Princeton başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde ders vermiş ve 1996 yılında ölmüş olan Raphael Patai tarafından kaleme alınmış, ilk baskısı 1973 yılında yapılmış, Arap kültürü ve psikolojisini inceleyenThe Arab Minddan söz ediliyordu. Kitapta Araplar ve seks konusunu işleyen yirmi beş sayfalık bölümde, seksin utanç ve baskı ile karşılanan bir tabu olduğu anlatılıyordu...
"Bir akademisyen bana Patainin kitabının yeni-muhafazakarların Arapların davranış tarzı konusundaki incilleri haline geldiğini söyledi. Söylediğine göre yeni-muhafazakarların tartışmaları sırasında iki tema öne çıkmıştı -bir Araplar sadece güçten anlarlar ve iki Arapların en büyük zayıflığı utanç ve aşağılanmadır."