World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Sosyal-Demokratlar Suriye’de Almanya için daha aktif rol talep ediyor

Ulrich Rippert
13 Eylül 2013
İngilizce’den çeviri (9 Eylül 2013)

Almanya Başbakanı Angela Merkel (Hristiyan Demokratik Birlik - CDU) ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle (Hür Demokratik Parti - FDP) Suriye’ye karşı ABD harekatına siyasi destek işareti verdi ama sürmekte olan seçim kampanyasını düşünerek somut taahhütlerde bulunmadı. Onlar, halkta rağbet görmeyen bir savaşı açıkça desteklemeleri durumunda 22 Eylül’deki seçimlerde oy kaybetmekten korkuyorlar.

Buna karşılık, Sosyal-Demokrat Parti’nin (SPD) meclis grup başkanı Frank-Walter Steinmeier, Suriye’de Almanya için daha aktif bir rol talep etti. Steinmeier, Alman siyasetinde önemli bir isimdir. O, altı yıl boyunca SPD’li başbakan Gerhard Schröder’in ofisinden sorumlu olmuş ve Merkel başkanlığındaki büyük koalisyonda dışişleri bakanlığı yapmıştı.

Steinmeier, SpiegelOnline’da yayımlanan “Alman Dış Politikası Suriye Krizinde Başarısız” başlıklı bir makalede, “kayıtsız bir şekilde kenarda kaldığı” için başbakanı eleştirdi. O, “siyasi bir çözüme önayak olmak için St. Petersburg’daki zirveden yararlanmanın Merkel için çok önemli” olduğunu yazdı.

Steinmeier, Suriye’ye karşı askeri bir saldırıyı destekliyor. O, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı sivillere yönelik kimyasal gaz saldırısından sorumlu tutan ve geçerli herhangi bir kanıta dayanmayan ABD propagandasını yinelemektedir. O, üzgün bir şekilde, Suriyeli ölü çocukların resimlerinin dayanılır olmadığını yazıyor ve ekliyor “Zehirli gaz saldırısı, cezasız kalmamalı.”

Ama Steinmeier, askeri bir saldırının yeterli olmayacağını, hatta yalıtılmış kalması durumunda zarar verici olabileceğini iddia ediyor. O, “Masum sivillere ve çocuklara karşı canice zehirli gaz kullanılmasına omuz silkmemek ve onu kabullenmemek doğru olmakla birlikte” diyor, “yalnızca bombalarla ve güdümlü füzelerle tepki göstermek de tatmin edici değil.”

İki günlük bir bombalamanın Esad’ı tehdit etmeyeceğini savunan Steinmeier, “Onun için asıl tehlike, ABD ile Rusya arasında bir uzlaşma ve Güvenlik Konseyi’ndeki bölünmeye son verilmesidir” diye yazıyor.

Steinmeier’in Alman dış politikası için asıl fırsatı gördüğü yer burasıdır. O, Almanya’nın Moskova ile ilişkisini, Putin yönetimini Suriye konusunda ortak bir yaklaşım benimsemek için etkilemede kullanması gerektiğini düşünüyor: “Almanya, iki önemli aktörü, ABD ile Rusya’yı aynı masaya oturtmakla ve böylece, Güvenlik Konseyi’ni sürece yeniden dahil etmekle görevlidir.”

Bununla birlikte, Steinmeier, “Washington’daki etkisini yitirmiş olan ve Moskova’da pek fazla açık iletişim kanalına sahip olmayan Alman dış politikasının bu göreve uygun olup olmadığı konusunda bir hayli kuşku söz konusu” uyarısında bulunuyor. O, Merkel’i, “her türlü yaratıcı vizyondan yoksun ve yalnızca iç siyaset sahnesini etkilemeyi amaçlayan, ileriyi göremeyen dış politikası sonucunda” Moskova ile ilişkilerin durgunlaşmasına izin verdiği için sert bir şekilde suçluyor.

Bu önde gelen SPD politikacısına göre, ne yazık ki, “Berlin ile Moskova arasında artık herhangi bir sağlam iletişim kanalı bulunmuyor.”

Steinmeier, kendi önerisini daha etkili ve ABD tarafından tercih edilenden daha az risk içeren bir “siyasi çözüm”e ulaşmanın yolu olarak pazarlamaya çalışıyor. Gerçekte, o, Washington ile aynı amacı gütmektedir: Şam’da rejim değişikliği ve Esad’ın yerini -ipleri Washington ile Berlin’in elinde olacak kukla bir yönetimin alması.

Bununla birlikte, Steinmeier, Berlin’in, basitçe ABD’nin peşine takılmak yerine BM Güvenlik Konseyi’ni ve Putin’i oyuna dahil etmeyi başarması durumunda, bölgedeki ekonomik ve siyasi çıkarlarını daha iyi kovalayabileceğini düşünüyor. Steinmeier, Suriye’deki çatışmaya “daha insani” ya da “barışçıl” bir çözümü değil; daha saldırgan bir Alman dış politikasını savunuyor.

