Mısır, ekmek sübvansiyonlarının kesilmesinin ardından protestolarla sarsıldı

Niles Niemuth
13 Mart 2017

Salı günü, yüzlerce Mısırlı, İskenderiye, Minye, Dısuk ve Kahire’nin işçi sınıfı semti İmbaba dahil birçok kentte, ekmek sübvansiyonlarının sert bir şekilde kesilmesini protesto etmek için bir araya geldi.

Sosyal medyada yayınlanan videolar, İskenderiye’de, “Yemek yemek istiyoruz! Ekmek istiyoruz!” sloganı atan yüzlerce göstericiyi gösteriyor. Protestocular, sosyal medyada Erzak İntifadası olarak nitelenen gösterilerin parçası olarak İskenderiye’deki ve Kahire ile Minya arasındaki demiryollarını geçici olarak bloke ettiler.

İç Ticaret Bakanı Ali Musaylihi, Pazartesi günü, her bir tayın kartı sahibinin günlük olarak satın almasına izin verilen sübvanse edilmiş ekmek sayısının 5’ten 3’e indirileceğini duyurmuştu. Geçtiğimiz ay şiddetli bir şeker sıkıntısı sonrasındaki bir kabine değişikliğinin ardından göreve gelen Musaylihi, aylık 28 milyon dolarlık ekmek sübvansiyonu programının çok masraflı olduğundan yakınmıştı.

Bu açıklamanın ardından, fırıncılar kağıt yardım kartlarını reddetmeye başlamış; bunu yerine, yalnızca, yoksulların elde etmesinin zor olduğu plastik akıllı kartı olanlara ekmek vermekte ısrar etmişlerdi. Ayrıca, her bir fırındaki mevcut sübvanse edilmiş ekmek sayısı, günlük 1.500’den 500’e indirildi.

Protestoculardan Montaser Awad, Middle East Eye’a, “Yoksul bölgelerdeki ailelerin çoğu kağıt kartlara sahip. Yıllardır elektronik kart almaya uğraşıyoruz ama onu elde etmek için görevlilere rüşvet vermek zorundasınız.” diye konuştu.

Hükümetin Monera al Gharbya erzak ofisinde çalışan Said, Middle East Eye’a, hükümetin kağıt kart sahiplerine ekmek satışını durdurmak için bayilere talimat vermiş olduğunu açıkladı: “Kağıt kartları ve hiçbir kartı olmayan yoksulları kapsayan bu tür kartlara altın kartlar deniyor.

“Hükümetin bunu yapmasının nedeni, bu altın kartların tükettiği ekmek miktarının çok büyük olduğunu görmüş olmaları. Bunu kesmeye karar verdiler.”

Said, ayrıca, protestoculara sempatisini ifade etti: “Orada yaklaşık 100 erkek ve kadın vardı. Onları suçlayamam. Ama bizler sadece devlet memurlarıyız. Evlerimizde aynı sorunlarla karşı karşıyayız.”

Mısır’ın ekmek sübvansiyonu programı, ülkenin yoksullarından ve işçi sınıfından on milyonlarca insanı destekliyor. Programı sürdürmek için gerekli buğday miktarı, Mısır’ı dünyanın en büyük buğday ithalatçısı yapmış durumda.

Protestolar, eski diktatör Hüsnü Mübarek’in yüzlerce protestocunun öldürülmesinin sorumluluğu konusunda beraat ettirilmesinden sadece beş gün sonra meydana geldi. Mübarek’in güvenlik güçleri, o 2011 devrimi sırasında iktidarı sonuçsuz bir biçimde elinde tutmaya çalışırken, sokaklarda yüzlerce protestocuyu vurarak öldürmüştü. Yüksek Mahkeme’nin geçtiğimiz hafta verdiği karar, Mübarek’in altı yıldır tutulduğu Maadi Askeri Hastanesi’nden serbest bırakılmasının önünü açtı.

Mübarek, 2012’de, katliamlar nedeniyle ömür boyu hapse mahkum edilmiş; ancak bir temyiz mahkemesi kararı bozmuş ve Mübarek’in sonradan aklandığı bir yeniden yargılama kararı vermişti. 2014’te verilen karar, Salı günü onaylandı.

Mübarek’in ve oğulları Alaa ile Cemal’in yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili olarak üçer yıllık hapis cezaları, Ocak 2016’da onaylanmıştı. Alaa ve Cemal, tutuklu geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak 2015’te hapisten çıktı. Mübarek’in beraatının onaylanmasıyla birlikte, parmaklıklar arkasında acımasız askeri rejimden hiç kimse kalmamış oluyor.

Mısır toplumu, Mübarek rejimini deviren devrimden altı, ülkenin demokratik olarak seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren ve iktidara mevcut diktatör Abdül Fettah El Sisi’yi getiren askeri darbeden dört yıl sonra, saatli bir bombadır.

Protestolar ordu tarafından vahşice bastırılmış ve 2011’de ayaklanmış olanların 60.000’i hala hapiste kalmaya devam ederken, Sisi diktatörlüğü, devrimin temel toplumsal taleplerini (“Ekmek, özgürlük ve sosyal adalet”) söndürmekten acizdir.

Mısır son 10 yılın en derin ekonomik krizini yaşarken, toplumsal basınçlar daha da artıyor. Ocak ayındaki enflasyon, 2016’nın sonundaki rakamın yüzde 5 üstünde ve yüzde 30’a yaklaşmış durumda.

Temel gıda maddeleri, ilaç, ulaşım ve konut fiyatları, hükümetin Kasım ayında para birimini dalgalanmaya bırakmasının ardından Mısır poundunun değerinin yarısını kaybetmesinden sonra, hızla yükseldi. İşçi sınıfı ve yoksul Mısırlılar üzerindeki basınç, yakıt sübvansiyonlarının kesilmesi ve yeni bir katma değer vergisinin yürürlüğe konmasıyla daha da şiddetlendirilmiş durumda.

Mısır hükümeti, şok terapisinin bu son ayağını, Kasım ayında imzalanan bir anlaşmanın parçası olarak IMF’den 12 milyar dolarlık kredi almayı güvenceye almak için uygulamaya koydu.

Salı günkü protestolar, Ocak 1977’de, Devlet Başkanı Enver Sedat’ın Dünya Bankası’ndan ve IMF’den kredi almanın bir koşulu olarak un, pirinç ve yemeklik yağ sübvansiyonlarını kaldırmasının ardından (ki bu, gıda fiyatlarının yüzde 50 artmasına yol açmıştı) patlak vermiş olan çok daha büyük ekmek isyanlarını hatırlatıyordu. Mısırlı yüz binlerce işçi sokağa dökülürken, ordu protestoları bastırmak için devreye girmiş; 80 kişi öldürülmüş, 800 kişi yaralanmış ve binlerce kişi hapse atılmıştı.