World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Cenevre’deki görüşmeler başlarken, ABD Suriyeli milisleri doğrudan silahlandırmaya koyuluyor

Alex Lantier
17 Eylül 2013
İngilizce’den çeviri (13 Eylül 2013)

ABD’li ve Rusyalı görüşmeciler görünürde Suriye’ye yönelik savaşı önlemeyi amaçlayan görüşmeler için dün Cenevre’ye varırken, ABD’li yetkililer, Suriye’deki İslamcı muhalefete doğrudan silah ve donanım sağlamaya başlanacağını açıkladılar.

CIA, geçtiğimiz iki yıl boyunca, muhalif milislere parası Suudi Arabistan ile Katar gibi diğer Körfez şeyhlikleri tarafından ödenen silahların Türkiye’de, Doğu Avrupa’da ve Arap ülkelerinde bulunan üsler ağı üzerinden gizlice Suriye’ye aktarılmasını yönetiyordu. Şimdi, ABD’li vergi mükelleflerinden alınan paralar, El Kaide’nin müttefiki ya da onunla doğrudan bağlantılı olan muhalif savaşçıları silahlandırmaya gidecek.

ABD’li yetkililerin ilk tahminlerine göre, Washington, bu güçlere yardım olarak toplam 250 milyon dolar harcayacak. CIA, her ne kadar, çeşitli silahlar ve cephane sağlıyor olsa da, ABD’nin kendilerine tank ve uçak savar füzeleri vermesini isteyen muhalefet sözcüleri, bu silah sevkiyatını “sembolik” olmakla eleştiriyorlar.

ABD Dışişleri Bakanlığı, ayrıca, muhaliflere araç, gelişmiş iletişim araçları ve tıbbi bakım donanımı da sağlıyor.

Washington’ın asileri silahlandırması, onun Suriye konusunda Rusya ile görüşmelere yönelmesinin kötü niyetle gerçekleştirildiğini göstermektedir. Obama yönetimi, bu hafta, ABD Kongresi’nin, halkın büyük kesiminin karşı çıktığı Suriye’ye savaş yetkisini onaylamayacağı ortaya çıktığında, Rusya’nın Suriye’deki kimyasal silahların imhasına ilişkin önerisini görüşmeyi kabul etmişti. Bununla birlikte, bu taktik manevra, ABD’nin savaş yöneliminde herhangi bir değişikliği ifade etmedi.

ABD ve müttefikleri, Amerikan ve uluslararası işçi sınıfının onların savaş planlarına yönelik derin muhalefetinin yol açtığı krize, canice müdahalelerini derinleştirerek tepki veriyorlar. Onlar, BM’nin onayı olmaksızın gerçekleşecek doğrudan bir askeri müdahalenin hazırlıklarını sürdürürken, İslamcıların silahlandırılmasını hızlandırıyorlar.

Esad yönetiminin geçen ay Guta’da sivillere karşı zehirli gaz kullandığına ilişkin yalanlardan hareket eden ABD’li yetkililer, Suriye’nin kimyasal silahlarının imhasına ilişkin hızlandırılmış bir zaman çizelgesi talep ediyorlar.Onlar, aynı zamanda, açıkça belirtmedikleri kısa süreli zamanlamaya uyulmaması durumunda ABD’nin saldıracağının işaretlerini veriyorlar.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, dün akşam Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, Washington’ın savaş tehdidini sürdürdüğünü vurguladı. Kerry, “Başkan Obama, diplomasinin başarısız kalması durumunda, Esad’ın bu silahları kullanma kapasitesini engellemek ve sınırlamak için güç kullanmanın gerekli olabileceğini açıkça belirtti.” dedi.

Gerçekte, ABD’nin ve Avrupa’nın müdahalesi, kimyasal silahlara değil, Ortadoğu’ya egemen olmayı amaçlayan daha kapsamlı bir stratejinin parçası olarak Esad’ın devrilmesine yöneliktir. Washington, Esad yönetimini yıkarak, onun müttefiki ve ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki başlıca bölgesel rakibi olan İran’ı yalıtacaktır. Washington, bu yüzden, Suriye’deki en güvenilir İran karşıtı güç olarak değerlendirdiği mezhepçi Sünni İslamcı milisleri destekliyor ve silahlandırıyor.

Suriye muhalefeti, kimyasal silah konusunu bir yana bıraktı ve her türlü görüşme girişimini mahkum etti. Suriye muhalefetinin Yüksek Askeri Konsey başkanı Salim İdris, “Rusya’nın, [Suriye’deki] kimyasal silahların uluslararası gözetim altına alınmasına yönelik girişimini kesinlikle reddettiğimizi ilan ediyoruz.” dedi.

Wall Street Journal’a göre, muhalefet güçleri, “Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı hemen devirmeye yönelik en büyük şanslarını yitirmekten korkuyorlar”. Onlar, anlaşıldığı kadarıyla, ABD ile Fransa’nın Suriye ordusuna karşı başlatacağı hava saldırılarının koruması altında gerçekleştirmeyi umdukları Suriye’nin başkenti Şam’a yönelik karadan saldırı planını ertelemek zorunda kaldılar.

ABD’nin politikası, Washington doğrudan El Kaide üyesi (El Nusra Cephesi ve Irak-Suriye İslam Devleti) ya da Ahrar El Şam gibi onunla sıkı işbirliği içindeki İslamcı grupları desteklerken, giderek küstahlaşıyor. ABD yönetimi, geçtiğimiz yılın Aralık ayında, El Nusra’yı, resmi olarak, Suriye’de yüzlerce bombalamadan sorumlu terörist bir grup ilan etmişti.

Washington, bununla birlikte, Suriye’nin, El Nusra gibi Sünni milislerin ölüm mangalarının faaliyet gösterdiği ve mezhepsel cinayetler işlediği kuzey bölgelerinde, bu tür güçlerin egemen olmasına da yardımcı olmaya çalışıyor. ABD’li yetkililer, muhaliflerin elindeki bölgelerde yerel yönetim konseyleri oluşturuyor ve temel hizmetler sağlıyorlar.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Mark Ward, “Bu yerel konseylerden hareketle iyi bir başlangıç yapabildiğimizi hissediyoruz. Bizim desteğimizi alan bireylerin terör örgütleriyle bağlantılı olmadıklarından emin olmak için onları dikkatle inceliyoruz” dedi. Libya, Irak ve Afganistan’da ABD Uluslararası Gelişme Ajansı için çalışmış olan Ward, Türkiye’nin güneyinden muhalefete yapılan “öldürücü nitelikte olmayan” yardımı koordine ediyor.

ABD’li yetkililer, aslında, El Nusra’nın denetimindeki bölgelere de yardım yapacaklarını açıkladılar. Ama onlar, bunu, saçma bir şekilde, İslamcıların elindeki bölgelerde yaşayan Suriyeli sivillerin “gönüllerini kazanma”ya yönelik ABD politikasının bir parçası gibi göstermeye çalışıyorlar.

ABD’li bir yetkili, Washington Post’a, “El Nusra’nın gönülleri kazanmaya çalıştığı bölgelerde yeni itfaiye araçları ve ambulanslar görüyorsanız, bunun bir rastlantı olması mümkün değil” dedi ve bunu, “hassas bir strateji” olarak betimledi.

ABD emperyalizminin Suriye’deki ve Ortadoğu’daki Sünni İslamcı muhalefeti desteklemesi, büyük tehlikeler oluşturmaktadır. Tüm çıplaklığıyla iki alternatif ortaya çıkıyor: İşçi sınıfı içinde egemen sınıfa karşı güçlü bir savaş karşıtı siyasi seferberlik ya da Ortadoğu ile sınırlı kalmayıp Suriye’nin başlıca müttefiki Rusya ile bir savaşı kışkırtabilecek artan çatışmalar.

New York Times, Perşembe günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından yazılmış, “Rusya’dan Dikkat Ricası” başlıklı bir makale yayımladı. Putin, ABD’nin Suriye’ye karşı savaş yöneliminin, “uluslararası düzenin tüm dengelerini ” bozarak, Birleşmiş Milletler’in otoritesini baltalama tehlikesi oluşturduğu uyarısında bulundu.

II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile ABD arasında Nazi Almanyası’na karşı oluşturulan ittifakı öven Putin, şunları yazdı: “Evrensel uluslararası örgüt (Birleşmiş Milletler), o zamanlar, bu tür bir yıkımın bir daha yaşanmasını önlemek için kurulmuştu... Birleşmiş Milletler’in, gerçek bir güce sahip olmadığı için [II. Dünya Savaşı öncesinde]çökmüş olan Milletler Cemiyeti’nin yazgısını yaşamasını hiç kimse istemez. Bu, güçlü ülkelerin Birleşmiş Milletler’i atlaması ve Güvenlik Konseyi’nin onayı olmaksızın askeri harekata girişmesi durumunda mümkün olabilir.”

Putin, ABD’nin Afganistan’daki, Irak’taki ve Libya’daki savaşlarını kastederek, “güç kullanmanın etkisiz ve yararsız olduğu kanıtlanmıştır” diye yazdı.

Putin, Obama’nın Amerikan dış politikasını ABD’nin özel bir ülke olduğu iddiasıyla haklı göstermesini şöyle eleştirdi: “İnsanların kendilerini özel olarak görmesini teşvik etmek, gerekçesi ne olursa olsun, tehlikelidir. Büyük ve küçük, zengin ve yoksul, uzun bir demokrasi geleneğine sahip olan ve demokrasiye ulaşmaya çabalayan ülkeler söz konusu. Onların politikaları da birbirinden farklı. Hepimiz farklıyız ama tanrıya dua ederken, onun hepimizi eşit yarattığını unutmamalıyız.”

Putin’in, ABD’yi savaş yöneliminden vazgeçmeye çağırırken açıkça Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne gönderme yapması, ABD’li yasa koyucuları çileden çıkarttı. Senatör Nancy Pelosi, Putin’in sözlerini, “Hiçbir şekilde katılmıyorum. Amerika özel bir ülkedir” diyerek yanıtladı.

Demokratik Partili Senatör Robert Menendez de Putin’in makalesini okurken “kusmak” istediğini söyledi ve ekledi: “KGB’den yetişmiş olan biri, bize ulusal çıkarlarımızın ne olup olmadığını anlatıyor.”

Bu arada, çok sayıda Rus savaş gemisi Doğu Akdeniz’e doğru yol alıyor. Rusyalı yetkililer, bunun Suriye’deki Rusya yurttaşlarını tahliye etme hazırlığı olduğunu bildirirken, bu durum, Suriye’ye karşı füze saldırıları başlatmaya hazırlanan NATO’nun savaş gemileri ile gergin bir bekleyişe yol açmış durumda.

Smetlivy destroyerinin, amfibi saldırı gemisi Nikolai Filchenkov’un ve güdümlü mermi taşıyan Moskva’nın önümüzdeki günlerde bölgeye ulaşması bekleniyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır