World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler

Yazıcıya hazırla

Mursi kitlesel protestolara rağmen iktidarda kalmaya yemin etti

Johannes Stern
6 Temmuz 2013
İngilizce’den çeviri (3 Temmuz 2013)

Görevden ayrılmasını talep eden milyonlarca göstericiye meydan okuyan Mısır’ın ABD destekli Cumhurbaşkanı Mursi, [2 Temmuz] Salı gecesi yaptığı konuşmada, Mısır’ın cumhurbaşkanı olarak görevde kalacağını açıkladı. O, tekrar tekrar, Mısır’daki siyasi krizden dolayı, yozlaşmış "eski rejim kalıntılarını" sorumlu tuttu.

Mursi, 18 günlük kitlesel işçi sınıfı mücadeleleri sonrasında, Şubat 2011’de devrilen eski diktatör devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in yandaşlarını kastederek, "eski rejimim kalıntıları demokrasimize karşı savaşıyor" dedi ve ekledi: "Eğer onlar yeniden halkın karşısına çıkarlarsa reddedilecekler. Onlar rüşvete, seçimlere hile katmaya, halkın kanını emmeye alışkınlar."

Tahrir Meydanı’nda, cumhurbaşkanlığı sarayının önünde ve tüm Mısır’da caddelerde ve meydanlarda toplanmış olan milyonlarca göstericinin tepkisi, Mübarek’in 10 Şubat 2011’deki meydan okuyan konuşmasının ardından yaşananları anımsattı (Mübarek, alaşağı edilmesinden bir gece önce, görevde kalacağına söz vermişti).

Öfkeli göstericiler "Irhal, ırhal" (terk et, terk et) diye haykırdı ve Mısır Devrimi’nin "Halk rejimin yıkılmasını istiyor" biçimindeki başlıca sloganını yükseltti.

Mursi’nin göreve başlamasının birinci yıldönümü olan 30 Haziran’dan bu yana, milyonlarca gösterici Mısır’ın dört bir yanında sokaklarda ve meydanlarda toplanmış durumda. BBC, "Müslüman Kardeşler karşıtı göstericilerin sayısı"nı, "insanlık tarihindeki siyasi olaylarda karşılaşılan en büyük" diye betimledi. (Kahire’deki Tahrir Meydanı çevresindeki protestoları gösteren bir videoyu buradan izleyebilirsiniz).

Sürmekte olan kitlesel protestolar ve Mısır ordusunun Pazartesi günü verdiği ültimatomda sözünü ettiği 48 saatlik sürenin dolması dikkate alındığında, bu, Mısır’da bugün sert çatışmaların patlamasına zemin hazırlamaktadır. Ordu, Mursi ile burjuva muhalefet arasında bir "uzlaşma" talep etmiş; bunun sağlanamaması durumunda, bir "yol haritası"nın parçası olarak, anayasayı askıya alıp İslamcıların egemen olduğu parlamentoyu dağıtacağını açıklamıştı. Bu, işçi sınıfı gösterilerini kontrol altına almak -ve gerekirse ezmek- için askeri diktatörlük kurma tehdidi anlamına geliyor.

Mursi’nin yönetimini bir demokrasi kalesi gibi göstermesi ve onu protesto eden işçi ve gençlik kitlelerini Mübarek rejiminin kalıntılarıyla özdeşleştirmesi, ipe sapa gelmez yalanlardır. Gerçekte, milyonlar onun görevden ayrılmasını talep ediyor; çünkü o, önceli olan Mübarek’in işçi sınıfı karşıtı ve emperyalizm yanlısı politikalarıyla özdeşleşmiştir. Bununla birlikte, işçi sınıfı, aynı zamanda, ABD emperyalizminin ve Mısır’daki burjuva muhalefet partilerinin desteğiyle ülkeye dayatılan bir askeri müdahale tehlikesine karşı bir mücadele ile karşı karşıyadır.

Mursi’nin meydan okuyan konuşması, Mısır ordusu içinde ve Washington’da, onu desteklemeyi sürdürüp sürdürmeme, burjuva muhalefeti iktidara getirmenin ne kadar kazançlı olduğu ve işçi sınıfı içinde yeniden canlanmış olan devrimci kabarışla nasıl baş edileceği konularında kapalı kapılar ardında yaşanan yoğun gizli tartışmaların ortasında gerçekleşti.

Pazartesi günü, ABD Başkanı Barack Obama, Afrika turunun son durağı olan Tanzanya’dan Mursi’yi aradı. Belirtildiğine göre, Obama, Washington’ın "Mısır’daki demokratik sürece" bağlı olduğunu ve "herhangi bir partiyi ya da grubu desteklemediğini" söyledi. Obama, "Cumhurbaşkanı Mursi’yi onların [kitlelerin] kaygılarına duyarlı olduğunu gösterecek adımlar atmaya teşvik etmiş ve mevcut krizin yalnızca siyasi süreçler dolayımıyla çözülebileceğinin altını çizmiş" olduğunu ekledi.

ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey’in, Mısırlı meslektaşı General Sedki Sobhi ile kapalı toplantılar yaptığı söyleniyor.

Hükümeti çözülürken, bizzat Mursi, ordu ve muhalefet ile bir anlaşmaya varmak için görüşme yapmaya çalışıyor. O, konuşmasında, muhalefet partilerine el uzatmaya çabaladı ve Mısır ordusuna ve polisine sadık olduğunu açıkladı. Mursi, "diyalog kanalını açık tutmaya" söz verdi ve şunları söyledi: "Biz güçlü bir ordu istiyoruz. Sakın Mısır ordusunun onurunu kırmayın. Benimle birlikte orduyu koruyun; çünkü o bizim dayanağımız… Bütün Mısırlılara söylüyorum: Birbirinize ya da orduya ve polise karşı şiddet kullanmayın."

Mursi’nin konuşmasından önce, hükümetinin altı bakanı ve bir dizi cumhurbaşkanlığı danışmanı istifalarını sunmuştu. Mursi yönetimi dağılırken, Müslüman Kardeşler, onu savunmak için, çaresizce kendi İslamcı tabanını seferber etmeye çabalıyor. Karşıt göstericiler arasındaki sert çatışmalarda en az 16 kişi öldürüldü, yüzlerce insan yaralandı.

Mısır’da yeniden başlayan kitlesel mücadeleler, Mısır’daki yönetici seçkinlere ve onların Washington ile Avrupa başkentlerindeki müttefiklerine şok dalgaları yayıyor. Mübarek’in devrilmesinden bu yana, emperyalist güçler, Mısır’daki ve tüm bölgedeki stratejik ve ekonomik çıkarlarını savunmak için büyük ölçüde Mursi’ye ve Müslüman Kardeşler’e bel bağlamış durumda. Mursi, Mısır’daki protestolara ve grevlere karşı defalarca sert önlemler almıştı. O, dış politikada, İsrail’in geçtiğimiz sonbaharda Gazze’ye yönelik hava saldırısını desteklemiş ve kısa süre önce, Suriye’de ABD önderliğinde süren vekil savaşını desteklediğini açıklamıştı.

Ahram Online’a konuşan Kahire’deki Avrupalı bir diplomat, Mursi yönetimi karşıtı kitlesel gösterilerin Batı başkentlerinde yarattığı kafa karışıklığını ve şaşkınlığı şöyle özetledi: "Bu, bizim öngördüğümüzden çok daha büyük. Dün, yani gösterilerin daha önce beklediğimizden daha büyük olacağı ortaya çıktığı zaman öngördüğümüzden bile daha büyük."

Salı günü, bir askeri kaynak, Mısır ordusunun gerektiğinde Kahire’nin ve diğer kentlerin sokaklarına konuşlanmaya hazırlandığını söyledi. El Cezire Mısır, askerlerin, Süveyş Kanalı’nın güney girişindeki Süveyş kentinin sokaklarında yürüyüş ve talim yaptığını bildirdi. Ordu, şimdiden, devlet daireleri, cumhurbaşkanlığı sarayı ve Süveyş Kanalı gibi stratejik yerleri koruma altına almış durumda.

Askeri darbe hazırlıkları, ordunun Mursi’yi görevden alma beklentisi üzerinde bir coşku ortamını körüklemeye kalkışan liberal ve sahte sol partilerin gerici duruşları eliyle kolaylaştırılıyor ve destekleniyor.

Muhammed Baradey’in "Ulusal Kurtuluş Cephesi", İslamcı "Güçlü Mısır Partisi", "6 Nisan Gençlik Hareketi", yanlış adlandırılmış "Devrimci Sosyalistler" ve Mübarek rejiminin kalıntıları tarafından desteklenen "Temerrüt" (İsyan) platformu ya da "30 Haziran Cephesi", yaptığı bir açıklamada, "ordunun tarihsel rolü halkın yanında yer almaktır" diye ilan etti.

"30 Haziran Cephesi"nin programının, ordunun geliştirdiği "yol haritası"ndan pek bir farkı bulunmuyor. O, Şura Meclisi’nin dağıtılması, bağımsız bir başbakanın atanması, cumhurbaşkanlığına ait tüm yetkilerin Anayasa Mahkemesi’ne devredilmesi ve bir teknokratlar hükümetinin görevlendirilmesi çağrısı yapmaktadır.

İşçi sınıfı kesin bir şekilde uyarılmalıdır. Bu tür seçilmemiş diktatör tarzı bir hükümet, sonunda Mısırlı işçileri ve gençleri hedefleyecektir. Mısır burjuvazisi, çaresizce, gösterileri yasadışı ilan etme ve şiddetli bir baskıyı hazırlaması için orduya zaman kazandırma fırsatı sunan bir yöntem arayışı içinde. Bu, tam da, şimdi hem İslamcılar, hem ordu hem de muhalefet tarafından öngörüldüğü gibi, bir ulusal uzlaşma hükümetinin görevidir.

Mısır işçi sınıfının karşısındaki acil görev, hem mevcut İslamcı yönetime hem de ABD emperyalizmi ve muhalefet partileri tarafından desteklenen bir askeri diktatörlük tehlikesine karşı devrimci bir mücadelede harekete geçmektir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır