Küresel askeri harcamalar 1,7 trilyon dolara ulaştı

7 Mayıs 2018

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından Perşembe günü yayınlanan rakamlara göre, 2017 yılındaki küresel askeri harcamalar 1,7 trilyon doları aştı ki bu Soğuk Savaş döneminden bu yana tanık olunan en üst düzey.

Rapor, kaynakların yıkıcı amaçlarla israf edilmesinin düzeyine ilişkin bir fikir veriyor. SIPRI’ye göre, dünya çapındaki yıllık askeri harcamaların yalnızca yüzde 13’ü yoksulluğa ve açlığa son vermeye; yüzde dördü dünya nüfusu için gıda güvencesi sağlamaya; yüzde beşi sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya; yüzde 12’si herkese eğitim sağlamaya; yüzde üçü temiz su ve uygun sıhhi tesisat sağlamaya yetiyor.

Askeri aygıtına 2017 yılında 610 milyar dolardan fazla para akıtan ve kendisini izleyen 7 ülkenin toplamından daha fazla askeri harcama yapan ABD, bu alanda açık ara ile dünyanın en savurgan ülkesi oldu. Donald Trump tarafından kısa süre önce imzalanan 2018 yılı savunma bütçesi, bu rakamı 700 milyar dolara çıkartacak.

ABD, geçtiğimiz çeyrek yüzyıl boyunca, sürekli olarak, 1991’de Irak’ın istilası ile başlayan ve sonraki on yıl içinde Haiti’ye, Sudan’a, Afganistan’a ve Irak’a yönelik askeri müdahaleler ile Yugoslavya’ya karşı hava saldırılarının izlediği bir savaş halinde olmuştur. 2000’li yıllarda, Afganistan’ın 2001’de istilası ve işgali ile başlayan küresel “terörle mücadele” başlatıldı. Onu 2003’te Irak’ın istilası; Afganistan savaşının, 2004’te insansız hava araçları saldırılarının başlatılmasıyla birlikte Pakistan’a yayılması; 2011’de Libya’daki rejim değişikliği savaşı ve aynı yıl başlayan CIA tarafından kışkırtılmış Suriye iç savaşı ile üçüncü bir Irak savaşı izledi.

ABD tarafından silahlandırılmış ve finanse edilen ve Rusya ve İran yanlısı Beşar Esad yönetimini devirmek için savaşan İslamcı vekil güçler üzerinden bir rejim değişikliği operasyonu olarak başlamış olan Suriye’deki savaş, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Amerika’nın çok sayıda Rus’u öldürmesiyle övünmesi, İsrail’in ülkedeki İranlı hedeflere füze saldırıları düzenlemesi ve Suriye hükümetine ait tesislere yönelik ABD-Britanya-Fransa ortak füze saldırısı ile birlikte, ABD ile Rusya ve İran güçleri arasında bir çatışmaya evrilmiş durumda.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de Stalinist bürokrasi tarafından dağıtılmasının ardından, kapitalizmin savunucuları “tarihin sonu”nu (kapitalizmin nihai zaferini ve sosyalizmin sonunu) ilan etmişlerdi. Onlar, yeni bir liberal demokrasi, barış ve refah çağının doğuşunu selamlıyorlardı.

Ancak çeyrek yüzyıldan biraz uzun süre sonra, kapitalizm, hummalı bir silahlanmanın ve savaşın; askerileştirilmiş sınırlarla ve cadı avlarıyla karşılaşan milyonlarca sığınmacının; acımasız kemer sıkma politikalarıyla, aşırı sağcı ve faşizan partilerin büyümesiyle ve hükümetlerin dünya çapında otoriterliğe yönelmesiyle birleştirilmiş hızla artan eşitsizliğin olduğu bir kabus dünyası üretmiştir.

Artık, bölgesel savaşlar, gezegeni yeniden paylaşmayı amaçlayan bir üçüncü dünya savaşına doğru yayılıyor. Her büyük güç, 2008 küresel ekonomik krizinden bu yana uluslararası askeri harcamaları yaklaşık yüzde 10’a çıkartacak şekilde silahlanıyor.

Askeri harcamalarda geçtiğimiz on yıl içinde özellikle Orta Avrupa’da (yüzde 20) ve Doğu Avrupa’da (yüzde 33) gözlenen keskin artış, ABD ile NATO ittifakının Rusya ile savaş hazırlıklarını yansıtmaktadır. Dünya askeri harcamalarının yarısından fazlasını, artık NATO’nun 29 üyesi gerçekleştiriyor.

Washington, Obama ve şimdi de Trump yönetiminde, Avrupalı müttefiklerini askeri harcamalarını daha da arttırmaya zorluyor. Almanya’daki yeni büyük koalisyon hükümeti, askeri harcamaları 2024’e kadar gayrisafi hasılanın yüzde ikisine ulaşacak şekilde yaklaşık iki katına çıkarma sözü verdi. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, askeri harcamaları yüzde 35 arttırmayı planlıyor ve zorunlu askerliğin yeniden uygulamaya konmasını istiyor. Bu ülkelerin hepsinde, silahlanmaya, sosyal programlara ve işçilerin yaşam koşullarına yönelik bir saldırı eşlik ediyor.

Rusya’nın komşularını tehdit eden ezici bir güç olduğunu ilan eden kesintisiz ABD propagandasına rağmen, askeri harcamalarda en büyük yıllık gerileme bu ülkede yaşanmış (2016’dan yüzde 20 düşüş). Kremlin, 2017 yılında, ordusuna 66,3 milyar dolar harcamış ki bu, ABD’nin harcamalarının onda birinden biraz fazla.

Bu arada, ABD’nin Ortadoğu’daki başlıca müttefiklerinden biri olan Suudi Arabistan, 2017 yılındaki 69,4 milyar dolarlık askeri harcamayla, üçüncü sırayı Rusya’dan almış durumda. Arap Yarımadası’ndaki bu petrol zengini krallık, yıllık ekonomik çıktısının yüzde 10’unu ordusuna harcıyor ki bu dünyadaki en büyük ikinci oran. Suudi Arabistan’ın ABD’den alınmış askeri donanımı komşusu Yemen’deki katliamına adanmış durumda ama bu, yalnızca, onun başlıca hedefi olan İran’a karşı savaşın bir giriş müziğidir.

Asya ve Pasifik bölgesindeki askeri harcamalarda, 29 yıldır tanık olunmadık bir artış söz konusu. Bölgede, Obama’nın “Asya’ya dönüş” adlı yönelimi ile başlayan ve Trump yönetiminde devam eden büyük bir askeri yığınak yaşanıyor. Bölgedeki silahlanma yarışı, Çin ve Pakistan ile savaşa hazırlık için ülkesinin askeri güçlerini büyütmeye ve modernleştirmeye yönelik planları başlatan Narendra Modi yönetimindeki Hindistan ile birlikte, kesinlikle hızlanacaktır.

ABD, Rusya’ya karşı savaş hazırlıklarını, Washington’ın en tehlikeli rakibi sayılan Çin ile askeri bir çatışmanın başlangıcı olarak görmektedir. ABD bölgedeki deniz kuvvetlerini hızla takviye ediyor ve Çin’i kuşatmak için füze savunma sistemleri ile başka askeri tesisler kuruyor. Çin de buna kendi askeri takviyesi ile yanıt veriyor.

Japonya, II. Dünya Savaşı sonrası barışçıllık iddialarını bir yana bırakıp yeniden askerileşme yolunda ilerliyor.

ABD’nin askeri harcamaları tarihsel doruklara ulaşırken, Silikon Vadisi’nde Deneysel Savunma Teknolojisi Geliştirme Birimi adı altında özel bir birim oluşturan Pentagon, teknoloji devleri ile her zamankinden sıkı bağlar kurmuş durumda. Amazon, hem CIA hem de Pentagon ile sözleşmeler yapmış durumda; Google, insansız hava araçları cinayet programını genişletmek için Pentagon ile işbirliği içinde.

Rekor düzeydeki askeri harcamalara, servetin sürekli daha büyük bölümünün milyarderlerin elinde toplanması, onların kontrolündeki şirketlerin devlet aygıtları ile bütünleşmesi, işçi sınıfının yaşam standartlarına yönelik saldırı ve demokratik hakların adım adım ortadan kaldırılması eşlik ediyor ki buna, internetteki sosyalist ve savaş karşıtı seslere sansür uygulanması dahildir.

Savaşın, kemer sıkma politikalarının ve demokratik haklara yönelik saldırıların temel nedeni, her bir toplumsal gereksinimi topluma egemen olan mali oligarşinin zenginleşmesine tabi kılan, bir ayağı çukurda ve köhne kapitalist sistemdir.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK), 2016 yılında, emperyalist savaşa karşı uluslararası bir işçi sınıfı ve gençlik hareketinin inşası için şu ilkeleri ortaya koymuştu:

* Savaşa karşı mücadele, nüfusun bütün ilerici unsurlarını kendi arkasında birleştiren, toplumdaki büyük devrimci güç işçi sınıfı üzerinde yükselmelidir.

* Mali sermayenin diktatörlüğüne ve militarizm ile savaşın temel nedeni olan ekonomik sisteme son verme uğruna mücadele etmeksizin savaşa karşı ciddi bir mücadele söz konusu olamayacağı için, yeni savaş karşıtı hareket, kapitalizm karşıtı ve sosyalist olmak zorundadır.

* Dolayısıyla, yeni savaş karşıtı hareket, zorunlu olarak, kapitalist sınıfın bütün siyasi partilerinden ve örgütlerinden bütünüyle ve tartışmasız biçimde bağımsız ve onlara düşman olmalıdır.

* Yeni savaş karşıtı hareket, her şeyden önce uluslararası olmalı, işçi sınıfının muazzam gücünü emperyalizme karşı birleşik küresel bir mücadelede harekete geçirmelidir.

Burjuvazinin sürekli savaşına, işçi sınıfı tarafından, stratejik hedefi ulus devlet sisteminin ortadan kaldırılması ve bir dünya sosyalist federasyonunun kurulması olan sürekli devrim perspektifi ile yanıt verilmelidir. Bu, küresel kaynakların akılcı, planlı kullanımını ve bu temelde yoksulluğun ortadan kaldırılmasını ve insan kültürünün yeni doruklara ulaşmasını mümkün kılacaktır.

DEUK, bu Cumartesi, Marx’ın doğumunun 200. yıldönümü olan 5 Mayıs’ta, dünya genelinde wsws.org/mayday adresinden canlı yayınlanacak olan yıllık Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’nı düzenliyor. Tüm okurlarımızı ve dünyanın dört bir yanındaki bütün işçileri, 1 Mayıs 2018 toplantısına kayıt olmaya ve katılmaya çağırıyoruz.

Niles Niemuth