ABD’deki öğretmenlerin başkaldırısı yayılıyor

4 Nisan 2018

ABD’deki öğretmenlerin başkaldırısı, on binlerce öğretmenin, öğrencinin ve işçi sınıfından destekleyicilerin Oklahoma’daki ve Kentucky’deki büyük gösterilere katılmasıyla, Pazartesi günü yeni bir aşamaya girdi. Eğitimciler arasındaki artan huzursuzluk dalgası, tüm işçilerin yalnızca dikkatini ve desteğini değil ama aktif katılımını da gerektiriyor.

Oklahoma’daki 30.000 öğretmenin grevi, onların, Perşembe günü eyalet meclisi tarafından kabul edilen 6.000 dolarlık tek defalık ödemeyi ve büyük ölçüde azalan oranlı vergilerden finanse edilen okul fonlarındaki cimrice artışı reddetmelerinin ardından geldi. Kentucky’de protesto düzenleyen on binlerce öğretmen, emeklilik maaşlarını kesen bir yasanın geçen hafta kabul edilmesini protesto etti.

Eyalet meclisi binasının önünde toplananların bir bölümü

Başlangıçta bir günlük grev olarak ilan edilen Oklohoma’daki iş bırakma eylemi, bugün devam edecek. Tüm eyaletteki okullar kapalı kalmaya devam edeceklerini açıkladılar. Çoğu, bu durumun en azından Çarşamba günü de süreceğini bildirdi. Sendikalar öğretmenleri işlerine döndürmek için ellerinden geleni yaparken, grevin yayılması ve genişlemesi yönünde güçlü bir düşünce söz konusu.

Oklahoma ile Kentucky’deki gelişmeler, sınıf mücadelesinin ABD’de ve tüm dünyada yeniden canlandığının en son ifadesidir. Bu gelişmeler, Batı Virginia’daki öğretmenlerin dokuz günlük grevinden ve New Jersey’deki Jersey City öğretmenlerinin bir günlük grevinden bir aydan daha az bir süre sonra gerçekleşiyorlar. 28 Mart’ta, Arizona’nın Phoenix kentindeki binlerce öğretmen, yüzde 20 maaş artışı ve kamu okullarına daha fazla fon aktarılması talebiyle bir araya gelmişti.

Öğretmenlerin grevi, aynı zamanda, yüz binlerce öğrencinin geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği gösterilerin ardından gerçekleşiyor.

Son haftalarda, ABD’nin dışında, Yunanistan’da, Brezilya’da, Arjantin’de, Meksika’da, Britanya’da, Kanada’da, Kenya’da ve çok sayıda başka ülkede eğitimciler tarafından grevler ve protestolar düzenlendi. Bu yılın başlarında metal işçilerinin Türkiye’de grev kararı almasının ve Almanya’da greve çıkmasının; İran’da, Tunus’ta ve Fas’ta yaşanan başkaldırıların ardından, Fransa’daki tren sürücüleri, dün, sağcı iş reformlarına karşı bir dizi iş bırakma eylemi başlattı.

Sınıf çatışmasının yükselişi, remi burjuva siyasetinin tüm çerçevesini ve kurumlarını tahrip ediyor. O, sağcı, orta sınıf kimlik politikalarının yalanlarını ve New York Times ile diğer medya kaynaklarının bıkmaksızın teşvik ettiği, ABD içindeki asıl ayrımların sınıf değil ama ırk ve toplumsal cinsiyet etrafında döndüğü iddiasını paramparça etmektedir.

Oklahoma’daki, Kentucky’deki, Batı Virginia’daki ve Arizona’daki işçilerin hepsi, “kırmızı eyaletler” denilen; yani, ülkenin, 2016 seçimlerinde Trump’a oy verdiği için Demokratik Parti’nin o zamanki başkan adayı Hillary Clinton tarafından kısa süre önce “geriye bakan” olarak azarlanan kesimlerindeler. Demokratik Parti’nin yörüngesinde dönen orta sınıf örgütler, tekrar tekrar, bu eyaletlerdeki çoğunluğu beyaz olan işçilerin gerici ve ırkçı olduklarını ilan ettiler.

Bu eyaletlerdeki öğretmenlerin yükselttiği talepler, coğrafya, ırk ya da meslek ile tanımlanmış ya da sınırlandırılmış değildir. Eğitimin finansmanı onlarca yıllık bütçe kesintileri eliyle yıkıma uğratıldığı için, öğretmenlerin gelişmekte olan sınıf mücadelesinin ön cephesinde yer alması şaşırtıcı değil. Dahası, öğretmenler, ABD’deki toplumsal krizin, yoksulluktan ve işsizlikten uyuşturucu bağımlılığı ve evsizliğe kadar bütün sonuçları ile her gün karşılaşmaktadırlar.

Öğretmenlere ve kamu eğitimine yönelik saldırı, işçi sınıfının bütün kesimlerini hedef alan bir toplumsal karşı devrimin bir yanıdır. Çok küçük bir şirket oligarkları kesimi hayal edilemez ölçekte serveti elinde toplarken, nüfusun çoğunluğu düşük ücretlerle, hızla artan sağlık harcamalarıyla ve toplumsal altyapının yıkımı ile karşı karşıya.

Oklahoma’daki öğretmenler, birden çok iş almak zorunda olmaktan, binlerce dolarlık öğrenim kredilerini ödeyememekten ve aldıkları küçük ücret artışlarının artan sağlık hizmetleri kesintileri eliyle ortadan kaldırıldığından söz ettiklerinde, tüm işçilerin genel deneyimini dile getiriyorlar.

Gelişen sınıf mücadelesi, işçileri, on yıllardır iş ve ücret kesintilerine ve toplumsal eşitsizliğe olan muhalefeti ezmeye çalışmış olan işçi sınıfı karşıtı, şirket yanlısı örgütler (sendikalar) ile doğrudan çatışmaya sokmuştur. Oklahoma’daki ve Kentucky’deki grevler, Batı Virginia’da olduğu gibi, sendikalara ve onları kontrol eden üst orta sınıf yöneticilere karşı tabandaki işçiler tarafından örgütlenmektedir.

Amerikan Öğretmenler Federasyonu’nun (AFT) Başkanı Randi Weingarten (yıllık geliri 500.000 dolar), Batı Virginia’daki grevin ardından, sendika avukatlarının AFSCME’ye karşı Janus davasında Yüksek Mahkeme önündeki, “Sendikal güvenlik, grev yapmamanın karşılığıdır.” açıklamasını yineledi. O, egemen sınıfa, sendikaların güçsüzleşmesi “daha fazla faaliyete ve siyasi eyleme yol açacak” uyarısında bulundu. Sendikaların, işçilerin mücadelesini örgütlemek değil, ezmek için var oldukları gerçeği, burada en yetkili ağızdan ifade edilmektedir.

Burjuva medyası, Pazartesi günü, işçilerin sendikaların cenderesinden kurtulmasının sonuçları konusunda kaygılı yorumlarla doluydu. New York Times, grevlerin “sıradan öğretmenler tarafından Facebook üzerinden örgütlenmiş” ve “sendikaları hazırlıksız” yakalamış olduğunu belirtti. Bloomberg, grevlerin sonucu belli olmayan bir şekilde “hızlı bir şekilde tüm ülkeye yayılıyor” olduğunu; öğretmenlerin “yalnızca ‘sendikanın onayı olmadan grev’ yapmaya istekli olmakla kalmayıp, sendikalar bir anlaşmaya varsa bile bunu yapmaya devam edebilecekleri kanıtlanmış” olduğu için sendikaların “zor bir durumda” olduklarını yazdı.

Egemen sınıfın kaygısı, on yıllardır bel bağlamış olduğu kurumların tüm saygınlıklarını yitirmiş olmasıdır. Onların korkusuna, işçilerin sendika bürokrasisinden bağımsız ve ona meydan okuyacak şekilde örgütlenmesini ve harekete geçmesini mümkün kılan yaygın internet ve sosyal medya kullanımı ekleniyor.

İşçilerin mücadelesi, onları Demokratik ve Cumhuriyetçi partilerle ve tüm devlet aygıtı ile doğrudan çatışmaya sokuyor. Trump yönetimi işçi sınıfına karşı topyekün saldırı başlatırken, Demokratlar, istihbarat örgütleri ile ittifak halinde, Trump’a yönelik eleştirilerini, onun Ortadoğu’da ve Rusya’ya karşı daha saldırgan bir savaş politikası uygulaması talepleri üzerine odaklıyorlar.

Rusya’nın ABD’de “bölünme tohumları ekiyor” olduğu iddiası, işçilerin büyük şirketlere ve hükümete karşı muhalefeti örgütlemek ve koordine etmek için başvurduğu mekanizmaları durdurmayı amaçlayan bir internet sansürü rejimini haklı çıkarmak için kullanılıyor.

Egemen sınıf dış politika konusundaki iç anlaşmazlığını kavga ederek çözerken, tabandan bütünüyle farklı bir hareket oluşmuş ve şimdi Amerikan siyasi yaşamının yüzeyine çıkmış durumda. Egemen sınıfın bunun sonuçları konusundaki telaşı, Pazartesi günü Wall Street’te yaşanan, enflasyon (yani artan ücretler) korkusuyla hızlandırılmış elden çıkarmalarda tescillendi.

Çok sayıda farklı toplumsal protesto biçimi, her zamankinden daha fazla işçi sınıfı kimliği ve kapitalizm karşıtı yönelim ediniyor. Bu mücadelelerin nesnel mantığı, muhalefeti, toplumsal eşitsizliğe; ücret, sağlık hizmetleri ve emekli maaşları kesintilerine; polis şiddetine ve hem ABD’de hem de uluslararası ölçekte yaşanan sayısız toplumsal kriz biçimine karşı birleştiren bir genel grev yönündedir.

Bu mücadeleyi yürütmek için, işçilerin, kendilerini sendika olarak adlandıran kapitalizm ve şirket yanlısı birliklerden bağımsız yeni örgütlere ihtiyacı var. Yalnızca öğretmenler arasında değil ama işçi sınıfının tüm kesimleri (şirketlerden rüşvet yiyen sendika görevlileri tarafından dayatılmış sözleşmelerle çalışan otomotiv işçileri; yoksulluk ücretleriyle çalışan Amazon ve diğer hizmet işçileri; artan sağlık hizmeti maliyetleri ile karşı karşıya olan iletişim işçileri; bir borç, işsizlik ve savaş geleceği ile karşı karşıya olan öğrenci gençlik) içinde taban komitelerinin örgütlenmesi gerekiyor. Tüm işçiler aynı çıkarlara ve aynı sınıf düşmanlarına sahiptir.

Mücadele ABD ile sınırlandırılamaz. Sosyalist Eşitlik Partisi’nin öngörmüş olduğu gibi, sınıf mücadelesinin gelişmesi, ulusalcılığın/milliyetçiliğin zehirli etkisini zayıflatan ve derinden hissedilen uluslararası sınıf dayanışması duygusunu canlandıran uluslararası bir hareket olarak belirmektedir. Batı Virginia’da olduğu gibi, Oklahoma’daki ve Kentucky’deki olaylar da, dünyanın dört bir yanındaki işçilere esin kaynağı oluyor.

İşçi sınıfının bağımsız mücadele örgütlerinin kurulması, işçi sınıfı içinde sosyalist siyasi önderliğin geliştirilmesi ile birleştirilmelidir. İşçilerin içine girdiği mücadelelerin nesnel mantığının bilince çıkartılması gerekiyor. İşçi sınıfı, egemen sınıfın savaş, gericilik ve diktatörlük gündemine karşı, insanlığın karşı karşıya olduğu krize kendi çözümünü ileri sürmelidir: servetin kapsamlı bir yeniden bölüşümü, büyük şirketlerin ve bankaların kamusallaştırılması ve ekonomik yaşamın sosyalist temelde yeniden örgütlenmesi.

Joseph Kishore