World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Kıbrıs

Yazıcıya hazırla

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs yağması

Julie Hyland
5 Nisan 2013
İngilizce’den çeviri (29 Mart 2013)

Avrupa Birliği (AB) tarafından Kıbrıs’a dayatılan kurtarma paketi, ülkenin bankalarını imha etmeyi ve işçi sınıfını aşırı yoksulluğa sürüklemeyi amaçlayan siyasi bir mali yağma suçudur.

Bir milyon dolayında insanın yaşadığı bu küçük Akdeniz adası, devletin iflasını önleme adına, daha önce Yunanistan’a dayatılmış olan şok terapiye tabi tutulmaktadır.

AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından dikte ettirilen 10 milyar avroluk kredi koşulları, Kıbrıs’ın ikinci büyük bankası olan Laiki’nin tasfiyesi ve onun AMB’ye olan borçlarının, kendisi de büyük bir yeniden yapılanma ile karşı karşıya olan Kıbrıs Bankası’na aktarılmasını kapsıyor. Bu kredi, tahvil sahiplerine ve bankalarda 100.000 avrodan fazla parası olanlara yüzde 40 ve üstü para cezaları uygulayarak, ek olarak 5,8 milyar avro daha arttırılacak.

Deniz ötesi para transferlerine yasaklama, nakit para çekmede 300 avro sınırlama ve ülkeden ayrılanların yanlarında 1.000 avrodan fazla nakit para taşıyamamasını içeren acil para kontrolleri yürürlükte. Adadaki bankaların 12 gün sonra yeniden açılmasının ardından, Britanyalı güvenlik şirketi G4S, "sükûneti korumak için" nöbette.

Bu önlemler Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Kıbrıs’ın "mevcut iş modelinin ölü olduğunu" anlaması gerekiyor biçimindeki ısrarı ile uyumlu. Ülkenin, gayrisafi yurtiçi hâsılanın (GSYH) sekiz katı bir mali sektöre sahip olması ekonomik çöküş anlamına geliyor.

Kıbrıs hükümetinin 100.000 avrodan küçük banka hesaplarından yüzde 6,7 vergi alma planından vazgeçmeye zorlanması bu durumu zerre kadar değiştirmiyor. Bu durumdan kazançlı çıkanların tüm parası, başka yollarla alınacak.

Komünist Parti önderliğindeki önceki hükümetin uyguladığı ve şimdiki krizden de önce Paphos, Limasol ve Lefkoşa’da aşevlerinin açılmasına yol açmış olan AB kemer sıkma önlemleri nedeniyle işsizlik yüzde 15.

Bu durum daha da kötüleşecek.Wall Street Journal’ın memnuniyetle ifade ettiği gibi, "Lefkoşa, şimdi, bir avro bölgesi kurtarma paketinin olağan koşullarıyla karşılaşıyor: emek piyasası reformları, mali disiplin, özelleştirmeler, emeklilik ve sağlık hizmetleri reformu."

Bununla birlikte, basın, kemer sıkma önlemleri ve ücret kesintileri ekonomiyi canlandıracak bahanesinin sürdürüldüğü Yunanistan, İrlanda, İspanya ve diğer ülkeler için uygulanan AB kurtarma paketlerinden farklı olarak, Kıbrıs’taki AB ilacının hastayı öldüreceğini açıkça kabul ediyor.

Kredi, yoğun iş kayıpları ve ücret kesintileriyle, sağlık, eğitim ve sosyal önlemlerin içinin boşaltılmasıyla, büyük işletmelerin özelleştirilmesiyle ve adanın doğal ve enerji kaynaklarının küresel enerji şirketlerine teslim edilmesiyle ilişkilendirilmiş durumda.

GSYH’nin önümüzdeki iki-üç yıl içinde yüzde 25 azalacağı ve işsizliğin ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Tüm Avro Bölgesi’nin durgunluğa girmesiyle birlikte -ki bu Kıbrıs’ta uygulanan önlemlerle şiddetlendirilecek- sonuç, toplumsal ve ekonomik bir yıkım olacaktır.

"... Ekonomiyi kıyı bankacılığına bağlama tercihi, önderlerin suç ortaklığının ve halkın gelirinin ötesinde yaşamaktan memnun olmasının ürünüydü"diye yazanFinancial Times, Kıbrıs halkını sorumlu tuttu.

Sanki adanın bir bankacılık merkezi haline gelip gelmeyeceği konusunda Kıbrıslı işçilere danışılmış gibi!

Gerçekte, kendi çıkarları doğrultusunda hükümet politikalarını dikte eden mali oligarşi her yerde cezadan muaf olarak faaliyet gösteriyor. Sonuç, en son birkaçını anarsak, Londra bankalararası faiz oranının (Libor) suistimalinde, HSBC bankasının ve diğerlerinin uyuşturucu parası temizlemesinde ve JPMorgan Chase’in yaygın yolsuzluklarında özetlendiği üzere, her yerde asalaklık ve aşırı boyutlarda yolsuzluktur. Bu olayların bir tekinde bile, işlenen suçlardan dolayı hiç kimse sorumlu tutulmamıştır.

İşçiler, Berlin, Paris, Londra ve Brüksel’den yayılan ve Kıbrıs’taki "kurtarma"nın sözde Rus oligarkları ve vergi kaçakçılarını hedeflediği, durumu değiştirdiği ve hatta bir servete el koyma biçimi olduğu yollu sinik propagandayı reddetmelidir.

Başını Almanya’nın çektiği Avrupa Birliği, ABD’nin desteğiyle, güçsüz bir rakibi ortadan kaldırmak ve küresel mali piyasalar üzerindeki denetimini sağlamlaştırmak için Kıbrıs’taki krizi değerlendirmektedir. Avrupa ve Amerikan bankaları, krizin patlamasından haftalar önce paralarını Kıbrıs’tan çıkarmış olan Rus oligarklarından ve vergi kaçakçılarından kazanç elde edebilmektedirler.

Mali aristokrasiyi, yalnızca, Kıbrıs, Avrupa ve dünya ekonomisinin kaynaklarını çalışanların demokratik kontrolü altına almak için savaşan uluslararası işçi sınıfının devrimci mücadelesi mülksüzleştirebilir. AB’nin büyük güçlerinin daha önce Kıbrıs bankalarında tutulan parayı ele geçirmek için dayattığı önlemler, mali sermayenin en güçlü kesimlerinin çıkarları uğruna hırsızlıktan başka bir anlam taşımamaktadır.

Almanya’da yayımlananSüddeutsche Zeitung’un açıkça kabul ettiği gibi, "Avro Bölgesi, uzun süredir refahı ve karşılıklı istikrarı arttıran bir camia olmaktan çıkmış durumda. O, herkesin kendi çıkarı ve yaşamı için savaştığı bir gladyatörler okuluna dönüşmüştür."

Tüm Avrupa’da süren azgın saldırı, ulusal düzeyde yenilgiye uğratılamaz. Kıbrıs burjuvazisi, aynı Yunanistan’daki, İtalya’daki ve başka yerlerdeki benzerleri gibi, baştan sona gerici bir rol oynamaktadır. Onun, troykanın planlarına ilişkin alternatifi, süper zenginleri korumak ve adanın vergi cenneti konumunu sürdürmek için emeklilik fonlarına ve küçük hesap sahiplerine saldırmaktı.

Bu gelişmeler, yerküreyi pençesine alan ekonomik krize demokratik, insanca ve ilerici bir çözümün kapitalizm altında kesinlikle olanaksız olduğunu çarpıcı biçimde göstermektedir.

Kıbrıs’a dayatılan önlemlere karşı gerekli ilkeli muhalefet, emperyalist haydutların rekabet halindeki kliklerinden herhangi birinin değil ama işçi sınıfının çıkarları üzerinde yükselmelidir. Nasıl ki burjuvazi kendi sınıf çıkarlarını dayatmak için uluslararası örgütlere sahipse, işçi sınıfı da kendi uluslararası örgütünü geliştirmelidir.

Bu, Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri için mücadele demektir. Avrupa ekonomisinin yıkımını, yalnızca, işçi sınıfının tüm kıtadaki birleşik devrimci saldırısı ve bir bütün olarak burjuvazinin tam anlamıyla mülksüzleştirilmesi önleyebilir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır