IYSSE: Humboldt Üniversitesi’ndeki Karl Marx etkinliğine 150 kişi katıldı

Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler
26 Ocak 2018

Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in (IYSSE) Berlin Humboldt Üniversitesi’nde öğrenci meclisi seçimleri kampanyasını desteklemek üzere düzenlendiği toplantıya yaklaşık 150 kişi katıldı. “Karl Marx’ın 200 Yılı: Marksizmin günümüzdeki geçerliliği” başlığı altında düzenlenen toplantıda, toplumsal eşitsizlik, militarizm ve Dördüncü Enternasyonal’in devrimci perspektifleri üzerine birkaç saatlik bir tartışma gerçekleşti.

Etkinliği, IYSSE’nin seçimdeki baş adayı Sven Wurm açtı. Wurm, IYSSE’nin Marx’ı akademik ilgiden dolayı incelemediğini vurguladı. “Kapitalist kriz yalnızca Marx üzerinden kavranabilir ve devrimci bir işçi sınıfı perspektifi yalnızca Marx üzerinden formüle edilebilir.”

Humboldt Üniversitesi’ndeki toplantı

 

Ardından, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin Almanca editörü Peter Schwarz, Marx’ın öğretilerini ve Marksizmin gelişimini ayrıntılı olarak inceledi. Schwarz’ın konuşması üç bölümden oluşuyordu. İlk olarak, Marx’ın öğretisinin ilkelerini inceleyen Schwarz, ardından Marksizmin son 150 yılda doğrulanmış mı yoksa çürütülmüş mü olduğunu ele aldı; son olarak da Marx’ın günümüzdeki geçerliliğini gösterdi.

Schwarz, Stalinizmin, sosyal demokrasinin ve Frankfurt Okulu gibi entelektüel eğilimlerin Marksizme yönelik sayısız çarpıtması göz önünde bulundurulduğunda, Marx’ın gerçekte ne söylediğine bakmanın önemli olduğunu belirtti. O, daha sonra, Marx’ın maddeci tarih anlayışı ve toplumsal gelişmeye ilişkin diyalektik kavrayışı üzerine ayrıntılara indi.

Marx, bu temelde, önce insan toplumuna ve onun gelişimine ilişkin bilimsel bir kavrayış oluşturmuştu ki bu, toplumu değiştirmenin önkoşuluydu. Komünist Manifesto’dan ayrıntılı alıntılar yapan Schwarz, Marx’ın nasıl sınıf mücadelesini tarihin motoru ve uluslararası işçi sınıfını da nesnel varoluş biçimi nedeniyle devrimci bir güç olarak kavradığını gösterdi.

Schwarz, Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla, kapitalizmin Marx’ın öngörmüş olduğu gibi çöktüğünü anlattı. Marksizmden vazgeçen İkinci Enternasyonal partileri, savaşı desteklemiş ve isyancı işçilerin vurulmasına olanak sağlamışlardı. Diğer yanda ise, savaşın Marksist karşıtları, özellikle Lenin ve Troçki, devrime hazırlanıyordu. Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, maddeci tarih anlayışını ve Komünist Manifesto’nun perspektifini doğrulamıştı.

Sovyetler Birliği’nde devrime ve işçi sınıfına karşı Stalin önderliğindeki bir bürokratik tabaka iktidara geldiğinde, Marksizm, Lev Troçki ve Dördüncü Enternasyonal tarafından savunuldu. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi, II. Dünya Savaşı sonrasındaki yalıtılmışlığına karşın, ısrarla, dünyanın her ülkesinde devrimci işçi partilerinin inşa edilmesi gerektiği düşüncesini savunmuştu.

1968 yılında işçi sınıfının kitle grevleri ve protestoları yeniden patlak verince, bunlar, işçiler arasında hala büyük etkiye sahip olan büyük sosyal demokrat ve Stalinist bürokrasiler tarafından kontrol altına alınabilmişti. Schwarz, bugün durumun bütünüyle farklı olduğunu açıkladı: “Eski aygıtlar çökmüş durumda ve Uluslararası Komite Marksizmin sesi olarak fark ediliyor.”

Schwarz, sözlerini, Dördüncü Enternasyonal’in Marksist perspektifinin günümüzde tamamen geçerli olduğunu söyleyerek sürdürdü. O, toplumsal eşitsizliğin bugün hiç olmadığı kadar büyük olduğunu gösteren dikkat çekici istatistiklere atıfta bulundu. ABD bir dünya savaşına hazırlanıyor ve militarizm Almanya’da da geri dönüyordu. Bu koşullarda, sınıf mücadelesi Avrupa’da ve dünya çapında yükseliyordu.

Konuşmasını, “Bizim şu andaki birincil görevimiz, sistematik, bilinçli ve girişken bir şekilde devrimci bir önderliği inşa etmektir. İnsanlığın temel sorununa (sosyalizm mi barbarlık mı) ilerici bir çözüm buna bağlıdır.” Diyerek sürdüren Schwarz, son olarak, WSWS’nin yeni yıl perspektifinden şu alıntıyı yaptı: “Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi, Karl Marx’ın doğumunun 200. yıldönümünü onun en ünlü sözüne uygun biçimde kutlayacaktır: ‘Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler; oysa asıl olan onu değiştirmektir.’”

Dinleyiciler, sunumu büyük bir ilgi ile takip ettiler. Sunumun ardından, sosyalizmin olabilirliği ve devrimci bir önderliğin inşası; eski Doğu Almanya’daki yurttaş hareketi deneyimleri; Birinci Dünya Savaşı; kitlesel medyanın etkisi ve bağımsız bir işçi sınıfı harketinin önemi üzerine birçok soru soruldu.

Schwarz ve Wurm, sorulara ayrıntılı yanıtlar verdiler. Etkinliğin sona ermesinin ardından koridorda devam eden tartışmaya, IYSSE’nin diğer üyeleri de dahil oldular. Toplantının sonunda, Wurm, konuşmalardan ve tartışmadan çıkarılacak başlıca sonucun, aktif hale gelmek ve devrimci önderliği inşa etmek olduğunu açıkladı. O, bunun ilk adımının 16-17 Ocak’taki öğrenci meclisi seçimlerinde IYSSE’ye oy vermek olduğunu, ama toplantıdaki herkesin aktif bir IYSSE üyesi olma kararı alması gerektiğini söyledi.

Toplantıya yönelik tepki çok olumluydu. Humboldt Üniversitesi’nde sanat tarihi okuyan Edessa, tüm sunumu dikkatle takip ettiğini söyledi ve ekledi: “Marksizmin temel pozisyonları etkileyici bir şekilde özetlendi.”

Etkinliği üniversitelerindeki afişlerden öğrenen Berlin Teknik Üniversitesi’nden iki öğrenci, sunumun şu anki güncelliğini özellikle önemli bulmuştu. Onlardan biri, “dünya çapındaki savaş tehditleri” ve Almanya’daki büyük partilerin açıkça sağa kayması oldukça kaygı verici, dedi.

Charité Hastanesi’nde tıp okuyan ve IYSSE ile öğrenci meclisi kampanyası üzerinden tanışan Koray, Marksizmin düşüncelerinin son derece güncel olduğunu düşünüyordu. O, “çünkü bugün artık temsil edildiğimi hissetmiyorum. Bugün ülkemizin izlediği politikaların halka değil ama bir avuç insanın kişisel çıkarlarına hizmet edecek şekilde, lobiciliğe ve paraya dayandığına inanıyorum.” diyordu.

Bu, işçileri hiçbir şekilde dikkate almayan Siemens’te görülebilirdi. Koray, “Doğrusu, kapitalizm insan onuruna aykırı. Beni bugün buraya getiren şey buydu. Bu Marksizmin güncelliğidir.” diye konuştu.

O, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her şey toplumsal eşitsizlik meselesi. Benim açımdan, militarizm bunun bir sonucu. Militarizm, yayılmacı politikalar açısından kapitalizmin siyasallaşmasıdır.” Emperyalist savaşların en azından Afganistan’dan beri aralıksız olarak sürdürüldüğünü belirten Koray, Trump’ın Amerikan kapitalizminin gerçek yüzünü gösterdiği konusunda hemfikirdi.

Onun Humboldt Üniversitesi’nde coğrafya okuyan okul arkadaşı Lara, Obama’nın aksine, “Trump’ta satır aralarını okumak zorunda değilsiniz.” diye ekledi. O, ABD’nin Kuzey Kore’ye karşı söyleminden kaygılıydı: “Trump öngörülemez. Bu beni ürkütüyor.”

Koray, daha önce hiç gerçekleşmemiş olduğu için nükleer bir savaşın güçlükle hayal edilebileceğini söyledi: “Ama bu benim hayata bakışımı değiştiriyor. Artık, tüm dünyadaki durumun son derece belirsiz olduğuna ve bir dünya savaşının bir kez daha gerçekten patlayabileceğine ilişkin bir parça farkındalıkla yaşıyorum.”

Edessa, Koray ve Lara gibi düşünen çok sayıda kişi vardı. IYSSE’ye katılmak, seçim kampanyasını desteklemek ve diğer etkinliklere davet edilmek için 30’u aşkın kişi iletişim bilgilerini bıraktı.