World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Amerika Birleşik Devletleri

Yazıcıya hazırla

ABD Başkanlık adaylarının tartışmalarının ardından: İşçi sınıfının karşı karşıya olduğu siyasi meseleler

Joseph Kishore
1 Kasım 2012
İngilizce’den çeviri (29 Ekim 2012)

ABD’deki seçimlere iki haftadan az zaman kaldı. Başlıca iki adayın seçim kampanyaları, bütün bir seçim sürecinin düzmece, anti-demokratik karakterini ortaya koymuştur. Amerikan halkı, sonuçta herhangi bir önemli siyasi farklılığı olmayan iki aday arasında bir "tercih" ile karşı karşıya.

[22 Ekim] Pazartesi günü, Başkan Barack Obama ile onun Cumhuriyetçi rakibi Mitt Romney arasındaki tartışmaların sonuncusu gösterimdeydi. Her iki aday da, Mafya baronları gibi duygusuz biçimde, Amerikan emperyalizminin dışarıdaki çıkarlarını savunma yönündeki taahhütlerini açıkladı. Onlar, zaman zaman, Amerikan yönetici sınıfının dünyanın her yerindeki karşıtlarını ortadan kaldırmak için tetiği çekme beklentisinden zevk alıyor göründüler.

Romney, "strateji"sinin "kötülerin peşine düşmek… onları öldürmek, ortadan kaldırmak" olduğunu söyledi. Obama, yönetiminin Muammer Kaddafi’nin peşine düşüp onu öldürerek, Libya’daki "işi bitirdiğini" ilan etti. Obama, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın "günleri sayılı" dedi.

Romney "felç edici yaptırımlar"ın yıkıcı etkisinden övgüyle söz ederken, Obama, İran’ın "ekonomisi yıkım içinde" diye atıp tutu. Her ikisi de Irak’ta olduğu gibi, milyonlarca insana zarar veren ekonomik önlemleri bombaların ve füzelerin izleyeceği tehdidinde bulunurken, daha sert önlemlere başvurma sözü verdiler. Başkan, "zamanımız azalıyor" uyarısında bulundu.

"Başkan’ın, bu ulusa ve dostlarımıza tehdit oluşturan kişileri izleyen … teknolojiyi kullanma hakkına sahip olduğunu" belirten Romney, Obama yönetiminin uzaktan kumandalı uçaklarla suikast programını "bütünüyle destekliyorum" dedi.

O, Ortadoğu’da ve Orta Asya’daki yeni sömürgeci işgallerine ve savaşlarına direnenlerin kökünü kazımada önceli George W. Bush’tan daha ileri gitmiş olan Obama’ya olan Cumhuriyetçi desteğin altını çizdi. Obama, başkanın, yargı denetimi bile olmaksızın ABD yurttaşları da dahil herhangi birini öldürme hakkı olduğunu açıkladı. O, uzaktan kumandalı uçakların hedeflerini her hafta kişisel olarak seçtiğini duyurdu.

Bu tür açıklamaların seçim öncesi son tartışmaların merkezine yerleşmesi, ABD’deki devlet ve medya aygıtı içindeki demokratik duyarlılıkların çöküşünü göstermektedir.

Dış politikadaki durum iç siyasette de geçerli. Seçimler, şirket ve mali sektör seçkinlerinin özenle seçilmiş temsilcileri arasındaki bir yarışmadır.

Bir yanda, Büyük Bunalım’dan bu yana yaşanmış olan en kötü dünya ekonomik krizinin sorumlusu olan mali aristokrasinin asalaklığını bireysel tarihinde cisimleştiren Romney var. Öte yanda, görevdeki ilk dört yılını bankaları kurtarmaya, şirket kârlarını arttırmaya ve işçi sınıfının işlerine ve yaşam koşullarına yönelik saldırının başını çekmeye adamış olan Obama bulunuyor.

Bu adayların seçim sonrası döneme ilişkin -dışarıda savaşın ve içeride işçi sınıfına yönelik saldırıların tırmanmasını içeren- gerçek planları Amerikan halkından gizleniyor. Şu uyarının yapılması gerekiyor: Başa kim gelirse gelsin, egemen sınıf, militarizm ve toplumsal gericilik politikasını kapsamlı bir şekilde yaymaya hazırlanıyor.

Hızla Rusya ya da Çin ile bir çatışmaya dönüşebilecek bir savaşa hazırlanan egemen sınıf, seçimlerin ardından, Suriye’ye ve İran’a yönelik saldırganlığını yoğunlaştıracak. Medicaid, Medicare ve Sosyal Güvenlik gibi temel toplumsal programlar büyük ölçüde ortadan kaldırılacak.

Devlet, ABD’de kitlesel toplumsal mücadelelerin ortaya çıkmasına şiddet kullanarak yanıt vereceği için, demokratik haklardan geride kalanlar da bir kenara atılacak. Devlet eliyle suikast dilinin yalnızca Amerikan egemen sınıfının deniz ötesindeki muhaliflerini hedeflemekten çıkıp ülke içindekilere de yönelmesi ne kadar sürecek?

Yönetici seçkinler seçimin sonucunu manipüle etmek için belirli bir seçeneğe sahip. Burada taktiksel değerlendirmeler söz konusu. Adaylar farklı söylemlere başvurmakta ve farklı siyasi güçlere yaslanmaktadırlar.

Demokratik Parti, özellikle, üst-orta sınıfın kendi bencil kaygılarıyla yaşayan ve işçi sınıfına bütünüyle düşman olan, halinden memnun "liberal" ve "sol" kesimlerinin desteğini almaya çalışıyor. Onun rolü, Obama yönetiminin gerici politikalarına "ilerici" bir cila kaplamak ve kapitalist iki partili sisteme "demokratik" bir örtü sağlamaktır ki bu görev, her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Dış politika üzerine tartışma yalnızca iki büyük şirket adayının özünde fikir birliği içinde olduğunu ortaya koymakla kalmadı; aynı zamanda, Romney’i ve Obama’yı Nation’un, Uluslararası Sosyalist Örgüt’ün ve Demokratik Parti’nin yörüngesindeki bir dizi liberal ve sahte sol eğilimin programından ayırt eden pek fazla bir şey olmadığını da gösterdi.

Obama’nın yeniden seçilmesi için kampanya sürdüren Nation, Pazartesi günkü tartışmaya ilişkin haber-yorumunda, kendi adayını [Obama] Romney’den ayırt eden fazla bir şey olmadığını belirtti. Derginin başlıca uluslararası ilişkiler yorumcusu Robert Dreyfuss, kaygısını, "Obama, seçmenlere Romney ile anlaştığını söylemekten memnun gibi göründü. Bunun Obama’ya faydası olmaz." sözleriyle ifade etti.

Nation’un baş siyasi yorumcusu John Nichols, daha açık sözlüydü. Nichols, sevinçle şunları yazdı: "Romney, Obama’nın uluslararası meselelere ilişkin yaklaşımlarına ardı ardına katıldı."

Nichols ve arkadaşları Pazartesi günü sergilenen fikir birliğinin, bizzat kendi siyasi rollerinin yıkıcı bir teşhiri olduğunu kavrayamıyorlar. Onların, Amerikan politikasında yeni ve ilerici bir dönem açacağı varsayılan "dönüştürücü aday"ının, gerçekte önceli -ve olası takipçisi- ile uygunluk içinde bir politika uygulamıştır.

Bu seçimler, Amerikan kapitalizminin tarihsel ve uzatmalı çürüme sürecinin en yüksek noktasıdır. Toplumsal eşitsizliğin büyük ölçüde artmasıyla ve müflis bir mali aristokrasinin yükselmesiyle birlikte, siyasi aygıt, geniş halk kesimlerinden giderek daha fazla uzaklaşmıştır.

Yalanlar daha aşikâr ve utanmazca; söylemler daha bıkkın ve boş. Seçim sürecindeki her unsur (şirket parasının egemenliği, düzenlenen tartışmalar, medya manipülasyonları) bütün siyasi sistemin çürümüş karakterine tanıklık etmektedir.

Bu ne kadar sürebilir? Amerikan politikasının yozlaşmış karakteri, onun ve onun üzerine dayandığı kapitalist sistemin aşırı kırılganlığını teyid etmektedir. Amerikan "demokrasisi" diye kabul edilen şey toplumsal ve siyasi bir saatli bombaya yaslanmaktadır.

Amerikan seçimlerinin arka planında, şimdiden, Güney Afrika’dan Avrupa’ya ve bizzat ABD’ye kadar patlamaya hazır sınıf çatışmalarını üretmeye başlamış olan küresel bir ekonomik kriz bulunuyor. Ama Amerikan halkının büyük kesimi, var olan siyasi sistem çerçevesi içinde, kendi çıkarlarını ifade edeceği araçlara sahip değil.

En önemli ve acil görev, sınıf mücadelesinin nesnel gelişimine bilinçli ifade kazandıran yeni bir siyasi önderliğin inşasıdır. İşçi sınıfı, kapitalist sistemin başarısız olduğu kavrayışından hareket eden kendi siyasi partisine ihtiyaç duymaktadır.

İşçi sınıfının hakları, yalnızca, onun siyasi iktidar ve ekonomik yaşamın sosyalist yeniden düzenlenmesi uğruna mücadelede bağımsız seferberliği dolayımıyla güvence altına alınabilir. Bu, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin sahip olduğu ve seçim kampanyamızda ifade ettiği perspektiftir.

İşçiler ve gençler önemli bir karar ile karşı karşıyadır, ama bu Obama ile Romney arasında yapılacak boş tercih değildir. Bu, sosyalizm uğruna aktif mücadele kararı almaktır. Egemen sınıf ve onun siyasi sistemi tarafından temsil edilen siyasi tercihlerden şikâyet etmek yetmez. [Onların] alternatifi Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılmak ve onu inşa etmek gerekir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır