World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Amerika Birleşik Devletleri

Yazıcıya hazırla

Obama Suriye’yi işgalle tehdit ediyor

Johannes Stern
28 Ağustos 2012
İngilizce’den çeviri (22 Ağustos 2012)

ABD Başkanı Barack Obama’nın Pazartesi gecesi düzenlediği bir basın toplantısında ABD’nin Suriye’ye doğrudan saldırıyı düşündüğünü açıklamasından sonra, ABD ve NATO yetkilileri dün Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için bu ülkeye yönelik bir ABD işgalinin planlarını tartıştılar.

Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu İşlerinden sorumlu müsteşarı Beth Jones başkanlığındaki bir heyet ABD planlarını Türkiye ile tartıştı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, Savunma Bakanlığı ve ABD istihbarat görevlilerinin "operasyona ilişkin projeksiyonları paylaşmak, şimdi yapmakta olduğumuz işin etkisi ve daha fazla neler yapabileceğimiz hakkkında konuşmak için" Türk muhataplarıyla buluştuklarını söyledi.

Önde gelen ABD yetkilileri, Suriye’ye ABD müdahalesi için beklenmedik durum planlarının on binlerce Amerikan askerini gerektiren senaryoları içerdiğini belirttiler.

Obama, Beyaz Saray’da Pazartesi günü yapılan bir basın toplantısında şunları açıkladı: "Devlet Başkanı Esad’ın meşruiyetini yitirmiş olduğunu, onun görevden ayrılması gerektiğini defalarca belirttim. O, bu güne kadar mesajı anlamadı, bunun yerine kendi halkına yönelik şiddeti iki kat arttırdı. Uluslararası toplum, onun, ülkesini iç savaşa sürüklemek yerine siyasi bir dönüşüm yönünde hareket etmesi gerektiği yollu açık bir mesaj verdi. Ama bu noktada, bu tür bir yumuşak iniş bir hayli uzak görünüyor."

Obama, Suriye’de kimyasal ya da biyolojik silahların yerlerinin değiştirilmesi ya da kullanılması durumunda "askeri çatışma" emri vereceğini söyledi. O, Suriye’nin sahip olduğu iddia edilen kimyasal silah stoğu hakkında, "aralarında İsrail’in de olduğu bölgedeki yakın müttefiklerimizi kaygılandırıyor. Kimyasal ya da biyolojik silahların yanlış insanların eline geçtiği bir duruma izin veremeyiz" dedi.

Obama, sözlerini, ABD, "bölgedeki her aktöre, hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın, bizim kırmızı bir çizgimiz olduğunu, kimyasal silahlar cephesinde bir hareketlenmeyi ya da kimyasal silahların kullanılmasını fark etmeye başladığımızda bunun devasa sonuçları olacağını iletti" diye sürdürdü.

Obama’nın Ortadoğu’daki bir sonraki emperyalist saldırganlığını haklı göstermeye çalışırken sergilediği siniklik şaşırtıcı. Kimyasal silah stoklarını Suriye hükümetinden ele geçirebilecek olan başlıca grup, ABD ve müttefikleri tarafından Esad’a karşı hücum kıtaları olarak kullanılan El Kaide güçleridir. (Bkz. "Washington’ın Suriye’deki vekili: El Kaide")

El Kaide bağlantılı grupları silahlandırıp bombalamalar ve suikastler düzenlemek üzere Suriye’ye göndermiş olan ABD ve müttefikleri, şimdi, dünyayı El Kaide’nin terörist mezaliminden koruma ihtiyacına atıfta bulunarak Suriye’yi işgallerine haklılık kazandırmayı planlıyorlar!

Obama yönetimi, bugün, bu savları, onların bugüne kadar Esad karşıtı Sünni "asilere" verilen desteği haklı göstermek için kullanılan yalanlarla çeliştiği gerçeğini bütünüyle yok sayarak ileri sürmektedir.

O, aylarca, Suriye’ye doğrudan saldırmayacağı ve Suriye yönetiminin ABD destekli teröristlerle savaştığı yollu açıklamalarının "propaganda" olduğu yalanını sürdürdü. Beyaz Saray, şimdi, terörist grupların Esad karşıtı güçler içinde önemli bir rol oynadığını itiraf ediyor ve bir savaşın bahanesi olarak buna atıfta bulunuyor.

Obama yönetimi, bu şekilde davranarak, büyük ölçüde Ortadoğu’daki ülkelere yönelik ABD saldırganlığına son vereceği umuduyla 2008’de onu seçen ABD’li seçmenleri bütünüyle küçümsediğini göstermektedir. Bugün, Washington, Suriye’nin komşusu Irak’ın 2003’teki işgali sırasında olduğu gibi, kitle imha silahları hakkında sinik yalanlara dayanarak bir ülkeyi işgal etmeye hazırlanıyor.

ABD’nin Suriye’yi işgali, nüfusu Suriye’ninkinden biraz fazla olan Irak’taki savaş gibi, tarihsel ölçekte bir suç olacaktır. Irak’taki savaş bir milyonun üzerinde Iraklı ile binlerce ABD ve müttefik askerinin ölümüne yol açmıştı. Irak hem ABD işgal güçleri hem de mezhepsel bombalamalar ve katliamlar gerçekleştiren Sünni ve Şii ölüm mangaları için bir savaş alanı haline geldi.

Bir ABD işgali, şimdiden, Washington’ın Suriye’deki Alevi yönetimine karşı Sünni İslamcı güçleri desteklemek için Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’daki tutucu yönetimlerle birlikte çalıştığı mezhep kavgası eliyle parçalanmakta olan Suriye’de benzeri bir kıyıma işaret etmektedir. Dahası, ABD ile İsrail’in Irak’taki, Lübnan’daki, Filistin’deki ve Libya’daki savaşlarıyla geçen bir on yıl eliyle zaten istikrarsızlaşmış olan bölgede yaşanan çok daha büyük gerilimler, şimdi, şiddetin bütün Ortadoğu’ya yayılması tehlikesinin belirtisidir.

Bölgedeki artan ABD müdahalesi eliyle kışkırtılmış mezhepsel kan dökme, şimdiden Suriye’nin komşularına taşıyor. Salı günü, Kuzey Lübnan’daki Tripoli kentinde Sünni Müslümanlar ile Şii Aleviler arasındaki silahlı çatışmalarda dört kişi öldürüldü ve 60’tan fazla insan yaralandı. Batı destekli güçlerin Suriye ile İran’ın yakın müttefiki Şii Hizbullah örgütü önderliğindeki Lübnan hükümetini provoke etmeye çalıştığı Lübnan’da, gerilim aylardır artıyor.

Suriye’ye yönelik bir ABD savaşı, ABD emperyalizminin enerji zengini ve jeo-stratejik bakımdan son derece önemli Basra Körfezi ve Orta Asya bölgelerindeki egemenliğini arttırmak için verdiği mücadelede bir sonraki adım olacak.

Suriye yönetimi, ABD’nin tehditlerine uyarılarla ve görüşme önerileriyle yanıt verdi. Suriye Başbakan Yardımcısı Kadri Camil, Obama’nın kimyasal silahlarla ilgili açıklamalarını, Suriye’ye yönelik Batı müdahalesinin bir bahanesi olarak betimledi: "Batı, doğrudan müdahale için bir bahane arıyor. Eğer bu bahane işe yaramazsa, bir başka bahane arayacak." Camil, "bunu tasarlayanlar açıkça krizin Suriye sınırlarının ötesine yayıldığını görmek istiyorlar" diyerek, Suriye’ye yönelik bir saldırının, çatışmayı bir bölgesel savaşa dönüştüreceği uyarısında bulundu.

Bununla birlikte, Camil, Suriye yönetiminin bir geçişi başarmak için muhalefet ile görüşmeye hazır olduğunu açıkladı. O, "biz Esad’ın çekilmesini tartışmaya hazırız ama bir önkoşul olarak değil" diyerek, Esad’ın başkanlığının bile görüşülebileceğini belirtti.

Obama’nın Suriye’ye yönelik savaş tehditleri, daha önce ABD ile onun Batılı ve Arap müttefikleri tarafından desteklenen ve ABD’ye Suriye’ye saldırması için sözde yasal kılıf sağlamayı amaçlayan BM Güvenlik Konseyi kararlarını veto etmiş olan Rusya ve Çin ile gerilimleri de arttırıyor.

Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Moskova’daki bir toplantıda Çin’in Devlet Konseyi üyesi Dai Bingguo ile görüştü. Bingguo, Pazartesi günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve onun baş güvenlik danışmanı Nikolai Patrushev ile de buluştu. Lavrov, hem Rusya’nın hem de Çin’in diplomatik işbirliklerini "uluslararası hukukun kuralları, BM Sözleşmesinde belirtilmiş ilkelere sıkı sıkıya bağlılık ve bunların çiğnenmesine izin vermeme gereği" üzerine kurduğunu söyledi.

Lavrov, "bombalarla demokrasi" dayatılması konusunda uyarıda bulunarak, yalnızca Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye karşı dış güç kullanılmasına onay verme yetkisine sahip olduğunu belirtti. Rus yetkililer, resmi olarak, geçen yıl Libya’ya yönelik saldırının bir tekrarını önlemeyi umduklarını açıklıyorlar. Moskova, Libya’ya ilişkin Güvenlik Konseyi kararında çekimser oy kullanmış ve sonradan NATO tarafından bu ülkenin bombalanmasına haklılık kazandırmak için kullanılan bir karar çıkmıştı.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır