World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Thatcher’ın mirası

Julie Hyland ve Chris Marsden
12 Nisan 2013
İngilizce’den çeviri (9 Nisan 2013)

Şili’deki faşist General Augusto Pinochet’nin arkadaşı ve Güney Afrika’daki rık ayrımcı apartheit rejiminin destekleyicisi Margaret Thatcher, 87 yaşında, felç geçirerek öldü.

Onun Britanya siyasetindeki muhtemelen en nefret edilen kişi olarak öldüğü gerçeğini, ne medyanın Thatcher’a yönelik büyük bir devlet kadını gibi övgüleri ne de askeri törenin eşlik ettiği bir günlük ulusal yas gösterimi örtebilir.

Çalışanların çoğu, onun ölüm ilanını soğuk bir ilgisizlikle, aşağılamayla ve kimi durumlarda kutlamayla karşılamış olacak. Onun ölümünün ardındaki saatlerde, birçok kentte doğaçlama sokak kutlamaları yaşanıyordu.

Thatcher ile Winston Churchill arasında sürekli karşılaştırmalar yapıldı ki bunlar uygun değildir. Britanya emperyalizminin sağcı bir savunucusu, Churchill’in karşıtları bile, onun açıkça ortada olan siyasi çapını inkâr etmeyecektir. O, şiddetli bir kriz döneminde, tarihe geçmeyi ve egemen seçkinler içindeki doğal seçmenlerinin çok ötesinde bir toplum kesimine seslenmeyi başarmıştı. Buna karşılık, Thatcher’dan aktarılabilecek tek bir akıllı görüş bulunmuyor. Yalnızca yandaş basına yapılmış "Lady dönüşten yana değil" gibi aptalca kısa açıklamalar söz konusu.

Margaret Hilda Roberts, İngiliz orta sınıfı içindeki dar kafalı ve cahil olan her şeyi kendisinde cisimleştirmişti. O, yalnızca kendisini yükseltmekle ve zenginleştirmekle meşguldü ve sahip olduklarının çoğunu zengin bir kocaya sahip olmaya borçluydu. Onun siyasi yetenekleri, olduğu kadarıyla, toplumsal konumunu yükseltmeye çalışan birinin tiksindirici kurnazlığından ve acımasızlığından ibaretti.

Onun kişisel özgeçmişinden daha önemlisi, böylesi görece önemsiz ve siyasi sosyopat (bu, onun "toplum diye bir şey yoktur" açıklamasında özetlenmişti) birinin böylesi ön plana çıkmasını mümkün kılan koşullardır.

Thatcher’ın 1975 yılında Muhafazakâr Parti’nin önderliğine yükselmesi, 1968-1975 yılları arasında Avrupa’yı harap etmiş olan patlayıcı sınıf mücadeleleri dalgasının geri çekilmesiyle birlikte, Britanya’da ve uluslararası düzeyde siyasette yaşanan sağcı yön değişikliğini ifade ediyordu.

Thatcher, onun önceli Edward Heath’in 1974 madenciler grevinde işçiler tarafından yenilgiye uğratılması karşısında barut gibi olan Britanya egemen sınıfı içindeki en müflis ve gerici unsurların seçilmiş aracıydı.

Thatcher, Milton Friedman’ın ABD’de "Reaganomi" [Reagan’ın ekonomi politikalarını ifade eden kavram] arayışıyla tamamlanan parasalcılığını benimsemesiyle birlikte, kalıcı bir şekilde Ronald Reagan’ın başkanlığı ile ilişkilendirilmektedir. Thatcher’ın, özel servetin birikimi üzerindeki tüm sınırlamaların kaldırılmasını amaçlayan başbakanlığı (1979-1990), sosyalizmin sınırlarını "düşürme" bayrağı altında sürdürüldü. Bununla, işçi sınıfı tarafından savaş sonrası dönemde elde edilmiş olan toplumsal kazanımların tamamının tersine çevrilmesi kastediliyordu.

Onun siyasi çağrısı, olabildiği kadarıyla, asıl olarak, kendilerine vergi kesintileri, kamu varlıklarının yok pahasına satılması ve spekülatif büyüme yoluyla hızla zengin olma sözü verimiş olan üst-orta sınıfa yönelikti. Sanayinin ortadan kaldırılmasına ve Londra kentinin serbestleştirilmesine, sendikasızlaştırma, sosyal yardımlara yönelik saldırılar ve Britanya emperyalizminin çıkarlarının saldırgan bir şekilde dayatılması eşlik etti. Sonu, kitlesel işsizlik ve şiddetli bir sınıf çatışması oldu.

Thatcher’ın suçları arasında, Sinn Fein’in milletvekili Bobby Sands’ın ve Britanya devletinin Kuzey İrlanda’da hapiste tuttuğu dokuz başka mahkumun 1981’de açlık grevinde ölmesinde oynadığı kilit rol de var ve bu, şimdi medya eliyle tarih kayıtlarından siliniyor. O, bu mahkumların ölmesinden bir yıl sonra, seçimlerde avantaj elde etmek için, Malvinas/Falkland Adaları üzerinde Arjantin’e savaş başlattı. Bu savaş sırasında, geri çekilen hafif kruvazör ARA General Belgrano, yasak bölgenin dışında, 323 cana mal olacak şekilde, Britanya tarafından kasten batırıldı. Thatcher’ın Güney Atlantik macerası 900 ölüme ve çok daha fazla sayıda insanın yaralanmasına yol açtı.

"Demir Lady" olarak sunulan Thatcher’ın insanların onu yere göğe sığdıramadığı en büyük avantajı, onun her zaman kaybetmeye mahkum düşmanlarla karşı karşıya gelmesiydi.

Bu, Arjantin cuntası söz konusu olduğunda kesinlikle böyleydi. En önemlisi de, onun işçi sınıfına yönelik saldırısının İşçi Partisi ve sendika bürokrasisinin aktif desteğini elde etmesiydi. O, seçimlerde, iktidarda kalmak için İşçi Partisi’nin bir kesimi tarafından Sosyal Demokrat Parti’nin kurulmasına bel bağlamıştı. Ama o, her şeyden çok, hükümetine yönelik kitlesel muhalefetin Sendikalar Kongresi ile ittifak içindeki İşçi Partisi tarafından sistematik olarak tasfiye edilmesine güvendi.

Bu, bir yıl süren 1984-1985 madenciler grevinin yalıtılmasında ve ihanete uğramasında doruk noktasına ulaşmıştı. Bu grev sırasında, 20.000 dolayında maden işçisi yaralandı, 13.000’i hapse atıldı, neredeyse 1.000’i işten atıldı ve ikisi grev hatlarında öldürüldü.

Maden işçilerinin yenilgisi, sendikaların ve İşçi Partisi’nin işçi sınıfının toplumsal çıkarlarının savunusundan açıkça vaz geçtiğinin işaretiydi. "Yeni gerçekçilik" her türlü sınıf mücadelesi ve işçi dayanışması düşüncesinden vazgeçmenin, "serbest piyasa"nın memnuniyetle kabullenilmesinin ve İşçi Partisi’nin büyük şirketlerin açık sağcı partisine dönüşmesinin kod sözcüğü haline geldi.

İşçi Partisi "Thatcherizm"e uyum sağlamakla meşgulken, Thatcher’in perspektifi çökmeye başlamıştı.

İşçi Partisi’nden ve sendikalardan herhangi bir muhalefetin yokluğunda, seçim felaketini bertaraf etmek için onu 1990’da kabaca indirmek, bizzat onun derinlemesine bölünmüş partisine kaldı. Thatcher’ın gerici ekonomik ve toplumsal -her derde deva- fikirlerinin toplumsal olarak yıkıcı sonuçları o zamana kadar herkes için apaçık ortadaydı. İşçi sınıfının yaşam koşulları, on yıldan biraz uzun bir sürede, keskin bir şekilde, mali aristokrasi yararına altüst edilmişti. Ülkenin tamamı, yoksulluk ve düşük ücretli çalışma eliyle yaralanmış sanayi çölüne dönüşmüştü. Britanya, süper zenginlerin suç faaliyetleri için küresel bir merkeze; Rupert Murdoch ve çok sayıda Rus oligarkı gibileri için bir cennete dönüşme yolundaydı.

Entellektüel ve kültürel yaşam neredeyse tanınamaz derecede aşındırıldı.

Sonraki yıllarda, Thatchercı ekonomik modelin çürük temelleri (ekonomik üretimde herhangi bir artışla ilgisi olmayan yoğun hayali sermaye birikimi ve kredi yoluyla borçlanmada patlama) küresel borsalarda bir dizi krize yol açacaktı. Bununla birlikte, Thatcher’ın politikaları, onun kendinden menkul siyasi varisi Tony Blair yönetimindeki İşçi Partisi tarafından sürdürüldü ve derinleştirildi.

Thatcher hakkında çok daha fazlası söylenebilir. Ama 2008’deki mali çöküşten beş yıl sonra, kitlesel yoksulluğun sıradanlaşmasıyla birlikte, herhangi bir nesnel değerlendirme, Thatcher’ın gerçek mirasının, kapitalizm eliyle 20. yüzyılın ilk yarısından bu yana biçimlendirilmiş en büyük ekonomik ve toplumsal kriz olduğunu ortaya koymaktadır.

Thatcher’ın aptalca ve baştan sona ikiyüzlü "halka özgü kapitalizm", servetin "damlaması" ve "piyasanın mucizesi" yoluyla herkes için refahın garanti altına alındığı "demokrasinin beşiği" olarak Britanya vaatlerinden geriye hiçbir şey kalmadı. Gelecek kuşaklar, onu burjuva sosyal ve siyasal yaşamının sürmekte olan çürümesinin başlangıç aşamalarına başkanlık etmiş birisi olarak kaydedecekler.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır