ABD medyası Suriye’ye karşı topyekün saldırı talep ediyor

James Cogan
12 Nisan 2018

ABD basını ve uluslararası medya, Trump yönetiminin, söyleminin sonunu getirerek Beşar Esad’ın Rusya destekli Suriye hükümetine karşı yoğun bir askeri saldırı başlatmasını talep ediyor. Başyazı ajitasyonunun pervasızlığı, “eylem” çağrılarının Suriye’ye yönelik bir saldırının nükleer silahlı Rusya ile bir savaşı kışkırtabileceği olasılığına ilgisiz olmasıyla vurgulanıyor.

Başlıklar, Amerikan düzen basınına hakim olan düşünceyi aktarıyor: “Trump’tan birkaç güdümlü füze Suriye’nin savaş suçlarını durdurmayacak” (Washington Post); “Trump, Suriye’ye ikinci bir saldırı için büyük oynamak zorunda olacak” (Foreign Policy); “Trump, Suriye’de kabadayılığın sınırlarıyla karşılaşıyor” (New York Times).

Trump yönetiminin Suriye’deki Amerikan askeri operasyonlarında büyük bir tırmanmayı emretmesinin bahanesi, Suriye ordusunun geçtiğimiz hafta sonu, asilerin elindeki Duma kentinde kimyasal silah kullandığına ilişkin doğrulanmamış ve kuşkulu iddiadır. Suriye hükümeti karşıtı güçler tarafından yayınlanan ve kimi medya kaynaklarının özgünlüğünü doğrulayamadıkları tekzibiyle yeniden yayınlama yükümlülüğü hissettikleri korkunç video görüntüsü, klor temelli bir silahın etkisine maruz kalan çocukları gösterdiğini iddia ediyor.

Hem Esad yönetimi hem de sahada Suriye güçlerini destekleyen binlerce askeri personeli bulunan Rusya, iddiaları şiddetle reddediyor. Onlar açıkça ortada olan konulara işaret ediyorlar: Nereden bakılırsa bakılsın, kimyasal silah kullanımı hem askeri olarak gereksiz hem de onların çıkarlarına stratejik olarak zarar vericidir. ABD destekli İslamcı güçler, bütünüyle yenilgiye uğramış ve Duma’yı teslim etmiş durumda.

İddia edilen kimyasal saldırıdan yararlanan, hafta boyunca görüldüğü üzere, yalnızca, ABD’de, Avrupa’da ve tüm dünyada, egemen sınıfın, “asiler”in tam yenilgisini önlemek ve Moskova’nın Esad yönetimine desteğini bizzat Rusya’ya karşı savaş hazırlıklarını hızlandırma aracı olarak kullanmak isteyen hizipleridir.

Nisan 2017’de, Trump yönetimi, Suriye hükümetinin kimyasal silah kullandığına ilişkin, sonradan yanlış olduğu kanıtlanmış iddialara, Rus personelin faaliyet gösterdiği bilinen bir hava üssüne 59 güdümlü füze fırlatarak yanıt vermişti. Trump sonradan, Florida’daki konağında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile birlikte çikolatalı kek yerken, onu nükleer bir savaşı tetikleyebilecek bir saldırı konusunda uyarmış olduğu ile övündü.

Trump, bir yıl sonra, en son ve en az öncekiler kadar düzmece zehirli gaz iddialarına yanıt veren, Suriye hükümetinin “büyük bedel” ödeyeceği sözü veren ve Rusya ile İran’ı sözde kimyasal saldırıya suç ortaklığı yapmakla suçlayan savaşçı twitter mesajları yazdı ve açıklamalar yaptı. Birleşmiş Milletler’de, ABD’nin temsilcisi Nikki Haley, ABD’nin, Rusya ile Çin’in bir askeri eylemi veto etmesine bakmaksızın, “yanıt verecek” olduğu sözü verdi.

New York Times, Washington Post, Demokratik Parti ve adına konuştukları ordu istihbarat aygıtı, Trump’a, 2017’deki gibi sınırlı bir saldırının hiçbir işe yaramayacağı yönünde açık bir mesaj iletmiş durumda. Onlar, Esad yönetiminin devrilmesinden ve bu amaca ulaşmak için gerekirse Suriye’deki Rusya ve İran güçlerine karşı askeri güç kullanmaktan başka hiçbir şey istemiyorlar.

Washington Post, 11 Nisan günü, “Bay Trump’ın henüz karşılaşmadığı gerçek, Suriye’deki savaşların, onun ‘Hayvan Esad’ dediği diktatör yerinde kaldığı sürece devam edeceğidir.” diye yazdı.

New York Times’ın başyazısı şunları belirtiyordu: “Yineleyelim: Herhangi bir başarı şansı olması için, bir misilleme eyleminin, Suriye’ye istikrar kazandırmaya ve siyasi bir çözümü devreye sokmaya yönelik uyumlu bir diplomatik stratejinin parçası olması gerekir… Çatışma, Rusya’nın, İran’ın, Türkiye’nin ve ABD önderliğindeki bir koalisyon tarafından artık geriletilmiş İslam Devleti’nin Suriye’de bir yer edinmesine olanak sağlamıştır.”

Foreign Policy, kapsamlı bir saldırıyı onayladıktan sonra, kaygısızca, şu konuyu gündeme getirdi: “Böylesi kapsamlı bir operasyonun ABD’yi Esad’ın başlıca koruyucusu olan Rusya ile çatışmaya sürükleyip sürüklemeyeceği daha az açık. Yanıt, kısmen, ABD askeri eyleminin şiddetine bağlı…”

Ortadoğu’da “kapsamlı bir operasyon” gerçekleştirmenin askeri araçları, bölge çapındaki 25 yıllık ABD entrikalarından ve savaşlarından dolayı, zaten var. Irak’ta ve Körfez devletlerinde çok sayıda ABD uçağı konuşlanmış durumda. Güdümlü füzelerle donanmış ABD, Fransa ve Britanya savaş gemileri ile denizaltıları Doğu Akdeniz’e sevk ediliyor.

Fransa’daki Macron yönetimi ve Britanya’daki May hükümeti, yenilenmiş bir “gönüllü koalisyon”a katılmaya ve Rusya ve İran ile savaşa tırmanabilecek sürece katılmaya hazır olduklarının işaretini verdiler. ABD emperyalizmi tarafından dişlerine kadar silahlandırılmış olan Suudi Arabistan monarşisi, Suriye’deki askeri harekata ve üstü örtülü olarak, daha geniş bir bölgesel çatışmaya katılacağını belirtti. Buna, kaçınılmaz olarak, ABD’nin bölgedeki başlıca bağımlı devleti ve Pazartesi günü bir Suriye hava üssüne düzenlenen füze saldırısının zanlısı olan İsrail de dahil edilecek.

ABD Savunma Bakanlığı’nın sözcülerinden Eric Pahon, Foreign Policy’ye şunları söyledi: “Bütün planlarımızı ortaya koyuyoruz ama bu, nihayetinde Başkan’ın kararı [olacak]. Onun tercih edebileceği birçok seçenek var ve hepsi askeri değil.”

Bununla birlikte ABD medyasında verilen mesaj, Trump’ın askeri olmayan bir seçeneği tercih etmesi durumunda, onun zaten kuşatma altındaki yönetiminin, muhalefetten gelecek çok daha sert saldırılar ile karşılaşacağıdır. Onlar, savaştan başka hiçbir şeyle tatmin olmayacaklar.

Kısa vadede, en önemli hedef ABD’nin Ortadoğu üzerindeki egemenliğini güvenceye almaktır. Bu, daha uzun vadede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimini zayıflatmaya ve sonunda devirmeye yönelik hesaplı ve pervasız bir kararlılığın parçasıdır.

Egemen sınıfın Rusya ile çatışma peşinde koşan kesimleri, Moskova’nın ikili ajan Sergey Skripal’i bir sinir gazı ile zehirlemeye çalıştığı yönündeki iddialarının teşhir olması karşısında, yeni bir provokasyon sahnelemek için Suriye’deki emperyalist vekil güçleri görevlendirmiştir.

Rusya ile gerilimleri arttırmayı amaçlayan provokasyonlardaki bir diğer etmen, egemen sınıfın, ücretler, güvenceli iş ve insanca toplumsal koşullar uğruna büyüyen işçi hareketini yolundan çıkarmak ve ezmek için her şeyi göze almış olmasıdır.

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) dünkü perspektif yazısında belirtildiği gibi, “ağır siyasi krizlerin eşlik ettiği bir işçi sınıfı huzursuzluğu dalgasının ortasında, egemen seçkinler, savaşı, yalnızca Ortadoğu’daki bir dizi jeopolitik gerilemeyi tersine çevirmenin değil ama aynı zamanda siyasi muhalefete karşı sıkı önlemler almanın bir aracı olarak görüyorlar.”

Büyük bir askeri çatışma koşullarında, işçilerin toplumsal ve demokratik haklar uğruna grevleri ve gösterileri, hemen “düşmana yardım” olarak suçlanacaktır.