World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler

Yazıcıya hazırla

Mali aristokrasi ve işçi sınıfı mücadelesinin büyümesi

Andre Damon ve Joseph Kishore
15 Mart 2013
İngilizce’den çeviri (4 Mart 2013)

Geçen yıl, dört büyük özel sermaye şirketindeki dokuz yönetici, toplam bir milyar dolar ücret ve kâr payı aldılar ki bu, muhtemelen, sözkonusu şirketlerin tarihindeki en büyük ödeme.

Bu sıradışı olgu,Wall Street Journal’ın haftasonu baskısındaki bir makalede açıklandı. Makale, Blackstone Group LP’nin CEO’su Stephen Schwarzman’ın, KKR’nin kurucuları Henry Kravis ile George Roberts’in ve Apollo Global Management LLC’den Leon Black’in her birine yapılan yalnızca kâr payı ödemelerinin 100 milyon dolardan fazla olduğunu belirtiyor. Bu insanlar zaten milyarder; 5,3 milyar dolarlık servete sahip olan Schwarzman’ı, 4 milyar dolarla Kravis, 3,7 milyar dolarla Roberts ve 3,5 milyar dolarla Black izliyor.

Dokuz yöneticinin her birine yapılan kâr payı ödemelerinin ortalaması, ABD’deki ortalama hanehalkı gelirinden 2.000 kat fazlaydı.

Bu haber, ABD’deki servetin, eşitsizliği yüz yıldan uzun süredir görülmedik düzeyde arttıran tiksindirici yoğunlaşmasının bir diğer örneğidir. ABD’deki işçilerin ücretleri, 1930’lardan bu yana en düşük düzeyde.

Bu arada, yönetimin her düzeyinde, sağlık hizmetleri, eğitim ya da diğer temel toplumsal gereksinimler için "para olmadığı" iddiasıyla gerekçelendirilen yoğun kesintiler yapılıyor.

Tam daWall Street Journal’ın Wall Street özel sermaye şirketlerinin yöneticilerinin gelirini açıkladığı gün, federal hükümet, 1,2 trilyon dolarlık "ayrı tutulan" bütçe kesintilerini uygulamaya başladı ve Michigan Valisi Rick Snyder, Detroit’te kesintileri uygulamaya koymak için diktatörce yetkilere sahip bir ‘olağanüstü durum mali yöneticisi’ atayacağını ilan etti.

Obama yönetimi, "ayrı tutulan" acımasız kesintilerin iptal edilmeyeceğini haber vermektedir. Sosyal harcamalardaki kapsamlı kesintiler, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, her iki partinin de desteklediği hiçbir şekilde rağbet görmeyen önlemleri uygulamak amacıyla girdiği hesaplı manevraların ürünüdür. Diğer sonuçların yanı sıra, uzun süreli işsizlik yardımı alanların haftalık gelirleri yüzde 11 azalarak 260 dolar olacaktır.Wall Street Journal’ın sözünü ettiği her bir yöneticinin haftalık geliri, bu miktarın 7.000 katından fazladır.

Bu rakamlar, Amerikan yaşamına ezici bir biçimde egemen olan toplumsal eşitsizliğe işaret etmektedir. Ardı ardına yapılan anketler, halkın büyük kesiminin mali seçkinlerin elinde toplanan servetin çapını büyük ölçüde küçümsediğini göstermektedir. Medyada bundan hemen hiç bahsedilmiyor ve çoğu insan için bu tabakanın kontrolündeki servet kavranamıyor.

Halk kitlelerinin, 1930’dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik ve toplumsal krizden zarar gören yaşam koşulları ile serveti üretim faaliyetlerinden ve gerçek ekonomiden neredeyse bütünüyle kopuk olan bir egemen sınıf arasında devasa ve kapanmaz bir uçurum bulunmaktadır.

1930’larla karşılaştırma, siyasi karşılık bakımından öğreticidir. Başkan Franklin D. Roosevelt, yüksek gelirler ve mülkler üzerindeki vergileri arttıran 1935’teki Gelir Vergisi Kanunu’nu uygulamaya koyarken, "büyük servet birikimleri, kişisel ve aile güvenliği üzerinden haklı gösterilemez" demişti.

Roosevelt tarafından, kapitalizmi toplumsal devrim tehlikesinden kurtarma çabasının bir parçası olarak geliştirilen böylesi bir kavrayış, farklı bir döneme aittir. O, günümüz burjuva politikalarının sınırlarının bütünüyle dışındadır. Şimdiki slogan, kapitalist sistemin krizini işçilere ödetmek için her zamankinden daha büyük saldırılardır.

ABD egemen sınıfı, bunlarla birlikte, toplumsal ve siyasi istikrara işaret eden bir aristokrasinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Egemen sınıfın ve onun üzerinde yükseldiği ekonomik sistemin varlığı her türlü ilerici gelişmeye ters düşmeye başladığında -bunun yerine büyük bir tarihsel gerilemenin itici gücü haline geldiğinde- toplum, devrimin eşiğindedir. Bu, 1789’dan önce Fransa’da ve 1917 öncesi Rusya’da geçerliydi; günümüz ABD’sinde de geçerlidir.

Amerikan egemen sınıfı, 30 yıldır, servetini, ekonominin üretici güçlerinin sürekli zarar gördüğü bir finansallaşma süreci dolayımıyla arttırmaktadır. Bu süreç, her zamankinden daha çılgınca bir spekülasyon aleminin sebebi haline gelmiş olan 2008’deki Wall Street çöküşüne yol açtı.

Bu sürecin devam etmesini güvence altına almak için, önce Bush yönetimi altında belirli politikalar uygulandı, ardından da bunlar Obama yönetimi altında büyük ölçüde yaygınlaştı. Mali seçkinler, ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından piyasalara pompalanan fiilen bedava ve sınırsız para akışına alıştılar. 2008 çöküşünün ardından gelen -kestirme çözüm- banka kurtarmalardan sonra, Fed, ayda yaklaşık 85 milyar dolarlık aktif değerler vasıtasıyla, sürekli dolar enjekte ediyor.

Özel sermaye şirketlerinin yöneticilerinin servetinin üzerinde yükseldiği hisse senedi fiyatlarında yaşanan büyük artışın ardında bu yatmaktadır. Ekonomik büyümenin durmasına ve tersine dönmeye başlamasına rağmen Dow Jones Sanayi Ortalaması’nın birkaç yüzde puanı ile yeni bir rekor kırmasının nedeni de budur.

Toplumsal ilişkilerin kötücül karakteri bütün siyasi kurumları bozmaktadır. Bütün bünye rüşvet kokuyor. Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, egemen sınıfın zenginleşmesine hizmet eden doğrudan araçlar işlevi görüyor.

Bu siyasi sistem dolayımıyla hiçbir şey değiştirilemez. Toplumsal mücadele gerekiyor. İşçi sınıfı, egemen seçkinlerin dayatmalarına kolektif eylem yoluyla karşı koyarak direnmek zorunda. Toplumsal çatışma, gerçekte kaçınılmazdır. O, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde patlayıcı biçimler altında ortaya çıkmaya başlamıştır ve yaklaşan patlamanın ilk işaretleri bizzat ABD’de görülebiliyor.

Bununla birlikte, bu mücadelelerin başarılı olması için, muhalefetin, açık bir biçimde oluşturulmuş ve varolan toplumsal sistemin tüm yapısına yönelmiş siyasi bir programa ihtiyacı var. Kapitalizm tarihsel olarak iflas etmiştir. Onun yerini, toplumun daha yüksek bir örgütlenmesi; sosyalizm almalıdır.

Sosyalist Eşitlik Partisi, kapitalist sistemi devirecek ve toplumu, kâr üzerinde değil ama toplumsal gereksinimler temelinde yeniden örgütleyecek bir işçi sınıfı hareketi inşa etme mücadelesine önderlik etmektedir. Biz, şu önlemlerin alınmasını öneriyoruz:

* Yıllık 1 milyon doların üzerindeki gelirlerden yüzde 90 oranında vergi alınması. Vergilendirmede bu düzeyde bir artış, vergi oranlarının yalnızca 1950’lerdeki düzeye döndürülmesi olacaktır. Bununla birlikte, bu önlem, iki partinin, şirket vergilerini düşürme planı yaparken en üst oranı birkaç puan arttırıp arttırmamayı tartıştığı siyasi sistem tarafından bütünüyle dışlanmıştır.

* Mali spekülasyon yoluyla edinilmiş bütün servetin kamulaştırılması. Mali aristokrasinin üyelerine, gerçekte oldukları gibi, toplumsal suçlular muamelesi yapılmalıdır. Onlar, suçlarına yataklık edenlerle birlikte adli takibata uğramalıdır.

* Bankaların ve büyük şirketlerin -küçük hissedarlara tazminat ödenerek- ulusallaştırılması ve kâr amacına göre değil ama toplumsal çıkarlara hizmet edecek kamu kuruluşlarına dönüştürülmesi. Onların ürettikleri servet, toplumun iyileştirilmesi için kullanılmalıdır.

Bu önlemler dolayımıyla, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayacak ve işçi sınıfının -insanca bir ücretle çalışma, barınma, sağlık, eğitim ve rahat bir emeklilik haklarını içeren- toplumsal haklarını garanti altına alacak kaynaklar sağlanabilir.

ABD’nin sosyalist dönüşümü, uluslararası hareketin bir parçası olmak zorundadır. Dünyanın dört bir yanında, aynı temel sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu talepler konusunda bizimle hemfikir olan herkesi Sosyalist Eşitlik Partisi ile bağlantı kurup ona katılmaya ve bu programı çalışanlar ve gençler arasında yaymaya çağırıyoruz.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır