Ekvador devlet başkanı, Julian Assange’ın ABD’ye iade edilmesine izin vermeye hazır

Mike Head
3 Ağustos 2018

Ekvador Devlet Başkanı Lenín Moreno, 30 Temmuz Pazartesi günü, hükümetinin WikiLeaks’in editörü Julian Assange’ı hapsedilmek ve ardından ABD’ye iade edilmek üzere Britanya makamlarına teslim etme istekliliğine ilişkin şimdiye kadarki en net açıklamasını yaptı.

Moreno’nun açıklaması, Assange’ı Britanya ve ABD yönetimlerinin talep ettiği şartlar temelinde Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden ayrılmaya zorlama amacıyla Britanya’nın Muhafazakar Parti hükümeti ile yapılan görüşmelerin ileri bir aşamada olduğuna işaret ediyor.

Ekvador, Assange’a, onu düzmece casusluk ve komplo suçlamaları üzerinden potansiyel olarak ömür boyu hapisle ya da idam cezasıyla karşılaşmak üzere ABD’ye iade edilmekten korumak için, altı yıl önce siyasi sığınma tanımıştı. Trump’ın Beyaz Saray’ı, tıpkı kendisinden önceki Obama yönetimi gibi, WikiLeaks Washington’ın ve müttefiklerinin katliamlarını, toplu gözetlemesini, rejim değişikliği operasyonlarını ve diğer antidemokratik entrikalarını açığa vuran belgeleri yayınladığı için, Assange’ı sonsuza dek susturmak istiyor.

Şimdi, Moreno’nun hükümeti ve iktidar partisi, kendisini Trump yönetimi ve Avrupa’daki emperyalist hükümetler ile bütünleştirme amacıyla, Assange’ın sığınmasını kaldırma ve onu, uzun bir yargısız alıkoyma, suikast, işkence ve “kaybetme” siciline sahip olan ABD devlet aygıtının ellerine teslim etme süreci içinde.

Moreno, Madrid’e yaptığı resmi bir ziyaret sırasında, Pazartesi günü İspanyol gazetesi El País ile yaptığı röportajda, Assange’ın, elçilikten dışarı adım atar atmaz, ona 2012’de sığınma tanındığında sözde kefalet şartlarını ihlal ettiği için hapsedileceğini kabul etmek zorunda kalacağını söyledi. Bu, geçtiğimiz yıl İsveç makamlarının Assange’a yönelik uydurma bir cinsel saldırı “soruşturmasını” en sonunda düşürüp ona karşı Avrupa Tutuklama Kararı’na son vermesinin ardından, kefalet konusunun gereksiz hale geldiği gerçeğine rağmen oluyor.

Telesur web sitesinin yaptığı çeviriye göre, Moreno, “Tercihen, Bay Assange’la ve avukatlarıyla, onun Birleşik Krallık’ın bir dışarıya çıkış olasılığı için sunduğu koşulları kabul etmek isteyip istemeyeceğini görüşmek isteriz.” dedi ve şunları ekledi:

“Eğer bu olursa, ona Britanya yasaları önünde resmi olarak sunulan kuralı ihlal etmekten tamamlamak zorunda olacağı bir mahkumiyet olacağına inanıyoruz. Ve bu tamamlanır tamamlanmaz, o, hemen, herhangi bir riske girmeyeceği bir ülkeye iade edilme hakkından yararlanabilir.”

Assange, güvenli bir ülkeye iade edilme “hakkından yararlanma” şöyle dursun, Britanya’dan, onu talep eden tek ülkeye (ABD) iade edilme olasılığı ile karşı karşıya kalacak. Moreno hükümetinin görünüşteki tek talebi, ABD makamlarının idam cezası istemeyeceklerine ilişkin anlamsız bir sözdür.

Murdoch’un sahip olduğu, Londra merkezli Times’ın röportajın bir başka bölümü için yaptığı çeviriye göre, Moreno, El País’a şunları söylüyordu: “Bay Assange beş yılı aşkın süredir bu durumda ve onun haklarını, esasen yaşama hakkını savunan ve aynı zamanda, Ekvador’a, ülkemiz için kuşkusuz bir sorunu temsil eden bu şeye sahip olmama olanağı verebilecek ... bir çıkış yolu bulmalıyız.”

Moreno, “yaşama hakkı” ifadesiyle, açıkça, ABD’nin Assange’ı idam etmeme sözü vermesini kastediyor. Görünen o ki, Moreno, Assange’ın, fiilen bir siyasi idam cezası olacak şekilde, muhtemelen ömür boyu hücreye atılması konusunda herhangi bir kaygı taşımıyor.

Dahası, ABD emperyalizminin acımasız sicili göz önünde bulundurulduğunda, idama karşı herhangi bir güvence değersiz olacaktır. Şu anda ABD dışişleri bakanı olan Mike Pompeo, geçtiğimiz yıl CIA müdürü iken, WikiLeaks’i, doğrudan, bir “düşman istihbarat servisi” olmakla suçlamıştı. ABD Casusluk Yasası’na göre, bu tür bir faaliyet idam cezasına tabi tutulabiliyor.

Trump yönetiminin tehditleri, WikiLeaks’in CIA tarafından yürütülen büyük çaplı bilgisayar hekleme ve gözetleme faaliyetini ayrıntılandıran belgeleri yayınlamaya başladığı geçtiğimiz yıldan bu yana tırmanmış durumda.

Moreno, verdiği röportajda, temel siyasi sığınma hakkını ıskartaya çıkartıyordu: “Bir kişinin bu kadar uzun bir süre sığınmacı olarak kalması, insan haklarına uygun bir uygulama değildir.”

Ancak Assange, tam da art arda gelen Britanya ve ABD hükümetleri onun sığınmasını tanımayı reddettikleri için bu kadar uzun bir süre Ekvador büyükelçiliğinin içinde kapana kısılmıştır.

Moreno, Assange’ın Ekvador yurttaşlığı konusunda da, bunun ülkenin önceki dışişleri bakanı Maria Fernanda Espinosa tarafından tanındığını söyleyerek, ellerini temizledi. Espinosa, Ocak ayında, WikiLeaks kurucusuna, onun Ekvador’a serbest geçişini sağlamak için yurttaşlık tanımıştı. Britanya Başbakanı Theresa May’in hükümeti ise bu hakkı tanımayı reddetti.

Cumartesi günü, Assange’ın avukatları, herhangi bir suçlu iadesi işlemine itiraz edeceklerini söylediler. Assange’ın hukuk ekibinin üyesi olan Jennifer Robinson, CNN’e, “Bizim için, onu ABD’ye iade edilmekten korumak, saygı duyulması gereken kesinlikle en yüce, en önemli ve temel ilkedir.” dedi ve şunu ekledi:

“Bir yayıncının, bu faaliyeti nedeniyle kovuşturmaya uğramak üzere ABD’ye gönderildiği bir durumun asla söz konusu olmaması gerekir, bu yüzden, eğer zorlanırsa, Britanya mahkemelerinde onun iade edilmesine karşı mücadele edeceğiz.”

Robinson, Assange’ın uzun süredir alıkonulmasının sağlığı üzerindeki etkisi hakkında daha önceki uyarılarını yineledi: “Bu durum savunulamaz. Onun sağlığı geri döndürülemez biçimde zarar görüyor … Bu durum çok uzun devam edemez.”

Times’a göre, Assange’ın doktoru Sondra Crosby, WikiLeaks editörünün devam eden bir sıcaklık dalgasına direnme gücü hakkında kuşkularını dile getirmiş durumda. Bununla birlikte, Assange’ı iki hafta önce gören Ekvador büyükelçiliğindeki eski bir konsolos olan Fidel Narvaez, CNN’e, onun, sığınmasına herhangi bir şekilde son verilmesiyle mücadele etmeye kararlı olmayı sürdürdüğünü söyledi.

Narvaez, “O, büyük bir mücadele için yaratılmış ve bence, zor ve olumsuz durumlara kuvvetle göğüs geriyor.” dedi ve ekledi: “O, çok güçlü bir insan ama onun güneş ışığı olmadan, sadece yapay ışıkla küçük bir dairede yaşadığını unutmayın.”

Assange’ın karşı karşıya olduğu yakın tehlike, FBI’ın ve ABD’nin diğer “derin devlet” kurumlarının, Demokratik Parti’nin desteğiyle, Assange’ı ve WikiLeaks’i, Demokratik Parti’nin ve onun 2016 başkanlık adayı Hillary Clinton’ın siyasi olarak ifşa edici e-postalarını yayınlayarak Rus istihbaratı adına hareket etmekle suçlamak için gösterdikleri çabalarla yoğunlaştırılıyor.

Bu e-postalar, parti önderliğinin, Bernie Sanders’ın başkanlık kampanyasını kasten baltaladığını ve Clinton’ın, Wall Street’teki destekleyicilerini bütünüyle koruma yönündeki gizli taahhütlerini açığa vuruyordu.

Assange, e-posta sızıntısı konusunda bir Rusya bağlantısına ilişkin iddiaları tekrar tekrar reddetti. O, Ocak 2017’de, Fox News’e, “Kaynağımız Rus hükümeti değil, bir taraf ülke değil.” demişti.

Assange’ın avukatı Robinson da, CNN’e, “WikiLeaks, bu yayımla ilgili olarak Rus devleti ile herhangi bir şekilde ilişkide bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur.” diye konuşmuştu.

Assange hala bir Avustralya yurttaşı; ama İşçi Partisi muhalefeti tarafından desteklenen Turnbull’un Liberal-Ulusal hükümeti, Assange’a karşı ABD-Britanya-Ekvador komplosuyla suç ortaklığını sürdürüyor. Turnbull hükümeti, Assange’ın, istemesi durumunda, ABD’ye iade edilmeye karşı güvenceler ile birlikte Avustralya’ya geri dönme hakkını sağlamak üzere müdahale etmesi için, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin öncülük ettiği çağrıları geri çevirdi.

Bu deneyimlerin gösterdiği gibi, Assange’ın ve tüm temel demokratik hakların savunusu, işçi sınıfının, tüm kapitalist hükümetlere ve onları destekleyen sendikalara ve diğer örgütlere karşı siyasi seferberliğine bağlıdır. Bu, onu tutuklama ya da iade etme yönündeki her türlü girişime karşı kitlesel protestolara ve grevlere hazırlanmayı da kapsamalıdır.

Yazar ayrıca şunu öneriyor:

Julian Assange ve Latin Amerika’daki “sol”un ihaneti

[28 Temmuz 2018]