World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Almanya: PSG’nin seçim kampanyası çok büyük bir ilgi ile karşılandı

Muhabirlerimiz bildiriyor
3 Ağustos 2005
İngilizce’den çeviri (4 Temmuz 2005)

Almanya’daki Partie für Soziale Gleichheit - PSG (Sosyalist Eşitlik Partisi), önümüzdeki seçimlere en azından dört eyalette kendi adayları ile katılacak. Bu yıl yapılacak olan seçimlerde büyük partiler otomatik olarak seçime katılma hakkını kazanırlarken, PSG gibi daha küçük partiler seçime katılabilmek için, çok kısa bir süre içinde, her dört eyalette de 2.000’er imza toplamak zorundalar.

Geçen hafta parti ekipleri Berlin’de, Saxony’de, Kuzey Ren Westphalia’da ve Hesse’de PSG için imza toplamaya başladılar. Şu ana kadar elde edilen sonuçlar son derece olumlu - daha şimdiden toplam olarak yaklaşık 2.500 kayıtlı seçmen seçim formlarını imzalamış durumda. Bundan başka bir çok insan, özellikle yabancı işçiler ve oy verme yaşına ulaşmamış olan gençler kampanyaya destek verdiklerini ifade ettiler ve oy verme hakkına sahip olmuş olsalar PSG için imza vereceklerini söylediler.

PSG’nin uluslararası ve sosyalist bir perspektifi temel alan yeni bir işçi partisi inşa etme perspektifi, Sosyal Demokrat Parti (SPD)-Yeşiller Partisi koalisyon hükümetinin yaşamakta olduğu gözle görülür kriz ortamında destek kazanıyor. İmza verenlerin bir çoğu siyasi sorunlar üzerinde tartışmak istediler. Gündeme getirdikleri ortak temalardan biri toplumun geniş kesimlerinin artan yoksullaşmasıydı. Özellikle işçi pazarlarında ekiplerimizle görüşenlerin birçoğu bundan böyle akli dengelerini nasıl koruyabileceklerini bilmediklerini söylediler.

Örneğin Offenbach’ta, Almanya’da 38 yıl çalışmış olan bir Yunanlı "Gastarbeiter [misafir işçi]"in (sınırlı hakları olan göçmen işçilere verilen ad) dul eşi bize eline ayda 600 geçtiğini, buna karşılık asgari aylık harcamalarının yaklaşık 800 olduğunu anlattı. "Bu durumda ben geçimimi nasıl sağlayabilirim ki?" diye sordu.

Yeni Hartz IV düzenlemeleri nedeniyle, yeni ALG-II [işsizlik yardımı ödemesi] ile yaşamak zorunda kalan bir kadın şunları söyledi: "Ben bekarım ve ayda 590 alıyorum. Bu paranın her şeyi - kira, elektrik, telefon faturaları ve diğer her şeyi - karşılayacağı varsayılıyor. Faal olarak iş aradığım için, sürekli başvuru formları doldurmam ve postalamam gerekiyor, bu da masraflı bir şey. Bunun için iş kurumundan sabit 5 alıyorum ancak kalan harcamaları benim üstlenmem gerekiyor. Sahip olduğum özel "Frankfurt-Pasosu"na [indirimli yolculuk yapma olanağı veren paso] karşın aylık toplu taşıma kartı 41 tutuyor ve ben bu tutarı karşılayamıyorum."

Yeni işsiz kalmış, herhangi bir yardım almadan önce iki hafta beklemek zorunda olan bir kişi, iki çocuğuna nasıl bebek bezi ve yiyecek alabileceğini bilemiyordu. Bize sosyal hizmetlerin ve Caritas gibi (yoksullara yardım eden Katolik yardım derneği) diğer örgütlerin bu durumda olanlara yardım etmesinin sorumluluk alanları içinde yer almadığını söylediklerini anlattı. Verilen bürokratik yanıtlardan bezdiğini ve görevlilerin insanlardan çok kırtasiyecilikle ilgilendiklerini söyledi.

Berlin’de Sylvia Müller mesleki eğitim görenlerin içler açısı halini anlattı. Müller, gençlerin üç yıl süreyle eğitim gördükleri, endüstri boyunca yapılan satış yönetimi kursunda öğrenci. Bize, burada yaşamın her alanının nasıl kâr güdüsüne taabi kılındığını gördüğünü anlattı: "Benim mesleğimde artık kimse kaliteli bir eğitim vermenin peşinde koşmuyor, bunun yerine mümkün olan en ucuz eğitimi vermeye çalışıyorlar, çünkü en ucuz kursu veren bu eğitimi kimin vereceğini belirlemek için açılan ihaleyi kazanacaktır. Artık düzen partilerinden hiçbirine güven duymuyorum. Seçimlerde oy vermenin de hiçbir anlamı yok."

Diğer yandan Müller, PSG’nin perspektifine katıldığını belirtti. Şunları söyledi: "Bir şeyler elde edebilmek için önce uluslararası düzeyde birleşmemiz gerekli. Artık eski bürokratik partilere güvenemeyiz. En önemli olan unsur gençler ve yüzümüzü onlara dönmemiz gerekiyor."

Karşılaştığımız kimi işsiz ve düşük ücretli işçiler ise siyasi düzenin sağa kayışına politikaya kayıtsızlaşarak tepki veriyorlardı. Yoldan geçenler genellikle, "parti" sözcüğünü duyar duymaz, konuyla ilgilenmediklerini belirten el işaretleri yaptılar. Bu insanlar her türden politikacıyı gerçeklikten umutsuzca kopuk, başka bir gezegenden gelmiş yaratıklar gibi görüyorlar.

Frankfurt’ta yaşayan, 40 yaşında ve işsiz olan Robert Kohl şöyle dedi: "Politikacılar sıradan insanların sorunları hakkında kafa yorumuyorlar. İster SPD olmuş ister CDU [muhafazakar muhalefet partisi Hıristiyan Demokratik Birliği] olmuş benim için hiçbir şey fark etmez, bütün hepsine olan güvenimi yitirdim. Kendi çıkarlarını ve zenginlerin çıkarlarını düşünüyorlar ve şirketlerden alınan vergileri azaltıyorlar ancak geriye kalanların, bizlerin yaşamımızı nasıl sürdüreceğimizle hiç ilgilenmiyorlar."

Birçok insan, eski partilere artık güvenleri kalmadığı ve acilen aşağıdan gelen bağımsız bir harekete ve yeni bir partiye ihtiyaç olduğu görüşünü paylaştıkları için, PSG’ye destek verdiğini söyledi. Örneğin, eşiyle birlikte imza veren, Berlin’de yaşayan 26 yaşındaki işsiz fayans ustası Jens Wittenbecher şöyle dedi: "PSG’ye destek verdik çünkü bizim gördüğümüz muameleyi görenlerin kendilerini örgütlemesi gerektiğine inanıyoruz."

Pek çok insan PSG’nin enternasyonalist sosyalist perspektifine dikkate değer bir sempatiyle ve açıklıkla tepki verdi. SPD’nin ve Yeşiller Partisi’nin sağa kayışı, sosyal harcamalarda yapılan kesintiler ve işten çıkarmaların, siyasi bir alternatif bulmaya, dünya politikasına ve dünyadaki ekonomik gelişmelere ve erken seçim çağrısına olan ilgiyi bariz biçimde artırdığı görülüyordu.

İmza toplama ekipleri pek çok durumda imza atmaları için insanları ikna etmek üzere özel bir çaba harcamak zorunda kalmadıklarını gördüler. İmza veren hemen herkes üretim küresel ölçekte yapıldığından sosyal harcamalardaki kesintilere, işten çıkarmalara ve savaş tehdidine karşı küresel ölçekte bir partinin inşa edilmesi gerektiği konusunda hemfikirdi.

Bu perspektif özellikle genç insanlar arasında büyük bir yankı yarattı. Kuzey Ren Westfhalia’da müzik festivallerinde çok sayıda imza toplandı. 23 Haziranda Essen’de öğrenci harçları ile ilgili olarak yapılan bir öğrenci gösterisinde 95 imza toplandı. Bielefeld’deki Christopher Sokak Gününde 74 kişi imza verdi.

Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ile SPD’nin eski başkanı Oskar Lafontaine’in başını çektiği Seçim Alternatifi’nin (WASG) ittifakı ile oluşturulan yeni siyasi gruplaşmanın kampanyası farklı tepkiler aldı. İmza verenlerin bazıları bunun Lafontaine’e ya da PDS önderi Gregor Gysi’ye destek vermekle hiçbir ilgisinin olmadığı konusunda bütünüyle ikna olduktan sonra PSG için imza verdiler.

DSWS muhabirleri Frankfurt’ta iş ve işçi bulma kurumunun önünde evli ve iki küçük çocukları olan Bay Herold ve Bayan Schnitzler ile görüştüler. Evli çift son "Heuschrecken"dan ya da SPD başkanı Franz Müntefering tarafından başlatılan çekirgeler kampanyasından söz etmeye başladılar. (Heuschrecken [Çekirgeler - ç.n.] adı verilen bu kampanyada SPD yöneticisi kapitalizmin kimi en kötü aşırılıklarını eleştirerek, uluslararası kapitalist şirketleri "çekirgeler" olarak adlandırdı.)

Bay Herold şunları söyledi: "Şimdi herkesin arasından, tam da seçimlerin öncesinde, çok zengin olanlardan alınan vergilerin artırılacağını söyleyen çıka çıka Müntefering çıktı. Şimdi, sekiz yıl boyunca sosyal adaleti göz ardı ettikten sonra, sosyal adaletin sağlandığını görmek istediğini söylüyor. Ancak artık çok geç. Bu tamamen, yüzde 100 seçim propagandası - başka bir şey değil. Daha yeni CDU ile büyük bir koalisyon içinde yer alamaya hazır olduklarını açıkladılar. Artık hiç kimse SPD’ye oy vermez. Herkes son seçimde durumun ne olduğunu gördü ve kamuoyu yoklamalarında SPD’nin oyların sadece yüzde 25’ini alabileceği görülüyor."

İnşaat işçisi olan Bay Herold, tıbbi bir operasyondan sonra emekli olmak durumunda kalmadan önce, bir betonarme yapı işinde çalışmış. Karısı Bayan Schnitzler, "Eşim on yıllar boyunca ağır koşullar altında çalışarak kendisini çok yıprattı," dedi. "Şimdi de erken emekliliğe zorlandı. Ben ev kadınıyım ve iki çocuk annesiyim. Şimdi kimsenin bize yardım etmeye gelip gelmeyeceğini göreceğiz."

Bayan Schnitzler’in yıllarca Bilfinger/Berger, Waiss & Freitag ve Philipp Holzmann gibi büyük inşaat şirketlerinde ve bu şirketlerin taşeronluğunu yapan şirketlerde, şantiyelerde ustabaşı olan kocası AB politikalarının Avrupalı inşaat işçilerini nasıl birbirlerine karşı kullandığını açıkladı. Şöyle dedi: "Bu inşaat şirketlerinde, taşeron şirketler yoluyla Polonyalı ve Çek işçiler çalıştırılıyor. Bu insanlar çok düşük ücretle gece gündüz, Pazartesiden Cumartesiye, günde 10 ya da 12 saat çalışmak zorundalar. Bu insanlara çalışma hakkını fazla görüyor değilim ve gerçekten de çok ağır koşullarda çalışıyorlar. Ben de evimden uzakta çalışmak zorunda kaldım ve bunun nasıl bir şey olduğunu bilirim. Ancak bu işçilerin ücretlerinin ve haklarının tahrip edilmesi anlamına geliyor ve bir çözüm sağlamıyor."

Bay Herold şözlerini şu şekilde sürdürdü: "Schröder, Holzmann iflas ettiğinde Frankfurt’a geldi. Bir sürü söz verdi. Sonra da işçileri ortada bıraktı. Bu büyük bir sahtekarlıktı. Daha aşağı Saksonya eyalet başbakanıyken yüzlerce söz vermiş ve bunların hiçbirini tutmamıştı. Bu adam asla şansölye seçilmemeliydi."

Eşi şunları ekledi: "Elbette CDU, SPD’den daha iyi değil. Daha şimdiden, burada, Hesse’de, Ronal Koch’un [CDU üyesi Hesse eyalet başbakanı] göreve başladığını ve eğitim sistemini çökmenin eşiğine getirdiğini görüyoruz. Yine de insanlar gidiyorlar ve oy veriyorlar! Ben oy vermenin artık bir anlamının kalmadığını düşünüyorum - ama şimdi en azından gidip oyumu size verebilirim."

Konuştuğumuz pek çok insan gibi, bu aileler Lafontaine’in ve Gysi’nin yeni "Solun Partisi"ni bir alternatif olarak görmüyorlar. Bay Herald "Lafontaine’in kendisi yıllarca SPD’de görev yapan bir politikacıydı. Ona hiçbir biçimde güvenilemez," diyordu.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(4 Temmuz 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır