World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler

Yazıcıya hazırla

Afrika Ulusal Kongresi Marikana cellâtlarını kutsadı

Chris Marsden
15 Ocak 2013
İngilizce’den çeviri (24 Aralık 2012)

Afrika Ulusal Kongresi’nin (AUK) geçen hafta düzenlenen 53. seçimli konferansı Jacob Zuma’yı yeniden başkan seçti. Zuma, konferans delegelerinin yüzde 75’inin oyunu alırken, müttefikleri, partinin en yüksek beş makamı ve Ulusal Yürütme Kurulu’ndaki 80 sandalyenin çoğunu kazandı. Ulusal Maden İşçileri Sendikası’nın (NUM) önceki başkanı ve şimdi bir milyarder olan Cyril Ramaphosa, başkan yardımcılığına seçildi.

Kongre, Marikana’daki Lonmin platin madenindeki 34 grevci işçinin katledilmesinden ve onlarcasının yaralanmasından tam dört ay sonra gerçekleşti. O katliam, Güney Afrika’nın platin, altın, elmas ve maden sanayilerini vuran bir grev dalgasına yol açmıştı. Grev, NUM’a, COSATU sendikalar federasyonuna ve şaşırtıcı düzeyde eşitsizliği ve sömürüyü yöneten AUK hükümetine karşı siyasi ve örgütsel bir isyanı ortaya çıkartmıştı.

Zuma’nın ve Ramaphosa’nın seçilmesi, katliamın ve onun ardından madencilere yönelik yüzlerce maden işçisinin tutuklanmasını, dövülmesini, topluca işten çıkartılmasını, ardından da düzmece cinayet suçlamalarıyla yargılanmasını içeren azgın saldırının AUK tarafından onaylanmasıdır. Bu, AUK’nin, küresel şirketlerin ve Güney Afrikalı şirketlerin taleplerine karşı çıkan siyasi ve toplumsal muhalefeti ezmek için gereken her şeyi yapacağının güvencesidir.

Ramaphosa, Lonmin’in yönetim kurulunda yer almakta ve Marikana’nın yüzde 9’unu elinde tutmaktadır. O, aynı zamanda, Lonmin’in Siyahları Ekonomik Olarak Güçlendirme programının ortağı Incwala Resources’u kontrol altında tutacak bir hisseye sahiptir ve yılda 18 milyon dolar kadar parayı cebe indirmektedir. O, katliamdan hemen önce, Lonmin’in yöneticilerine, "açıkça adi bir suç eylemi" olarak tanımladığı protestolara karşı "eş zamanlı eylem" çağrısı yapan elektronik postaları gönderen kişidir.Business Day, başyazısında, Ramaphosa’nın "parti politikasına yeniden dahil olması, ideolojik yanılsamalar dünyası yerine gerçek dünyada iş yapanlar ve pazarlık edenler için bir zaferi ifade etmektedir" dedi.

Kongre, Zuma’nın, "stratejik ulusallaştırma" sözünün AUK’nin resmi politikasından çıkartılmasına yönelik doğrudan bir müdahalesine de tanık oldu. Yeni formül, Zuma’nın AUK Gençlik Birliği içindeki muhaliflerinin eleştirilerine yanıt olarak benimsendi. Gençlik hareketinin ihraç edilmiş önderi Julius Malema, AUK içindeki kendi hizibini güçlendirmek amacıyla, madenciler ve diğer işçiler arasında destek kazanmak için ulusallaştırma talebinden yararlanmıştı.

Madencilik şirketlerini rahatlatmak amacıyla, ulusallaştırmaya yapılan formalite icabı göndermenin yerine, anlaşılması güç ("her şeyi hesaba katarak", uygun görüldüğünde özel şirketlerin hisse senetlerini satın alma yoluyla güvence altına alınacak) "stratejik devlet mülkiyeti" kavramı geçirildi. Ramaphosa, "AUK’nin politikaları ile ilgili olarak açık olmayan herhangi bir nokta var idiyse, insanlar şimdi bu konuda nerede durduğundan bütünüyle emin olmalı"yorumunda bulundu. Madenciler Odası, "AUK’nin büyük çapta ulusallaştırmanın akılcı ve sürdürülebilir bir seçenek olmadığına ilişkin kararı"nı memnuniyetle karşıladı.

Sendikalar konfederasyonu COSATU, resmi olarak uzun süredir savunduğu politikanın (ulusallaştırma) terk edilmesine onay vermek ve AUK’nin yeni önderliğine ve AUK, COSATU ve Güney Afrika Komünist Partisi arasındaki hükümet ittifakına bağlılık taahhütünde bulunmak için hızlı bir hamle yaptı.

COSATU Genel Sekreteri Zwelinzima Vavi, yılsonu mesajında "ittifak güvende" dedi. O, AUK’nin örgütsel raporundaki, COSATU’nun "zaman zaman demokratik hükümeti ırk ayrımcısı rejim gibi ya da daha kötü gördüğü"ne ilişkin bir ifadeyi "şiddetle" reddetti ve ekledi: "COSATU hiçbir zaman böyle bir yorum yapmamıştır ve asla yapmayacaktır."

Marikana katliamının hemen ardından, sendikalar sol bir görünüm sergilemeye kalkıştılar. Onlar, işçilerin yalnızca yüzde 5’inin sendikalı olduğu Western Cape Vilayeti’ndeki çiftlik işçilerinin sert ve militan yasadışı grevine göstermelik bir destek verdiler. Ama COSATU’nun, kendilerine taleplerinin hiçbiri karşılanmamış olmasına rağmen Aralık ayında işe dönmeleri söylenen işçiler arasındaki hoşnutsuzluğu başka kanallara akıtmak ve bastırmak için araya girmesiyle, bunun açık bir oyun olduğu ortaya çıktı.

COSATU yılsonu açıklamasında, şimdi, "bu yılki kendiliğinden grev dalgalarına katılan işçiler,bize, Güney Afrika’da işsizliğe, yoksulluğa ve eşitsizliğe karşı " mücadeleyi kazanamamamız durumunda, "ülke için ciddi sonuçları olacağı uyarısında bulunuyorlar. Milyonlarca yoksul ve ötekileştirilmiş insan sabrını yitiriyor ve yoksulluğa, işsizliğe ve eşitsizliğe karşı ekonomik dönüşüm için kendi militan mücadelelerine başlıyorlar " diye ilan ediyor.

Bu, egemen seçkinlere, işçilerin şimdi AUK’ye ve sendikalara yönelik öfkesinin doğrudan bir sonucu olarak, onların egemenliğine karşı toplumsal bir devrim tehdidinin giderek arttığına ilişkin kesin bir uyarıdır.

AUK, ırk ayrımcılığına son verilmesi görüşmelerini yaptığı 1994’ten bu yana Güney Afrika’yı aralıksız yönetmektedir. O, işçi sınıfı içindeki kitlesel devrimci bir muhalefet sonucunda iktidara geldi. Ama AUK, kendi ayrıcalıklı konumunu -bir siyah işadamları ve hükümet "ihalecileri" tabakasını zenginleştirme sürecinde- kapitalist mülkiyet ilişkilerinin korunmasına olan bağlılığı sayesinde emperyalist devletlerin ve küresel şirketlerin desteğiyle elde tutmaya çalıştı.

Tahminen 675 milyon dolarlık servetin sahibi olan Ramaphosa gibi sonradan görme zenginler ile işçi sınıfının ve yoksul köylülerin kaderini karşılaştırarak, AUK’nin rolü hakkında bir fikir sahibi olabiliriz. 18 yıllık "siyah çoğunluğun" egemenliğinden (burjuvazinin gerçek egemenliğini gizlemek için kullanılan ifade) sonra, nüfusun en zengin yüzde 10’u, en alttaki yüzde 10’dan 101 kat fazla kazanç elde etmeye devam ediyor. Ortalama Güney Afrikalı beyazların net maaşı siyahlarınkinden altı kat fazla; işsizlik remi olarak yüzde 25 ve ülkedeki gençlerin üçte ikisi kişi başına gelirin aylık 75 dolardan az olduğu yoksul ailelerde yaşıyor.

Güney Afrika’nın siyasi durumu ve tarihi, işçi sınıfı ile ezilen kitlelerin temel demokratik haklarının ve toplumsal ihtiyaçlarının -AUK’de olduğu gibi kapitalizm yanlısı politikalara arada bir "devrim"e ve "sosyalizm"e ilişkin törensel dualar eşlik etse bile- ulusal burjuvazinin egemenliği altında karşılanmasının mümkün olmadığını göstermektedir.

AUK’nin ve onun büyük ölçüde Güney Afrika Komünist Partisi’nin egemenliğindeki sendikalarda yer alan müttefiklerinin işçi sınıfının en amansız düşmanları oldukları bir kez daha açığa çıkmıştır. Onları sola çekmek ya da iyileştirmek mümkün değildir. Onlar devrilmelidir.

İşçi sınıfı yeni bir devrimci önderlik inşa etmeli, devlet iktidarını almalı ve bankaları, büyük şirketleri ve stratejik madenleri kendi hükümetlerinin mülkiyeti ve denetimi altına alan sosyalist politikalar uygulamalıdır. Bu mücadelenin Lev Troçki’nin sürekli devrim kuramında geliştirilmiş enternasyonalist ve sosyalist strateji üzerine kurulması; Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Güney Afrika şubesinin önderliğinde verilmesi gerekiyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır