Alman gazetesi Baberowski kararına IYSSE’ye karşı yalan kampanyasıyla tepki veriyor

Sosyalist Eşitlik Partisi (Almanya)
21 Nisan 2017

Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Pazartesi günü, gazetenin yazınsal ekinin baş sayfasında, Sozialistische Gleichheitspartei’a (Sosyalist Eşitlik Partisi–SGP), onun gençlik örgütü Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’e (IYSSE) ve Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne (WSWS) karşı histerik bir saldırı yayınladı. FAZ, Köln Bölge Mahkemesi’nin, Bremen Üniversitesi’ndeki genel öğrenci komitesinin (Asta) Humboldt Üniversitesi Profesörü Jörg Baberowski’yi bir “aşırı sağcı” olarak adlandırmasına izin veren 15 Mart kararına tepki gösteriyordu.

Yazar Heike Schmoll, “Kişilik katlinin tiksindirici zehri” başlıklı yazıda, sayısız yalanlar ve iğrenç iftiralar yağdırıyor. Teoloji eğitimi almış olan Schmoll, 2008’de Seçkinlere Övgü: Onlara Neden İhtiyacımız Var adlı bir kitap yayınladı. Onun FAZ’daki makalesi, tarz, içerik ve sözcük seçimi bakımından genellikle aşırı sağcı gazetelerde yer alan komplo teorileriyle karşılaştırılabilir. Yazar, sınır tanımaksızın yalan söylüyor, ithamları için tek bir kanıt sunmuyor. O, herhangi bir onurlu gazetecinin yapacağı gibi, hakkında atıp tuttuğu IYSSE veya SGP ile bağlantıya geçmek için hiçbir çaba harcamış değil.

Baberowski kararı, FAZ için açıkça acı bir darbe idi. Muhafazakar gazete, Humboldt profesörünün, Köln’deki yargıçların “aşırı sağcı” ifadesinin “yeteri kadar olgusal bir hareket noktası” olduğunu kabul ettiğine ilişkin yazısını yayınlamıştı. Gazete, Baberowski’yi eleştirilere karşı kıyasıya savunmuş ve birçok başka vesileyle onun sağcı görüşlerini yayınlamıştı. Schmoll’un makalesi, oldukça açık bir amaca hizmet etmektedir: sağcı görüşlere yönelik eleştiriyi sindirmek ve ona suç muamelesi yapmak.

Köln mahkemesi, sadece, dalkavuklarından bahsetmeden, Baberowski’yi eleştirenlerin uzun süredir bildiği şeyi doğrulamıştı. Baberowski’nin kitapları uluslararası akademik çevrelerde hiç kabul görmese de, Amerikan aşırı sağı onun sığınmacılara yönelik saldırılarını övmüştür. Hem aşırı sağcı web sitesi Breitbart News hem de faşist Daily Stormer, Humboldt profesöründen onaylayarak söz etmektedir. Köln kararının ardından, Alman aşırı sağ çevresinin tüm olağan zanlıları, Junge Freiheit dergisi, Compact dergisi, Politically Incorrect bloğu ve Almanya İçin Alternatif (AfD) politikacısı Bernd Höcke, Baberowski ile dayanışmalarını ilan ettiler.

Schmoll, FAZ’daki makalesinde, Baberowski’yi, “bir özgür ifade, akademik tartışma, entelektüel düşünce deneyimi ve sansürsüz konuşma alanı olarak üniversite”yi tehdit eden bir kampanyanın kurbanı gibi göstermeye girişti. O, yazısını, “Anayasa’da güvence altına alınan, sıklıkla başvurulan bilimsel özgürlüğün, bazı yerlerde yalnızca kağıt üstünde var olduğu görünüyor.” diye sürdürdü.

Schmoll, IYSSE’yi Baberowski’ye ve siyaset bilimci Herfried Münkler’e karşı “katı sansür” uygulamakla ve “serbestçe fikir alışverişi”ni “radikal şekilde” engellemekle suçluyor. O, en sonunda, Troçkist gençlik örgütünü, anaokulundan liseye ve üniversiteye kadar uygulanan “uyumcu bir baskı”dan sorumlu tutuyor.

Tüm bunlar, gerçeği tersine çevirmektedir. Schmoll’a göre “bilimsel özgürlük”, yalnızca aşırı sağcı ve militarist görüşler için geçerlidir. O, bu görüşlere yönelik eleştiriyi sansür; bildiri dağıtmayı ise ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı olarak kınamaktadır. Onun, Baberowski’nin tartışmaya yol açan açıklamalarından hiçbir şekilde alıntı yapmaması dikkat çekici. Ne de olsa, “Hitler kötü biri değildi”, imha savaşı Wehrmacht’a [Alman ordusu] Stalin tarafından “dayatıldı” ve sığınmacılar “toplumumuzun bağları”nı tehdit ediyor gibi açıklamaları alenen haklı göstermek zor olacaktı. Bu, Münkler’in, Almanya’nın “Avrupa’nın merkezindeki güç” olarak “egemen” ve “sert amir” gibi davranması gerektiği ön kabulü için de geçerlidir.

Schmoll, saçma suçlamalarını desteklemek için apaçık yalanlara başvuruyor.

Örneğin, o, IYSSE’nin Baberowski’nin derslerini aksattığını ve öğrencilerin onu “dinlemesini” engellediğini iddia ediyor. IYSSE, ayrıca, “popüler” profesöre, özel yaşamında, “paparazzi tarzında” pusu kurmuş. Gerçek şu ki, IYSSE ya da onun herhangi bir üyesi, Baberowski’ye özel yaşamında pusu kurmak şöyle dursun, onun etkinliklerinden birini bile aksatmış ya da öğrencilerin onlara katılmasını engellemiş değildir. Schmoll’un iddiaları, herhangi bir olgusal temelden yoksun apaçık yalanlardır.

Aksine, Baberowski, sağcı görüşlerini eleştirenleri toplantılardan kovma, tartışmaları bastırma ve kendisini eleştiren öğrencileri susturmaya kalkışma konusunda kötü bir üne sahiptir.

IYSSE, üç yıl önce, Troçki’nin biyografisini yazan itibarsız Robert Service’in bir açık seminerine katılma niyetini ilan edip kendisine dokuz kritik soru yönelttiğinde, Baberowski, etkinliğin yerini gizlice değiştirmiş, kendisini eleştiren öğrencilerin ve profesörlerin katılımını engellemek üzere bir güvenlik personeli ekibini seferber etmiş ve toplantıda soruları yasaklamıştı.

Baberowski, defalarca, üniversite yönetimine, öğrenci meclisinde dört kişiyle temsil edilen IYSSE’ye toplantı odası verilmemesi çağrısı yaptı. O, kendi enstitüsünden öğrencileri, IYSSE bildirisi dağıttıkları için, “aşağılık çete” ve “kızıla boyanmış faşistler” olarak tanımladı. Daha sonra, bu açıklamalardan alıntı yapıp eleştirmesini engellemek için Bremen Asta’yı mahkemeye verdi.

Schmoll, IYSSE’yi itibarsızlaştırmak için, Amerikan altınına ilişkin masalı devreye sokuyor. O, IYSSE’nin, “Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen azımsanmayacak miktarda mali kaynaklar”a sahip olduğunu ileri sürüyor. Buna ek olarak, SGP’nin yayın organı olan Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin Almanca sayfası, kendisini “Alman medya yasasına göre dokunulmaz” kılacak şekilde, Amerikan hizmet sağlayıcıları üzerinden faaliyet gösteriyormuş.

Her iki ifade de tümüyle uydurmadır. Birçok Alman akademisyenin ve gazetecinin aksine, ne IYSSE ne SGP, ABD’den para almaktadır. Dünya Sosyalist Web Sitesi, servis sağlayıcısına ilişkin bilgiler, resmi çağrılar için adres ve sorumlu yazı işleri müdürü ile birlikte Alman telif hakkına sahiptir. Her makalenin altında, telif hakkı için bir bağlantı adresi bulunmaktadır.

Schmoll, IYSSE’ye, özellikle, öğrenci meclisi seçimlerini ciddiye aldığı, militarizme ve sağın yükselişine karşı çıkan bildirilerle kampanya yürüttüğü ve bu temelde destek kazandığı için öfkelidir. O, bu demokratik haklardan yararlanma konusunda, “Bu küçük grup, tarihsel gerçeğe karar verme hakkını üstleniyor.” diye yazıyor.

Schmoll, ardından, Bremen Asta’nın, Baberowski’nin Bremen Üniversitesi’nde boy göstermesine yönelik protestolarına IYSSE’nin müdahalesi neden olmuş gibi sunuyor: “IYSSE’nin temsilcileri, daha önce, sonradan Berlinli ‘aşırı sağcı’ profesörün Bremen’de konuşmasını engellemeye çalışmış olan Bremen Üniversitesi Asta ile zamanında bağlantı kurmuştu.”

Bu da Schmoll’un belgeleyemeyeceği ve kanıtlayamayacağı bir yalandır. IYSSE, toplantı öncesinde Bremen Asta ile hiçbir temas kurmamıştır. Schmoll, öğrenciler arasında sağcı profesörlere yönelik artan muhalefeti karalamak için bu tür bir görüşme icat etmektedir. Bu sağcı görüşlere saldıran IYSSE gibi her kurumun ve kişinin, kirli bir yalan kampanyasıyla susturulması gerekiyor. FAZ’da 21 Mart’ta yayınlanan önceki bir yazıda, Bremen’de Baberowski’ye karşı “şiddet”in patlak verdiği bile iddia edilmişti.

Schmoll “toplumsal ortaklık” tarafından yükseltilen “önde gelen kişilikler” hakkında yalanlar söyler ve zırvalarken, Humboldt Üniversitesi’nde meydana gelen ve şimdi pek çok üniversitede yinelenmekte olan çatışmaya değinme zahmetine bile katlanmıyor.

Baberowski, hiçbir görülebilir gerekçe olmaksızın bir “aşırı sağcı” olarak tanımlanan onurlu bir profesör veya “önde gelen bir kişilik” değil, sağcı bir ideologdur. O, söyleşi programlarının müdavimidir, röportajlar verir ve günlük basında makaleler yayınlar. İsviçreli aşırı sağcı Christoph Blocher’in medya imparatorluğunun bir parçası olan Basler Zeitung’da düzenli olarak köşe yazıları yazmaktadır.

Bu, Köln mahkemesi tarafından da doğrulanmıştır. Mahkeme, Baberowski’nin “kendisini iyi düşünülmüş, kontrollü bir şekilde değil, ama genellikle provokatif olarak görülen bir biçimde ifade etmeye bilinçli olarak karar vermiş” olduğunu belirtmişti.

Karar, Baberowski’nin kendisini eleştirenleri susturma çabasıyla gittiği ve gazeteciler tarafından “ülkedeki en sert [mahkeme] olduğu” (Spiegel Online) kabul edilen bir mahkeme tarafından alınmış olduğu için, daha da çarpıcıdır. Bununla birlikte, bu mahkeme bile, aşırı sağcı tanımının kullanılmasını kabul etmekten başka bir şey yapamazdı.

FAZ’ın kirli kampanyası, SGP’yi ve IYSSE’yi yıldırmayacaktır. Baberowski, sağcı bir ideolog ve savaş çığırtkanı olarak ifşa olmuştur ve Schmoll’un yalanları bunu değiştiremez.