Jeff Bezos’un 100 milyar doları: Kamulaştırma gerekçesi

30 Kasım 2017

Amazon’un hisse senedi değerinde yaşanan bir Kara Cuma kabarmasının ardından, şirketin CEO’su Jeff Bezos’un serveti, onu dünyanın en zengin ikinci adamı olan Microsoft CEO’su Bill Gates’ten 10 milyar dolar daha zengin hale getirecek şekilde, 100 milyar dolar sınırını aştı.

100 milyar dolarlık adamın yükselişi, toplumsal eşitsizliğin dünya çapında görülmemiş artışındaki bir başka kilometre taşıdır. Bezos’un serveti, 19. yüzyılın hırsız baronlarını kıskançlıktan çatlatırdı.

Kasım ayında, Politika Araştırmaları Enstitüsü, en zengin üç milyarderin, ABD’nin en yoksul yarısınınki kadar bir servete sahip olduğunu gösterdi. Bezos’tan dolayı, bu çalışma şimdiden eskimiştir; çünkü bu milyarder, çalışmanın yayınlanmasından beri servetini kabaca 20 milyar dolar arttırdı. Dünya çapında, en zengin beş milyarder, dünya nüfusunun yarısı, yani yaklaşık 3,5 milyar insanınki kadar bir servete sahip.

Bezos, servetini, 300.000 kişilik uluslararası işgücü sayesinde elde etti. Amazon işçileri, Hindistan’da ayda sadece 233 dolar kazanıyor; ABD’dekilerin ortalama saat ücreti ise yalnızca 12,40 dolar. İşçiler, asgari güvenlik önlemleriyle, oldukça sınırlı sosyal haklarla ve genellikle geçici ya da “esnek” pozisyonlarda köle gibi çalışıyorlar. Eylül ayında, 59 yaşındaki Phillip Terry Indianapolis yakınındaki Amazon tesisinde bir yük kaldırma aracı tarafından ezildiğinde, Çalışma Bakanlığı, şirkete 28.000 dolar para cezası ödemek zorunda kalabileceğini söylemişti. Bezos, ABD’li çalışanlarının tam bir yılda kazandığından daha fazla olan bu rakamı bir dakikada kazanıyor.

Depolarını kurma karşılığında milyarlarca dolarlık vergi istisnaları ve karşılıksız bağışlar isteyen şirket, dünya genelinde hükümetlerden haraç talep ediyor. Amazon, 19. yüzyılın “şirket şehri”ni geri getiriyor. O, 200’den fazla Amerikan kentini, şirketin ikinci genel merkezini büyük bağışlarla kendine çekmeye yönelik bir teklif savaşına zorladı. Örneğin, Chicago, Amazon’a 2,25 milyar dolarlık bir “teşvik paketi” teklif ederken, Georgia eyaletindeki Stonecrest’in Kent Konseyi, şirketin ikinci genel merkezini onlara bahşetmesi durumunda kentin ismini “Amazon” olarak değiştirmeyi ve Bezos’u “ömür boyu belediye başkanı” olarak atamayı oyladı.

Bezos, şirketini ABD ordu-istihbarat aygıtının yarı resmi bir organına dönüştürmüş durumda. Daha bu ay, Amazon ile CIA, şirketin CIA, NSA, Savunma Bakanlığı ve diğer ordu-istihbarat kurumları için veri sağlayacağı yeni bir “Gizli Bölge” bulut sisteminin faaliyete geçtiğini duyurdu.

Bir CIA sözcüsü, kısa süre önce, 2013 yılında Amazon ile hükümet arasında yapılan 600 milyon dolarlık anlaşmayı “şimdiye kadar aldığımız en iyi karar” olarak adlandırdı. Kasım ayının başında, Senato, Amazon’un ordu-istihbarat aygıtına bilgisayar, sandalye ve diğer ofis malzemelerini sağlamasını garanti eden bir “e-ticaret portalı” yasa değişikliğini içeren 700 milyar dolarlık savunma harcaması yasa tasarısını onayladı.

100 milyar dolarlık adam, servetini, iktidar salonlarında muazzam bir etki elde etmek için ustalıkla kullanmıştır. Amazon, bu yıl, federal hükümette lobi çalışmasına 9,6 milyon dolar harcadı. Bezos, 2013’te satın aldığı Washington Post’un (WP) sayfalarını, Demokratik Parti’nin gündemini ilerletmek için kullanıyor. Kasım 2016’da, solcu haber sitelerini kapsayan ve sözde “Rus propagandası” yapan haber ajanlarına ilişkin düzmece bir liste olan “PropOrNot”’ı yayınlayan WP, Bezos’un yönetimi altında, Rusya karşıtı kampanyanın baş savunucusu olmuştur.

Bezos ordu-istihbarat kurumları ile gizlice anlaşarak kişisel bir servet yaparken, giderek artan sayıda insanın maddi gereksinimleri karşılanmamaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler (BM), 862 milyon insana bir yıllık yiyecek sağlayarak dünyadaki açlığı çözmenin 30 milyar dolara mal olacağını tahmin ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WTO), temiz suya erişimi olmayan insanların sayısını yarıya indirmek için sadece 11 milyar dolar gerektiğini ileri sürüyor. BM’nin bir başka çalışması, 26 milyar doların, eğitim almayan her çocuğa eğitim sağlamaya yeteceğini göstermişti.

Guttmacher Enstitüsü, 13 milyar dolarla, gelişmekte olan dünyadaki her anneye ücretsiz anne bakımı ve doğum öncesi bakım sağlanabileceğini tahmin ediyor. ABD’de belirli bir gecede evsiz olan 150.000 insanın her birine barınma sağlamak 11 milyar dolara mal olacak. Sıtmadan dolayı gerçekleşen 4 milyon ölümü önlemenin maliyeti, yıllık 6 milyar dolar.

Bu önemli değişikliklerin toplam maliyeti, kabaca 97 milyar dolardır.

Böylesine muazzam bir servet birikimi, dünyanın sosyalist dönüşümü için koşulların hazır olduğunun kanıtıdır.

Friedrich Engels, 1880’de yazdığı Ütopik ve Bilimsel Sosyalizm’de, sınıfların ortadan kaldırılmasının sosyalistler için ütopyacı bir hayal olmadığını belirtmişti. O, “dolayısıyla, üretimin, üretim araçlarına ve ürünlere ve bununla birlikte siyasi egemenliğe… toplumun belirli bir sınıfı tarafından el konulmasının yalnızca gereksiz değil ama ekonomik, siyasi, entelektüel açıdan gelişmenin önünde bir engel haline geldiği bir düzeye kadar gelişmesini gerektirir.”

Engels, şöyle devam ediyordu: “Üretim araçlarının toplumsallaştırılması, yalnızca üretim üzerindeki mevcut yapay sınırlamaları değil ama aynı zamanda, üretici güçlerin ve ürünlerin, günümüzde üretimin kaçınılmaz doğal sonuçları olan ve krizlerde doruk noktalarına ulaşan israfını ve imhasını da kesinlikle ortadan kaldırır. Dahası, o, günümüzün egemen sınıflarının ve onların siyasi temsilcilerinin anlamsız savurganlığını ortadan kaldırarak, büyük bir üretim araçları ve ürün kütlesini serbest bırakır. Toplumsallaştırılmış üretim aracılığıyla, toplumun her üyesine, yalnızca maddi olarak tamamen yeterli ve günden güne daha tam hale gelen bir yaşam sağlama olanağı değil; herkes için özgür gelişmeyi ve fiziksel ve düşünsel becerilerini kullanmasını sağlayan bir yaşam. Bu olasılık, şimdi, ilk kez burada; ama burada.”

Bu, günümüzde çok daha geçerlidir. Geçtiğimiz çeyrek yüzyılın teknolojik ilerlemeleri ve dünya ekonomisinin uluslararası bütünleşmesi, dünyayı ve hükümetleri kontrol altında tutan büyük şirketlerin elinde silah haline gelmiş durumda. Bir yandan, bu şirketlerin özel mülkiyette olması servetin yoğunlaşmasını kolaylaştırıyor. Diğer yandan, dünya ekonomisinin küresel karakteri ile ulus devlet sistemi arasındaki çelişki, her yerde savaş, diktatörlük ve on milyonlarca sığınmacının yerinden yurdundan edilmesi biçiminde patlak veriyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi, toplumun gereksinimlerini karşılamak için, büyük şirketlerin işçilerin demokratik olarak örgütlenmiş uluslararası toplumsal denetimi altına alınmasını talep etmektedir.

Mali oligarşinin büyük şirketlerin mülkiyetinde dışavuran devasa servetine el konulmalı ve bu servet kamulaştırılmalıdır. Dünya ekonomisinin anarşik gücünü dizginlemek ve maddi kıtlığı ortadan kaldırmak için, karmaşık teknolojiler, tedarik zincirleri ve gelişmiş taşımacılık sistemleri örgütlü, planlı bir şekilde bütünleştirilmelidir.

Amazon, mükemmel bir örnektir. Onun her üreticiden becerisine göre gelen suyu, gıdayı ve ilacı, ihtiyacına göre her tüketiciye getiren tedarik hatları ve sevkiyat sistemleri, malları dünyanın dört bir yanına dağıtabilmektedir.

Teknoloji şirketlerinin siyasi muhalefeti sansürlemek ve kara listeye almak için kullandığı son derece gelişmiş bilgisayımsal güç, Houston ve Porto Riko gibi afet bölgelerinde kurtarma ve yeniden inşa görevleri yürütmek üzere lojistik analiz yapmak için kullanılabilir. Savaş alanlarında kullanılan insansız hava araçları parçalanabilir ve okullar, müzeler, kütüphaneler ve tiyatrolar inşa etmek için malzeme dağıtımı yapmak ve internet hizmetini tüm dünyada ücretsiz erişilebilir hale getirmek üzere yeniden yapılabilir.

Egemen sınıf ve tüm siyaset kurumu, servetlerini kamulaştırma yönündeki her girişime doğrudan karşı çıkmaktadır. Gerekli olan şey, işçi sınıfını, sosyalizm uğruna mücadele yoluyla devlete ve onun dayandığı sosyoekonomik sisteme karşı siyasi bir mücadelede harekete geçirmektir.

Eric London