Japonya’daki seçimlerde, iktidardaki LDP üçte iki çoğunluğu korudu

Ben McGrath
26 Ekim 2017

Japonya’daki Liberal Demokratik Parti (LDP), Pazar günkü genel seçimlerde elde ettiği ezici bir zaferin ardından iktidarını korudu. Başbakan Şinzo Abe’nin partisi ve onun küçük koalisyon ortağı Komeito, Ulusal Parlamento’nun alt meclisindeki üçte iki çoğunluklarını da sürdürdüler.

Yalnızca birkaç koltuk belirsizliğini sürdürürken, LDP, Abe’nin Eylül sonunda parlamentoyu feshetmesinden önce sahip olduğundan bir koltuk az kazanarak, 283 koltuk elde etti. 29 milletvekilliği elde eden Komeito, beş koltuk kaybetmiş oldu. Koalisyon, üçte iki çoğunluğu sağlayan toplam 312 koltuğu sahip. İki ana muhalefet partisi, Anayasal Demokratik Partisi (CDP) ile Umut Partisi (Kibō no Tō), sırasıyla 54 ve 49 koltuk aldı. Japonya Komünist Partisi’nin (JCP) koltuk sayısı ise, 21’den 12’ye düştü.

Medya, Abe’nin zaferinin politikaları için bir onay olduğunu ilan ediyor. Gerçekte, seçim sonuçları, bir bütün olarak siyaset kurumuna yönelik yaygın yabancılaşmayı göstermektedir. Kyodo haber ajansı, seçime katılımın, savaş sonrası dönemdeki en düşük katılım olan 2014 genel seçimindeki yüzde 52,66’dan az bir farkla, yüzde 53,83 olduğunu tahmin etti. Lan Tayfunu’nun neden olduğu kötü hava koşulları da, özellikle tüm partilere yabancılaşmış olanlar arasında, seçime katılımı düşürmüş olabilir.

Kasım 2019’da artık Japonya’nın en uzun süre görev yapan başbakanı olacak olan Abe, erken seçimi, savaş yanlısı politikalarına destek talep etmek için kullandı. Bu, anayasanın, savaşı reddeden ve Japonya’nın silahlı kuvvetlere sahip olmayacağını ilan eden 9. maddesinin içini boşaltma teklifini kapsıyor. Bu yeniden askerileşme yönelimi, şu anda Kuzey Kore’yi ve daha kapsamlı bir biçimde de Çin’i hedefliyor.

Abe, Cumartesi günü yaptığı bir konuşmada şunları belirtmişti: “Artık Kuzey Kore tarafından kandırılmamıza izin veremeyiz. Onun tehditlerine boyun eğemeyiz. Biz, güçlü diplomasimizden yararlanarak, Kuzey Kore’nin politikasını değiştirmekten ve müzakere masasına dönmekten başka seçeneceğe sahip olmayacağından emin olmak zorundayız.”

Abe, Japon emperyalizmi ve II. Dünya Savaşı sırasında Kore, Çin ve Asya genelinde işlenen suçlar ile yakından bağlantılı olan Doğan Güneş bayrağı sallayan taraftarlarıyla çevrelenmişti.

Abe’nin diyalog çağrısı, özellikle onun daha önce her türlü görüşmeyi reddettiği göz önünde bulundurulduğunda, bütünüyle ikiyüzlüdür. Abe, ABD’deki Trump yönetimini destekliyor. O, ABD başkanı ile “uygun adım” yürümeye devam edeceğini söyledi.

ABD’nin Japonya’daki yeni büyükelçisi William Hagerty, 29 Eylül’de, Abe-Trump ilişkisini övmüş ve onların, “bu iki dünya liderini hemen hemen günlük olarak görüşme ve iletişim halinde tutan sıkı bir bağ”a sahip olduklarını söylemişti. Trump, 25 milyon nüfuslu yoksul ülkeyi “tamamen yok etme” tehdidinde bulunduğu Birleşmiş Milletler’deki konuşması da dahil olmak üzere, Kuzey Kore’yi sürekli tehdit ediyor.

Abe, bu yılın başında, anayasayı 2020’ye kadar değiştirme niyetinde olduğunu söylemişti. Anayasanın on yıllardır yeniden yorumlanması, 9. maddenin anlamını sürekli aşındırmış durumda ancak bu madde hala yeniden askerileşmenin önündeki yasal bir engeli temsil ediyor.

Abe, Öz Savunma Kuvvetleri’ni (Japon ordusunun resmi adı, SDF) resmen tanımayı ve savaşa girmenin önündeki kısıtlamaları hafifletmeyi planlıyor. Bu, Eylül 2015’te kabul edilen ve Japonya’nın, bir müttefikle, yani ABD ile birlikte olmak koşuluyla yurt dışındaki savaşlara katılmasına izin veren anayasaya aykırı “kolektif öz savunma” yasasına geçerlilik kazandıracak.

Hiçbir düzen partisi, özellikle savaş sorunu konusunda, Abe’ye temelden karşı çıkmadı. Toprak satışlarını kapsayan son skandallara gönderme yapan muhalefet, başbakanı şahsen yozlaşmış olarak resmetmeye ve Japon kapitalizminin krizinden tek başına sorumlu göstermeye, böylece egemen sınıfın geri kalanını temize çıkarmaya kalkıştı.

Demokratik Parti (DP), iktidarda olduğu ve bütünüyle gözden düştüğü 2009-2012 dönemini hiçbir zaman atlatamadı. Muhafazakar DP üyeleri, yeni sağcı, popülist Umut Partisi’nden yararlanma girişiminde bulundular ve Abe’nin erken seçim çağrısının hemen ardından ona katıldılar.

Umut Partisi, seçimde büyük bir patlama beklerken sekiz koltuk kaybetti. Partinin önderi, Tokyo Valisi Yuriko Koike, popülist vaatlerle ve Abe’ye yönelik suçlamalarla partisini farklılaştırmaya çalışmıştı ama o da Abe’nin militarist gündemine bağlı.

Abe, Koike’nin partisini şu sözlerle övdü: “Umut Partisi üyeleri, Anayasa’yı değiştirme söz konusu olduğunda olumlu ya da yapıcı bir yaklaşım gösteriyorlar. Umut Partisi de dahil olmak üzere, diğer partiler ile diyalog içinde olmak isterim.”

Kıdemli bir LDP üyesi olan Koike, seçimde aday olmamış ve partisinin kazanması durumunda başbakan adayı gösterilmeyi reddetmişti. Onun başlıca amacı, LDP’nin Abe’ye muhalif hiziplerini desteklemeyi teklif ederek hükümette etki kazanmaktı.

CDP’ye gelince, bu parti, Yukio Edano ve Umut Partisi’ne katılmaya karşı çıkan diğer DP üyeleri tarafından sadece üç hafta önce kuruldu ve yalnızca 78 aday çıkardı. Ancak o, seçimden önce 15 olan koltuk sayısını arttırarak, en büyük muhalefet partisi haline geldi. Edano kampanya sırasında, kötü havaya rağmen geniş kalabalıkları çekmiş ve CDP, internette hızla destek kazanmıştı. Partinin Twitter takipçileri, kuruluşundan iki gün sonra, LDP’ninkini (112.000) bile geçerek, 113.000’e ulaştı.

“Politikayı tepeden tırnağa değiştireceğini” ve değişikliklere karşı anayasayı savunacağını söyleyen CDP, Japonya Komünist Partisi’nin desteğiyle, kendisini LDP’nin ilerici bir alternatifiymiş gibi gösterdi.

Gerçekte, CDP böyle bir şeyi temsil etmiyor. Onun yeniden askerileşme konusundaki kaygıları, 9. Madde kılıfını, Japonya’daki burjuva egemenliğini istikrarsızlaştırabilecek bir savaş karşıtı hareketin gelişmesini önlemenin aracı olarak sürdürmekten ibarettir.

CDP, iktidara gelmesi durumunda, tüm temel konularda (savaş, kemer sıkma ve demokratik haklara yönelik saldırılar), Abe hükümeti ile aynı gündemi uygulayacaktır. O, tıpkı Demokratik Parti’nin 2009’da yaptığı gibi, ülkedeki toplumsal krizin üzerine gitmeye yönelik, sınırlı bile olsa, tüm vaatlerini çöpe atacaktır.