World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler

Yazıcıya hazırla

Mali’den elinizi çekin!

Alex Lantier
19 Ocak 2013
İngilizce’den çeviri (15 Ocak 2013 )

Dünya Sosyalist Web Sayfası, Fransa’nın Mali’de sürdürdüğü savaşı emperyalist bir korsanlık olarak mahkûm eder. Kuzey Mali’deki kentlerin yüzlerce sivili öldürüp yaralayacak şekilde yoğun olarak bombalanmasından sonra, Fransız tankları, dün [14 Ocak] Fildişi Sahili’nden Mali’ye girdi.

Mali, Libya’nın, Fildişi Sahili’nin ve Suriye’nin ardından, iki yıl içinde Fransa tarafından saldırıya uğrayan dördüncü ülke. Libya hariç, bu ülkelerin hepsi eski Fransız sömürgeleridir. Devlet Başkanı François Hollande ve diğer Fransız yetkililer tarafından bu savaş ile ilgili olarak yapılan -Fransa’nın amacının, Hollande’ın Fransa’nın "temel çıkarları" olarak adlandırdığı şeyi değil de, Mali’deki "demokrasiyi" El Kaide’den korumayı amaçladığı yollu- açıklamalar sinik yalanlardır.

Kendi çıkarlarını savunmak için askeri güç kullanan Fransız emperyalizmi, Batı Afrika’daki egemen konumunu yeniden kurmaya koyuluyor.

Mali’deki savaş, doğrudan doğruya 2011’deki Libya savaşından çıkmaktadır. Fransa’nın şimdi savaştığı isyancı güçler, NATO’nun Libya’da Albay Muammer Kaddafi’yi devirmesine ve öldürmesine yardımcı olan El Kaide bağlantılı güçlere bağlı savaşçıların yanı sıra, Libya ordusunda askerlik yapmış ve NATO’nun zaferinin ardından Mali’ye kaçmış olan Tuareg kökenli askerleri kapsamaktadır. Onların arasında, başkent Bamako’daki halk içinde tutulmayan darbe yönetimine karşı isyana katılan Malili asker kaçakları da bulunmaktadır.

Fransız emperyalizmi, Kaddafi’nin yenilgisi eliyle elde ettiği avantajlardan olabildiğince yararlanıyor. Kaddafi yönetiminin devrilmesiyle ve Libya’nın yüz milyarlarca dolarlık varlığına Batılı bankalar tarafından elkonmasıyla, Kaddafi’nin finanse ettiği Afrikalı bölgesel örgütlerin çökmesiyle birlikte, ABD ile Fransa tüm Afrika’da hızla askeri üsler kuruyor. Fransa’nın NATO’daki müttefikleri, yağmadan paylarını alma umuduyla, Mali’de ona yardımcı olma sözü veriyorlar.

Paris, aynı zamanda, şimdi Fransa’nın savaşı için ölmek üzere cepheye asker göndermek için sıraya giren Batı Afrika’daki ulusal burjuva rejimlerin kokuşmuşluğundan da yararlanmaktadır. Fransa’nın 2011’deki Fildişi Sahili savaşı eliyle iktidara yerleştirilmiş olan devlet başkanı Alassane Ouattara, Mali’de Paris’i destekliyor. Senegal’in, geçtiğimiz yılki ABD-Fransız destekli, devlet başkanı Abdulaye Wade karşıtı protestoların ardından iktidara gelen devlet başkanı Macky Sall da, Nijerya, Nijer ve Gana ile birlikte Mali’ye asker gönderecek.

Cezayir yönetimi, Batı Afrikalı burjuvazilerin yeni-sömürgeci egemenliğe boyun eğmesinde önemli bir rol oynamaktadır. 1990’larda Cezayir’deki iç savaşta ona karşı savaştığı El Kaide bağlantılı güçlerden ya da 2011’de Tunus ve Mısır devlet başkanlarını deviren türde bir işçi sınıfı ayaklanmasından korkan Cezayir yönetimi, eski sömürgeci efendisi ile bir uyum sağlama peşinde koşuyor. Cezayirliler, geçen ay, Hollande’ın resmi ziyareti sırasında Fransa ile milyarlarca avroluk anlaşmalar imzaladılar. Onlar, şimdi, hava sahalarını Mali’yi bombalayan Fransız uçaklarına açmış durumda.

Enerji satışlarından gelen 200 milyar dolarlık nakit stoğu üzerine kurulan Cezayirli egemen seçkinler, Paris’e bir anlaşma öneriyorlar. Eğer Fransız emperyalizmi onların ayrıcalıklarını korursa, Paris, bunun karşılığında -Hollande işçi karşıtı kemer sıkma politikalarını yoğunlaştırdığı için- çöken Fransız tüketici pazarının yerini almak üzere Cezayir’de yeni pazarlar elde edecek.

Afrika’daki burjuva rejimlerin gerici rolü, Afrika ülkelerinin emperyalizmden kurtuluşunun, kıta çapında ve uluslararası düzeyde sosyalist devrim mücadelesi dışında bir başka yolu olmadığını bir kez daha göstermektedir.

Hollande’ın Sosyalist Parti’si, kemer sıkma politikalarından ve yaygın şekilde horlanmış önceki devlet başkanı Nicolas Sarkozy’nin savaşlarını sürdürme kararından dolayı, kamuoyu yoklamalarında büyük başarısızlığa uğramaktadır. O, şimdi, kendi kanlı emperyalist savaşını başlatmış durumda.

Geçtiğimiz yılki seçimlerde Hollande’a koşulsuz oy verilmesi çağrısı yapan küçük burjuva partiler, Sol Cephe ve Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA), Mali’deki savaşın siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. NPA’nın kendi web sayfasında yayımlanan kısa, formalite gereği eleştiri, onun Hollande’a olan sürekli desteğini değiştirmemektedir. Bu güçler ve Üçüncü Dünya burjuva ulusalcıları, onlarca yıl içinde, şimdi emperyalist savaşı destekleyecek denli sağa kaymış durumdalar.

Sömürgelerden çekilme döneminin, güçlü bir emperyalizm karşıtı mücadele dalgasına yol açmış olan Rus Devrimi’nin siyasi art sarsıntıları ile bağlantılı tarihsel bir ara dönemden ibaret olduğu giderek belirginleşmektedir. Sovyetler sonrası dönemde -1990’larda ve 2000’lerde Irak’tan, Somali’den, Afganistan’dan ve Balkanlar’dan, işçi sınıfının 2011’de, "Arap Baharı" denilen süreçte, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’i devirmesinin ardından patlayan savaşlara kadar- bir emperyalist savaşlar dalgasına tanık olunmuştur.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin 1991’de öngörmüş olduğu gibi, SSCB’nin çöküşünün arkasında, "Irak’ın sürmekte olan fiili paylaşımı, dünyanın emperyalistler tarafından yeni bir paylaşımının başlangıcına işaret etmektedir. Dünün sömürgelerine yeniden boyun eğdirilecektir. Emperyalizmin oportünist savunucularına göre geçmişte kalmış bir çağa ait olan fetihler ve ilhaklar, bir kez daha gündemdedir."

Şimdi, I. Dünya Savaşı’nın 100. yıldönümüne yaklaşırken, dünya, Fransız ve dünya emperyalizminin yeni bir patlamasına tanık oluyor. Bununla birlikte, Paris’in asıl tutkusu -Batı Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Doğu Asya’ya uzanmış 100 milyonun üzerinde sömürge kölesine hükmettiği 20. yüzyılın başlarındaki en parlak dönemine dönüş- gerici bir hayaldir.

Paris’in, ordusu İslamcılara karşı cephede eriyen ve halkın tutmadığı Mali’deki yönetime olan desteği; bütün Kuzey ve Batı Afrika’da Fransız etkisini yeniden kurmak için başlattığı yaygın saldırı, yalnızca, onu bataklığa daha fazla batıracaktır.

Fransız emperyalizmi ne Afrika’daki işçilere ve ezilen kitlelere sömürgeci prangayı yeniden dayatabilir ne de Avrupa işçi sınıfını savaşın bedelini ödemek için sonu gelmeyen bir kemer sıkma politikasına bağlayabilir. O, Mali’ye karşı bu saldırısını başlatarak, felaketle buluşma rotasını belirlemiştir. Siyasi bilince sahip işçilerin şiarı şudur: Fransız birlikleri Afrika’dan dışarı!

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır