ABD emperyalizmi ve Kuzey Kore’ye yönelik nükleer savaş tehdidi

Peter Symonds
15 Ağustos 2017

Dünya, Kore Yarımadası’nda, hızla nükleer çatışmaya dönüşebilecek bir savaşın eşinde.

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore’yi “dünyanın daha önce görmediği ateş ve öfke” içine çekme yönündeki kışkırtıcı tehdidini daha da arttırdı. Trump, dün, sözlerinin “belki de yeterince sert olmadığını” belirtti ve ABD’nin herhangi bir saldırıya yönelik yanıtının “hiç kimsenin görmediği türde bir olay olacağı” uyarısında bulundu. O, sözlerine, ABD’nin nükleer cephaneliğinin “tamamen hazır” olduğunu ekledi.

Trump, Kuzey Kore’ye karşı “önleyici bir saldırı” gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğine ilişkin soruya, askeri seçenekler hakkında konuşmayacağını ama onu dışlamadığını söyleyerek yanıt verdi. Bu tür bir saldırının Amerikan egemen çevreleri içinde aktif biçimde değerlendirildiği, New York Times’ın “Eğer ABD Kuzey Kore’ye önce saldırırsa, bu öz savunma olur mu?” başlıklı bir yazıda vurgulandı. Yazı, Kuzey Kore’ye yönelik tek taraflı bir saldırıdan meşru bir seçenek olarak söz ediyor ve bunun yasal önleyici saldırı ölçütüne uygun olup olmadığını tartışıyordu.

Washington Post’taki tüyler ürpertici bir makale, Washington’ın Kuzey Kore’ye yönelik önleyici bir saldırıyı nasıl başlatabileceğini inceleyerek daha da ileri gitti. Makale, Trump’ın danışmanlarıyla uzlaşma sağlamaksızın nükleer bir ilk saldırı emri verebileceği ve ordunun ya da Kongre’nin onun emrini reddedemeyeceği sonucuna varıyordu.

Trump ister son derece dengesiz Pyongyang rejimini ABD’nin ezici güçle karşılık vereceği gözü dönmüş bir eyleme kışkırtmaya çalışıyor, ister Kuzey Kore’ye yönelik önleyici saldırılar başlatmanın koşullarını yaratıyor olsun, ABD “dünyanın daha önce görmediği” korkunç bir suça hazırlanmaktadır.

Savaş Kore Yarımadası’yla ve konvansiyonel silahlarla sınırlı kalsa bile, ölümler ve yıkım, 1950-53 Kore Savaşı sırasında olduğu gibi milyonları bulacaktır. Savunma Bakanı General James Mattis, bu hafta, Kuzey Kore’nin Washington’ın dayatmalarına boyun eğmemesi durumunda, ABD’nin “[Kuzey Kore] yönetiminin ve halkının sonunu” getireceği (yani 25 milyon nüfuslu bir ülkenin imhası) tehdidinde bulundu. Çin ve Rusya gibi başka nükleer güçlerin de içine çekilmesi durumunda, bunun hesaplanamaz küresel sonuçları olacaktır.

Bu krizden kim sorumlu? ABD medyası, tek bir ağızdan, suçu Kuzey Kore’nin “saldırganlığı”na atıyor. Bu, Amerikan medyasının bir devlet propagandası aracı rolüne uygun bir yalandır.

Şimdiki kriz, ABD emperyalizminin çeyrek yüzyıldır Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Orta Asya’da ve Balkanlar’da izlediği açık bir saldırı politikasının ürünüdür. Pentagon, Washington’ın küresel emellerinin önünde bir engel işlevi görmüş olan Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından, ABD’nin temel stratejisinin “gelecekte herhangi bir küresel rakibin ortaya çıkmasını imkansız hale getirmeye odaklanması” gerektiğini belirten bir savunma yönergesi hazırlamıştı.

Şimdi Trump ve danışmanları tarafından Kuzey Kore’ye yönelik bir saldırıyı, hatta nükleer bir saldırıyı meşrulaştırmak için başvurulan “önleyici savaş” doktrini, ilk kez Başkan George W. Bush tarafından, Irak’ın işgalinin bahanesi olarak dile getirilmişti. Başkan Barack Obama, Amerikan “değerlerine ve çıkarlarına” yönelik herhangi bir tehdidin ABD’nin başka bir ülkeye askeri olarak saldırması için yeterli sebep olduğunu ilan ederek, Bush’un doktrinini genişletti. Bu yeni doktrin, uluslararası hukukun apaçık bir ihlalidir. Bir saldırı savaşı başlatmak, Nazi önderlerinin II. Dünya Savaşı’nın ardından Nüremberg duruşmalarında suçlandığı ve hüküm giydiği başlıca suçtu.

Trump yönetimi bu suçun izinden giderken, Amerikan medyasında ve uluslararası medyada, Kuzey Kore’nin önderi Kim Jong-un’u bir deli olarak şeytanlaştırmaya ve yönetiminin yarattığı “kitle imha silahları” tehdidini büyük ölçüde şişirmeye yönelik bir yarış söz konusu. Bu, kamuoyunu ürküterek ABD önderliğinde Sırbistan’a, Irak’a, Libya’ya ve Suriye’ye karşı başlatılan savaşlara yedeklemeye çalışmak için kullanılmış olan iyi bilinen basmakalıp yöntemi izlemektedir.

Bu propaganda yağmurunun ardında, yaklaşan savaşın esas karakteri nedir? Bu, dünyanın en ağır biçimde silahlanmış emperyalist gücü ile toplumsal ve siyasal karakteri 20. yüzyıldaki amansız sömürgeci ve emperyalist baskının ürünü olan ezilen ve yoksul bir ülke arasındaki bir çatışmadır.

ABD, Japonya’nın 40 yıldan uzun süren acımasız sömürge egemenliğinin ardından, Seul’de bir askeri diktatörlük kurmuş ve 1950’lerin başında, Kore Yarımadası’nın Kuzey ve Güney biçimindeki yapay bölünmesini korumak için soykırımsal bir savaş yürütmüştü. Kuzey Kore, savaşın sona ermesinden bu yana, birbirini izleyen provokasyonların ve askeri tehditlerin eşlik ettiği ABD önderliğindeki bir ekonomik ablukaya tabi tutulmaktadır.

Trump yönetiminin savaş tehditlerinin baş hedefi Kuzey Kore değil; ABD’nin bölgesel ve küresel egemenliğinin önündeki başlıca engel olarak gördüğü Çin’dir. ABD’nin Asya Pasifik genelindeki askeri yığınağı, faşizan milyarder Trump ile başlamadı. Bu, Obama yönetiminin “Asya’ya dönüş”ünün bir devamıdır. Obama, bu jeostratejik girişimi Trump’a devrederken, Kuzey Kore’yi yeni yönetimin karşı karşıya olduğu başlıca askeri sorun olarak saptamış ve Kuzey Kore “tehdidi”nin ABD’nin Çin ile cepheleşmesini arttırmanın bahanesi olarak kullanılmasını öğütlemişti.

Trump’ın savaşçı açıklamalarının Pyongyang’a karşı yeni yaptırımların BM Güvenlik Konseyi’nde oybirliği ile kabul edilmesinin hemen ardından gelmesi, Washington’ın Çin’in yaptırım kararına onay vermesini bir zayıflık işareti ve cepheleşmeyi hızla tırmandırmaya yakılmış bir yeşil ışık olarak yorumladığını göstermektedir. Kuzey Kore’ye yönelik “ateş ve öfke” tehdidi, Çin’e, Rusya’ya ve ABD egemenliğine yönelik bir sorun oluşturan bütün güçlere yönelik örtülü bir uyarıdır.

Kuzey Kore’ye yönelik bir ABD saldırısı, daha önce 1950’lerde olduğu gibi, hızla Çin ile bir savaşa dönüşebilir. ABD’nin kontrolündeki stratejik konuma sahip bir Kore Yarımadası, 1930’larda Japon emperyalizmi için olduğu gibi, kuzey Çin’e yönelik provokasyonlar ve müdahaleler için sıçrama tahtası haline gelebilir. 67 yıl önce ABD’nin Kuzey Kore’yi ele geçirmesini önlemek için savaşan ve Pyongyang ile hala karşılıklı savunma anlaşması bulunan Çin, tehlikenin oldukça farkında ve kuzey sınırını askeri olarak takviye ediyor.

Savaş kışkırtıcılarını silahsızlandırmanın ve yeni bir dünya savaşına doğru emperyalist yönelimi durdurmanın tek yolu, işçi sınıfının uluslararası ölçekte bağımsız devrimci seferberliğidir.