|
Bugün Yeni Olanlar
Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları
Arşiv
DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım
DİĞER DİLLER
İngilizce
Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce
ANA BAŞLIKLAR
Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi
Bush, Türkiyeye Irakta PKKya saldırması için yeşil ışık yaktı Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar
Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı
Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri
Livio Maitan (1923-2004): eleştirel bir değerlendirme
|
|
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler
Yazıcıya hazırla
Yeni Japon hükümeti militarizme tehlikeli bir dönüşü gösteriyor
Peter Symonds
3 Ocak 2013
İngilizceden çeviri (19 Aralık 2012)
Japonyada geçtiğimiz Pazar günü [16 Aralık] yapılan seçimlerde Liberal Demokratik Partinin (LDP) yeniden iktidara gelmesi, yalnızca Japonyada değil ama uluslararası politikada da büyük bir dönüşümü işaret etmektedir. Seçim kampanyasına egemen olan milliyetçilik ve militarizm, Japon egemen sınıfının kendi çıkarlarını Asyada ve küresel ölçekte, askeri güç de dahil, her yolla yeniden ileri sürme kararlılığını gösteriyor.
LDPnin gelecek hafta başbakanlığa atanacak olan önderi Şinzo Abe, daha şimdiden, Japoncada Senkaku, Çincede ise Diaoyu olarak adlandırılan adalar konusunda Pekin ile olan toprak tartışmasında katı bir tutum alacağının işaretini verdi. Japonyanın ulusal televizyon kanalı NHKye konuşan Abe, Senkaku adalarının "Japonyanın asli toprakları"nın bir parçası olduğunu açıkladı ve "bizim amacımız[Çinden gelen] tehdide son vermektir"dedi.
LDP, seçim kampanyası sırasında içinde insan yaşamayan adalar üzerinde kalıcı yapıların inşa edilmesini savunmuştu ki bu Çin ile ilişkileri büyük ölçüde kötüleştirecek bir hamle olur. Doğu Çin Denizinde, şimdiki Japon Demokratik Partisi (DJP) hükümetinin kayalıkları Eylül ayında "millileşttirme"sinden sonra, halen gergin bir durum söz konusu. Japon ordusu, geçen hafta, adaların çevresindeki hava sahasına girmiş olan Çin donanmasına bağlı bir casus uçağını engellemek için savaş uçaklarını havalandırdı.
Küresel ekonomik kriz onların ekonomilerini -kötüleşen yaşam standartları karşısında yaygın hoşnutsuzluğa ve öfkeye yol açacak şekilde- giderek daha fazla etkiledikçe, hem Japon hem de Çin yönetimleri milliyetçiliği kışkırtmaya başvurmaktadır. Pekin, Senkaku adalarının "millileştirilmesine", açıkça ırkçı bir karakter taşıyan Japon karşıtı gösterilere yeşil ışık yakarak yanıt verdi.
Japon ekonomisi, şimdi, 15 yıl içinde beşinci kez durgunluğa girmiş durumda. Japonyanın ihracatı yüksek değerli Yenden ve ABD, Avrupa ve Çin pazarlarının küçülmesinden zarar görmüş durumda. Yirmi yıllık ekonomik durgunluğun ardından, Japon egemen çevrelerinde, Çinin geçen yıl dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak Japonyayı geride bırakmasında somutlaşan uzun süreli gerileme konusunda yoğun bir düş kırıklığı söz konusu.
Yeni hükümet, bu gerilemeyi, hem ekonomide hem de dış politikada, Japonyanın rakipleri ve Japon işçi sınıfı zararına tersine çevirmek için kararlı. Abe, ABD Merkez Bankasınınkine benzer şekilde, enflasyona ve düşük değerli bir Yene neden olacak saldırgan bir para politikası uygulayacağını açıkladı ki bunlar, yalnızca gelişmekte olan uluslararası kur savaşlarını şiddetlendirecek adımlardır. LDP, aynı zamanda, Japonyanın büyük kamu borçlarınının yükünü çalışanların üzerine yıkmak için, satış vergilerinde aşırı artışlardan yana.
Abe, "yeni" olarak adlandırdığı LDPnin saldırgan gündemini somutlaştırmaktadır. O, LDPnin önde gelenlerinin çocuğudur. Onun anne tarafından dedesi Nobuşuke Kişi, savaş sonrası ABD işgali altında savaş suçundan hapse atılmış ama hiçbir zaman cezalandırılmamıştı. Nobuşuke Kişi, sonradan başbakan oldu ve ülkenin anayasasındaki sözde barışsever maddenin çıkartılması için baskı yapmıştı. Abe, aynı dedesi gibi, Japon ordusunu "normalleştirmek" ve güçlendirmek; ülkenin "kendi kendine işkence yapan tarihi" olarak adlandırdığı şeye -yani, Japonların savaş döneminde işlemiş oldukları suçların kabul edilmesine- son vermek için bir anayasa değişikliği peşinde koşuyor.
Mevcut durum, ürkütücü bir şekilde 1930lara benzemektedir. [O zamanlar,] dünya ticaretindeki gerilemeden büyük zarar gören Japonya derin bir ekonomik ve siyasi krize saplanmıştı. Tokyodaki gözü kara askeri yönetim, 1931de Mançuryayı ve 1937de bir bütün olarak Çini işgal ederek, pazarlar ve hammaddeler uğruna savaş yoluyla Japonyanın ekonomik rahatsızlığının üstesinden gelmeye çalışmıştı. Çinin askeri işgali, kendisi için avantajlı bir "açık kapı" politikası talep ederek Çindeki kendi yağmacı çıkarları peşinde koşan ABD emperyalizmi ile olan gerilimleri büyük ölçüde şiddetlendirdi. Karşıt çıkarlar, 1941deki Pasifik Savaşında patlamıştı.
Japon militarizmine, içeride işçi sınıfının acımasız şekilde ezilmesi, onun Çindeki, Güneydoğu Asyadaki işgallerini ve Kore ile Tayvan üzerinde varolan sömürgeci egemenliğini pekiştirmek için başvurduğu en vahşi yöntemler eşlik etmişti. Geçtiğimiz hafta, Japon işgal birliklerinin yüz binlerce Çinli askeri ve sivili katlettiği kötü şöhretli Nanjing Katliamının 75. yıldönümüydü. Japon egemen çevrelerinde yaygın olan tavır, bu yılın başlarında, eski Tokyo Valisi ve şimdi sağcı Japon Yeniden Yapılanma Partisinin başkanı Şintaro İşihara tarafından ifade edilmişti. İşihara, Nanjing Katliamının varlığını şiddetle reddetti.
Dünya, ABDnin Pasifik Savaşına Hiroşimaya ve Nagazakiye atom bombaları atarak 1945te son vermesinden bu yana, elbette, köklü biçimde değişti. ABD, Asyadaki savaş sonrası egemenliğini, Başkan Obamanın Asya-Pasifike dönüş denilen yönelimi dolayımıyla sürdürmeye çalışıyor. Obama, Çinin etkisini baltalamayı amaçlayan bu saldırgan seferin bir parçası olarak, Japonyayı ordusunu güçlendirmeye ve Çine karşı daha sağlam bir duruş sergilemeye teşvik etmektedir ki bu politika, Abe yönetiminde daha da hızlanacaktır.
Çinin dünyadaki konumunda son derece kapsamlı bir değişim gerçekleşmektedir. Çin Komünist Partisi (ÇKP), geçtiğimiz otuz yıl boyunca, 1949 devriminin ekonomik ve toplumsal kazanımlarını çöpe atmış, kapitalist mülkiyet ilişkilerini yeniden kurmuş ve Çini dünyanın en büyük ucuz emek platformu haline getirmiştir. ÇKPnin kendi egemenliğine destek olarak teşvik ettiği milliyetçilik, tutkuları ABDnin egemen olduğu mevcut emperyalist düzen tarafından engellendiği için hüsrana uğramış hevesli bir burjuvazinin sınıf çıkarlarını temsil etmektedir. ÇKP, Japonyanın savaş dönemindeki mezalimlerini yalnızca Çinin 19. ve 20. yüzyıllarda büyük güçler tarafından "ulusal aşağılanma"sına son vermek için değil; kendi etki alanını yaratma yönelimine haklılık kazandırmak için de suçlamaktadır.
İşçi sınıfı, tüm Asyada ve uluslararası düzeyde büyük tehlikelerle karşı karşıyadır; çünkü derinleşen küresel ekonomik kriz, [daha önce] Pasifikte savaşa yol açmış olan fay hatlarını yeniden akifleştirmektedir. Rakip kapitalist sınıflar, bir kez daha, hiç sakınmadan, yeni ve her zamankinden daha fazla yıkıcı bir çatışmaya sürükleniyorlar.
Bu savaş yönelimini önlemenin tek yolu, kapitalizme ve dünyanın onun eliyle çağdışı ulus devletlere bölünmüşlüğüne son vermektir. Çindeki, Japonyadaki ve dünyanın diğer yerlerindeki işçiler, milliyetçilik ve militarizm zehirini reddetmeli; kâr sistemine son verip akılcı bir biçimde planlanmış dünya sosyalist ekonomisi uğruna mücadelelerini birleştirmeliler. Dördüncü Enternasyonalin Uluslararası Komitesinin tek başına uğruna mücadele ettiği program budur.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|