O, askeri güç kullanımını hiçbir şekilde gözardı etmiyor. SPD, şimdiye kadar, Suriye’ye karşı savaşa hazırlanma yönünde alınan bütün önlemleri destekledi. O, bu yılın başlarında, Patriot füzelerinin Türkiye’nin Suriye sınırına sevk edilmesini kabul etti. SPD, Alman Donanması’nın bilgi toplamada ve bu bilgileri NATO’daki müttefiklere ve Suriyeli “asiler”e aktarmada Alman İstihbarat Örgütü’ne (BND) ve Stratejik Keşif Komutanlığı’na (KSA) yardımcı olan casus gemilerinin Suriye sahillerinde kullanılmasına göz yumdu. SPD, aynı Sol Parti ve Yeşiller gibi, NATO ülkelerinin askeri müdahalesi için can atan Suriye muhalefeti ile sıkı işbirliği içinde.

Hükümet destekli bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası ve Güvenlik Konuları Enstitüsü (SWP), kısa süre önce, Steienmeier’in tercih ettiği “siyasi çözüm”ün ne anlama geldiğini ortaya koydu. SWP, “Batı Rusya’yı Suriye’deki Çatışma Konusunda Ortak Bir Karara Nasıl Kazanabilir” başlığı altında üç madde sıralıyor.

İlk olarak, BM denetçilerinin raporunun, zehirli gaz kullanımının sorumluluğunun açıkça Esad yönetimine ait olduğunu belirtmesi gerekiyor. İkinci olarak, “cezalandırıcı askeri harekat”ın, Moskova’ya “kendi kendini yalıtma tehlikesi” düşüncesini aşılamak için, bölgesel “çıkar sahipleri” ile sıkı istişare içinde başlatılması gerekiyor.

Üçüncü olarak, “askeri harekatın siyasi bir çözüm arayışının yerini almadığının açıkça belirtilmesi gerekiyor”. Enstitü, Moskova’nın ABD ile müttefiklerinin Esad’ı bölgedeki etkilerini Rusya zararına genişletmek için devirmek istedikleri yönündeki kaygısının, yalnızca, cezalandırma eyleminin sınırlı kalması ve buna paralel olarak Cenevre-II Ortadoğu barış sürecinin ilerlemesi durumunda giderilebileceğini öne sürüyor.

Rusya’nın dahil olacağı görüşmeler yoluyla uzlaşma yönündeki çağrı, gerçekte, savaş hazırlıklarının bir parçasıdır. Rusya’nın Güvenlik Konseyi’nde boyun eğmesi, Washington’ın konumunu güçlendirecek ve onun uzun süre önce planlanmış olan Suriye’de rejim değişikliği çabasını hızlandırmasını teşvik edecektir. Şam’da Amerikan kuklası bir yönetim, İran’a karşı yoğunlaşmış bir saldırının başlangıcı haline gelecek ve Rusya ile anlaşmazlık çok daha aşırı bir biçimde yeniden canlanacaktır.

SPD’nin gerçek politikası budur. O, ABD’nin Ortadoğu’daki saldırganlığını bütünüyle desteklemekte ve öncelikle Alman emperyalizminin çıkarlarını göz önünde tutmaktadır. Onun konumunun çatışmaya barışçıl bir çözüm sağlamakla ne kadar ilgisiz olduğu, yönetmenleri arasında SPD’nin eski başbakanı Helmut Schmidt’in de bulunduğu haftalık gazete Die Zeit’ın son sayısında çarpıcı bir şekilde gösteriliyor.

Gazetenin genel yayın yönetmeni yardımcısı ve siyasi bölüm sorumlusu Bernd Ulrich, bir “dünya tarihsel an” hakkında yazmış. O, Obama’nın ABD Kongresi’nde “esaslı bir [savaş yanlısı] çoğunluk” elde edeceğini umuyor. Tersi durumda” diyor Ulrich, yalnızca Obama “başkanlığının geri kalan bölümünü unutma” ihtimaliyle karşılaşmayacak; bir bütün olarak Batı, “bir dünya gücü olarak sorumluluğundan vazgeçmiş olacak ve bütün diktatörler kendi halklarını açıkça silahla vurabilecek.”

Ulrich, Esad’a yönelik askeri bir saldırının “Suriye halkı için her şeyden” daha kaçınılmaz ve iyi olduğunu yazıyor. “Gelin tarihsel olarak ifade edelim: Almanya, Almanya’yı özgürleştiremedi” diye ağıt yakan Ulrich, Almanların savaşa girme konusundaki isteksizliğini utanç verici olarak değerlendiriyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır