|
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz
Yazıcıya hazırla
Nathan Steinberger 94 yaşında öldü
Faşizme ve Stalinizme karşı mücadeleye adanmış bir yaşam
Verena Nees
23 Mart 2005
İnglizceden çeviri (9 Mart 2005)
Nathan Steinberger 26 Şubatta, 94 yaşında, Berlinde bir hastanede aramızdan ayrıldı. Karısı Edith dört yıl önce ölmüştü. Nathan ve Edith Steinberger, devrimci ayaklanmaların ve işçi hareketinin trajik yenilgilerinin damgasını vurduğu bir dönem boyunca yaşamış olan bir kuşağın son temsilcilerindendiler. Yaşamları, faşizmin ve Alman Komünist Partisi (AKP) üyeleri olarak yaşadıkları Sovyetler Birliğinde canlarını zorlukla kurtardıkları Stalinist terörün korkunç deneyimleriyle iç içe geçmişti.
1910 yılında Berlinde Ortodoks bir Yahudi ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Nathan nispeten yoksulluk içinde büyüdü. Dünyaya ilişkin ilk izlenimleri savaş, açlık ve Berlin işçilerinin birbirini izleyen devrimci mücadeleleri tarafından belirlendi. Aynı zamanda 1920lerin kültürel yükselişinden de etkilendi. Beş yaşındayken büyük kız kardeşine opera ya da tiyatro bileti satın almak için kuyruklarda bekledi. Büyük erkek kardeşi Dadacı bir tiyatro grubu ile evde provalar yapıyordu. Nathanın kendisi cep harçlığını çeşitli sahne eserlerinde figüranlık yaparak çıkarttı ve edebiyat ve resim konusundaki bilgisiyle arkadaşlarını ve ziyaretçilerini şaşırtmaktaydı, ki bu durum yaşamının sonuna kadar devam etti.

Birinci Dünya Savaşı başladığında Nathan dört yaşındaydı; Ekim Devrimi olduğunda ise yedi. 90 yaşındayken çocukluk anıları sorulduğunda Nathan şunları hatırlamıştı: "Rus Devrimi Berlini heyecana boğmuştu. Herkes Lenin ve Trotskiyden söz ediyordu. Geriye dönüp bakınca şunu söyleyebilirim, Rusyadaki olaylar Berlindeki ve bütün Almanyadaki hayat üzerinde kesinlikle muazzam bir etki yarattı."
1918 Kasım Devriminin kimi büyük gösterileri ve sokak savaşları Steinberg ailesinin evinin tam dibinde gerçekleşti. Nathan ve küçük kardeşi Leo genellikle, Spartakusbund(daha sonra Alman Komünist Partisinin esas bileşenlerini oluşturacak olan, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknechtnin önderliğindeki devrimci Spartaküs Ligası) taraftarları ile Freikorps askerleri (gerici paramiliter örgütler) arasındaki silahlı çatışmalar mola verdiği sırada topladıkları boş mermi kovanlarıyla oynuyorlardı. Nathan okuldan sonra genellikle kitlesel gösterilere katılır ve akşamları, evlerinin yakınındaki salonlarda yapılan tartışma toplantılarında, AKPli, ABSDPli (Alman Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi) ve SPDli (Sosyal Demokrat Parti) işçilerin yaptıkları hararetli siyasi tartışmalara katılmak için evden kaçardı.
Daha sonra, Mauthausen toplama kampında Naziler tarafından öldürülecek olan büyük ağabeyi Adolfun etkisi altında, Nathan kısa sürede komünist harekete katıldı. 14 yaşında Komünist Gençlik Federasyonunun bir üyesi oldu ve KoPeFranın (Kommunistische Pennälerfraktion - Komünist Lise Öğrencileri Fraksiyonu) ve önderliği içinde bulunduğu Sosyalist Öğrenci Federasyonunun (SÖF) kurulmasında yer aldı.
Nathan aynı zamanda çok erken yaşlarda Alman işçilerinin karşı karşıya oldukları sorunları öğrendi ve Rus Devriminin benzerini Almanyada gerçekleştirme girişimine tanık oldu.
1923 yılına dönüp baktığında, bu yılın hem Komünist hem de Sosyal Demokrat işçiler arasında büyük bir umut ve gerilim dolu olduğunu söylemişti. O yıl boyunca ardı ardınca grevler meydana geldi. Nathan şunları anımsıyordu: "Havada elle tutulabilir bir his vardı - siyasi olarak bilinçli olan herkes bunun kısa bir süre içinde olacağını hissediyordu! Hepimiz, Berlinli işçiler ve gençler dört gözle Alman Ekim Devriminin gelmesini bekliyorduk. O zaman bunu çok açık bir biçimde hissetmiştim." Alman Komünist Partisi önderliği o kadar uzun süre tereddüt gösterince ve hareketin dorukta olduğu zamanı kaçırınca yaşanan hayal kırıklığı hepsinden büyük oldu. "Bir gün her şeyin bittiğini fark ettim. Aniden, bir duraklama içine girildi. Açıklayabilmek çok zordu ancak birden bütün heyecan kayboldu ve hayal kırıklığı her yanı kapladı. Özellikle AKPde örgütlü olmayan işçiler hayal kırıklığı içindeydiler. Birkaç gün boyunca boğucu bir sessizlik yaşandı."
1923 yılının ardından, Rus Komünist Partisi içinde Stalinin hizbiyle, Lev Trotskiyin önderliğindeki Sol Muhalefet arasında baş gösteren mücadelelerin hemen ardından, AKP içinde de anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı. Yaşı, tartışılan siyasi sorunları kavrayamayacak kadar küçük olmasına karşın Nathan ve bütün mahalle örgütü 1926 yılında Komünist Gençlik Federasyonundan (KGF) ihraç edildiler. Buna gerekçe olarak, mahalle örgütünün, parti çizgisinin önde gelen eleştirmenlerinden Karl Korschun etkisi altında olması gösterildi.
Nathan Steinberger SÖF içinde aktif olarak çalışmaya devam etti. O ve arkadaşları sadece politik konuları tartışmadılar, fakat aynı zamanda hem Erich Kästner, Arnold Zweig gibi yazarlarla, hem de psikoloji ve cinsellik konularında tartışmalar da düzenlediler. 1929 yılında üniversiteye giriş sınavını kazandıktan sonra Nathan en çok ilgi duyduğu konu olan psikoloji alanında öğrenim görmek umuduyla üniversitede tıp fakültesine kaydoldu ancak daha sonra siyasal iktisada geçti. Tarım bilimi üzerinde uzmanlaştı ve o yıllarda Moskovadaki Uluslararası Tarım Enstitüsünün bir temsilcisi olan, ünlü bilim adamı Karl Wittfogelin gözetiminde çalıştı.
Daha önce Komünist Gençlik Federasyonundan ihraç edilmiş olmasına karşın Nathan 1928 yılında AKPye üye oldu. Bu yıla AKP içinde Stalin ve takipçileri tarafından geliştirilen "sosyal faşizm teorisi" konusunda yapılmaya başlanan hararetli tartışma damgasını vurdu. Bu teoriye göre sosyal demokrasi ile faşizm arasında hiçbir fark yoktu. İntihar etmekle eşanlamlı bu politikanın etkisi, faşistlerin artan etkisine karşı Sosyal Demokrat ve Komünist işçilerin herhangi bir ortak mücadele yürütmelerini engellemek oldu.
Nathan sezgisel olarak bu görüşü reddetti. Daha sonra anılarını anlatırken söylediği gibi: "Bu aşırı-sol görüş, siyasi olarak cahil olanlara göreydi. 1918 ve 1923ün devrimci deneyimlerinden geçmiş olanların ezici çoğunluğu SPDnin faşistlerle eşitlenmesini reddetti. Ben, hiçbir şekilde, sokakta ajitasyon yaparken asla sosyal faşizm tabirini kullanmadım."
Nathan Steinberger, Nazilerin artan etkinliğine karşı AKP ve SPDli işçilere bir birleşik işçi cephesi kurmaları çağrısı yapan Lev Trotskiyin yazdıklarıyla ilk kez bu dönemde karşılaştı.
Kısa bir süre sonra Nathan Steinbergerin yaşamı dramatik bir biçimde değişecekti. Karl Wittfogelin tavsiyesi üzerine, 1932 yılında, henüz eğitimini dahi tamamlamamışken, Moskova Tarım Enstitüsüne atandı. Kendisi de AKPnin aktif bir üyesi olan kız arkadaşı Edith, Nathana eşlik etti. Moskovada iki yıl süreyle kalacaklardı ancak 1933 yılında Hitler iktidara gelince genç çiftin Almanyaya dönme şansları kalmadı. Sadece tanınmış AKP üyeleri değil, aynı zamanda Yahudi idiler.
Nathan ve Edith işçi hareketinin yenilgisi ve Almanyada faşizmin elde ettiği zafer nedeniyle mahvoldular. Aynı zamanda Sovyetler Birliğideki Stalin rejimi ile, her ikisini de 1920lerde siyasete çeken devrimci iyimserlik arasında hiçbir ortak tarafın olmadığını farkettiler. Tarım Enstitüsünde çalışırken eski meslektaşları Nathanı zorla kolektifleştirme döneminde kırsal bölgelerde yaşanan korkunç ve insanlıktan uzak olaylar konusunda bilgilendirdiler. Nathan, bir İsviçreli devrimci ve Leninin yakın çalışma arkadaşı Fritz Platten gibi Eski Bolşeviklerle tanıştı ve Platten ve diğer eski parti üyelerinin nasıl gittikçe daha fazla yalıtıldıklarını gördü. Bu aşamada Trotskiyin taraftarları çoktan sürgüne gönderilmiş ya da hapse atılmışlardı. Nathanın katıldığı parti toplantılarında hemen hemen hiç açık siyasi tartışma yapılmıyordu. Parti demokrasisi bürokratizm ve entrikalar tarafından gittikçe daha fazla boğuluyordu.
1935te Nathan doktora derecesini aldı. "Nasyonal Sosyalizmin Tarım Politikaları" üzerine doktora tezi yayınlandı, ancak kısa süre sonra bilimsel çalışmaları beklenmedik bir şekilde sona erdirildi. Leningrad parti sekreteri Kirovun öldürülmesinin ardından, tasfiyeler başladı. Sadece tanınmış muhalifler değil, fakat aynı zamanda şimdiye kadar Stalinin sadık izleyicileri olmuş artan sayıda parti üyesi, Stalinist gizli polis GPUnun pençesine düştü. Nathan 1936 yılında Tarım Enstitüsünden işten çıkarıldı ve ilk başlarda 1935 yılında dünyaya gelen kızı Mariannele birlikte büyüyen ailesinin geçimini sağlayabilmek için Almanca dersleri vermeye başladı.
İlk göstermelik Moskova duruşmasının ardından tutuklama dalgası Nazilerden kaçmış olan Alman siyasi göçmenleri de içine aldı. Geriye doğru baktığında Nathan şuna dikkat çekiyordu: "Stalin, kendi politikalarını eleştirme potansiyeli taşıyabilecek herkese karşı harekete geçti. Ve Almanyadaki yenilginin her şeyden önce kendi politikalarının sonucu yaşandığını biliyordu."
1937 yılının Bir Mayısının arifesinde Nathan tutuklandı. Karısı Edith 1941 yılında, Sovyetler Birliğinin Almanya tarafından işgalinin başladığı sırada, aynı kaderle karşılaştı. Altı yaşındaki kızlarını, dostları olan bir başka Yahudi ailenin yanına verdiler.
Bu yıllarda başlayan ıstırap dolu dönem 1956ya kadar sürecekti. Nathan ilk olarak kötü üne sahip Butyrkiy hapishanesine konuldu ve ardından Sibiryadaki Kolymaya nakledildi. "Karşı-devrimci Trotskist faaliyet"le suçlandı, "suçu" başka şeylerin yanı sıra 15 yaşındayken Alman Komünist Gençlik Federasyonundan ihraç edilmiş olması nedeniyle ağırlaştırıldı. Eşi, Kazakistanda hayatta kalmaya çalışmaktan başka bir şey yapamadığı bir çalışma kampına gönderildi.
Nathan, Butyrkiy hapishanesinde tutuklamaların rastgele bir biçimde yapılmadığını fark etti. Tutuklamalar esas olarak Ekim Devrimine aktif biçimde katılmış, en adanmış parti üyelerini hedefliyordu. İlk hapishane hücresini Sol Muhalefetten Zinovievin oğluyla ve Eski Bolşevik ve parti tarihçisi, 1917 devriminin askeri olarak hazırlanmasına Petrograd Devrimci Komitesinin bir üyesi olarak katılmış ve Leninin başında bulunduğu ilk işçi hükümetinde ulaştırma bakanı olan Vladimir Ivanoviç Nevskiy ile paylaştı. Nathanın Butyrkiye gelişinden sadece birkaç hafta sonra Nevskiy hapishanedeki hücresinden alındı ve vurularak öldürüldü.
O yıllardaki birçok arkadaşlarından farklı olarak Nathan ve Edith Steinberger bir şekilde hayatta kalabildiler. Kızları ile yeniden bir araya gelen Nathan ve Edithe 1956 yılında (Doğu) Berline geri dönme izni verildi ancak Demokratik Alman Cumhuriyetinde (DAC) mutlak sessizliğe maruz bırakıldılar. Stalinist hapishane kamplarıyla ilgili tek bir kelime bile söylemelerine izin verilmedi. Ancak DAC çöktükten ve ardından Sovyetler Birliği dağıldıktan sonradır ki Nathan Steinberger Stalinist terör altında yaşadıklarını anlatmaya başlayabildi. Gulagdan kurtulabilen diğer bir çoklarından farklı olarak sağcılaşmadı ve gençliğinin sosyalist ideallerine sadık kaldı.
Nathan kendisine sunulan her fırsatı Stalinizmin sosyalizmle bir tutulamayacağını açıklamak üzere kullandı. Nathan Steinberger bir çok dostu ve tanıdığıyla birlikte kutladığı doksanıncı yaş günü sırasında yaşamından çıkardığı sonuçları şu sözlerle özetledi: "Gençlerin Stalinizmin ne olduğunu anlamalarına yardımcı olmak istiyorum. Sosyalizmin kendisini bundan böyle çarpıtmalardan ve baskılardan kurtarması zorunlu -sosyalizm bundan böyle Stalinizmden arındırılmalı. Sovyetler Birliğinde ve nüfuz bölgesindeki ülkelerde uygulanan rejimlerin sosyalizmle hiçbir ortak yanı yoktu."
Son yılları Nathan Steinberger için kolay geçmedi. Eşini ve geçen yıl ölen, Sosyalist Öğrenci Federasyonu yıllarından tanıdığı eski okul arkadaşı Max Kahane de dahil, gittikçe daha fazla sayıda eski arkadaşını kaybetti. Yazarken büyük güçlük çekiyordu ve duyma güçlüğü yaşamını zorlaştırıyor ve onu yalnızlaştırıyordu. Buna karşılık, koruduğu mizah duygusu ve yaşamı boyu devam etmiş arkadaşlıklarının yanında, yeni bir kuşağın 1930ların derslerini çıkaracağına ve kendi kuşağının daha iyi bir toplum uğruna verdiği mücadeleyi devam ettireceğine olan inancını yitirmedi.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2008
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|