World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Avrupa Birliği Suriye’ye yönelik askeri saldırıya destek işareti veriyor

Johannes Stern
13 Eylül 2013
İngilizce’den çeviri (9 Eylül 2013)

Avrupa Birliği (AB), dışişleri bakanlarının ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Litvanya’nın başkenti Vilnius’da Cumartesi günü gerçekleştirdiği toplantının ardından, ABD’nin Suriye’ye karşı savaş hazırlıklarını destekleyen bir açıklama yaptı.

AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Suriye’deki iddia edilen kimyasal saldırıyı “uluslararası hukukun açık ihlali, bir savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş suç” olarak adlandıran bir açıklamayı okudu. Hiçbir kanıt sunmaksızın, “bu saldırılardan, kimyasal silah malzemelerine ve onları yeterli miktarda sevketme olanaklarına yalnızca o sahip olduğu için Suriye yönetiminin sorumlu olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar” bulunduğunu açıklayan Ashton, Obama yönetiminin iddialarını tekrarladı.

İç savaşta, geçen ay Şam’ın kenar mahallesinde gerçekleşen çapta bir kimyasal saldırıyı gerçekleştirme kapasitesine sahip tek gücün Suriye yönetimi olduğu yönündeki iddia, hiçbir şeyin kanıtı değildir. Aslında, sözde “asiler”, Birleşmiş Milletler tarafından, önceki kimyasal saldırıları gerçekleştirmekle suçlanmıştır. Onların, aralarında CIA’nin ve Özel Kuvvetler’in de olduğu müttefikleri ve yardımcıları, bu tür saldırıları gerçekleştirme kapasitesine fazlasıyla sahipler.

Bunlar, AB tarafından, Suriye’ye yönelik bir askeri saldırıyı haklı göstermekte kullanılan yalanlardır. Açıklamada şunlar belirtiliyor: “Uluslararası toplum, kimyasal silahların bu sinik kullanımı karşısında eylemsiz kalamaz. Bu tür suçların kabul edilemeyeceğini ve cezasız kalmayacağını göstermek için, açık ve güçlü bir tepki çok önemli. Kimyasal silahların Suriye’de ve başka yerlerde kullanılmasına korkunç bir örnek oluşturulmasını önlemeliyiz.”

Açıklamada, ek olarak, “AB, BM Güvenlik Konseyi’ni, çabalarını yeni bir kimyasal saldırıyı önlemek için birleştirmeye çağırır” deniyor.

Bununla birlikte, AB, bir ABD askeri saldırısı öncesinde, bütün üye ülkelerdeki yaygın halk muhalefetini zayıflatmayı amaçlayan savaş yanlısı proaganda için biraz zaman kazanmak istiyor. O, aynı zamanda, Birleşmiş Milletler’in bu tür bir yağmacı ve gayrımeşru girişime siyasi kılıf sağlamasını tercih ediyor.

Açıklama, “21 Ağustos saldırısına ve bu çatışmada gerçekleştirilmiş diğer kimyasal silah saldırılarına ilişkin BM soruşturmasının sürdüğü”nü belirtmekte ve “bu ilk soruşturmaya ilişkin ön raporun olabildiğince kısa süre içinde açıklanabileceğini” umduğunu ifade etmektedir. Açıklama, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’ın “harekete geçmeden önce bu raporu bekleme” kararını da memnuniyetle karşılıyor.

CNN’nin haberine göre, Kerry ile buluşan önde gelen ABD ve AB yetkilileri, bu AB açıklamasının ardında Almanya’nın yattığını söylemişler.

AB’nin açıklamasının yapılmasından sonra, Almanya, geçen hafta G-20 Zirvesi’nde ortaya çıkan ve Suriye’deki iddia edilen kimyasal silah saldırısına “güçlü bir uluslararası tepki” çağrısı yapan açıklamayı imzalayacağını açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, “Başbakan ve ben, Avrupa Birliği’nin son derece mükemmel ve bilge açıklamalarını gördükten sonra, elbette, G-20 açıklamasını desteklemeye karar verdik.” dedi.

Berlin’in iki açıklamaya destek vermesi, Alman burjuvazisinin Suriye’ye yönelik emperyalist saldırının arkasındaki güçlerden biri olduğu gerçeğini vurgulamaktadır. Almanya, NATO’nun Libya’daki savaşına uzak durduktan sonra -ki egemen seçkinler bunu şimdi büyük bir hata olarak değerlendiriyor- Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı devirmeyi ve Şam’da Batı yanlısı kukla bir yönetimi iktidara getirmeyi amaçlayan ABD önderliğindeki müdahaleyi desteklemektedir.

Emperyalizm yanlısı muhalefetin oluşmasına ve finanse edilmesine yardımcı olan Almanya, Türkiye’ye Patriot hava savunma sistemleri yerleştirmiş durumda. O, siyasi muhalifler ile dinsel ve etnik azınlıklara karşı ölümcül terör kampanyasında Batı destekli İslamcı asilere istihbarat sağlamak için bir casusluk gemisiyle Suriye sahillerinde devriye geziyor.

Almanya’nın biraz zaman kazanmaya ve daha sağlam bir savaş ittifakı oluşturmaya çalışmasının üç nedeni var. Bunlardan birincisi, Alman hükümetinin, ABD Kongresi’nden askeri saldırı için yetki alması öncesinde içeride yoğun bir muhalefetle karşı karşıya olan Obama’ya bir koruma sağlamaya çalışmasıdır. İkinci olarak, Almanya’daki seçim kampanyası, Alman burjuvazisinin savaş planlarına derin bir düşmanlık duyan Alman halkına daha fazla propaganda yalanları söylenmesini gerektirmektedir. Kısa süre önce yapılmış bir kamuoyu yoklaması, seçmenlerin üçte ikisinin savaşı destekleyen bir partiye oy vermeyeceğini açığa çıkarttı. Üçüncüsü, Almanya’nın, Alman-Rus ilişkilerini daha fazla kötüleştirmemek için, Esad’ı iktidardan uzaklaştırma konusunda Rusya ile bir anlaşmaya varma isteğidir.

Bununla birlikte, savaş hazırlıkları yoğunlaşırken, Berlin, askeri bir saldırıya desteğini daha açık bir şekilde dile getiriyor. Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung’un dünkü başlığının belirttiği gibi, “AB Güçlü Tepkiden Yana: AB Dışişleri Bakanları Suriye’ye Yönelik Askeri Saldırıyı Destekliyor.”

Wall Street Journal’a göre, önde gelen bir Fransız yetkili, AB’nin desteğinin Fransız ve Amerikan hükümetlerine BM Güvenlik Konseyi’nin kararı olmaksızın bir askeri saldırı başlatmak için gerekli diplomatik kılıfı sağladığını belirtmiş. Bu yetkili, “Kabaca söylemek gerekirse, eğer Güvenlik Konseyi bloke edilirse ve biz saldırıları gerçekleştirirsek, [açıklamayı] imzalamış olan ülkelerin bu tepkiyi destekleyeceğini biliyoruz.” demiş.

Almanya’da yayımlanan haftalık gazete Die Zeit’ın en son sayısında yer alan, “Komutanlar Asker Arıyor” başlıklı bir yorum, Avrupa burjuvazisinin kaygılarını yansıtıyor: “Eğer Obama çoğunluğu elde etmeyi başaramazsa, yalnızca onun başkanlığı ayak sürçmekle kalmayacak; Batı, -en azından şimdilik- dünyayı düzenleme becerisine sahip bir güç olarak egemen konumunu yitirecektir.”

Kerry, AB’nin, “Esad yönetimini yaptıklarından sorumlu tutma çabaları”nı destekleyen “güçlü bir açıklama” olarak tanımladığı duruşunu memnuniyetle karşıladı. Kerry, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ile düzenlediği ortak basın toplantısında şunları söyledi: “Askeri harekata girişmeye hazır bir dizi ülke var. Bu ezici destek, Esad yönetimini sorumlu tutma yönünde ilerliyor.”

Zaman zaman Fransızca konuşan Kerry, sözlerini, “Bu bizim Münih anımız. Bu bizim biraraya gelme ve barışçı bir siyaset izleme konusundaki güvenirliğimizi sürdürme şansımız.” diyerek sürdürdü.

Kerry’nin 1938’deki Münih Anlaşması’na yaptığı kaba gönderme, emperyalist güçlerin hazırlandıkları tarihsel suçun çapını gözler önüne sermektedir. Britanya ile Fransa, [Münih Anlaşması’yla] II. Dünya Savaşı’nın öngününde Alman emperyalizminin gönlünü almışken, Kerry ile müttefikleri, bugün, saldırganın -yani Hitler’in- rolünü oynuyorlar.

Nazi Almanyası’nın savunmasız Çekoslovakya’yı topraklarına katması, Hitler’in Avrupa’yı fethetme çabasının başlangıcıydı. Bugün Suriye’nin yeniden sömürgeleştirilmesi, İran’a karşı daha kapsamlı bir savaş ve tüm Ortadoğu haritasını yeniden çizme planları doğrultusunda atılan ilk adımdır. Bu planlar, kaçınılmaz şekilde Rusya ve Çin ile doğrudan karşı karşıya gelmeye ve yeni bir dünya savaşı tehlikesine yol açacaktır.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır