ABD hükümeti ve Rusya seçimleri

29 Aralık 2017

Demokratik Parti ve ABD’nin başlıca medya kuruluşları, geçtiğimiz yıl boyunca, delirmişçesine, 2016’daki ABD seçimlerinin Rus müdahalesiyle baltalandığı yönündeki doğrulanmamış iddialara odaklandı.

Rus yetkililerin Aleksey Navalni’nin yaklaşan devlet başkanlığı seçimlerine katılmasını engelleme kararına yönelik tepkiyi değerlendirirken, bu iddiaları göz önünde bulundurmakta yarar var. Bu adım, Amerikan basınında ve uluslararası basında bilgiç kınamalarla karşılaştı. Gazeteler, Navalni’yi, “yolsuzluk karşıtı bir mücadeleci” ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik “halk muhalefeti”nin “demokratik” yüzü olarak öven yazılar yayınladılar.

Washington Post, Navalni’yi engelleme adımını kınayan bir başyazı yayınladı. Yazı, Navalni’nin “gerçek saldırıları”nın Putin’in “otoriter” hükümetine yönelik “muhalefete yol göstermeye” yardımcı olduğunu ve “bu yıl, Rusya’nın tüm kentlerinde yönetimi kınayacak on binlerce izleyiciyi ortaya çıkardığını” ilan etti.

Buradaki ikiyüzlülük ve siniklik nefes kesicidir. ABD seçimlerine yönelik iddia edilen Rus “müdahalesi” birkaç on bin dolarlık Facebook reklamından ibaretken, Navalni neredeyse tamamen bir ABD Dışişleri Bakanlığı kuklasıdır.

Yale World Fellows Program’dan mezun olan Navalni, Yale’nin web sitesinde, Demokratik Alternatif Hareketi’nin kurucularından biri olarak yer alıyor. Demokratik Alternatif Hareketi, sızdırılmış bir diplomatik yazışmada ABD hükümeti destekli National Endowment for Democracy’den [Ulusal Demokrasi Vakfı] fon alan bir örgüt olarak gösterilmişti ki bu, onun “bir Amerikan bağlantısıyla uzlaşmış görünme korkusu” nedeniyle gizlemiş olduğu bir gerçektir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, Putin hükümetinin siyasi muhalefete yönelik baskısına hiçbir şekilde destek vermemektedir. Bununla birlikte, ABD basınının “insan hakları”nı ve demokrasi”yi savunma pozu takınması bir saçmalıktır. Dünyadaki en eşitsiz ve demokratik olmayan gelişmiş ülke olan ve dünya çapında savaşın ve diktatörlüğün başını çeken ABD, başkalarına “demokrasi” dersi verecek konumda değildir.

Yabancı devletlerin siyasi işlerine ABD kadar doğrudan, düzenli ve utanmaz bir şekilde müdahale eden başka bir ülke yoktur. Propagandadan istikrarsızlaştırmaya ve muhalefet partilerini finanse etmeye; darbelerden bombardımanlara ve işgale kadar uzanan; bir bütün olarak alındığında Nazi Almanyası’ndan bu yana herhangi bir başka hükümetten daha fazla insanı öldürmüş olan Amerikan dış politikası, başka ülkelerin politikalarına kapsamlı bir müdahaledir.

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Profesör Dov Levin, Washington’ın 1946 ile 2000 yılları arasında başka ülkelerdeki seçimlere müdahale ettiği 81 olayı belgeleyen bir veritabanını bir araya getirdi. Bu sayı, ABD’nin karşı çıktığı adayların seçilmesini izleyen İran’daki, Kongo’daki, Guatemala’daki, Şili’deki ve daha birçok ülkedeki askeri darbeleri ya da rejim değişikliği operasyonlarını içermiyor.

ABD yönetiminin ve bizzat Başkan Bill Cilton’ın 1996’daki Rusya seçimlerinde Boris Yeltsin’in yeniden seçilmesini sağlamaya yönelik müdahalesi o kadar utanmazcaydı ki, Time dergisi, 15 Temmuz 1996 tarihli kapağında “Yanks to the Rescue” başlığının eşlik ettiği, Amerikan bayrağı tutan bir Yeltsin karikatürü yayınlanmıştı.

Milyarderlerin ve şirketlerin uyguladığı büyük etkiyle ve üçüncü parti adaylarına devasa zorluklar çıkaran antidemokratik kurallar labirentiyle ABD seçim sistemi, ABD halkının ezici çoğunluğunun sesini duyurmasını engellemektedir.

Bu ay ABD’ye yaptığı ziyaret hakkında rapor hazırlayan BM’nin aşırı yoksulluk ve insan hakları özel raportörü, “Bu kadar çok seçmenin haklarından mahrum edildiği… ve sıradan seçmenlerin siyasi sonuçlar üzerinde bu kadar az etkide bulunduğu bir başka gelişmiş ülke yok.” açıklaması yaptı.

Navalni’nin kampanyasının ABD istihbarat kurumlarının Rusya politikasına müdahale etmeye yönelik bir çabasını temsil ettiği yönündeki azımsanmayacak kanıtlara rağmen, ABD basını, Putin’in Navalni’ye karşı hamlelerini Kremlin’in Amerikan demokrasisini çökerttiği iddiasına bağlamanın bir yolunu buldu.

Washington Post (WP), başyazısında, “Bay Putin, tam da Rusya’daki siyasi rekabeti yasakladığı sırada, Batı’daki seçimleri baltalama ve etkileme çabalarını yönetmeye devam ediyor.” diye yazdı ve ekledi: “Ona göre, demokratik yarışmalar, içeride kaçınılması, dışarıda ise kullanılması gereken bir zaaftır. Bu bakımdan, Batılı hükümetler ile Rusya’nın demokratları Bay Putin’e karşı koymakta ortak bir nedene sahiptir.”

WP’nin sözcülüğünü yaptığı istihbarat kurumlarına göre, Rus hükümeti, üçüncü parti adaylarını teşvik ederek ABD seçimlerine müdahale etmeye çalışmış. Geçtiğimiz hafta, Senato İstihbarat Komitesi, kampanyasının Rusya merkezli TV ağı RT’de yer almış olmasına dayanarak, Yeşiller Partisi’nin 2016 başkanlık adayı Jill Stein’i soruşturduğunu duyurdu. Bu, üçüncü partilerin ve destekçilerinin gözünü korkutma çabasından başka bir şey olarak görülemez.

WP, ABD’deki Yeşiller Partisi destekçilerini vatan hainleri olarak damgalama çabalarını meşrulaştırırken, inanılmaz bir el çabukluğuyla, Rusya’da bir üçüncü parti adayının bastırılmasını kınıyor.

Navalni’nin resmen Rus oligarşisine yönelik halk muhalefetinin sesi olarak sunulmasında bir başka sorun daha var. Navalni, Rus seçmenler arasında çok az desteğe sahip olan bir aşırı sağcıdır.

Navalni, sağcı politikasını yolsuzluğa yönelik muhalefet sepetinin arkasına gizlese de, aşırı milliyetçilik, neo-Nazi gruplarla bağlar ve ırkçı görüşleri destekleme biçiminde uzun bir geçmişe sahiptir. O, bir YouTube videosunda, Rusya’daki azınlıkları “hamam böcekleri” ile karşılaştırmakta ve hamam böceklerinin terlikle öldürülebileceğini belirtip, insanlar için tabanca kullanılmasını tavsiye etmektedir. Navalni, 2008 yılındaki Rusya-Gürcistan savaşı sırasında, Gürcüleri defalarca “kemirgenler” diye adlandırmış ve tüm Gürcülerin Rusya’dan kovulmasın talep etmişti.

Salon’da yazan Danielle Ryan, ABD güdümlü basının Navalni’yi bir kahraman olarak övdüğünü belirtiyor ve şöyle diyor: “Navalni’nin milliyetçi eğilimleri, neo-Nazi gruplarla bağları, yabancı düşmanı yorumları ve göçmen karşıtı aşırı görüşleri hakkında çok az haber yapılıyor. Batı’da Navalni’nin milliyetçiliğine yönelik göndermeler genellikle gizlenir ya da baştan savılırken, başlıklar ona övgüler yağdırıyor.”

Gerçekten de, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan parasal yardım alan Navalni’ye ABD’de ve uluslararası basında çok kuvvetli bir eleştirisiz destek söz konusu. New York Times ondan bahseden 387, Washington Post 344, Financial Times ise 299 yazı yayınladı.

Kampanyasına yönelik uluslararası yayının kapsamına ve Rusya’da neredeyse ABD’deki kadar yüksek olan toplumsal eşitsizliğe yönelik yaygın halk muhalefetine karşın, Navalni, kısa süre önce yapılan bağımsız bir ankete göre seçmenlerin sadece yüzde 2’sinin desteğine sahip.

Putin ile Navalni arasındaki siyasi çatışma, nihayetinde, Rus hırsızlar yönetimi (kleptokrasi) içindeki ve ABD’nin etkin bir şekilde müdahale ettiği bir mücadeleyi temsil etmektedir. Putin’den ve temsil ettiği oligarşiden kurtulmak, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve istihbarat kurumlarının değil, Rusya işçi sınıfının görevidir.

Andre Damon