World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler

Yazıcıya hazırla

İsrail Ortadoğu savaşı tehlikesini arttırıyor

Peter Symonds
28 Ağustos 2012
İngilizce’den çeviri (17 Ağustos 2012)

İsrail’in İran’a karşı nedensiz bir saldırı savaşı başlatma yönündeki son tehditleri, Obama yönetiminin Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirme ve bölge üzerindeki ABD egemenliğini sağlama alma yöneliminin pervasızlığını ve canice karakterini vurgulamaktadır. İsrailli siyasi önderler özlemlerini daha açık bir şekilde ilan ederken, Obama’nın, ABD’nin İran ile ilgili olarak savaş da dahil bütün seçenekleri değerlendirdiği yollu sıkça tekrarlanan açıklamalarını tekrarlıyorlar.

İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, geçtiğimiz Pazar günü, ABD’ye ve Avrupalı müttefiklerine, "[İran ile] görüşmelerin başarısız olduğunu bugün açıklama" ve İran’ın nükleer programına son vermesi için bir tarih belirleme çağrısı yaptı. Ayalon, İran yönetimine ne kadar süre verilmesi gerektiği sorusuna, "yalnızca haftalar; daha fazlası değil" yanıtını verdi.

Ayalon’un açıklamaları, İsrail medyasında Başbakan Benjamin Netanyahu ile güvenlik sorumlularının İran’a saldırma konusunda bir karar almaya yakın oldukları yollu yoğun söylentilerin ortasında yapıldı. Ma’ariv gazetesi, Salı günü, Netanyahu ile Savunma Bakanı Ehud Barak’ın Obama’nın İran’a karşı askeri eyleme girmesi için 25 Eylül gününü belirlediklerini bildirdi.

Çarşamba günü, sızdırılmış bir iç yazışma, İsrail’in, İran’ın iletişim araçlarını devre dışı bırakmak için "daha önce görülmedik bir siber saldırı"yı; ülkenin enerji hatlarını çökertmek için karbon elyaflı cephanelerin kullanılmasını; İran’ın nükleer tesislerini, askeri aygıtını ve siyasi - askeri önderlerini hedefleyen hava saldırılarının eşlik ettiği "onlarca balistik füze" ile "yüzlerce cruise füzesi"nin yoğun biçimde fırlatılmasını kapsayan savaş planlarını ana hatlarıyla ortaya serdi.

Yine Çarşamba günü, İsrail’in ABD büyükelçisi Michael Oren, bir açık oturumda, İsrail’in, İran’ın nükleer programlarını bütünüyle ortadan kaldıramasa bile bu ülkeye saldırmaya can attığını anlattı. O, açık açık, "diplomasi başarılı olmadı; biz önemli kararların alınması gereken son derece kritik bir noktaya gelmiş bulunuyoruz" dedi. Oren, İsrail’in saldırı için dönülmez noktaya ne zaman geleceği sorusuna, "çok uzak olmayan bir gelecekte" yanıtını verdi.

Bu son tehditler, kısmen, İran’a yönelik bir savaşa yaygın muhalefetin bulunduğu İsrail’in içindeki muhaliflerin gözünü korkutmayı; aynı zamanda da Obama yönetimine İran’a yönelik tehditlerini arttırması yönünde baskı yapmayı amaçlamaktadır. İsrailli yetkililerin bu açıklamaları yapmadaki bilinçli hedefleri ne olursa olsun, bu savaş çığırtkanlığı, yalnızca, bölgenin tamamındaki gerilimleri ve savaş tehlikesini arttırmaktadır.

Dahası, tek hedef İran değil. İsrail büyükelçisi Oren, ülkedeki kötüleşen iç savaşın ortasında, Suriye’nin kimyasal silah stoklarına ilişkin kaygılarını dile getirdi. O, durumun "son derece kaygan ve yanıcı" olduğunu söyledi ve Suriye’nin İran’dan önce "ilk olarak ilgilenilmesi" gereken yer olabileceğini belirtti. İsrail daha önce Suriye’nin kimyasal silahlarına saldırma tehdidinde bulunmuştu.

ABD ve müttefikleri tarafından İran’a karşı savaşı haklı kılmak için kullanılan gerekçeler baştan sona siniktir. ABD, İsrail’in büyük nükleer bomba stoğuna ve fırlatma araçlarına gözlerini kapatırken, nükleer silah kapasitesini geliştirdiği yollu ispatlanmamış bahanelerle İran’a saldırı tehdidinde bulunuyor. ABD ve İsrail, benzer şekilde, askeri saldırıya bir gerekçe bulmak için Suriye’nin kimyasal silahları hakkında abartılı iddialarda bulunuyor.

ABD ve İsrail stratejistlerine göre Suriye’deki iç savaş ve İran’a yönelik saldırı hazırlıkları birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. İran, Suriye’deki Beşar Esad rejimine ve aynı zamanda Lübnanlı milislere, Hizbullah’a ve Filistin örgütü Hamas’a verdiği destekten dolayı, Ortadoğu’nun ABD hegemonyası altında birleşmesinin önündeki başlıca engel olarak kabul ediliyor. Suriye’de ABD önderliğindeki askeri müdahale kızıştıkça, ABD’nin ve onun Basra Körfezi’ndeki müttefiklerinin İran’a yönelik askeri yığınağı da artıyor.

İsrail, ABD’nin desteğiyle, şimdiden, İran içinde son derece provokatif, örtülü bir savaşa ve suikastlere başlamış durumda.

Dahası, ABD, Suudi Arabistan’daki ve Katar’daki gerici Sünni monarşiler ile Türk hükümetinin desteğini alarak, bilinçli bir şekilde, bölgede Sünniler ile Şiiler arasında bölgesel bir mezhep savaşının ateşini körüklüyor.

Suriyeli muhalif milisler, ABD ve onun İran ile Suriye’deki yönetimlere saplantılı şekilde düşman olan El Kaide bağlantılı grupları da kapsayan aşırı uç Sünni savaşçıları tarafından silahlandırılıyor. Kaynama noktasına kadar ulaşmış olan siyasi ısınmada, Basra Körfezi’nde bir deniz kazası ya da Türkiye-Suriye sınırındaki bir kaza gibi görece küçük bir olay, büyük devletlerin de dahil olacağı bölgesel bir savaşın tetikleyicisi haline gelebilir.

ABD emperyalizminin ve müttefiklerinin Ortadoğu’ya artan müdahalesi, onların geçen yıl Mısır’da ve Tunus’ta patlayan devrimci işçi sınıfı hareketlerine yanıtıdır. Libya’daki Muammer Kaddafi rejimini devirme amacıyla sözde insani nedenlerle başlatılan NATO savaşı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için ABD önderliğinde sürdürülen çabalara model haline gelmiş durumda.

Libya’da, Suriye’de ve Ortadoğu’nun başka yerlerinde Sünni İslamcıların ve aşırı uçların desteklenmesi, ABD emperyalizminin ve Ortadoğu’daki rüşvetçi yönetici seçkinlerin işçi sınıfını bölmeye yönelik en temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Ortadoğu’da ve uluslararası düzeyde felakete yol açacak bir savaşa sürüklenmeyi önleyebileyebilecek tek toplumsal güç işçi sınıfıdır. Bölgenin her yerindeki işçiler, dilleri, dinleri ya da etnik kökenleri ne olursa olsun, hem emperyalist müdahaleye, militarizme ve savaşa hem de yaşam standartlarına ve demokratik haklarına yönelik acımasız saldırıya karşı ortak sınıf çıkarlarını paylaşmaktadırlar. İhtiyaç duyulan şey, işçi sınıfının, savaşın temel nedeni olan kâr sistemine karşı, bir Ortadoğu Birleşik Sosyalist Devletleri uğruna birleşik mücadelesidir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır